005_Davut ÖZGÜL

Kurşun tenime girebilir zira hevesim kalmadı

davutozgul Üye
Üyelik: 2005-03-21 Herkese açık mesaj: 129
#190043
Mardin ilimizin Mazıdağı ilçesi Bilge köyünde yaşanan katliama dair çok şey söylendi.Söylenmeliydi de! Gencecik bir imama dair çok şey söylendi.Kadınlara,kızlara,delikanlılara, bebelere,babalara,insanlığa dair… Söylendi söylenmesine de, hiçbiri, şairin iki mısra ile ifade ettiği kadar sarsmadı yüreğimizi.Şair İsmet Özel’in iki mısrası kasvet bağlayan yüreğimizden vurdu. Alın o iki mısra’ı, ne söylerseniz söyleyin. Kuru kavruk yüzüyle Anadolu’dan,Anadolu’nun o mümbit memelerinden beslenen Abdürrahim Karakoç’un ‘Mihriban’ının da ifadeye koyduğu; “Lambada titreyen alev üşüyor” geldi aklıma,yine Sivas’ımızın kuru kavruk yüzlü,a’ma gözlü,yüreğiyle gören aşığı;Aşık Veysel geldi aklıma; “Benim sadık yarim kara topraktır.”…Dedim ya, alın bu iki mısrayı, “Zümrüd-ü Anka” misali binin kanatlarına ve yükselin yükselebildiğiniz kadar.Hatta Richard Bach’ın “Martı Jonathan” ınına da selam verebilirsiniz yükselirken! Ahmet Hakan, şehit edilen genç imamı yazınca,tekrar gündemimize girdi o iki mısra.Mısraları yazısının en vurucu yerinde kullanan sayın Hakan’ın çok okunmasında, iki mısra’ın muharrik gücü tartışma götürmez derecede ortada. Nedir bu iki mısra ve ne söyler bize? İsmet Özel ‘Tahrik’ şiirinde kullanır bu iki mısra’ı.Hem de eskilerin “Taç Beyit” dediği tatta kullanır.Şiirin sonuna saklar tahrikini ve; “otların sarardığı yerlerde güneş / kurşunun değdiği tende heves kalmıştır.” diyerek yeniden besmele çektirir okura! Biraz durup düşünün.Örneğin yazının burasında gözlerinizi ekrandan ayırarak düşünün.Güneşin kaldığı yerlerle,hevesin kaldığı yerler neresidir.Neden sararan otlarda kalır güneş?Ve neden tende heves kalır.Hele kurşunun/ölümün girdiği ten neden heveskardır?Daha bir dizi heveskar soru sorabiliriz tenimize,ben’deki ötekimize! İmam Kazım’ın alnına ve sinesine değen kurşunları kim niçin ve hangi hevesle sıkar?! Allah’a müteveccih bir nasiye ile nefse müteveccih bir nasiye arasında heves nerede durur. Sayın Hakan’ın yazısındaki tema “Şeb-i Arus” olsaydı acaba bu denli okunur muydu.Veya ben bu yazıyı yazar mıydım?Yine aynı mısraların şairinin ifadesi ile; “yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir…” Evet…şu üç günlük dünyada bitmeyen heveslerimizle nedendir cilalarız bedenlerimizi,kafeslerimizi,zindanlarımızı… İmam Kazım’ım geride bıraktıkları bu çağla öylesine uyumlu,öylesine örtüşüyor ki;aksini söylemek,hele acının harman olduğu bu vasatta bunu ifadeye koymak, ne zordur ah bir bilebilseniz.Ne zordur hevessiz ölümü beklemek.Bir Gitar’la rol çalan İmam Kazım’ı Rodrigo ile yan yana koyan yorum(cu)ların heveslerinin, bitmeyen bir konçerto kadar uzun olduğunu bilmem izaha gerek var mı? İmam Kazım,idealist bir imam.Bundan şüphe yok.Şehit bir imam bundan da şüphe yok.Onurlu bir ölüm. Bundan da şüphe yok.Şüpheli olan; o gencecik bedene giydirilmek istenen elbise.Can’ını Yar’e feda edenler gibi, ötelerle ünsiyet kurmak isterdim.Bedeni taşıyan ruh’la hasbihal etmek,sonra da biz heveskarlara; “Ey gönül, kendini vezn etmeye kantar ara bul! Yürü git, kantarına halis olan a`yar ara bul! Kapatırlar seni bir hâl-i haraba yalınız; Ol karanlık geceler kendine bir yâr ara bul!” Kime ait olduğunu bilemediğim,ama üstad Cündioğlu’nun yazısında (http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2632) okudukça etkilendiğim bu enfes ‘Nefes’ kimden bir ah olarak çıkmışsa,ruhaniyeti önünde saygı ile eğilmek lazım. Hevesine,heva’sıyla değil, heva’sına yar’dan taşıdığı nefesle, adalet vezn’i ile yaklaşan bir ‘Adam’ dan sadır olduğu da muhakkak. Hevesler tende kalsın.Ten heveste kalsın.Ama ten dediğimiz şey nedir ki?Tendeki can olmasaydı,leş kelimesini nereden bulabilirdik ki?! Hem “Ölen hayvan imiş,aşıklar ölmez” diyen bizim Yunus’u nasıl anlardık?! Yazıya başlarken;alın bu iki mısra’ı, ne söylerseniz söyleyin dedim ya, bundandır söylediklerim!Ne çok kelime kullandım.Ne çok hevesim varmış yazmaya.Oysa sözüm tükendi. Ne ki;bütün içtenliğimizle,şairimizden de mısra çalarak; “Kurşun tenime girebilir zira hevesim kalmadı” diyebilecek erdemimiz de olmalı. “Cümle dünya sizin olsun Bir dost bir post yeter bana Atlas diba sizin olsun Bir dost bir post yeter bana Sanır mısın kalsan gerek Bilir misin n`olsak gerek Bin yıl yaşar ölsen gerek Bir dost bir post yeter bana…” Seyyid Seyfi’nin bu sözlerine de yürek kabartmalı değil miyiz? Hatta bu topraklarda çokça şahit olduğumuz kefen bohçalarımız olmalı değil mi? Çünkü; “Ansızın ve hiç farkında olmadan,ölüm size gelmeden önce,Rabbinizden indirilen Zikr’e tabi olun” buyuran bia kitaba iman etmişiz. 14.05.2009 Davut Özgül'ün diğer makaleleri: https://nizip.com/forum/kategori/295?page=1 https://www.tekilhaber.com/Yazar/Davut-Ozgul
YusufSerce Üye
Üyelik: 2006-08-30 Herkese açık mesaj: 510
#190197
Davut hocam, ustadim iyi yaziyorsun hos yaziyorsun gercekten lezziz bir emek ama cok fazla kastigini sen de dusunmuyor musun? Hem kendi hem de okuyucunun zihnini yoruyorsun. Konu gelisi guzel o an aklina geldigi sekliyle akiyor. Bir anlam butunlugu gorulse de cok zorlama var. Oncelikli goze batan cumlelerin asiri uzunlugu ve mananin icinde yitmesidir. Dolayisiyla ogeler birbirini ariyor. Buyrun size bir ornek: "Bir Gitar’la rol çalan İmam Kazım’ı Rodrigo ile yan yana koyan yorum(cu)ların heveslerinin, bitmeyen bir konçerto kadar uzun olduğunu bilmem izaha gerek var mı?" demissiniz, Evet! var. Aptal, anlayisizor biri olabilirim, inanin on defadan fazla okudum yine de isin icinden cikamadim bu cumlenin! Cumlenin kendisini, konuyla ilgisini... Gercekten merak ettim. Izah eder misiniz lutfen? Anliyorum belig, estetik hos bir edebiyat ortaya koymak istiyorsunuz ve biraz duzenlemeyle gercekten muthis seyler ortaya cikacagindan hic suphem yok. Makale dersleri faydali olacaktir kanisindayim.
davutozgul Üye
Üyelik: 2005-03-21 Herkese açık mesaj: 129
#190588
Sevgili Yusuf ! Yazarken, gelişi güzel veya içimden geldiği gibi yazdığım doğrudur.Sanırım bu bir köşe yazısı için çok da yadırganmamalı.Kendimi kastığım falan yok.Bundan emin olabilirsin.Aslında okuyucu biraz daha iyi anlasın diye kelimelerimi daha da sadeleştirmeye çalışıyorum!Zihnimizi kurcalayan,belki de sözlüklere bakmamıza imkan hazırlayan yazılara talip olmalıyız!Şayet böyle bir talebimiz yoksa,bu tür yazılardan da uzak durmalıyız diye düşünüyorum. Yazımın anlaşılmasındaki güçlüğü ifade noktasında; "Bir Gitar’la rol çalan İmam Kazım’ı Rodrigo ile yan yana koyan yorum(cu)ların heveslerinin, bitmeyen bir konçerto kadar uzun olduğunu bilmem izaha gerek var mı?" örnek verdiğin bu bölüm, kanaatimce ciddi bir tefsiri gerektirmiyor.Belki cümle uzun ama anlam bütünlüğü bozulmamış.Selim bir kafa ile bir daha okumanı istirham ediyorum. Yazının ilgili bölümünde,Rodrigo ile özdeşleştirilmek istenen, o gencecik imam üzerinden,hevesleri hiç bitmeyen yorumcuların durumunu Rodrigo'nun konçertosu ile örneklemeye çalıştım.Heveslerinin boyutunu da "Bitmeyen bir konçerto"şeklinde örnekledim.Yani "Allah bes baki heves" diyecek bir irfana sahip olamadıklarını ifade etmek için kullandığım uzun bir cümle! Selam ve hürmetle...
YusufSerce Üye
Üyelik: 2006-08-30 Herkese açık mesaj: 510
#190653
Simdi muhterem Davut hocam, oncelikle cevap lutfettiginiz cun tesekkur ederim. Itiraf edelim mektepli degil alaylisiniz ve sunu da ekliyelim kalemle degil yurekle yaziyorsunuz ki en guzeli de budur. Iki cumle sarfetmissiniz: Zihni kurcaliyan kelimeler icin sozluk ki, sonuna degin arkasindayim hatta divan edebiyatinin bile altina sozde tercume zirvaligi yapiyorlar ifrit oluyorum, oteyandan 'aksi halde' uzak durunuz diyorsunuz. Iste bu tehlikelidir hocam. Yazarin oncelikli gorevi okuyucuya ulasmaktir. Sarih ve belig sekilde okuyucuyla kucaklasmaktir. Tefsir konusunda endise etmeyiniz. Eminim sozsuz de birbirimizi anliyoruz. Simdi yaziniz koseyazisi, fikra yoksa makale mi?... Neyse hocam daha ileri gitmeyeyim. Inanin ne sizi ne de hevesinizi kirmak gibi niyetim yoktur ama tenkit insani kamcilar, bilmem katilir misiniz? Bilmukabele deruni hurmetlerimin kabulunu istirham ederim.
davutozgul Üye
Üyelik: 2005-03-21 Herkese açık mesaj: 129
#190806
Tek kelime ile eyvallah Yusuf kardeşim.Amacımız her zeminde üzüm yemekse, elbette ki;tartışma da bereketli olur.Ne demiş eski(mez)lerimiz "Müsademe-i efkar'dan barika-ı hakikat doğar" Değişik fikirlerin sadmelerinden,yani çarpışıp çatışmalarından, hak ile hakikate ulaşılır.Aksi durumda, bilinen tabirle; 'monolog' da dediğimiz,kendimizin çalıp kendimizin oynaması durumu söz konusudur.Ne size ne de bir başkasına kızmaktansa, kendime kızmamın daha hayırlı sonuçlar doğurduğuna şahitlik etmişimdir.Bu sebeple yorumlarınızın devamını diliyorum selam ve hürmetle...
sakalli0727 Üye
Üyelik: 2006-07-04 Herkese açık mesaj: 1.874
#214821
ben üstteki yorumcu yusufla davut hocanin tartismasina girmeden baska bir noktaya dikkat cekmek istiyorum.simdi bu tarihlere yakin bir münevver karabulut vakasi yasadi türkiye ve aylarca tüm gazeter yazdi cizdi... ve sonuca ulasildi ...en azindan zanli yakalandi...orda ölen 44 kisi nin cani münevver ki kadar kiymetli degilmiydi sizce ?? bi kac gün sonra unutuldu gitti bilge köyü katliami...yoksa orda ölen insanlar kürt kökenli diyemi pek fazla önemsenmediler?? hocam sizden ricam bu bakis acisini bize daha kapsamli anlatirmisiniz.bunun ülkeye ne gibi zararlar dogurabilir ...bi ayri konuyla yada bu konuyla paralelinde bu konuyu bir acarmisiniz...

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim