NASA'nın yayınladığı fotoğrafta, Güneş Sistemi'nin bu en büyük gezegenini Jüpiter'in güney kutup bölgesindeki dev çarpışmanın koyu renk izi görülüyor.
NASA'nın astronomlarından Glenn Norton, Hawai'de kurulu kızılötesi teleskopla yaptığı gözlem ve analizin ardından bu çarpışmanın Jüpiter'de düzenli olarak gözlemlenen meteorolojik olaylara bağlı olmadığını belirtti. Norton,
Jüpiter'e neyin çarptığı konusunda en küçük bir fikirleri bulunmadığını söyledi.
NASA'nın bir başka astronomu Leigh Fletcher da, çarpışmanın bıraktığı izin Jüpiter'de meydana gelen fırtınalardan Oval BA ile aynı büyüklükte olduğunu, bu fırtınanın çapının da Dünya ile aynı olduğunu belirtti.
Jüpiter'e 1994'ten bu yana ilk kez bir cismin çarptığı gözleniyor. Temmuz 1994'te, Shomaker-Levy 9 kuyrukluyıldızından kopan 21 parça Jüpiter'e çarpmıştı. Jüpiter'in çapı Dünya'nın çapının 11 katını buluyor.
Uzay mekiği Endeavour'un Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ)ulaştığı bildirildi. Mekiğin istasyona kenetlenmesiyle, aynı anda bir istasyonda 13 astronot bir araya geldi. Bu, aynı anda bir istasyonda bir araya gelen en büyük astronot grubunu oluşturdu. İki ekip, gemilerin kapılarının açılmasının ardından yüz yüze görüşecek. Endeavour'un mürettebatı, Japonya'nın yer yörüngesinde yapımı süren UUİ'de bir milyar dolarlık büyük Kibo (Ümit) laboratuvarının üçüncü ve son bölmesi ile platformunu monte edecek, UUİ'nin güneş paneli akülerini yenileyecek. Ayrıca, Endeavour'daki astronotlardan Timothy Kopra, mart ayından bu yana istasyonda görev yapan Japon Koiçi Vakata'dan görevini devralacak. Mekiğin 31 Temmuzda dünyaya dönmesi bekleniyor.
22.07.2009 09:17İran'ın güneyinde aletsel büyüklüğü 5.6 olarak ölçülen orta şiddette bir deprem meydana geldi.
ABD Ulusal Jeoloji Araştırmaları ve Deprem Bilgi Merkezi tarafından yapılan açıklamaya göre İran'ın güney kesiminde yerel saatle 07.23'te aletsel büyüklüğü 5.6 olarak ölçülen orta şiddette bir deprem yaşandı. Yerkabuğunun 10 kilometre derinliğinde oluşan depremin neden olduğu hasara ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.
Bilim adamları, Mars yolculuğunu 6 aydan 39 güne indirebilecek yeni bir iyon motoru geliştiriyor.
16:41 TSİ 23 Temmuz. 2009 Perşembe
TEKSAS - Geleneksel roketler, gerekli olan itiş gücünü sağlamak için farklı kimyasal maddeler kulllanıyor. Kullanılan yakıtın büyük bölümü ise Dünya’nın çekim alanından çıkarken harcanıyor.
Amerikalı bilimadamaları roketlerin bu handikaplarını ortadan kaldıracak, uzay yolculuklarını büyük oranda kısaltacak ve geleneksel roketlere oranla daha uzun mesafelere daha hızlı gidecek yeni nesil iyon motorlar üzerinde çalışıyor.
Bu motorlarının temeli, yüklü atomlar olan iyonların bir elektrik alanından geçirilierek hızlandırılmalarına ve uzay aracını ters yönde itmelerine dayanıyor. NASA'nın Vesta ve Ceres göktaşlarına gönderdiği Dawn ve Japonya'nın 2005'te Itokawa göktaşına gönderdiği Hayabusa uzay araçlarında bu teknoloji kullanılmıştı.
ABD’li bilimadamları şimdi, bu motorlardan çok daha güçlü yeni nesil bir iyon motoru üzerinde çalışıyor. VASIMR (Variable Specific Impulse Magnetoplasma Rocket-Değişken Özel İtki Magnetoplasma Roketi) adı verilen bu motor, radyo dalgalarını yayan vericilere benzer bir şekilde, radyo frekans jeneratörü ile parçacık veya plazmayı ısıtarak çalışıyor.
GÜNEŞİN ÇEKİRDEK ISISINA ULAŞILACAK
Buradaki temel prensip buhar motorlarına benziyor. Radyo frekans jenaratörü, argon gazının atomlarını, elektronlar ‘kaynayıp’ plasma oluşturuncaya kadar ısıtıyor. Her ne kadar plasma tek başına roketi itme gücüne sahipse de çok efektif değil. Bu nedenle deha etkili güç elde edebilmek için, plasma roketin ikinci bölgesinde, bir milyon santigrad dereceye kadar ısıtılacak. Bu sıcaklık, Güneş’in çekirdeğindeki sıcaklığa eşit.
Kullanılan çok güçlü manyetik alan yardımı ile ekstra ısıtılmış plasma, roketi ters yönde itecek biçimde motorların arkasına yönlendirilecek. VASIMIR; kullandığı radyo frekansı jeneratörleri sayesinde, benzerlerinen yüzlerce kat daha fazla enerji üretebilecek.
ABD'nin Ad Astra Rocket şirketi tarafından devam edilen çalışmalarda, ilk plasma üretim aşaması 2 Temmuz’da test edildi. Araştırmanın yürütücüsü Jerad Squire elde edilen plasmanın bugüne kadar üretilmiş olanların en güçlüsü olduğunu iddia ediyor.
6 AY DEĞİL 39 GÜN
Ad Astra ve NASA arasında yapılan anlaşma ile ilk iyon motorlu roket 2012 ya da 2013 yılında Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlenmek üzere uzaya yollanacak. Daha sonraki aşamalarda da, rokete yerleştirilecek nükleer reaktörler sayesinde roketin gerekli ısıyı üretip, Mars yolculuğunu 39 güne indirmesi amaçlanıyor.
NASA, bu teknoloji öncesinde Mars'a göndereceği uzay aracını nükleer termal veya kimyasal yakıtlı roketle donatmayı ve en iyimser tahminle Kızıl Gezegen'e 6 ayda ulaşmayı öngörüyordu
Satürn'ün 6.büyük uydusunda hayat belirtilerine rastlandı
Satürn'ün 60 uydusundan en dış halka üyesi Enceladus'da sodyumklorür (tuz) izine rastlandı; bu kartopu uyduda ‘hayat olasılığı’ giderek güçleniyor.
Güncelleme: 13:44 TSİ 25 Haziran. 2009 Perşembe
LONDRA - Alman ve Amerikalı astrofizikçilerle nükleer biyoloji uzmanları, Ay'ın yarısı kadar olan 500 kilometrelik çapıyla Enceladus'un su ve tuz içerdiğini bildirdi. Enceladus üzerine iki araştırma, Nature (Doğa) dergisinde yayımlandı.
Almanya'nın güneybatısında Baden-Württemberg eyaleti Heidelberg kentindeki Max Planck Enstitüsü Fen Bilimleri Nükleer Fiziği Araştırma Kurumu'ndan astrofizikçi Frank Postberg, Enceladus'ta buharlaşmanın dev mağara oyuklarından ve tuzlu su ve deniz benzeri oluşumunun mümkün olduğunu söyledi.
Aynı görüşü, ABD'nin Colorado eyaleti Boulder Üniversitesi Güneybatı Araştırma Kurumu'ndan John Spencer de teyit etti.
Dünyanın içine ettiniz şimdide başka dünyalarmı arıyorsunuz...
Siyonizm ve Kafirlik böyle birşey işte.
Allah size hayat dolu, hava dolu, su dolu yaşayacak bir dünya vermiş, adam olupta insan gibi yaşasanıza..
dervisdörtbudak;203514 wrote:dünyanın içine ettiniz şimdide başka dünyalarmı arıyorsunuz...
Siyonizm ve kafirlik böyle birşey işte.
Allah size hayat dolu, hava dolu, su dolu yaşayacak bir dünya vermiş, adam olupta insan gibi yaşasanıza..
Dev bir göze benzeyen bu görüntü aslında son keşfedilen galaksilerden birinin görüntüsü.
AA
Güncelleme: 15:53 TSİ 24 Temmuz. 2009 Cuma
ANKARA - Bilim, bazen bilim-kurgu gibi olabiliyor. Astronomlar, NASA'nın Spitzer Uzay Teleskobu'nu kullanarak yaptıkları gözlemde, tıpkı dikkatle bakan bir göze benzeyen spiral bir galaksinin görüntülerini elde etti.
Görüntülerde göz gibi duranın aslında Güneş'ten 100 milyon kat daha büyük olan dev bir kara delik, etrafındaki makyaj haresi gibi duranların da yeni doğmuş yıldızlar olduğunu belirten Spitzer astronomları, NGC 1097 diye tanımlanan galaksinin, 50 milyon ışıkyılı uzakta ve Fornax takımyıldızında yer aldığını kaydetti.
Galaksinin ortasına dökülen gazın kara delik ve etrafındaki yıldız oluşumunu beslediğini anlatan astronomlar, normal gözün göremediği bu görüntünün Spitzer'in kızılötesi, sıcak ve radyasyona hassas özelliğiyle elde edildiğini belirtti.
İşte güneş sistemi dışındaki komşu güneş siteminin en küçük gezegeni
Avrupalı bilim adamları, bu yılın başında keşfi açıklanan Güneş Sistemi dışındaki en küçük gezegenin ağırlığını ve yoğunluğunu ölçtüler.
Astronomy and Astrophysics dergisinde yayımlanan bilimsel makaleye göre, Avrupa Uzay Ajansı tarafından Aralık 2006'da yörüngeye fırlatılan COROT uydu teleskobuyla yapılan keşif dolayısıyla Corot-7b adı verilen bu dış gezegen (exoplanet) Dünya gibi kayalık.
Araştırma ekibine başkanlık eden Cenevre Üniversitesi'nden Didier Queloz, bu bilinen ilk kayalık dış gezegenin çevresinin Dünya'dan yüzde 80 daha geniş, 5 kat daha ağır olduğunu belirterek, "Dante'nin Cehennemi" diye tanımladığı gezegenin yüzey sıcaklığının bin ila 1500 santigrat derece olduğunu, bunun da bilinen anlamda yaşama olanak tanımadığının altını çizdi.
Yeni gezegen, güneşi çevresinde saatte 750 bin km hızla 20 saat sürede dönüşünü tamamlıyor. Dünya'nın güneşine en yakın gezegen Merkür ise Güneş etrafında dönüşünü 88 günde bitiriyor.
Astronomların defalarca yaptıkları gözlem ve ölçümlerde, bu dış gezegenin yoğunluğunun Dünya gibi kayalık olduğunu ispat ettiği görüldü. Dünya'nın Güneşi çevresinde döndüğü gibi başka yıldızların yörüngesinde gaz devi 330 civarında dış gezegen keşfeden bilim adamları, bunların büyük bölümünün Yerküre'den 17 kat büyük Neptün gezegeniyle benzerlik taşıdığına işaret ediyor.
Dünyanın komşusu gökadada bulunan yeni gezegen, güneşinden sadece 2,5 milyon km, Dünya'dan ise 500 ışık yılı uzakta yer alıyor. (1 ışık yılı: 9,7 trilyon km)
Keşiflerini "süper Dünya" dış gezegen kategorisine sokan bilim adamları, ilk kez bu kadar küçük bir dış gezegenin yoğunluğunun ölçüldüğünü ve bulguların, böylesine küçük bir gezegenin kütle ve yoğunluğu konusunda somut kanıtlar sunması açısından önemli olduğunun altını çiziyor. Fransız Uzay Kurumunun başını çektiği COROT projesi, ESA, Avusturya, Belçika, Almanya, İspanya ve Brezilya'nın katkılarıyla yürütülüyor.
16 Eylül 2009, Çarşamba
ÜLKEMİZİN İLK ÖZEL BİLİMSEL UYDUSU OLAN İTÜ uydusu bugün uzaya fırlatıldı.
İlk küp şeklindeki uydumuz fırlatıldı
23.09.2009 14:27
Türkiye'nin ilk küp uydusu uzayda
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölümü tarafından Türkiye'de üretilen ilk uydu olan ''İTÜpSAT1'' uzaydaki yörüngesine yerleşti. Hindistan'dan C-14 isimli roketle sabah 09.21'de başarıyla fırlatılan uydu, 720 kilometre mesafede yörüngeye oturdu. Yörüngesinde saniyede yaklaşık 7,5 km ile yol alan uydu dünyayı yaklaşık 90 dakikada bir dönecek. 1 milyon euroya mal olan uydu, 1 kilo ve 10x10x10 santimetre boyutlarında. Uzaydan dünyanın kıtasal ölçüde fotoğraflarını çekecek olan ve 6 aylık ömrü bulunan uydu, özellikle uzay bilimleri ve araştırmaları alanında kullanılacak.
Serhat ALAATTİNOĞLU / AHT
İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölümü tarafından hayata geçirilen ve Türk mühendisleri tarafından tasarlanan ''İTÜpSAT1'' adlı küp uydu, sabah 09.21'de Hindistan'dan uzaya fırlatıldı. Uydu, fırlatıldığı roketten ayrılarak 18 dakika sonra yörengesine oturdu.
Küp şeklinde imal edilen ve yeryüzünden 720 kilometre yükseklikte yörüngeye oturan uydunun yapımı için 3 yıl önce harekete geçildi. 2009 yılı başında fırlatılmaya hazır hale getirilen İTÜpSat1, Hindistan'daki testlerden de başarıyla geçti. Projenin yürütücülüğünü üstlenen İTÜ Uzay Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan ile Uçak Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gökhan İnalhan, Hindistan'da bütün aşamaları yakından takip etti. Tüm hazırlıkların tamamlanmasının ardından sabah saatlerinde fırlatma işlemi gerçekleştirildi. ''İTÜpSAT1'' adlı küp uydu, sabah 09.21'de Hindistan'dan uzaya fırlatıldı. Uydu, fırlatıldığı roketten ayrılarak 18 dakika sonra yörengesine oturdu.
C-14 adı verilen roketle uzaya gönderilen uydu, yörüngesine yerleştirildikten sonra, projede görevli akademisyen ve öğrenciler de rahat bir nefes aldı. İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölümü'nün İstanbul Maslak'taki komuat merkezinde fırlatma anı canlı olarak takip edildi. Akademisyen ve öğrenciler, geri sayarak uydunun fırlatılmasına tanıklık etti. Uydunun yörüngeye yerleşmesi ve ilk haberleşmenin sağlanmasıyla birlikte yetkililer rahat nefes aldı.
SIRADA NANO UYDU VAR
Fırlatmayı İTÜ'deki Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuarı'nda izleyen Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fevzi Ünal, "Bu bir ekip çalışmasıdır. Üç yıldır büyük bir sabır ve emekle yürütülen çalışmaların başarıyla sonuçlandığını görmek heyecan verici. Türkiye'de bir ilki gerçekleştiriyor olmanın verdiği gururunu yaşıyoruz. Bu başarı daha büyük uyduların üretilmesi için önümüzü açtı. Nano uydu üretimi için başlattığımız çalışmalar hız kazanacak. Bir öğrenci projesi olan ilk küp uydunun görüntülerini merakla bekliyoruz" dedi.
ROKETTE 3 ÜLKEDEN DAHA UYDU VAR
Akademisyenlerin yanı sıra lisans seviyesinde öğrencilerin de projede görev aldıklarını anlatan Ünal, uzaya fırlatılan roket içinde Hindistan'ın iki, Almanya'nın 4 ve İsviçre'nin bir uydusu bulunduğunu da sözlerinde ekledi.
UYDUNUN ÖZELLİKLERİ
Türkiye'nin ilk küp uydusu olan ''İTÜpSAT1''in yapımı için laboratuvar ortamı 1 milyon euroya mal oldu. 1 kilo ağırlığındaki uydu, 10x10x10 boyutlarında... 720 kilometre mesafede yörüngeye oturdu. Yörüngesinde saniyede yaklaşık 7.5 km ile yol alacak ve dünyayı 90 dakikada bir dönecek. Uydu bir VGA kameraya ek olarak sıcaklık, ivmelenme ve manyetik alan ölçümü yapan duyargalara sahip. Uydu bilgisayarı tarafından kaydedilen sıcaklık, ivmelenme ve diğer bilgilerini de yer istasyonuna düzenli olarak aktaracak. Uzaydan dünyanın kıtasal ölçüde fotoğraflarını çekecek olan uydu, uzay bilimleri ve araştırmaları alanında kullanılacak. Üstün teknolojiyle üretilen uydunun ömrü ise 6 ay...
Resim kaynağıResim kaynağıTürkiye'nin Büyük Başarısı 23 Eylül 2009, Türkiye`nin uzay çalışmalarında mihenk taşı oldu... Devamı İçin Tıklayınız...
23/09/2009 - 11:22
Müthiş başarı! Türkiye'nin ilk yerli uydusu bugün fırlatılıyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölümü tarafından Türkiye`de üretilen ilk uydu olan “İTÜpSAT1†bugün Hindistan`dan uzaya gönderiliyor.
23 Eylül 2009, Türkiye`nin uzay çalışmalarında mihenk taşı oldu. İTÜ tamamen kendi imkanlarıyla geliştirdiği İTÜpSAT1 mikro uydusunu bugün uzaya gönderiyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölümü tarafından Türkiye`de üretilen ilk uydu olan “İTÜpSAT1â€, Hindistan`dan uzaya fırlatılıyor.
Sabah saat 09.16`da Hindistan Uzay Araştırmaları Kurumu (ISRO) tarafından PSLV C-14 roketi ile yerden 720 kilometre yüksekteki yörüngesine yerleştirilecek uydu 1 kilogram ağırlığında ve 10x10x10 santimetre boyutlarında.
Ortak çalışma
“İTÜpSAT1†uydusunun tamamı İTÜ`de üretildi. İTÜ Makine Mühendisliği Bölümü`nün uydu titreşim testlerini, Elektronik Bölümü de uydu anteni bölümünü yaptı. Proje bütçesinin önemli bölümünü İTÜ karşıladı.
Türkiye`nin ilk üniversite uydusu olan İTÜpSAT1, ABD`deki Stanford ve California Polytechnic Üniversiteleri`nin ortaklaşa başlattığı bir proje olan CubeSat projesi kapsamında tasarlandı ve üretildi.
Küp boyutundaki uydunun yörüngesi yaklaşık 700 kilometre. Dünyayı yaklaşık 90 dakikad bir dönecek uydu için ünlü paylaşım sitesi facebook`da da sayfa açıldı.
Fotoğraf çekecek
İTÜ Uzay Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan, “İTÜpSAT1`in toplam kütlesi 1 kilogram, gövdesi alimünyum ve boyutları 10x10x10cm. Uyduda kamera, sıcaklık, ivmelenme ve manyetik alan ölçümü yapan sistemler mevcut†dedi.
700 km`de yer alacak olan alçak yörünge uydusu İstanbul üzerinden geçerken İTÜ`de yer alan yer istasyonu aracılığıyla günde 4-5 kez iletişim kurulabilecek. Uydu yörüngedeyken kullanacağı enerjiyi üzerindeki gelişmiş güneş hücrelerinden sağlayacak.
Eğitimde kullanılacak
İTÜpSAT1 projesinin asıl amacı ise hem çalışanların tecrübesini artırmak hem de bundan sonra yapılacak haberleşme ya da askeri amaçlı işlevsel uydular için temel oluşturmak. İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi öğretim üyesi Dr. Berk Üstündağ bu uydunun özelliğini ve önemini şöyle anlattı:
“İTÜ`de kurulan merkezde uydunun uzaydaki davranışları takip edilecek. Yüksek radyasyon altında, çekimsiz ve oksijensiz ortamdaki haraketleri belirlenecek. Bir bakıma know how oluşturulacak. Teoriksel bilgiler uzayda uygulanacak ve gözlemlenecek. Daha sonra ileride yapılacak daha büyük uyduların temeli böylece oluşturulmuş olacak.â€
Herşey iyi güzel de bu uyduyu neden Türkiye'den fırlatamıyoruz? İran bunu başardı.Türkiye'nin de bu kapasitesi var.MKA uzun menzilli füze üretebiliyor.Rampa için Ankara'daki TUSAŞ kullanılabilir.Neden yapılmıyor bir türlü çözmüş değilim..Acaba dış güçler mi engelliyor?
Hindistan gibi bir ülke bu işi başarabiliyorsa biz niye başaramayalım bende anlamış değilim acaba bilmediğimiz başka teknik sorunlarmı var, yani Türkiye bulunduğu konum itibariyle acaba bu fırlatmaya müsait değilmi.