Nizip.com
Üye ol
Dini İçerikli Konular

Mürşid imana nasıl kefil olur ?

Görüntülenme: …

HMERMER Üye
Üyelik: 2007-05-18 Herkese açık mesaj: 179
#201293
Bir mürşidin müridlerinin imanını kurtarma meselesi, çok tartışılan konulardan biridir. Gerçekten de bu konuyla ilgili cevaplanması gereken birçok soru var. Son nefesin nasıl verileceğini Allah’tan başkası bilebilir mi? O’ndan başka kim cennet garantisi verebilir? Bir mürşidin kendi imanı garanti altında mı ki, başkalarına kefil olsun? İnsanoğlunun böyle bir yetkisi var mı? Ölüm anında yanında olmadığı birine mürşid uzaklardan nasıl yardımcı olabilir? Mürşid eli tutan herkesin imanı garanti altında olabilir mi? Cevaplanması gereken sorulardan sadece birkaçı bunlar...

Hepimiz inanıyoruz ki, sonumuzun ne olacağını ancak Allahu Tealâ bilir. Hüküm O’nun elindedir. Cennet ve cehennem O’nun emrindedir.

Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de cehennemi şeytana uyanlarla dolduracağını, insan ve cinlerden pek çoğunun da şeytana uyup bu sonuca gideceğini bildirir.
(Araf/179; Sad/84-85)
Bununla beraber, hiç bir ayette isim verilerek “falan kimse iman üzere ölüp cennete gidecektir” şeklinde bir haber yoktur. Ancak başta peygamberler olmak üzere, Allah’a iman ve itaat eden bütün müminlerin ebedî saadete erecekleri, cennete girecekleri bildirilir.
(Bakara/25, 82; Nisa/57, 122, 124)

Kur’an kime cennet garantisi verir?

Demek ki Allahu Tealâ, salih amel işleyen erkek-kadın bütün müminlere cennet garantisi vermiştir. Hatta, Rasulullah A.S. Efendimiz’in müjdesine göre, Allahu Tealâ kalbinde zerre kadar iman taşıyarak huzuruna gelen herkesi, geçici bir süre affedilmeyen günahları sebebiyle cehenneme atsa da sonuçta oradan çıkarıp cennete koyacaktır.
(Buharî, Müslim, Tirmizî)

Allahu Tealâ, inananları, kalplerine yerleşen kelime-i tevhid üzerinde dünya ve ahirette sabit tutacağını bildirmiştir.
(İbrahim/27)
Ayrıca, kendisine dost olan müttakilerin, dünyada, ölüm anında ve ölüm ötesinde emniyette olduklarını, hiçbir korku ve hüzün yaşamayacaklarını müjdelemiştir.
(Yunus/62-64)
Yine Kur’an’da, Allah yolunda şehit olanların Cennetteki güzel halleri anlatılmıştır.

Bunların yanı sıra, Rasulullah A.S. Efendimiz de sahabeden bazılarının ismini vererek, onların cennetlik olduklarını bildirmiştir. Ayrıca, kendisine tabi olup yolundan giden bütün ümmetinin Cennet’e gireceğini de haber vermiştir.
(Buharî, Ahmed)
Dilini ve edep yerini haramdan koruyanların cennete gireceğine kefil olmuştur.
(Buharî)

Buna benzer çok sayıda hadis ve haberler bulunur.

Bütün bunlardan şunu anlıyoruz: Kur’an ve hadiste cennetliklerin isim listesi değil, sıfatları yani halleri zikredilmiştir. Kimde o sıfatlar bulunuyorsa, Allah ve Rasulü’nün müjdesine ulaşır.

Bütün peygamberler insanları Allah’ın rahmetiyle buluşturmak için çırpınmışlardır. Kendilerinin Allah yolunda bir davetçi olduklarını söylemişlerdir. Davetleri, vaadleri, müjdeleri, tehditleri kendilerine ait değildir. Hepsi Alemlerin Rabbi’ne aittir. Onlar, ilahî emaneti yerine getirmek, rahmet ve nurdan nasibi olanları nasipleri ile buluşturmakla görevlidirler. Peygamber vârisi kâmil mürşidlerin, derecelerine göre yaptıkları da aynıdır.

Mürşid cennetin yolunu tarif eder.

Kâmil mürşid, kimseye cennet bileti dağıtmaz. Sadece herkesi cennete giden yola davet eder. Elinden tutanın artık bütün tehlikelerden kurtulduğunu söylemez; “elimden sıkı tut!” der ve onu Allah rızasına giden yolda koşturur.

