Nizip.com
Üye ol
Genç Muhabbet

Bilgisayar ve iman ( cen-net cafe)

Görüntülenme: …

M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#210168
BİLGİSAYAR VE İMAN
Cami imamı Abdullah hoca, bir iş için resmi dairelerden birine gider.
Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet- cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesuphanallah' lar, estagfirullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de peşpeşe:
CEN.NET CAFE
Cafe işleten delikanlıya:
- Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?
— Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim. Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline. Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur.
Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler
nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. Bir 'fesuphanallah' Bir 'fesuphanallah' daha çeker ve:
- Ahir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine.Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur. En azından bu da bir hürmet ifadesidir. 'Aferin' derken içinden, hayıflanır, istemeden:
- Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar. Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbıhal etmeye karar verir:
- Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?
— Buyurun amca, ne soracaktınız?
— Sen Allah'ı bilir misin?
Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları,
Her baktığında bir 'fesuphanallah' daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır. Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:
- Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca? Hayretle sormaktan alamaz kendisini:
- Biliyor musun? Peki, neyle biliyorsun Allah'ı, bana bir anlatır mısın?
Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:
- Bu bilgisayar ile biliyorum amca.
— Bunlarla mı? Pek anlayamadım.
— Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah'ın varlığının en açık delillerinden biridir.
Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir. Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darvin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:
'Bu Âlet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.' Darvin bile 'çüş lan deve' der. Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:
- Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?
— Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur; Yani bir anlamda da farzı muhal buranın rabbi benim.
Bazen oyun oynayıp, interneti kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor.
Hemen yakalıyorum onları. 'Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle? Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz? 'Paramız yok abi! ' derlerse; 'Yok öyle yağma! ' deyip cezalandırıyorum. İnternet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum. Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana?
Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı? Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?
- Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki, Allah'ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?
—Ben Allah'ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.
— Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım?
Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:
- Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır.
Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır.
Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır.
Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu. Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama muhabbete devam etmek istedi.
— Peki, varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?
— Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda
kendimi yeterli görmüyorum.
— Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım.
— Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca:
Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O'na ve sevdiklerine yer vermeliyim, O'nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım. İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O'nu söylemeli, O'nu anlatmalıyım.
Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu O'nun yolunda eskitmeliyim. Benim bildiğim bundan ibaret.
- Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!
— Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama bal demekle ağız tatlanmıyor ki!
Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şeyYine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir anti virüs programı bulmam lazım belki de..
— Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: ""NAMAZ""
- Eveeet amca, ""NAMAZ"" anti-virüs programlarından birisidir.
Hayat sistemine kurup, günde beş kere de bağlanırız
Böylece sürekli güncellenir.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#210169
Çok harika bir benzetme olmuş teşekkürler,bu kahinat onu söylemiyormu zaten.
Göze bir bakmak lazım fotogramı ve çekimi bitmiyor mubarek çekimi yapıyor baskı yapıyor ana bellege atıp kayıt yapıyor daha önceki çekimlerle karşılaştırıp degerlendiriyor atıgı olmadan işlemi bitiriyor.
Selamlar
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#210173
Yani şimdi Allah kainatın en büyük internet kafesinimi işletiyor.
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#210177
Sana hayranım üstat!!!!! yani bir konu ancak bu kadar iyi anlaşılır.
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#210180
Hikayeyi okuyunca bu anlaşılıyor ne kızıyon.
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#210183
Bir şeyi anlatmak için bir örnek verilmiş, eskiler teşbihte hata olmaz derler.Bir konuyu okursun o konudan yola çıkarak da esas varmak istediğin yere gelirsin.Dedim ya sana hayranım.
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#210187
Bana bir alem hasta birde sen, heh eheeeee.
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#210189
müslüm akpek;210187 wrote:Bana bir alem hasta birde sen, heh eheeeee.
:):):):):):):):):):)
xxhidayet Üye
Üyelik: 2009-01-31 Herkese açık mesaj: 3.361
#210199
Valla müslüm ammi; 'Kırmızı Başlıklı Kız' hikayesinden ne çıkarmalıyız, onu bilemiyorum artık!...:):)
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#210211
xxhidayet;210199 wrote:Valla müslüm ammi; 'Kırmızı Başlıklı Kız' hikayesinden ne çıkarmalıyız, onu bilemiyorum artık!...:):)
Kırmızı giyersen kurtlara yem olursun.:)
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#210229
xxhidayet;210199 wrote:Valla müslüm ammi; 'Kırmızı Başlıklı Kız' hikayesinden ne çıkarmalıyız, onu bilemiyorum artık!...:):)
Müslüm ammin ordan şunu çıkarır Hidayet; dam üstünde saksağan bu ne biçim lacivert...
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#210232
Konuyu yine mahvettik.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim