haklısın akhenaton abim...
ama bence aşk diye bişey yok sevgi diye hiç bişey yok...
eger sevgide varsa bu allah a peygambere ve ailene olan sevgi ve aşktır bence...
bu arada yazın çok güzel olmuş....
aşk üzerine kurulmamış mı kainat? eger habibim diyorsa yarattığına, sence aşk yokmu, sevgi yokmu? mecnun leylayı sevmeseydi,nasılbulurdu mevlayı??
dünyevi aşklar olmadan belkide bulamazdık ilahi aşkı..
işte bu yüzden var aşk.....
kainatın yaratılma sebebi olduğu için var aşk
leyladan mevlaya ulaştırdığı için var aşk
bir kalbin atış sebebi olduğu için var aşk.....
yine deilllaki yok diyorsan, olmasın aşk... yok farzedelim..:))
Senden bir şey isteyebilir miyim anne?
Biliyorum.Çoksey istiyorum.Belki de çok mızmızım.
Ama ben artık sikildim anne...Artık uykum geldi.Oynamak istemiyorum bu oyunu daha fazla.
Korkuyorum artık anne...Bu koca koca binalar beni korkutuyor.
Her sabah kahvaltımı yaparken izlediğim savaş haberleri beni korkutuyor.
Arabalardan korkuyorum anne...Kamyonlardan,otobüslerden....
Korna sesleri,motor gürültüleri beni korkutuyor.Çikardiklari dumanlar boğazımı yakıyor.
Gözlerimi kapatıp kulaklarımı tıkamak istiyorum anne.Duymamak,görmemek,düşünmemek istiyorum.
Tüm bu kalabalığın koşuşturması beni telaşlandırıyor anne.
Hepsinin gözleri donuklaşmış...Hepsi bomboş.Kendimi çok yalnız hissediyorum.
Bundan sonra karanlık,gri sokaklarda yürümek istemiyorum anne...
Acele etmekten bıktım artık.Kol saatimi kırsam bana kızar misin?
Hep birilerini ve gelecek olan bir zamanı beklemek beni daha fazla heyecanlandırmıyor.
Hersey çok hızlı anne...Ben günümü doya doya yasamak istiyorum.
Günesin doğusunu,agaçlarin arasındaki sabah sisini ve çiçeklerin yeşil yapraklarındaki bembeyaz şebnemleri görmek istiyorum....
İnsanların bağırıp çagirmalari,suratlarını asmaları beni ürkütüyor anne.
Sen beni kötülüklerden koruyabilir misin? Kendimi çok güçsüz hissediyorum.
Ben uyuyana kadar yanımda kalır misin anne? Elimi tutar misin? Hayır hayır... Vazgeçtim. Beni uyuduktan sonra da bırakma anne...Başımı gögsüne yaslayip günesli bir güne uyanmak istiyorum. Masmavi bir gökyüzünde uçan kuşları izlemek,yemyeşil tepelerde uçurtma uçurmak istiyorum.
Sıcak bir günün aksamının o tatlı turunculuğunu izlemek istiyorum anne...
Sonra Çobanyildizi’nin bana o ilk gözkirpisini görmek istiyorum.
Ve geceyi de yasamak istiyorum anne...
Yıldızların altında,denizin kıyısına oturup yalnız başıma dalgaları dinlemek istiyorum.
Aydede’nin doğusunu görmek istiyorum anne.Önce onun büyülü halesine bakmak, sonra da ağlamak istiyorum.
Ve mehtabına dalıp,saatlerce öyle kalmak..... Artık koşuşturmaktan sıkıldım. Ben, yemyeşil ormanın ortasındaki şirin evimde söminenin başında oturmak istiyorum... Ben; huzurlu ve dingin bir yasam istiyorum... Ama bu imkansız...
ANA YÜREĞİ
Anadolu'nun batısında yer alır benim memleketim.Orman köyüdür ve kışları nispeten buralara göre daha sert geçer.Hikayem ikinci dünya savaşı sırası oğlunu askere gönderen bir ana ile ilgili,aslında kadınlarımızın ne kadar saf ve temiz yürekli olduğunu anlatıyor;
Kadıncağız tek oğlunu asker etmiş dualarla,evdeki bütün işler kendisine kalmış çünkü dul kocası öleli beş-altı yıl kadar olmuş.kapısında bir kaç tane koyunu var onlarla ilgilenmek de ona bakıyor.Neyse kadının durumu açıkça sefillik ama ne yapabilirse oğluna göndermeye çalışıyor..
Kış geliyor bütün şiddetiyle kar dizden yukarda,tipi fırtına o biçim.Kadıncağız kapatmış hayvanları ahıra,kendisi, köylerde eski ocaklık vardır girişin (salonun)bir kenarında, ateşin başında oturuyor..Aklı hep oğlunda ya kalkıp kapıya gidiyor açıyor birden soğuk kendisine çarpınca başlıyor eyvah oğlum,yavrum dondu bu havada ,kimbilir nerelerde diye başlıyor ağlamaya..
"Yarabbi, sen oğluma ve arkadaşlarına yardım eyle.Bu soğuklardan onları koru."diye dua eder ve
bir müddet kapıdan baktıktan sonra giriyor içeri kapıyı kapatıp ateşin yanına oturuyor,biraz ısınınca başlıyor duaya;
"-Yarabbi, sana şükürler olsun hava biraz ılıklandı.."
Paylaşımlarınızın devamını bekliyorum siz annenizi bu kadar mı seviyorsunuz ????
Hadi cevaplarınızı bekliyorum.Buraya hanımlarınızı ne kadar seviyorsunuz diye konu açsa idim bir bir düşerdiniz :)
Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler
Acısıydı. adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice
Çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını süzüyordu. hakim tok
Sesiyle, yaşlı kadına:
-"anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?"
Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını
Aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı.
-"bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."
Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu,
Mahkeme salonunda...
Sessizlik, bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden
Birinin flaşıyla bozuldu. kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı,
Yaşanmış 50 yılın ardından? çok sayıda gazeteci izliyordu davayı...
Kadın neler diyecekti ? herkes, onu dinliyordu. yaşlı kadının
Gözleri doldu ve devam etti:
-"bizim bir sedef çiçeği vardı çok sevdiğim... o bilmez... 50 yıl
Önceydi .... o çiçeği bana verdiği çiçekler arasından kopardığım bir
Yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm. yavrumuz olmadı onları yavrum
Bildim. bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. o zaman adak adadım.
Her gece güneş açmadan önce, bir tas suyla sulayacağım onu diye...
İyi gelirmiş derlerdi. 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bir
Kerede bu çiçeği ben sulayayım demedi. taa ki geçen geceye kadar...o
Gece takatim
Kesilmiş uyuyakalmışım... ben, böyle bir adamla 50 yıl
Geçirdim. hayatımı, umudumu, her şeyimi verdim. ondan hiç bir şey
Görmedim. bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini
Yapmasını bekledim. onsuz daha iyiyim, yemin ederim."
Hakim yaşlı adama dönerek;
-"diyeceğin bir şey var mi, baba?" dedi.
Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış
Olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle, hakime yöneldi.
Tane tane konuştu :
-"askerliğimi reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım. o
Bahçenin, görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim.
Fadime'mi de orada tanıdım. sedefleri de... ona en güzel çiçeklerden
Buketler verdim. ilk evlendiğimiz günlerin birinde, boyun ağrısı
Nedeniyle, onu hekime götürdüm. hekim çok uzun süre uyanmadan
Yatarsa;
Boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi. her gece
Uykusunu bölüp uyansın, gezinsin dedi. hekimi pek dinlemedi bizim
Hatun... lafım geçmedi... o günlerde, tesadüf, bu çiçek kurumaya yüz
Tuttu. ben ona: "gece çiçek sularsan geçer dedim. adak dilettim...
Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. o sevdiğim kadını, yavrusu
Bildiği çiçekleri sularken seyrettim. her gece, o çiçek ben oldum
Sanki..." dedi adam. o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek
İfadelerle...
-"her gece, o yattıktan sonra uyandım. saksıdaki suyu boşalttım.
Sedef, gece sulanmayı sevmez, hakim bey... geçen gece de...
Yaşlılık... ben de uyanamadım. uyandıramadım... çiçek susuz kalırdı
Ama kadınımın boynu yine azabilirdi. suçlandım... sesimi çıkartamadım...
Küçük kiz, kendini bildigi günden beri annesinden
büyük bir sefkat görmüs ve ondan duydugu sözlerle,
pamuk prensesten daha güzel olduguna inanmisti.
Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik
yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula baslayinca isler
degisti. Arkadaslari onun hiç de güzel olmadigini, hatta
çirkin bile sayildigini söylemekteydi. Küçük kiz, ilk
önceleri onlara inanmadi çünkü herkes birbirini
kiskaniyordu. Ama bir kaç yilda gerçeklerle yüzlesti.
Annesinin bir pamuga benzettigi yüzü, çiçek bozugu
bir cilde sahipti. "Badem" dedigi gözleri ise sasiydi.
Vücudu da bir serviyi andirmiyordu. Demek ki, annesi
onu aldatmis ve yillar yili çekinmeden yalan söylemisti..
Genç kizin anne sevgisi, kisa bir süre sonra nefrete
dönüstü. Evlenme çagina gelmis olmasina ragmen yüzüne
bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere ragmen
düzelmiyordu. Genç kiz, doktorlarin gizlice yaptigi
konusmalardan kör olacagini anladiginda çilgina döndü
ve kendisini hâlâ çocukluk yillarindaki ifadelerle seven
annesinin bu yalanlarina dayanamayip evi terk etmeye
karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde is buldugunu
söyleyerek ondan önce davrandi ve kazandigi paralari
bir akrabasina gönderip, kizina bakmasini rica etti.
Genç kiz bir süre sonra görmez oldu. Karanlik dünyasiyla
bas basaydi. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu.
Yalanciydi annesi, ölse bile bir kayip sayilmazdi.
Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarini
söyleyerek kizi ameliyat ettiler. .
Ancak o, gözünü açtiginda yine ayni yüzü görmekten
korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azindan kimseye
yük olmazdi. Genç kiz, ameliyat sonunda aynaya baktiginda,
müthis bir çiglik atti. Karsisinda bir dünya güzeli vardi..
Gerçekten de harika bir kizdi gördügü. Yüzündeki
bozukluklar tamamen kaybolmustu. Çok kemerli olan
burnu düzelmis, kepçe kulaklari normale dönmüs ve
yaban otlarini andiran saçlari, dalga dalga olmustu.
Genç kiz, yanindaki yasli doktora sevinçle sarilarak:
"Sanki yeniden dünyaya geldim!" dedi. "Yüzümde hiçbir
çirkinlik kalmamis, estetik ameliyati siz mi yaptiniz?"
Yasli doktor: "Böyle bir ameliyat yapmadik kizim!."
diye gülümsedi. Annenin bagisladigi gözleri
taktik. Sen, onun gözünden gördün kendini!.".
Üretken ol biraz, kağıdı kalemi al, sen yazmaya çalış birşeyler. Bak balcan mevsimi de bitti, artık dengen yerine gelmiştir. tiny_mce/plugins/emotions/images/laugh2 [Eksik eski medya kaydı]
Annem; en karanlık gecelerde seherdeki güneş gibi üzerime doğan, herşey bitti dediğim zamanlarda, artık beni hiçbirşey kurtaramaz dediğim anlarda yıldırım gibi bana uzanan o elin sahibi...............
seni ne kadar sevsem azdır..
mecnunun leyla'yı,
ferhatın şirin'i,
kerem'in aslı'yı sevdiği kadar seviyorum seni demek isterdim ama yetmezki annem yetmezki....
seni senin beni sevdiğinin yarısı kadar bile olsa sevebilseydim keşke....
seni çoook seviyorum anne....
akhenaton
Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan
bir bebek varmış. Bir gün Allah’a sormuş:
-Allahım, beni yarın dünyaya göndereceğini
söylediler, fakat ben o kadar küçük ve
güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?
-Tüm meleklerin arasından senin için bir
tanesini seçtim. O seni bekliyor olacak
ve seni koruyacak. Meleğin sana hergün
şarkı söyleyecek ve gülümseyecek.
Böylece sen onun sevgisini
hissedecek ve mutlu olacaksın.
-Pekiiiii... İnsanlar bana bir şeyler
söylediklerinde, dillerini bilmeden
söylenenleri nasıl anlayacağım?
-Meleğin sana dünyada duyabileceğin en
güzel ve tatlı sözcükleri söyleyecek, sana
konuşmayı dikkatle ve sevgiyle öğretecek.
—Peki Allahım, ben seninle konuşmak
istersem ne yapacağım?
—Meleğin sana ellerini açarak
bana dua etmeyi de öğretecek.
—Dünyada kötü adamlar olduğunu duydum,
beni kim koruyacak?
—Meleğin seni kendi hayatı pahasına
dahi olsa daima koruyacak.
—Fakat ben, seni bir daha
göremeyeceğim için çok üzgünüm.
—Meleğin sana sürekli benden söz edecek
ve bana gelmenin yollarını sana öğretecek.
O sırada Cennette bir sessizlik olur
ve düyanın sesleri cennete kadar ulaşır.
Bebek gitmek üzere olduğunu anlar
ve son bir soru sorar:
-Allahm eğer şimdi gitmek üzereysem lütfen
çabuk söyle, benim meleğimin adı ne?
—Meleğinin adının önemi yok,
sen onu ANNE diye çağıracaksın ....
BAKIN BUDA KANINIZI DONDURACAK NİTELİKTE BİR YAZI;
ŞEFKATLİ ANNE
Bir gün bir anne oğlunu geç bir vakitte arar ve aralarında şu konuşma geçer:
--- merhaba oğlum
--- merhaba anne hayırdır gecenin bu vaktinde neden aradın bişeymi oldu
--- yok oğlum ne olacak ---
e niye aradın anne o zaman yarın işe gidecem gecenin bu saatinde bişey yoksa madem offfff
--- rahatsız mı ettim oğlum?
--- evet anne rahatsız ettin.
--- BUNDAN 25 SENE ÖNCE BU SAATTE SENDE BENİ RAHATSIZ ETMİŞTİN. ^^^^ DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM ^^^^
BEN YAZAMAYACAM ANNEME DAİR BİŞEYLER
YAZAMIYORUM ÇÜNKÜ HANİ DERLER YA KELİMELER KİFAYATSİZ KALIYO ANAM BENİM HERŞEYİM..
YA HANGİNİZ AÇTI BU KONUYU BENİ AGLATMAK İÇİN Mİ ŞU GURBET ELDE..ANNEM AZ KALDI GİDECEM DİZİNİN DİBİNDE OTURACAM..AZ KALDI ANNEM AZ KALDI...
Anne dünyanın en değerli varlığı,ama kiymeti bilinmeyen zaman zaman hor bakılan anne.
Annesi olan kıymetini bilmez, Annesi olmayan 1oo senede geçse onu unutmaz.
Dinimiz muazzam bie şekilde anneye kiymet vermiş ve gereğini yapmıştır.Ama
dünya bu '
الجنة تجت أقدام المهات.
'Cennet anaların ayakları altındadır''hadisini ne tez unuttuk.
Ama anne gece gündüz demeden ,yaz kış demeden aç kalmış
susuz kalmış uykusuz kalmış ama mutlu bir şekilde o canı ciğerparesi,
evladını büyütmüştür.Ya bizler onlar için ne yaptık.
Çünkü o hüzün hala şuramda ....o annesizlik yada anne yokluğu anlatılmaz.
Annem Canım ANNNEM allah yardımcın olsun inşaallah...
Değerli ağabeyimiz Vedat Özelgün beyfendiyi tanırım. Kendisine kucak dolu sevgiler sunuyorum.Rahmetli babasına da Allah'tan rahmet dilerim. Yürekten yazılmış dizeler. Okurken hissedebiliyorsun..
Bu vesile ile ,Bayrampaşa emniyet müdürlüğünde görev yapan en küçük kardeşim Ergün Çelik'e ve İstanbul'da yaşayan tüm hemşehrilerimize selam olsun.
Rahmetli babasını tanımak nasip olmadı ama Vedat abi Niziplilerin ikinci evidir İstanbul'da. Gelenlere yaptığı yardımları unutmak mümkün değil. Kendisini Nizip.com'da görmeyi ümit ediyor ellerinden öpüyorum. .