Meyankökü:(Süssholz / Réglisse / Licorice / Piyan / Boyan / Glycyrrhiza / Licorice) Haziran-temmuz ayları arasında sari-mavi veya kahverengi çiçekler açan, 0,4-2 m yüksekliginde, çok yıllık çalımsı bitkilere "meyan" denir. Yaprakları parçalı, yaprakçıklar 4-7 çiftlidir. Çiçekler başak seklinde durumlar yapar. Taç ve çanak yaprakları iki dudaklı olup, üst dudak iki kısa dişli, alttaki üçü uzun dişlidir. Meyveleri düz ve salgı tüylüdür. Meyan bitkisinin 6 türü Türkiye’de yetişmektedir. Daha çok Güney, Orta ve Doğu Anadolu’da yaygınlık göstermektedir. Bir kısmının kökleri tatlı, bir kısmının ise acıdır.
Tatlı meyan (Glycyrrhiza glabra): Anadolu’da iki varyetesi bulunur. Bu türün çiçekleri mor ve tüysü yapraklıdır. Meyvelerinin üzeri çıplaktır veya tüylüdür. Bâzı yerlerde piyan olarak da bilinir.
Kullanıldığı yerler: Bitkinin kökleri, meyan kökü olarak tanınmakta ve kullanılmaktadır. Köklerinin kabuğu soyulduktan sonra veya soyulmadan güneşte kurutularak piyasaya sürülür. Bileşiminde nişasta, sekerler, zamk, razın, glisirrizin vardır. Glisirrizin sekerden daha tatlı bir bileşiktir. Köklerdeki miktarı, bölgeden bölgeye değişir ve köklerin de etkili maddesidir. Kökler, göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü, idrar çoğaltıcı ve taç düzenleyici özelliğe sahiptir. Eczâcılıkta toz hâlinde, hapların hazırlanmasında sekil vermede kullanilir. Sigara ve plastik sanayicinde de kullanılan ilkel maddedir. Kola adi altında hazırlanan içeceklerin terkibine de girer. Ayrıca tâze veya kuru köklerinin kaynar su ile muâmelesi ve sonra alçak basınçta yoğunlaştırmak sûretiyle meyan balı elde edilir. Ticârette toz veya kalıplar hâlinde bulunur. Parlak siyah renkli, tatlı lezzetlidir. Suda kolaylıkla erir. Meyan balındaki glisirrizin miktarı daha fazladır. Memleketimizde de meyan balı elde eden tesisler vardır. Göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici, yara iyi edici özellikleri vardır. Mîde hastaliklarinda (bilhassa gastritte) faydalıdır. Meyan kökünün su ile tüketilmesi sonucunda elde edilen hülasa ise meyan şerbeti olarak bilinir. Daha çok Güneydoğu Anadolu bölgesinde elde edilir ve kullanılır. Meyan şerbeti koyu esmer renkli ve tatlı lezzetlidir. Göğüs yumuşatıcı, balgam söktürücü, öksürük kesici ve serinletici özelliktedir.
Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, kansızlığın en çok kadınlarda görüldüğünü belirterek, "Her 100 kadından 70-90'ında demir, B-12 ve folik asit eksikliğine bağlı kansızlık görülmektedir" dedi.
Özcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kansızlığın doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık görülen hastalık olduğunu, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık problemlerine yol açabileceğini bildirdi.
Kansızlığın, genel olarak kan üretimine katkıda bulunan demir, B-12 vitamini ve folik asit eksikliğine bağlı nedenlerden ötürü meydana geldiğini anlatan Özcan, kansızlığın en belirgin olarak "çabuk yorulma" ile kendini gösterdiğini söyledi.
Özcan, "Bir kişi daha önceleri yarım saat yürüdüğünde yorulmazken 10 dakika içinde yoruluyorsa kan değerlerine bakılması gerekir. Nefes darlığı, konsantrasyon güçlüğü, üşüme, uykuya eğilim, soğuktan hoşlanmama, saç dökülmesi ve tırnak kırılması da kansızlığın yaygın belirtileridir" diye konuştu.
Demir eksikliğinin en çok kan kaybıyla söz konusu olduğunu ve kansızlığın ençok kadınlarda görüldüğünü belirten Özcan, şunları kaydetti:
"Her 100 kadından 70-90'ında, demir, B-12 ve folik asit eksikliğine bağlı kansızlık görülmektedir. Demir eksikliği, kadınlarda erkeklerden çok daha fazladır. Kadınlarda ortalama 13 yaşından itibaren menopoz dönemine kadar geçen süre içinde, her ay regl dönemlerinde kan kaybı olduğundan, doğurganlık çağındaki kadınlar, genellikle yaşamlarının bir döneminde bu sorunla karşılaşmaktadırlar. Erkeklerde ise bu oran kadınlara oranla azdır. Erkeklerde görülen kansızlığın nedenleri de iyi sorgulanmalı, başka hastalıklara ilişkin bulgu olabileceği düşünülerek incelenmelidir."
Özcan, kansızlığın bir diğer nedeni olan B-12 vitamini eksikliğinin ise en çok vejetaryenlerde görüldüğünü ifade ederek, "Özellikle kırmızı et yemeyen kişilerde ya da sosyo-ekonomik koşullara bağlı olarak et tüketemeyenlerde sıklıkla görülmektedir" dedi.
B-12'nin mideden emilen bir vitamin olduğunu belirten Özcan, gastrit gibi bazı özel mide hastalıklarında bu vitaminin eksikliğiyle karşılaşıldığını söyledi.
Özcan, folik asit eksikliğinin ise taze yeşil sebze ve yeşillik tüketmeyen kişilerde ve çok alkol alanlarda sık görüldüğünü ifade ederek, vücudun gelişim dönemlerinde ve gebelikte folik asik gereksiniminin arttığını bildirdi.
"Ispanaktaki demir hemen hemen hiçbir işe yaramaz"
Demirin gıdalarla temin edilmesinin çok zor olduğunu belirten Özcan, halk arasında demir deposu olarak bilinen kimi gıdaların demir verimliliğin sanılanın aksine çok az olduğunu söyledi.
Özcan, "Örneğin ıspanaktaki ve pekmezdeki demir hemen hemen hiçbir işe yaramaz. Tonlarca ıspanak yeseniz 1 kutu haptan elde ettiğiniz başarıyı elde edemezsiniz. Kilolarca pekmez yeseniz de yeterli düzeyde kan yapıcı olmaz" dedi.
Bu tür gıda desteklerinin ancak kansızlık sorunu yaşamayan sağlıklı bireyler için uygun olabileceğini ifade eden Özcan, hastalık halinde besin takviyeleri yerine hekim kontrolünde ilaç tedavisi uygulanması gerektiğini vurguladı.
Özcan, bazı kan kanserlerinin de kansızlığa neden olabildiği için doğru tanı konulmasının çok önemli olduğunu, kansızlığın nedenlerinin yaşa, cinsiyete, mevcut hastalıklara göre kapsamlı olarak irdelenmesi gerektiğini kaydetti.
Demir eksikliğinin en az 6 ay boyunca ağızdan alınacak haplarla tedavi edildiğini anlatan Özcan, "B-12 eksikliği için de ilk yüklemenin ardından ayda bir ömür boyu kalçadan iğne yapılmaktadır" dedi.
Özcan, folik asit eksikliğinin de hekim kontrolünde düzenli kullanılacak haplarla tedavi edildiğini kaydetti.
Kansızlığın tedavi edilmediğinde, kişinin yaşam kalitesinin düşmesine neden olabildiğini belirten Özcan, "Uzun süren kansızlık, vücudun tüm sistemlerini bozacaktır. Zekadan cinsel yaşama kadar negatif etki edebilen kansızlık, özellikle, kalp ve böbrek yetmezliğinin gelişmesine neden olabilir. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmelidir" diye konuştu