Onlar, Allah’ın hükmünü ve hukukunu, iyi bilir. Allah rasulü’nün yolunu başına taç, gönlüne ilaç yapar. Allah ve Rasulü’nün hükümlerine teslim olur. Vaatlerine hiç şüphesiz inanır ve güvenir. Kendisine tabi olanları da bu müjde ve rahmetle buluşturmak için gayret eder. Talebelerini edeple terbiye edip Allah’a teslim etmek ister. Onlara iman dersi verir. Salih ameli öğretir. İhlasa yapıştırır. Bu yolda sadık ve sabırlı olmalarını tavsiye eder. Ölene kadar başlarını bekler, önlerinde örnek olur, yolu gösterir, engelleri geçirir. Şeytana karşı uyarır, nefsin hileleri karşısında uyandırır. Devamlı zikir ve fikir ile meşgul eder, Allah sevgisini kalplere iyice yerleştirir. Bunu kalbi boş kuruntu ve korkulardan kurtarmak için yapar. Ölürken ve ölümden sonra kula fayda verecek ve ondan istenecek tek şeyin kalb-i selim olduğunu bilir. Kalb-i selim, Allah ile huzur bulan kalp demektir. Mürşidin bütün hedefi kalbi bu hale getirmektir. Bu şekilde Allah’a bağlanan kalbin sahibine Yüce Mevlâmız’ın hediyesi iman selameti, cennet ve Cemalullah nimetidir.
(İbrahim/27; Kaf/31-33; Yunus/26)

Kâmil mürşidin kendi elinde bir fayda ve zarar verme yetkisi yoktur. Fayda ve zarar Yüce Allah’ın takdiri ve yaratmasıyla olur. Mürşid, ilâhi nimetlerin kula ulaşmasında bir vasıtadır.

Velileri sevmenin asıl meyvesi ahirettedir.

Hemen şunu belirtelim ki, bir velinin Allah için sevilmesi büyük bir saadettir. Onun terbiyesine girilmesi ayrı bir nimettir. Bu nimetin ahirette de fayda vermesi için ilk şart samimiyettir. İkinci şart, ölene kadar bu yolda sabır göstermektir. İhlassız ve sabırsız olanlar hayırlı sonuçtan mahrum olurlar. Allah yolunda kurulan bir dostluğun fayda vermesi için, onun ölene kadar muhafazası şarttır. Bir önemli şart da, güç yetebildiği nisbette amel etmek ve sevginin hakkını vermektir. Allah yolunda rehber olan kâmil mürşide ve hak yola muhabbetini koruyan, bunda samimi olan, münkirlik yapmayan herkes, bu sevgisinin faydasını mutlaka görür.

Şu hadiseden payımıza düşeni alalım:

Hz. Enes R.A. anlatıyor: Bir adam Hz. Rasulullah A.S.’a yedi sene hizmet eder. Efendimiz A.S. bir gün:

“Onun bizim üzerimizde hakkı vardır; çağırın da bir ihtiyacı varsa bize bildirsin, yerine getirelim.” buyurur. Adamı çağırırlar. Efendimiz A.S.: “İhtiyacını bize söyle yerine getirelim.” buyurur. Adam:

“Ya Rasulallah! Bana sabaha kadar müsaade buyurun; benim için hayırlı olanı nasip etmesi için Allahu Tealâ’ya yalvarayım.” der. Sabah olunca, Efendimiz’in yanına gelir ve:

“Ya Rasulallah! Sizden kıyamet günü bana şefaat etmenizi ve sizinle cennette beraber olmayı istiyorum.” der. Rasulallah A.S., ‘Allah müminleri dünya ve ahirette sağlam ve sabit söz (kelime-i tevhid) üzere sabit tutar.’ ayetini okur ve peşinden:

“O halde bu isteğinin gerçekleşmesi için çokca secde ederek, kendi adına bana yardımcı ol!” buyurur.
(Müslim, Ebu Davud, Nesaî)

İmana kefil olmanın gerçek anlamı

İşte bir mürşidin müridine diyeceği de aynen budur. Önce iman, itaat, hizmet. Sonra istiğfar, peşinden dua ve ümit. Bundan sonrası Alemlerin Rabbi’nin hüküm ve rahmetine kalmıştır. O dilerse kulunu rahmetiyle kuşatır, ölüm halinde onu melekleriyle destekler, güzel ruhlarla şenlendirir; şeytanın hilelerinden kurtarır, hesabını kolaylaştırır.

Bir mürid, mürşidine: “Benim imanıma kefil olur musunuz?” diye sorunca, mürşid şu cevabı vermiştir: “Eğer sen ölene kadar Allah ve Rasulü’nün yolunda gidersen ve bizim tavsiyelerimize uyarsan, senin imanla öleceğine kefil olurum!”
İşte herkese vaad edilen iman emniyeti budur. Mürşidin kefil olması da böyledir. Mürşid-i kâmilin elinden tutup hak yolunda yürüyen insan, aslında bir cemaat desteğinde imanını ve edebini korumaya çalışıyor. Çünkü, kendisiyle aynı hedefi paylaşan müminlerin en mühim işi, iyilik ve takva yoluyla birbirlerine yardımcı olmaktır. Ölüm anına kadar bu niyetini koruyan, Allah için sevdiği mürşidinden ve kardeşlerinden ayrılmayan, bu şevk ve sevgi desteği ile ibadete devam eden, hizmeti terketmeyen, zikir, şükür, sabır ve ilâhi takdire rıza içinde ömrünü tamamlayan bir insan, inşaallah iman selametiyle ahirete göçecektir. Bu bizim tahminimiz değil, Yüce Rabbimiz’in vaadi ve müjdesidir.

Temiz ruhlara verilen yetkiler

Ruhlar, Allahu Tealâ’nın emrinde ve hükmündedirler. Ruhlar, melekler aleminin özelliklerine sahiptirler. Allah’ın nuru ile nurlanmış, boyası ile süslenmiş ruhlar, özel yetkilerle donatılmışlardır. Allah onları sevmiş, meleklerine sevdirmiş, kendilerine bizim bilemediğimiz nice kerametler vermiştir.

Allahu Tealâ bir kudsi hadiste, sevdiği salih kullarının özel bir nur ve destekle gören gözü, işiten kulağı, konuşan dili, tutan eli, yürüyen ayağı olacağını; onların gözüne, kulağına, diline, eline, ayağına başkalarına vermediği özellikler ve tasarruf gücü vereceğini müjdelemiştir (Buharî, İbnu Mace, Beğavî).

İşte Allah dostlarının, Allah’ın izniyle insanlar ve eşya üzerindeki tasarrufu, uzaktaki insanlara yardım etmesi, bu hadiste belirtilen yetkiye girmektedir. Bu bir keramettir; Allahu Tealâ’nın kuluna verdiği özel bir nimettir.

Büyük veli Mevlâna Halid Bağdadî K.S., velilerin, ölüm halindeki müridlerine yardımlarının ruh vasıtası ile olduğunu belirtmiştir. Ruhlar nurla hareket ettiklerinden, Allah’ın izniyle bir anda gökleri ve yerleri dolaşma ve görme imkanları vardır. İkinci bin yılın müceddidi İmam-ı Rabbanî K.S. Mektubat isimle eserinde, Allahu Tealâ’nın, bu üstün kabiliyetli ruha sahip irşad kutbu dostu vasıtasıyla, dilediği kullarına pek çok yardımlarda bulunacağını, bazen bu yardımdan o ruhun sahibi velinin haberinin olmadığını, olmasının da gerekmediğini bildirir.
HMERMER Üye
Üyelik: 2007-05-18 Herkese açık mesaj: 179
#201294
Ölene kadar delil olan, ölürken kefil olur.

Kâmil mürşid, yeryüzünde Allah’ın şahididir; insanların haline şahitlik yapar. Hidayet yolunun rehberidir, kendisine tabi olanları hak üzere terbiye eder, kalpleri dünyadan çözüp Allah’a bağlar. Onların iyiliğine sevinir, kusurlarına üzülür. Sevgisi ve kızması Allah içindir. Gülmesi ve ağlaması Allah içindir.

Kâmil veli, iman, ihlas, takva ve edeb yolunun imamıdır. Kim onları ölene kadar bu yolda kılavuz yaparsa, onlar da o kişinin imanına şahitlik yaparlar. Allahu Tealâ bu şahitliği kabul eder. Bir ömür süren bu dostluk ölümle bitmez, ölümden sonra daha tatlı, daha menfaatli olur. Allah için yapılan dostluğun asıl faydası ölümden sonra ortaya çıkar.

Mümin vefat ederken, ölüm meleği canını almaya geldiğnde yalnız gelmez. Yanında yardımcıları vardır. Ayrıca vefat eden müminin ruhunu karşılamak, onu sevindirmek, yeni yurdunda rahat ettirmek, endişe ve korkusunu gidermek için Allahu Tealâ bir çok meleğini gönderir. Melekler vefat eden salih mümine: “Korkma, sana vaad edilen cennetle sevin. Biz senin dünyada dostun idik, ahirette de dostunuz. Sana Allah’ın vaadi ve hediyesi olan cenneti müjdelemeye geldik, gözün aydın olsun!” derler.

(Fussilet/30-32)

Melekler Allah’ın ordusudur. Veliler de Allah’ın dostu ve ordusudur. Onlarla dilediği kimselere yardım eder, zayıf anında destekler. Bir mümine yardım edilecek en nazik an ise ölüm anıdır.

Ölümden sonra devam eden vefa

Allah dostları merttir, vefalıdır. Sevdiklerini dünya ve ahirette unutup ihmal etmezler. Onlar, ölene kadar terbiyesi ile meşgul oldukları bir talebesinin ölümden sonra da haklarını en güzel şekilde korurlar. Onu kabirde yalnız, duasız ve hediyesiz bırakmazlar. Sadık dostlarını dua, istiğfar ve gözyaşı ile desteklerler. Bu, Yüce Peygamberimiz A.S.’ın ahlâkı ve emridir.

Kabirdeki kimseye, kabrin dışındakilerin yardımı ve faydası olur. Kabrin dışında yapılan dua ve istiğfar, Allah için dökülen gözyaşları, müminin hesabının kolay olmasına, hatta kabir azabının kalkmasına vesile olur. Allah Rasulü A.S. Efendimiz bir mümini kabre koyduktan sonra, oradakileri onun yardımına davet ederek şöyle buyurmuştur:

“Kardeşinizin affı için yakarın. Allahu Tealâ’dan onu imanında sabit kılmasını isteyin. Çünkü şu anda ona sual sorulmaktadır.”

(Ebu Davud, Hakim)

Bir mürşid, her gün yapmakta olduğu zikirlerin, hayırların sevabını vefat eden mürid ve sevenlerinin ruhlarına hediye eder. Vefat eden bir mümini anne-babası, çocukları ve eşi unutabilir. Ona dua etmekten, onun için gözyaşı dökmekten usanabilir. Onu desteksiz ve hediyesiz bırakabilir. Ancak, bu mümini peygamberi unutmaz. Bulunduğu makamda devamlı dua, istiğfar ve şefaatıyla onu destekler. Hepsi cennete girene kadar, kendisini seven ümmetinin derdine düşer.

İşte peygamber vârisi kâmil mürşidler de bu ahlâk üzeredirler. Onları Allah için sevenlerin gözü aydın olsun.


Dilaver Selvi
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#201429
Hüseyin seni çok seviyorum, kırılmanı da istemiyorum ama, Peygamberlerin bile dehşetinden ürktüğü bir günde kim kime nasıl yardım eder.Anaların emzikli çocuklarını unuttuğu bir günde mürşit önce kendini kurtarsında mürit şöyle dursun.Bu alıntı yazıları iyi niyetle yazıyorsun ama hiç bir geçerli tutarlı tarafı yok be kardeşim.Allaha emanet ol.
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#201430
MENES;201429 wrote:Hüseyin seni çok seviyorum, kırılmanı da istemiyorum ama, Peygamberlerin bile dehşetinden ürktüğü bir günde kim kime nasıl yardım eder.Anaların emzikli çocuklarını unuttuğu bir günde mürşit önce kendini kurtarsında mürit şöyle dursun.Bu alıntı yazıları iyi niyetle yazıyorsun ama hiç bir geçerli tutarlı tarafı yok be kardeşim.Allaha emanet ol.
Değilmi ama Mahmut.
xxhidayet Üye
Üyelik: 2009-01-31 Herkese açık mesaj: 3.361
#201431
Bence de....
HMERMER Üye
Üyelik: 2007-05-18 Herkese açık mesaj: 179
#201457
Arkadaşlar bizler yabacı bir ülkeye veya sehre gitsek gidecegimiz adrese nasıl zor buluruz ama yanımızda o yeri bilen biri olsa hic zorlanmadan buluruz bu murşitlerde bize yol göstericiler ALLAHA yakınlaşada yardımcı peşin hükümlü olmamak lazım bunları ister bir ögretmen ister murşid olarak görün.
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#201461
Yav bize şah damarımızdan daha yakın olan, her yaptığımızı gören, her söylediğimizi işiten, bizi bizden daha iyi bilen yaratıcıyı arayıp bulmak için tur rehberi mi lazım Hüseyin, bumudur yani. Güzel kardeşim yani biz kimi arayıp buluyoruz,ortada kayıp olan bir şey yok ki arayalım, bizler zaten Allah'ın varlığını birliğini onu görmeden var olduğuna inanıyoruz.varlığına inandığımız yaratıcıyı ikinci bir kez bulmak için niçin uğraşalım, bunun için niçin bize bir aracı gerekli. Yapmayın yahu.Bak inan bu yazıları sen yazdığın içinseni gerçekten sevdiğim için kırılmanı hiç istemiyorum amaşu illa araya aracı koymak fikrinden vazgeçin yav.Yani öğretmen,öğretici başka şey,zaten müslüman bildiği şeyin öğreticisi bilmediği şeyinde öğrencisi olur.Bak cin süresinde Allahc.c ne buyuruyor. (muhakkak ki büttün mescidler Allah içindir. o halde Allah'la beraber başkasına sarılıp yalvarmayın/Allahın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın Cin suresi 18. ayet.)
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#201486
Mahmut bazen sanki ben konuşuyorum sen yazarken.
tytyhgtyhgh Üye
Üyelik: 2007-07-17 Herkese açık mesaj: 353
#201488
Allah'tan (C.C.) başkasına kul, Hz.Muhammed Mustafa'dan(S.A.V.) başkasına ümmet, Kuran-ı azümüşandan başkasını rehber edinelerin vay haline ve onların dindarlığına acırım !?
xxhidayet Üye
Üyelik: 2009-01-31 Herkese açık mesaj: 3.361
#201505
Polen2734;201488 wrote:Allah'tan (C.C.) başkasına kul, Hz.Muhammed Mustafa'dan(S.A.V.) başkasına ümmet, Kuran-ı azümüşandan başkasını rehber edinelerin vay haline ve onların dindarlığına acırım !?

Gerisi Laf-u Güzaf...
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#201521
Hz. Peygamber s.a.v efendimizi vefat ettikten sonra Hz. Aişe validemize soruyorlar o nasıl yaşardı diye. Aişe validemiz o bir canlı kur-an'dı diye cevap veriyor. İşte kim yaşantısını kur-an'a uydurursa zaten paygamberimize de uydurmuş oluyor. Bu arayaya aracı koyan arkadaşların mantığını bir türlü anlayamıyorum vesselam. Yok yabancı bir şehre gidersen rehber olmadan kaybolursun yok ceryan fazla gelirse yanarmışsın da araya regülatör lazımmış.Yahu yabancı bir şehre gidersem en kötü ihtimalle kaybolurum var mı ötesi, sonra burda ceryan kim, kime geliyor, regülatör kim, kaç volta kadar düşürüyor,çin malı yoksa avrupamı bunun ikinci eli varmı.bir türlü anlayamadım.Şimdi ben tahmin edeyim bu tip akımlara meyilli arkadaşlar cık cık cık Allah hidayet etsin yazık cehennem odunları gibisinden laflar edip bir de bize acırlar, arkadaşlar bize acımayın siz kendinize acıyın derim
vedatakkas Üye
Üyelik: 2008-01-08 Herkese açık mesaj: 761
#201533
HMERMER;201457 wrote:Arkadaşlar bizler yabacı bir ülkeye veya sehre gitsek gidecegimiz adrese nasıl zor buluruz ama yanımızda o yeri bilen biri olsa hic zorlanmadan buluruz bu murşitlerde bize yol göstericiler ALLAHA yakınlaşada yardımcı peşin hükümlü olmamak lazım bunları ister bir ögretmen ister murşid olarak görün.
HMERMER kardeşim,şimdiye kadar yabancı bir diyara gidipte sonsuza değin kaybolan birini duydun mu hiç?Ama sen illada,benim bir murşite ihtiyacım var diyorsan,buna da itirazımız yok:)
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#201541
GPS cihazları var ama bunuda nedense gavurlar icat etti.
vedatakkas Üye
Üyelik: 2008-01-08 Herkese açık mesaj: 761
#201544
müslüm akpek;201541 wrote:GPS cihazları var ama bunuda nedense gavurlar icat etti.
konun ya iyi biliyorsun dimi ama:)
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#201547
Arkadaşlar Hüseyin kardeşimizin üstüne fazla gitmeyin kardeşi bizim mahallenin muhtarı vallaha bana ikametgah vermez sonra.
ziya_eren27 Üye
Üyelik: 2007-08-04 Herkese açık mesaj: 1.287
#201574
hüseyin abi paylaşım için teşekkürler.
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#202592
burdaki mesele mürşitin imana kefil olması mı? Yoksa mürşitin kabul edilmemesi mi?
yani konuya itiraz edenler mürşit diye bir şey olmaz mı demek istiyorlar?
HMERMER Üye
Üyelik: 2007-05-18 Herkese açık mesaj: 179
#202614
bunlar okumuyorlarki şartlanmışlar


Anladım zail olmuş sensiz geçen evkatı
Cihana padişah olmak kuru bir kavga imiş
Bir mürşide bend olmak her şeyden evla imiş..

Y.Sultan Selim..
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#202615
Kâmil mürşidin kendi elinde bir fayda ve zarar verme yetkisi yoktur. Fayda ve zarar Yüce Allah’ın takdiri ve yaratmasıyla olur. Mürşid, ilâhi nimetlerin kula ulaşmasında bir vasıtadır.

Velileri sevmenin asıl meyvesi ahirettedir.

Hemen şunu belirtelim ki, bir velinin Allah için sevilmesi büyük bir saadettir. Onun terbiyesine girilmesi ayrı bir nimettir. Bu nimetin ahirette de fayda vermesi için ilk şart samimiyettir. İkinci şart, ölene kadar bu yolda sabır göstermektir. İhlassız ve sabırsız olanlar hayırlı sonuçtan mahrum olurlar. Allah yolunda kurulan bir dostluğun fayda vermesi için, onun ölene kadar muhafazası şarttır. Bir önemli şart da, güç yetebildiği nisbette amel etmek ve sevginin hakkını vermektir. Allah yolunda rehber olan kâmil mürşide ve hak yola muhabbetini koruyan, bunda samimi olan, münkirlik yapmayan herkes, bu sevgisinin faydasını mutlaka görür.
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#202616
Tasavvuf aşktır.
Bir tekkede 1 hafta kalın
sonra konuşun

mahmut mahmut abi müslüm emmi
akhenaton Üye
Üyelik: 2007-12-29 Herkese açık mesaj: 330
#202621
Şeyhe (Mürşide) Olan İhtiyaç:

Yaratılış gâyesi kul'luk olarak belirtilen insanın, gerçek kulluğa ermesi mârifet ile mümkündür. Mârifet de, kâmil ve mükemmel bir mürşid elinde, mânevî dereceleri kat ederek 'sıfat-ı mardiyye' sâhibi olmaya bağlıdır. İnsanın kendiliğinden Hakk'ı bulması ve Hak ile olması mümkün değildir. Zîra, tamâmen rûhi bir disiplin işi olan mânevî eğitim, gelişi güzel elde edilemez.


Bedene âid kültür fizik hareketlerinde dâhi prensiplerin bilinmemesi ve bunlara uyulmaması hâlinde, muhtelif sakatlıkların doğabileceği söylenir. Rûhun kompleks yapısına göre daha basit olan beden eğitimi için bir eğiticiye bu kadar ihtiyaç duyulurken, bir bakıma insanın her şeyi olan rûhun eğitilmesi için, kendisini zaman zaman denetleyen, eksiklerini giderme yollarını gösteren, taşkınlık ve heyecanlarını frenleyen, yerinde müdâhaleleriyle yararlı işlere sevkedenlere, yaratılışı gereği muhtaçtır.


Ebû Ali Dekkâk (k.s) "Kendiliğinden yeşeren ağacın meyvesi olmaz, olsa da lezzetli olmaz. Bebeğin doğumu, nasıl annesiz ve babasız meydana gelmezse, mânevî doğum denilen mârifet de terbiye ve tezkiyesiz olmaz" derken kişinin gerçek kulluğa erdirici mürşide olan ihtiyacına işâret etmiştir.
"Âlimler nebîlerin vârisleridir" hadisi ile insanoğlunun hidâyet açısından peygamber (a.s) ve âlimlere olan ihtiyacı ifâde buyrulmuştur.





Gerek İmam-ı Rabbânî'nin eserinde (Mektûbat), gerekse Risâle-i Bahâiyye'de (Ali Kadrî) : Gerçek üstâdı, mürşidi ve mürebbiyi arayıp bulmak da namaz, oruç gibi bir farzdır demişlerdir.


Hadiste buyrulur: "Zamânının din önderlerini(alimlerini) bilmeden ölen kimse câhiliyyet çağında ölmüş gibidir."


sen nekadar bilirsen bil, anlattiklarin karşındakinin anlayabildigi kadardir .
(Mevlana Celaleddin rumi)
tytyhgtyhgh Üye
Üyelik: 2007-07-17 Herkese açık mesaj: 353
#202642
felsefefe;202616 wrote:Tasavvuf aşktır.
Bir tekkede 1 hafta kalın
sonra konuşun

mahmut mahmut abi müslüm emmi
Bazı arkadaşları anlamak imkansız. Kendi görüşlerine uymayan yazı kim yazıyorsa herkesi aynı kefeye koyarlar. Ben geçmişte gerçek tasavvuf ehli ve mürşidi kamiller yaşadı ve keşke o dergâhlarda biz de pişeydik(?) derim ! Ama zamanımızda örnekleri sayısız istismarları görülen sözde şeyh, şıh v.b. görünce şüphe ile karşılamak, yeterli dini bilgi olmadan tabi olmamak daha evladır. Dinimizin temeli, Allah'la kul arasına kimsenin girmemesi esasına dayanır; imanın temeli Kuran ve sahih sünnet ve hadisler olmalıdır.Kuran'da Allah'ın ipine sarılın demiyormu? Haa, illaki kendine Allah ve Hz.Muhammed'den(S.A.V) gayrı kulluk edecek arayanlar istediğine tabi olur. Çünkü çok ağır dini eğitim almadan bir şeyh'e bağlananların çoğu zaman tabbiyetteki sınırı koruyamayıp şirke düşme ve kullanılmaları sözkonusu olmaktadır.
Bu konuda Ahmed Hulusi ekolüne girmemi isteyen bir çağrı aldım. Konuyu açıklaması bakımından zamanlaması da ilginç geldi. Kurtuluş için hiç kimseye ihtiyacınız yok. İmanın ve islamın şartlarını yerine getirerek ehli sünnet vel cemaat yolunda da mümin olup Rabbimizin rızasına erebilirsiniz.
Bu yazıyı okuyun,
Değerli Dostum;

Ahmed Hulûsi kimdir, amacı nedir; diye çok merak ediliyor...


13 Eylül 1963 tarihine kadar yalnızca bir yaratıcıya inanmış ve Hz. Muhammed'i dahi tanımayan bir zihniyetle yaşamış. Din konusunda her sorusuna da sen bunları sorma, sadece denileni yap, cevabıyla karşılaştığı için hep din dışı yaşamış çevresindekilere göre! .

13 Eylül 1963 günü Cuma namazına annesinin zoruyla gitmiş, babasının üç gün önce vefat etmesi dolayısıyla; camideyken içine gelen bir ilhamla da Din konusunu tüm derinlikleriyle araştırma kararı alıp, o gün namaza ve abdestsiz dolaşmamaya karar vermiştir.

Din olayını önce Diyânetin yayınladığı onbir ciltlik Sahihi Buhari tercümesini okuyarak başlatmış, sonra tüm Kütübü Sitte'yi ve Rahmetli Elmalılı'nın 'Hak Dini' isimli tefsirini okuyarak sürdürmüştür. İki yıla yakın zâhir ilimleri itibariyle olabildiğince kaynakları inceledikten, yoğun riyâzatlar ve çalışmalarla tasavvufa kendini vermiş; ilk kitaplarını 1965 yılında yazdıktan sonra kendindeki açılım ve hissedişleri, 1966 yılında yazdığı TECELLİYÂT isimli kitabında yayınlamıştır. Bu kitap O'nun 21 yaşındaki bakış açısını ve değerlendirmelerini ihtiva etmesi itibariyle geçmiş yaşamı hakkında önemli bir değerlendirme kaynağıdır.1965 yılında tek başına hacca gitmiş ve hayatı boyunca kendi yolunda hep tek başına yürümüştür! .

Prensibi, 'kimseye tâbi olmayın, kendi yolunuzu kendiniz çizin, Rasûlullah öğretisi ışığıyla'; olmuştur.

1970 yılında AKŞAM Gazetesinde çalışırken RUH ve ruh çağırmalar konusunu incelemeye almış ve bu konuda Türkiye'de konusunda ilk ve tek kitap olan, 'RUH İNSAN CİN'i yayınlamıştır.

Kurân'daki 'dumansız ateş' ve 'gözeneklere nüfuz eden ateş' uyarılarının 'ışınsal enerjiye' işaret ettiğini keşfetmesinden sonra; Kurân'ın işaret yollu açıklamalarını değerlendiren; bundan sonra dinsel anlatımdaki işaretlerin bilimsel karşılıklarını deşifre etmeye çalışan Ahmed Hulûsi, bu alanda ilk çalışmasını 1985 yılında 'İNSAN ve SIRLARI' isimli kitabında açıklamıştır.

Daha sonraki süreçte Kurân'da kelimeler bazında yaptığı çalışmalarla, keşfettiği gerçekleri hep çağdaş bilgilerle bütünleştirmiş... Kendisini, 'DİN' olayını, ALLAH adıyla işaret edilenin, tamamen entegre bir sistem ve düzeni temeline oturtarak, Hz. Muhammed aleyhisselâm'ın neyi anlatmak istediğini 'OKU'maya vermiştir. Bu yolda edindiği bilgilerin bir kısmını kitapları ve internet aracılığıyla da toplumla paylaşmıştır.

İslâm Dini’ni, Kurân-ı Kerîm, Kütübü Sitte (altı önde gelen kitap) hadisleri temelinde kabul ederek inceleyen; geçmişteki ünlü tasavvuf sîmalarının çalışmalarını değerlendirerek, gereklerini yaşadıktan sonra; bunları, günümüz ilmiyle de birleştirerek değerlendiren ve mantıksal bütünlük içinde BİR SİSTEM olarak sizlere açıklayan Ahmed Hulûsi; insanların kişiliğiyle değil, düşünceleriyle ilgilenmesini istemektedir.

Çünkü, bu alanda tek örnek Hz. Muhammed'tir!

Basit beyinler yaşamlarını, kişilikle ve doğal sonucu olarak dedikodu ve gıybetle tüketirlerken; gelişmiş beyinler ise fikirlerle ve düşünce dünyasının verileriyle ömürlerini değerlendirirler! .

Bu nedenledir ki, Ahmed Hulûsi kendisini ön plana çıkartmamakta; kitaplarına 40 yıla yakın zamandır “soyadını” koymamaktadır; insanların şu veya bu şekilde çevresinde bir halka oluşturmaması için... Bugün dahi, görüştüğü çok az sayıda insan vardır. Bu yüzden aşırı boyutlarda tepki almasına rağmen ısrarla bu konuda bu tutumunu sürdürmektedir.

Anadolu'nun beş-altı yerinde, kişilerin kendilerini 'Ahmed Hulûsi benim' şeklinde tanıtıp, çevrelerine insanlar toplayıp, onlardan maddi menfaat toplama olayını duyunca da, kitaplara resim koymak zorunda kalmış, böylece bu sahtekârlığı önlemiştir.

Sürekli sarı basın kartı sahibi, gazeteci Ahmed Hulûsi, bu alan dışında profesyonel olarak hiç bir işle meşgul olmamış; hiçbir teşkilât, dernek, parti, cemâat üyesi olmamıştır. Bütün yaşamı, çağdaş bilimler-İslâm-Tasavvuf araştırmalarıyla devam etmiş; kitap ve yazıları ile sesli sohpetlerinin tamamını internet üzerinden okuyucularına ücretsiz ve tam metin olarak indirilebilir şeklinde yayınlamış İLK yazardır. Tüm düşünce ve bakış açılarıyla beklentisiz olarak apaçık ortadadır!

28 Şubat öncesi şartlar dolayısıyla, eşi Cemile ile önce Londra'da bir yıl yaşayan Ahmed Hulûsi daha sonra da Amerika'ya yerleşmiş ve hâlen orada yaşamını sürdürmektedir.

Mevcut bilgileri ışığında, tamamen insanlardan uzak kendi 'köy'ünde yaşamayı tercih edip; herkese, orijinal kaynaklara göre Rasûlullahı ve Kurân'ı aracısız olarak yeniden değerlendirmeyi tavsiye etmektedir! .

Zira, Hz. Muhammed'in açıkladığı SİSTEME göre, 'DİN ADAMI' diye bir sınıf asla söz konusu değildir! . Her ferd direkt olarak Allah Rasûlunu muhatap alıp O'na göre yaşamına yön vermek zorundadır! . Tâbi olunması zorunlu tek kişi ALLAH Rasûlü MUHAMMED MUSTAFA aleyhisselâm'dır. Onun dışındaki tüm kişiler istişari mahiyetteki kişilerdir ve yorumları kimseyi bağlamaz.

Herkes yalnızca Allah Rasûlü ve KURÂN bildirilerinden mesûldür! . Bunun dışında kalan tüm veriler kişilerin göresel yorumlarıdır ve kimseyi BAĞLAMAZ!

İşte bu bakışı dolayısıyla da Ahmed Hulûsi insanların kendi çevresinde toplanmasını veya kendisine tâbi olmasını kesinlikle istememektedir. Anlattıklarının sorgulanmasını, araştırılmasını tavsiye etmektedir. Bana inanmayın, yazdıklarımın doğruluğunu araştırın; demektedir! .. Bu yüzden de insanlardan uzak yaşamayı tercih etmektedir.

Bu bakışı dolayısıyladır ki, Ahmed Hulûsi’nin ne bir tarikatı vardır, ne bir cemiyeti ve ne de herhangi bir isimle anılan topluluğu!

Ben herkesi okur, tanımaya çalışır ve aklım estiği kadar kişiler hakkında karar veririm.Hiç kimseye % 100 inanmam. Mahmut KÜÇÜK
dontpanic Üye
Üyelik: 2009-04-01 Herkese açık mesaj: 348
#202651
cehennemin nizamiye kapısı gibi bi laf geldi aklıma...ama beni aşar bilgisi olanlar konuşur ben sadece okurum
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#202693
Mahmut Abi O adam
O adam karışık
şimdi konuyu dağıtmamk için yazmıyorum ama
iyi incelersen sevinirim.
İki Ahmet Hulusi var benim düşüncem
1- Normal bizim anladığımız
2 Onun bize anlatmak istedikleri

Benzer konularda yazan
Hans von Aberg
adıyla yazan bir yazar vardı.
Şahsen kendisini tanırım
O adam da böyleydi.
Yani şan şöhret için ünlü olmak için bir şeyler diyebilirsiniz.
Ama bu ne kadar doğruları içerir apayrı şeyler.
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#202696
iskender evrenesoğlu, müslüm gündüz,ali kalkancı gibi ********lar yüzünden gerçek Allah(CC) Dostlarını bulamıyoruz.

Nitekim her devirde Allah(CC) Dostu alimlerimiz olacaktır ve bu kıyamete kadar sürecek önemli olan bu Allah(CC) Dostlarını bulabilmek.
Allah(CC) Dostunu veya Kamil bir Mürşiti inkar etmek;
Mevlanayı, Abdulkadir Geylani Hz.ni, Yunus Emreyi, M.Emin Tokadiyi, Aziz Mahmut Hüdayiyi inkar etmektir.
Bunlar eskide kaldı bu zamanda Allah(CC) Dostları olmaz demeyin Allah(CC) Dostları Kıyamete kadar olacaktır.
ARAYIN VE BULUN
UNUTMAYIN DÜNYA
BU Allah(CC) Dostları sayesinde ayaktadır...

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim