müslüm akpek;197672 wrote:Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik bir haber olduğu apaçık meydanda, Ramazanın dediği gibiyse durumun boyutu dahada vahim, yahudilerin tek yıkamadığı ordumuz, diğer bütün kaleler şu an işgal edildi, demekki bu yüzden kanal 7 hala dini yayınlarına devam ediyor.
Huzi konu başörtüsü değil türban, türban bir üniformadır, nasıl gümüş yüzük takanlar, bıyıklarını kısa kesenler bir mesaj vermek istiyorsa türbanda aynısıdır. Dini taraf olduğunu belli etmek için takılan giyilen herşey bir üniformadır ve TSK da buna karşıdır.
Ah Müslüm abim ah. Seni çok seviyorum ve senin için inan üzülüyorum.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın AKP Yanlısı Olduğunu Söyleyen Gerilere İthaf Olunur
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 28 yıl önce çok önemli bir fetva verdiği ortaya çıktı.
Başörtüsünün dindeki yeri konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 28 yıl önce çok önemli bir fetva verdiği ortaya çıktı.
Buna göre 1980 yılında askerî darbenin hemen ardından dönemin Devlet Bakanı Mehmet Özgüneş, Diyanet'ten başörtüsü konusunda görüş ister. Bunun üzerine toplanan Din İşleri Yüksek Kurulu, kadınların başlarını örtmesinin İslam'ın hükmü olduğunu belirten bir fetva verir. Diyanet'in başörtüsü konusundaki ilk ve son fetvası olan kararda, Kur'an-ı Kerim'de kadınların başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun ve gerdanlarını örtecek şekilde yakalarının üzerine salmasının emredildiği vurgulanıyor. Din İşleri Yüksek Kurulu'nun kararında başörtüsünün sonradan ortaya çıkmış bir âdet değil, İslam dininin bir hükmü olduğu belirtiliyor.
Diyanet'in 30 Ocak 1980 tarihli görüşü, sonraki dönemlerdeki açıklamalarına da ışık tuttu. Diyanet o tarihten sonra yeni bir başörtüsü fetvası vermezken yetkililer, bu fetva çerçevesinde görüş ifade ediyor. 1980 askerî yönetiminin okullarda kıyafet yönetmeliği hazırlarken başvurduğu Diyanet'in fetvasının ilginç de bir hikâyesi var.
İmam hatiplerde başörtüsünü yasaklamayı düşünen dönemin Milli Eğitim Bakanı emekli general Hasan Sağlam, Diyanet'in bağlı olduğu Devlet Bakanlığı'na başvurarak kurumun görüşünü öğrenmek ister.
Dönemin Diyanet'ten sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Özgüneş, Din İşleri Yüksek Kurulu'nun acilen toplanması için talimat verir. Kurul, 8 maddelik bir kararla başörtüsü yasağının hem İslam dinine hem de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne aykırı olacağını belirtir. Diyanet'ten istedikleri gibi bir karar çıkartamayan hükümet, bu kez ilahiyat fakültelerinin başörtüsü konusunda karar vermesini ister. Ancak dönemin Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç'ın 'İlahiyat fakültelerinden de farklı bir karar çıkmaz.' uyarısı üzerine bu girişimden vazgeçilir.
Diyanet'in kararında satır başları şöyle:
* Cenab-ı Hak, Müslüman kadınların başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun ve gerdanlarını örtecek şekilde yakalarının üzerine salmasını emretmiştir.
* İslam'ın doğuşundan günümüze kadar bütün İslam ülkelerinde her asırdaki uygulama da böyle devam edegelmiştir.
* Müslüman hanımların başlarını örtmeleri, bazı çevrelerce sanıldığı gibi belli bir zümrenin sonradan ortaya çıkardığı bir âdet veya işaret değil, İslam dininin bir hükmüdür.
* Anayasa'da din ve vicdan hürriyeti güvenceye alınmıştır. Din ve vicdan hürriyetinin, dinin emir ve yasaklarını hiçbir baskıya uğramadan yerine getirebilme hürriyeti olduğu şüphesizdir. Örtünmeyi engellemek, bir kişiyi örtünmeye zorlamak gibi hak ve hürriyete müdahaledir.
* Örtünme Atatürk ilkelerine aykırı değildir. Devrim kanunlarında da kadın kıyafetiyle ilgili bir hüküm yoktur. Müslümanlar 'Ya Allah'ın emri ya Atatürk ilkeleri' gibi vahim bir tercihle karşı karşıya bırakılmamalıdır.
Bugünlerde Kuran'da başörtüsü veya örtünmek ile ilgili bir şey yoktur diyenlere tokat gibi cevap Nur suresi 31.ayetde. Bakalım ne diyor Nur suresinin 31.ayeti: "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler.
Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tabi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden ALLAH'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz."