Acımasızmıyım? Yoksa acınacak haldemiyim bilmiyorum.Bilinmezlikler mi çok yoksa bilinmezlikleri ben mi yaratıyorum bir türlü karar veremedim
Benim olmanı istemek mi hata yoksa hata seni sevmek mi zaten en karmasık sorum.
Günlerdir cevaplarını bir türlü bulamadıgım binlerce soru soruyorum kendime.Sonra itiraf ediyorum
Evet seni seviyorum seni istiyorum ama niye bukadar uzaksın bana?
Farklılıklar mı insanı uzaklaştırır birbirinden? Bu kadar mı acımasız hayat ki sırf farklısın diye beni asla görmüceksin. Seni çok sevdiğimi öğrenemeyeceksin.
Belkide unutmak en iyisi diye cevap buluyorum kendime ama unutmayı bile beceremiyorum. Keske düya dursa yada ben dursam ve dünya dönse gözlerim bir kapalı bir açık derken geçse bugünler öyleki seni unutabilsem
Ve ben yine üzgünüm seni unutamıyorum....
KALBİMİ KENDİMCE YAMALIYORUM. Ama artık dikiş tutmuyor yaralar. Gözlerimi kapatma bile fayda etmiyor son günlerde
Hak ettigimi mi yaşıyorum yoksa haketmedigim sey için sınanıyomuyum bilmiyorum. Ama acısına dayanamıyorum
En umarsamaz halimle bile seni umursarken ben sadece öylece bakıyorum
ÜZGÜNÜM canımı acıtıyorsun
AMA sen canımı acıttıgını bile bilmiyorsun.......
BELKİ BİR DÜŞ GÖRDÜM SENİ ELDE ETMEK ADINA.
ZORLANDIM .AĞLADIM ÇARESİZ KALDIM.
SENİ GÖRÜNCE İÇİMİN TİTREMESİ
RÜZGARLARIN BİLE SÖNDÜREMEYECEĞİ
BİR ALEV YANMASI BEDENİMDE.
HEPSİ AŞKTANDI EVET HEPSİ!
AMA SEN
İMKANSIZDIN.....
BİLİYORDUM MUTLU OLACAĞIMIZI.
YALANDA OLSA SEVGİNİ TADMAK İSTEDİM.
BİR KERE BİLE OLSA YÜZÜNE BAKMAK İSTEDİM.
ŞU YALAN DÜNYAYA MEYDAN OKURUZ DEDİM.
BEN DEĞİL YÜREĞİMDİ BUNU SÖYLEYEN.
FAKAT SEN
İMKANSIZDIN SEVGİLİM.....
DÜNYA YALAN SEVGİLERDEN GEÇİLMEZKEN
AŞKLARIN EN YÜCESİNİ YAŞAYACAKTIK
SEN VE BEN
GÜN GELECEK YILDIZLARA TUTUNACAKTIK.
GÜN GELECEK NEDENSİZ YERE SARILIP SAATLERCE
AĞLAYACAKTIK HIÇKIRA HIÇKIRA.
GÜLCEKTİK SEVGİLİM
İBRET OLCAKTI KAHKAHALARIMIZ
CÜMLE ALEME,
AMA SEN GELMEDİN,ÇÜNKÜ.
İMKANSIZDIN SEVDİĞİM.....
GELMEYİŞİNLE BANA KOCAMAN
YANMIŞ BİR YÜREK,
KALBİNİ KARŞILIKSIZ SEVEN BİR KALP
VE SENİ GÖZLERİYLE SEVEN BİR
ENKAZ BIRAKTIN ARKANDA.
ŞİMDİ SENSİZLİĞE MAHKUM
SANA SÜRGÜN YÜREĞİM.
GEL DEDİM.SEV DEDİM.
AMA GELMEDİN
ÇÜNKÜ İMKANSIZDIN !
Hani ağlamak anadiliydi ya tüm dillerde ayrılığın…
Gözlerimden kan süzüldü Gece'ye.
Siyahı delip geçen gözbebeklerim kan deryası.
Kızıldeniz utanacak içimdeki denizden…
"Yaradan" için "Yar"
sevmeyi öğrettim de sana,
"Yaradan" için
"Yar"dan geçmeyi öğretememişim kendime…
boylu boyunca yatıyor yüreğim yarda…
Bileği kesik kalemim can döküyor şimdi kağıda.
Hiçimi dökmek istemiştim oysa...
infazlar sabaha karşı yapılır ya, birazdan bitecek GeCe… az kaldı, beni
infazlayacağım şafakta.
Hani yüzbinlerce yıldız sönmeden sökmez ya şafaklar, son dileğim GeCeden…
Eyy GeCe!...Kurban et yıldızlarını şafağa. Bedel olarak gözlerimin karasını göndereceğim her akşam sana… Yarın, yevm-ül kıyam'da yanmayalım diye yanan yanlarımı bırakıyorum yanına…
Vakit yakın…
Can çekişiyorum canımı can yapanım.
Namlunun ucunda ayrılık, eli tetikte bekliyor günahlarım…
vur emriyle
vurulacak sol yanım;
"Yar" verecek "Can" kaybından…
Tütün ne ki?.. tuz bastım tırnağı sökülmüş parmak uçlarıma. On parmaklık
değil bu figan!
Bin elden beşbin tırnağın sökülüp tuza bastırılmasıymış ayrılık…
Ama öyle ya, tuzu da sevmeli aşık…
Bir türlü aydınlanamayan bir gün doğdu işte.
Yüzbin yıldız pahasına söküldü şafak.
"infazı tamamdır" mührü basıldı.
Kaydım düşüldü kitab-ül aşk'tan…
düz çizgiye dönüştü çoktan yüreğimin monitöründe hayat.
Sabahın pusunda, iki yüreğin sağır edici feryadına "sus" düştü.
Pustu aşk… sus-pus bir cenaze merasimi bu satırlar…
üstad'ın dizeleri tek teselli mezar taşıma:
"ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar,
kavuşmak nasıl olmaz, madem ki ayrılık var?"...
nasrettin hoca bir gün köy meydanından eşegi ile geçerken eşegin ayağı kırılır ve eşşekden düşer köy ahalisi hemen başına toplanır ve aman hocam yaman hocam derken tutar kaldırılar kalk seni hekime götürelim derler. nasrettin hocada benim hekimlik bir durumum yok bana gidin eşşekden düşen birini getirin der.. benim halımdan ancak o anlar..
ÜZGÜNÜM canımı acıtıyorsun
AMA sen canımı acıttıgını bile bilmiyorsun....... __________________ GELMEYİŞİNLE BANA KOCAMAN
YANMIŞ BİR YÜREK,
KALBİNİ KARŞILIKSIZ SEVEN BİR KALP
VE SENİ GÖZLERİYLE SEVEN BİR
ENKAZ BIRAKTIN ARKANDA.
ŞİMDİ SENSİZLİĞE MAHKUM
SANA SÜRGÜN YÜREĞİM.
GEL DEDİM.SEV DEDİM.
AMA GELMEDİN
ÇÜNKÜ İMKANSIZDIN !
sercet cok duygulandım. yüregine saglık paylaşım için teşekkürler..
Ben seni ecelim diye bildim ve aşkınla beslenmek için müebbet yedim...
Serin aşk yelleri esiyordu; mesafesi kolları uzantısındaki başının üzerinde…
Tekmil almıştı kalbim; aşk aşk diye çarpmak için… Sen düştün gözlerime ve bütün hayaller unuttu beni…
Mersiyeler söyledim adınla bezensin diye günlerim. Dalgınlığıma geldin, kapatamadım kapıları yüzüne…
Vakit gelmeden kıyama durdu kalbim… Körleşmiş kelimelerim bulamazdı sana uzanan yolları… Ölmüş şehrin leş kokan sokaklarından kaçmak için sustu sözlerim... Geceler uzundu ve ben ikiye katladım geceleri… Uyku terk etti bedenimi ve her dem Aşk’ınla devirdim saatleri… Sağa dönsem sen, sola dönsem sen…
Nasıl bir vaveyladır eyy! Yırtılıyor bütün perdeler… Korkuyorum Haziran’a uzanacak bu temaşa… Sen içimdeki hasretten habersiz tutmazsın ellerimi… Oysa düş/me/lerim bitmez, parçalanır bedenim… Gel diyemem sana can gibim! Bilmezsin ki ben seni ömrümün eceli diye bildim… Yoo, sakın korktuğumu sanma! Sen gelince nefesim kesilecek ve bitecek bu mevsim… Korkmuyorum, gelirsin de ölürüm diye… Ah sevgili! Benim endişem sana doymadan giderim diye…
Gel diyemem sana yar! Hani gelsen bitecek sanki bu sırrın… Bir baksam gözlerine yüreğimi saracak yanardağlardaki yangın… Vuslatım olacaksın… Ama gel diyemem ben sana yar!
Sarayımda yerin ebedi… Ölsem de yıkılmayacak bu aşkın temeli… Ben seni ecelim diye bildim ey sevgili…
Gelirsen ölüm kucaklayacak bedenimi… Gelirsen hülyalarımdaki yüzünle aydınlanacak tarihi sayfa… Musalla taşında bir nikâh kıyılacak ve ölüm alnımdan öpecek imzamı attığımda…
İmsak attı şimdi ve iftar vaktim gelmedi… Susma orucundayım hala ve sana olan susuşum bitmedi… Öyle çok anlatacaklarım var ki sevgili… Zaman bana yetmeyecek sanki… Oysaki karanlıklarda bile kapanmıyor gözlerim… Boynuma geçirilen bu zincirlerle Leylalaşıyorum… Zindanım özlemin, zindanım hasretin ve bu zindanda aşkınla beslenmek için müebbet yedim…
Dermanım kalmadı, tükeniyorum. Ayaklarımda kara lekeler, yüzüm kir, pas içinde… Kanatacak cisimler batıyor kalbime… Duvarlardan gelen kan kokusu bayıltıyor… Ziyaretime gelen acımasız şairler kulağıma şiirler okuyor… Haykırıyor bir tanesi “gel ey aşk!” diye… Ah yar! Senin aşkın bu kadar haykırışla mı yerleşti benim kalbime? Kaç asır geçti, kaç yıl, ya da kaç mevsim… Sen belam olmadın mı bez-mi elest de? Tenime dokunan Yar nefesi değil miydi Mikail’in üflemesiyle? Bütün duvarlarımı yıkan ve bütün yıkımlarıma sebep olan… Yok/sul/luğuma hep bir adım kala bedenime uçurum sunan…
Ben seni ecelim bildim sevgili…
Bütün hasletlerimi sana sakladım…
Sen dedim ve yalnız seni sevdim…
Yağmalamaya çalıştılar bir dönem…
Usul usul girdiler hayatıma…
Canıma can diyerek can’sız kaldım…
Terimi kefenimle sildiler de ben elleri diye inandım…
Sustum…
Gecelerin koyu demlerinde yalnızlığıma ve sana ağladım…
Aynalarda görmek istedim suretini…
Ben sensiz gözlerle aynalara hiç bakmadım…
Bakışımda olmadığını düşündüğümde kapattım gözlerimi…
“Ya yoksan gözlerimde!” diye korktum ve bu korkudan a’ma oldum…
Su azizliğinde dirildim sonra…
Firakın ağrılarımı körükledi ben dedim!
Ben seni ecelim diye bildim ve aşkınla beslenmek için müebbet yedim...
secret sen kandini aşkamı adadın ben genelde böyle duygusal sayfalar açmış görüyorum ama yine araştırıpta böyle şiirler bulmana hayranım ha aynı zamandaankranın sana selamı var
peki aglamak çözüm mü?
çözümse bugüne kadar ben neden gülmedim?
çözümse gel beraber omuz omuza verip aglayalım...
bana darbeyi vuranda bir ankaralı bilgine...