Nizip.com
Üye ol
Genç Muhabbet

Kitlesel göç sorunu

Görüntülenme: …

senelbenlier Üye
Üyelik: 2007-12-25 Herkese açık mesaj: 441
#199285
:mad::(:confused:
Kitlesel göçlerin önüne geçilmediği, işsizlik sorunu çözülmediği, parçalanmış aileler varolduğu, çocukların önünde bitirim kahramanlar model olduğu sürece her gün yeni bir olayla yüz yüze gelmeye devam edeceğiz.
Bu çocuklara bir şeyler oldu. Daha düne kadar karşınıza geçer, gözlerini büyütürler “abi mendil”, “abla mendil” diyerek peşimizi bırakmaz, uzun süre koşar adım takip ederlerdi bizi. Biz bir adım atardık onlar iki. Biz hızlanırdık onlar koşardı.
Bu çocuklara bir şeyler oldu. Siz belki fark etmediniz ama pantolonları küçücük kaldı. Ayakkabıları vurmaya başladı ayaklarını. Bıyıkları terlemeye başladı. Sesleri çatallaştı. Elleri büyüdü. Gözleri büyüdü. Mideleri büyüdü.
Bu çocuklara bir şeyler oldu. Para etmemeye başladı ne mendil, ne tartı, ne simit, ne de ciklet… Büktüler boyunlarını köşe başlarında. Bir gülümsemeleriyle başlarını okşamak için uzanan ellerin yerini, ürkek adımlarla etraflarından uzaklaşan ayaklar aldı.
Bu çocuklara bir şeyler oldu. Arada kaldılar, arafta kaldılar hepsi. Sokakta umduğunu bulamayıp erkenden evlerine dönenlere para sordu anaları, babaları… Beşikte yatan kardeşleri daha bir buruk baktı yüzlerine…
Bu çocuklara bir şeyler oldu. Ana caddelerden, trafikten, kalabalıklardan, sahilden, izbe köşelerden sokaklarına döndüklerinde hiçbir oyun içlerine sinmedi. Yokuştan aşağıya uçurtma uçuranların peşine bir kere bile takılmadılar. Tat vermedi ne futbol ne de cips tasoları…

Bu çocuklara bir şeyler oldu. Öfkeleri gün geçtikçe sığmaz oldu içlerine. Okuldan ayaklarını çoktan kesmişlerdi. Sıcak yuva, sıcak çorba, mutlu aile ise eski bir Türk filmini hatırlatıyordu onlara artık…
Bu çocuklara bir şeyler oldu. Gün geldi her şeye kızar oldular: süslü vitrinlere, lüks arabalara, el ele dolaşan çiftlere, sahipsiz köpeklere, para vermeyenlere… Kimi sigaraya başladı, kimi içki içmeye… Kimi bali çekmeye başladı kimi tiner… Kimi çakı, bıçak, falçata taşımaya başladı kimi kendi kollarını çizerek sınadı iradesini…
Bu çocuklara bir şeyler oldu. Bir baktık ki, sanki sıraya girmişler gibi her gün biri arz-ı endam etmeye başladı gazete sayfalarında. Başı okşanıp eline para tutuşturulan sevimli çocuklar "başımızın belası" oluverdiler birden.
Bu çocuklara bir şeyler oldu. Onlar post-modern zamanların kamikazeleri… Görüp de görmezden geldiğimiz yitik hayatlar… Onlar sahte duyarlılıkların istismar aracı. Onlar bütün asayiş suçlarının tek sorumluları…
* * *
Muhammet düne kadar sokaklarda başıboş dolaşıyordu. Yolculuk etmeye bayılıyordu. Bedava bindiği belediye otobüsleriyle başlamıştı bu merakı. Sonra geceleri yolculuk etmeye başladı. Bir gün trene binmeye karar verdi. Haydarpaşa’da gözünü açtığında bambaşka bir dünyadaydı. Yalnız olmadığını anladı. Kendisi gibi serüven meraklılarıyla doluydu etrafı. Üstelik ondan daha havalı, ondan daha mutlu görünüyorlardı.
Özendi onlara Muhammet artık eve uğramaz oldu. Uğrasa ne olacak, üvey anası yokluğunu bile fark etmiyor ki… Babası desen nerede akşam orada sabah.
Sonra kendi gibi olanların mutluluğunun sırrını da keşfetti. Ellerindeki poşetten durmadan çekerek başka alemlere dalıyor kendi hayal dünyalarının kahramanı oluyordu arkadaşları. O da yaptı. Kulakları vınlamaya başladı ilkin. Sonra gözleri karardı. Bir baktı ki doğduğu evin üzerinde bir kuş gibi süzülüyor. Küçükken beslemeye çalıştığı tavşan evlerinden de büyük olmuş. Güvercinleri desen bir gemi büyüklüğünde. Güldü Muhammet. Gözlerini açtığında yapış yapış olan ağzında asılı duruyordu hâlâ gülüşü…
Muhammet bugünlerde şehrin ara sokaklarını arşınlıyor. Çarşı içindeki otomatik kapılı marketlerin önünde oyalanmayı seviyor. Elinde bali torbası girilmez yazan kapıları zorluyor, kadınların üzerine yürüyor, çocukları korkutuyor, yetişkinlere göz dağı veriyor. Serseri bir mayın gibi çarşıyı bir uçtan bir uca dolaşıyor…
* * *
Mehmet’in durumu da ondan farklı değil. Yaşı geldi on altıya. Ama görseniz en fazla on iki dersiniz. Cam gibi parlak olan gözleri o büyüdükçe yüzünün içine çökmeye başladı. Alt geçitlerde başından olmadık işler geçmiş dediler. Arkadaşını yaraladığı için okuldan atılalı epey zaman geçmişti zaten.
Sessizliği, vakur haliyle kabul gördü sokak arkadaşları arasında. Parklardaki gece yatılarında gazete kağıdı ve tahta parçası tutuşturmaya bayılıyor. Sessizliği tek bir noktaya bakarken sabitlenmişse bilin ki elinde tinerle ıslatılmış bir bez taşıyordur. Henüz bıçak taşımıyor Mehmet.
Parklara şöyle bir uğruyor, stadyum etrafında dolanmaya bayılıyor ama sahilden, ıssız köşelerden asla vazgeçmiyor Mehmet…
* * *
Yusuflar sekiz kardeş. O yedincisi. Ayakkabı boyacılığı yaparken tanımıştı İzmit sokaklarını… Güvercin merakı yüzünden ayak basmamış yerini bırakmamıştı.
Ne kadar para kazanırsa kazansın ailede gelenek olduğu üzere en büyük abide toplanıyordu paralar. Abisinden bir harçlık çıkarabilirse ne âlâ. Para saklayayım dese anında ortaya çıkıyordu foyası. Çünkü abisi de geçti o yollardan yıllar önce.
O da dayak mayak dinlemedi, haftada birkaç gün eve uğramıyordu. Sokakta kan kardeş olduğu Rıdvan ile içki içmeye, istasyon civarında yatıp kalkmaya başladı. Her seferinde abisi eliyle koymuş gibi buldu onu. Tutup kulağından bir fırıncının yanına çırak verdi. Ama üç gün çalıştı Yusuf. Gözü hep dışarıda.
Yusuf’u yıllar sonra ilk kez gördüm geçenlerde. Kars’tan göç ettiği günlerdeki utangaçlığı kalmamıştı üzerinde. Evden eve taşımacılık yapan bir firmada hamal olarak çalışıyor. Güçlü kuvvetli kollarıyla tek kişinin güçlükle taşıyacağı kolilerden üst üste üç tane koyuyor da bana mısın demiyor. “Nasıl Yusuf memnun musun hayatından?” dedim.
“Neden memnun olacağım abi,” dedi. “Ne kazanırsam yine abim alıyor. Aklım yine sokaklarda ama yorgunluktan hal mi kalıyor bende.”
* * *
Kitlesel göçlerin önüne geçilmediği, işsizlik sorunu çözülmediği, parçalanmış aileler varolduğu, çocukların önünde bitirim kahramanlar model olduğu sürece her gün yeni bir olayla yüz yüze gelmeye devam edeceğiz. Mehmetlere
senelbenlier Üye
Üyelik: 2007-12-25 Herkese açık mesaj: 441
#199286
Kitlesel göçlerin önüne geçilmediği, işsizlik sorunu çözülmediği,

parçalanmış aileler varolduğu,

çocukların önünde bitirim kahramanlar model olduğu sürece

her gün yeni bir olayla yüz yüze gelmeye devam edeceğiz.

Mehmetlere..

Kitlesel göç sorunu
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#199310
Cilalı boyalı yaşam
Asfalt yollar
Beton kaldırımlar
Hepsi şehirleşmeyi tetikliyor.
Güzel ve doğal köy yaşamı yerine
Tümü yapay ve hormanlu yiyecekleri yiyerek
Her 4 kişiden birini kanser ederek yaşıyoruz.
Köylerimiz bomboş
Kimse yok
Tarlalarımızın nerdeyse %90 ı ekilip biçilmiyor.
Hayvancılık
düşük insanların yaptığı bir iş gibi düşünülüyor.
herşey iyinin aleyhine
kötülüğe davetiye dağıtıyor
Bu zamandan nasıl mı kurtulacağız?
Ben çok karamsarım
hatta iyi bir felaketin ne zaman geleceğini
meraktayım.
YusufSerce Üye
Üyelik: 2006-08-30 Herkese açık mesaj: 510
#199327
felsefefe;199310 wrote:Cilalı boyalı yaşam
Asfalt yollar
Beton kaldırımlar
Hepsi şehirleşmeyi tetikliyor.
Güzel ve doğal köy yaşamı yerine
Tümü yapay ve hormanlu yiyecekleri yiyerek
Her 4 kişiden birini kanser ederek yaşıyoruz.
Köylerimiz bomboş
Kimse yok
Tarlalarımızın nerdeyse %90 ı ekilip biçilmiyor.
Hayvancılık
düşük insanların yaptığı bir iş gibi düşünülüyor.
herşey iyinin aleyhine
kötülüğe davetiye dağıtıyor
Bu zamandan nasıl mı kurtulacağız?
Ben çok karamsarım
hatta iyi bir felaketin ne zaman geleceğini
meraktayım.

Karamsar olacak durum yoktur sayin abim. Gunumuz dunden, yarinimiz da gunumuzden guzeldir Insallah. Maalesef bazilari belki de cogunlugu 'yanlis tercihle' hep olageldigi gibi elenecektir ama her an 'her anlamda' daha iyiye gitmekteyiz.

Yeis=karamsarlik kufre estir! Iyiler kotuden ayrilmayinca kiyametin kopacagini mi sandin?
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#199333
Kitlesel göç artık tersine başladı, kimse şehirlerin cancanlı görüntüsüne aldanmıyor artık.
senelbenlier Üye
Üyelik: 2007-12-25 Herkese açık mesaj: 441
#199350
insanların istanbulun taşının topragının altın olmadığını öğrenmeleri lazım,

Asıl altının kendi topraklarında olduğunu bazı insanı değerlerin kendi doğup büyüdükleri yerde var olduğu...
Gec kalmadan ailemiz ve yaşantımızda daha fazla ödün vermeden bu insanlara memleketlerinde iş imkanı tanınarak onların geri dönüşlerini sağlamak kitlesel göce bir nebze katkısı olur .bu işte devletimize düşer .Göç eden aileler büyük şehirde umdukların bulamayarak,yavaş yavaş şehir yaşamına alışırken eriyip yok olurlar.
senelbenlier Üye
Üyelik: 2007-12-25 Herkese açık mesaj: 441
#199681
nerdesiniz arkadaşlar nerde çözümler nasıl önlleriz bu göçleri
YusufSerce Üye
Üyelik: 2006-08-30 Herkese açık mesaj: 510
#199714
senelbenlier;199681 wrote:nerdesiniz arkadaşlar nerde çözümler nasıl önlleriz bu göçleri

Gozleri engellemek icin bulundugu yasam sartlarini iyilestirmek lazim, buna da yetkililer sorumludur. Idari erkan, hukumet ve belediyeler.
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#200614
Göçlerin önlenmesi bir yana
kuraklık ve tarımın daha çok makinalaşması nedeniyle
artacağından endişeliyim.
Küçükbaş hayvancılığı
Büyükbaş hayvancılığı
Tavukçuluk
Süt işletmeciliği
Balcılık

Yani tüm işler artık makinaya dayalı.
Petek bal almak yerine
Cicili bicili şişede
bal alıyoruz.
Sütlerimiz sterilmiş...
Köylerden toplanıyormuş....
Dondurmalar
adamlar 3 milyona dondurma satıyor.
İçinde ne var...
Buz
başka ne olabilir ki.
Köylü bu şekilde yok ediiyor.

Bu sadece konun biri.
Daha kaç konu var
acaba ..
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#200668
Büyük şehiri gören biri zaten arkasına bakmadan tekrar köyüne dönüyor.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim