HITLERIN BOYLE GUZEL RESIM YAPABILDIGINI BILIYOR MUYDUNUZ. KESKE SADECE RESSAM OLARAK UNLENSEYDI DE DUNYAYI BOYLE CILGIN BIR SAVASA SOKMASAYDI...........
ADAMI VIYANA RESIM AKADEMISINE ALMAMISLAR. ALSALARMIS ADAM RESSAM OLACAKMIS :)
Kaktus !
Bu dikenli bitkinin ne ise yaradigini ne icin yaratildigini bileniniz varmi ?
Yok tabi...
Unutmayin ki dunyadaki hersey bir amacla yaratilmistir.
Mesela kaktus!
Kaktus radyosyonu emmekte ve bu yuzden en buyuk nukleer santral yakinlarinda tonlarca kaktus bulunmakta.
Gunumuzde yapilan arastirmalar, bu bitkinin yaralarin iyilestirilmesinden radyasyonun mutajenik etkilerinin azaltilmasina,
artrit tedavisine yardimci olmaktan kansere karsi korunmaya kadar bircok alanda etkili oldugunu ortaya koyuyor...
Ayrica gecenlerde istanbulda bir banka subesi tam 250 adet kaktus siparisi verdi.
Ne icin?
Bilgisayarlarin yanina koymak icin.
Herkes evinde hatta her odada mutlaka kaktus bulundurmali .
Kırat veya karat denilen mücevher ölçüsünün, keçiboynuzu tohumundan veya
çekirdeğinden geldiğini ben bilmiyordum. Benim gibi bilmeyenler olabilir
düşüncesiyle aşağıdaki yazıyı sizlerle paylaşıyorum,
'' Keçiboynuzunun Yunanca adı keration, İngilizce'de carob, Arapça'da
ise kırrat. Keçiboynuzu tohumu yüzyıllar boyunca elmas ölçmek için
kullanılmış. Elmaslar
keçiboynuzu tohumu ile tartılarak satılmış. Bu yüzden keçiboynuzu,
kırat ya da karat denilen ölçüye adını vermiş.
Prof.Dr. Aydın Akkaya'nın bu konudaki açıklaması şöyle;
'' Keçiboynuzu çekirdeği doğada ağırlığı değişmeyen bir tohumdur. Bütün
tohumlu bitkilerden yalnız keçiboynuzu uzun süre suda bekletildikten
sonra filiz verebilir. Bu hem çok kuruduğu ve meyvesinden çıktıktan
sonra son ve sabit ağırlığını aldığı için hem de içine su alması
olasılığının çok az ve çok uzun zamana bağlı olduğu içindir.
Bu nedenle Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde ağırlık ölçüsü
olarak kullanılmıştır. Dört tanesi bir dirhem eder.Dirhem değişmekle
birlikte 3 gr. ağırlığı temsil etmektedir. Satıcı iki dirhemlik birşey
satarken (8 çekirdek) lütfedip 1 çekirdek fazla tartarsa bu malı alanın
itibarını gösterir. Olağandan fazla giyinen, süslenen vb. kişilere de
''iki dirhem bir çekirdek'' denmesi bundan kaynaklanmaktadır.''
Kommagene krallığı Türkiye’nin güneydoğu’sunda Dicle ve Fırat nehirlerinin yukarı kıyılarında kurulmuştu.
Nemrut dağının zirvesindeki heykeller Kommagene sanatının ihtişamını belgeler.Orada doğu ve batı tam bir uyumla kaynaşır.
Çiğköfte’nin doğuşu ile ilgili olarakta , Hz.İbrahim şuanki Urfa ozamanlar’da ise Kommagene topraklarında doğmuş yaşamış ve Nemrut tarafından ateşe atılmıştır.Allah’ın emri ile ateş su olmuş Hz.İbrahim’i yakmamıştır.Hz.İbrahim’in doğduğu mağara ve ateşe atıldığı yerde oluşan Balıklı göl binlerce ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir.İşte çiğköftenin doğuş öyküsü , Hz.İbrahim dönemine dayandırılmaktadır.
Hz.İbrahim , devrin kralı Nemrut’un putlarını kırarak ,Allah’ın varlığına inanmaya davet edince Nemrut öfkelenir ve Hz.İbrahim’in ateşe atılmasını emreder.Böylece büyük bir ateş yakmak üzere yöredeki bütün odunlar toplanır. Nemrut evlerde ateş yakmayıda yasaklar. Halk ateş yakmadan nasıl yemek yapacağını düşünür durur. İşte bu günlerde bir avcı,avladığı ceylanı eve getirerek hanımından yemek yapmasını ister.Hanım evde odun bulunmadığını söyler.Çevrede toplanacak bir tek dal odun dahi kalmamıştır. Avcı, çoluk çocuğun aç kalmaması için hanımından bir çare bulmasını ister. Bunun üzerine kadın,ceylanın budundan yağsız et çıkararak bir taş üzerinde başka bir taşla döverek ezmeye başlar.Sonra ezilmiş eti bulgur,biber ve tuzla karıştırarak yoğurur. Böylece o leziz ve tadına doyulmaz “çiğköfte” meydana gelir.
İnsan organizması açısından tüm zamanların en yıkıcı kimyasal bileşimlerinden biri sayılan eroinin, ilk kez bilim adamları eliyle ve gerçekte son derece iyi niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretildiğini biliyor muydunuz? 1897'de Almanya'daki Bayer laboratuarlarında kanser ve tüberküloz hastaları için "ağrı kesici" olarak hazırlanan "eroin hidroklor", dehşet verici yan etkileri farkedilince onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından derhal terkedildi. Ancak iş işten geçmiş ve "şeytanın tozu" hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı başarmıştı bir kez...
Kimya tarihinin ünlü efsanelerinden birine göre, "eroin" (Heroisch) maddesi, adını , bu maddeyi deneme amacıyla kolundan enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını tanımlamak için kullandığı şu mânidar cümleden almıştı:
"Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum!" ("I feel like a hero")
Eroine ilk yasak, ABD’den geldi. İlaç üzerinde yapılan klinik deneyler sonunda ilacın bağımlılık yaptığı ve aşırı dozda kullanımının ölümlere yol açtığı tespit edildi. 1931 yılında ABD’de yayınlanan rapor ile yasaklanan eroin, bu tarihten sonra karaborsada satılmaya başlandı.
Denize dalarak size dogru ateslenen silahin kursunlarindan
korunabileceginizi biliyor muydunuz?
Belki bu hileyi simdiye kadar izledigimiz James Bond filmlerinde gormus ama olayin heyecanindan kendimizi kurtardigimiz anda boyle bir seyin sadece filmlerde olabilecegini dusunmustuk. Fakat 'Discovery' kanalinin en hit sovlarindan 'Mythbusters'in yapimcilari bu hilenin ve bunun gibi onlarca ilginc sehir efsanesinin gercekten de hayat kurtardigini bilimsel verilerle acikladi.
Iste sizin icin sectiklerimiz…
1-Simseklerin caktigi bir havada cep telefonuyla konusan bir kisiyi elektrik carpar mi?
'Mythbuster' ekibi bu teoriyi bir kuklaya 200 bin voltluk elektrik vererek test etti. Ve sorunun cevabinin kesinlikle 'carpar' oldugunu kanitladi.
2-Tavanda donen bir pervane yerinden cikip bir insanin uzerine gelirse o kisinin kafasini keser mi?
Donen pervanelerle bir dizi deney gerceklestiren 'Mythbuster' ekibi pervane son hizda donse bile bir insana carptiginda kirilip kimseye zarar vermeyecegini ispatladi.
3-Baliklarin hafizasi 3 saniyede bir silinir mi?
Bir grup baligi engel testlerinden geciren Mythbuster ekibi bir ay sonra ayni teste tabi tuttugu baliklarin testi nasil tamamlayacaklarini hatirladiklarini ortaya cikardi. Bu sonuca gore yukaridaki sorunun cevabi icin kesinlikle 'hayir' diyebiliriz.
4-Benzin istasyonunda cep telefonuyla konusmak patlamaya neden olur mu?
'Bir cep telefonu statik elektrik birimini keserek benzini tutusturamaz. Yine de telefonunuzla surekli arabaya cikip girerseniz dusuk bir ihtimal bile olsa bu durum bir patlamaya neden olabilir'. Mythbuster ekibinin ortaya koydugu bu bilimsel gerceklerin isigi altinda bu sorunun cevabina rahatlikla 'hayir' diyebiliyoruz.
5-Elektrik teline tuvaletinizi yaparsaniz carpilir misiniz?
'Mythbusters' ekibi bu sorunun cevabini bulmak icin de kapsamli bir deney yapti. Bir cansiz mankeni birkac litre idrarla islatarak elektrikli tele bagladi ve olanlar oldu. Bu deneyin sonuclarina gore elektrik teline tuvaletinizi yaparsaniz %100 carpilirsiniz.
6-Insan sesi bir bardagi catlatabilir mi?
Bir bardagi catlatacak insan sesi frekansini bulmak icin en son teknolojiyle donatilmis araclarla deney yapan cilgin ekip bu deneyimlerine opera sanatcisi Jaime Vendera'yi da ortak etti. 'Mythbuster' ekibinin buldugu frekansi sesiyle taklit eden Vendera cam bir bardagi catlatmayi basardi. Bu deneyin sonucuna gore bir insanin sesini bir sarap bardagini catlatacak frekansa getirerek egitmesi mumkun.
7-Bir kopekbaliginin burnuna yumruk atarsaniz saldiriya ugrar misiniz?
Bu konuda da calismalar yapan ekip kopekbaliklarinin aldiklari darbelere kacarak tepki verdiklerini fakat siz onlari yumrukladiktan kisa bir sure sonra geri geldiklerini belirtti. Eger hayatta kalmak istiyorsaniz kopekbaligini yumruklamaya devam etmeniz gerektigi de sira disi ekibin verdigi bir baska tuyo.
8-Bir gokdelenden dusen bozuk para birinin kafasina gelirse olumcul sonuclar dogurabilir mi?
'Mythbuster' ekibi bozuk paranin bir silahtan ciksa bile derinin icine islemeyecegini fakat temas ettiginde insanin canini feci sekilde yakacagini belirtirken bu sorunun cevabini 'hayir' olarak belirledi.
Türkiye'deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.
Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.
Kadranlı telefonlarda 9'u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamamlanıyordu.
Bu işlemde l'i çevirmek 9'u çevirmekten, 212'yi çevirmek 989'u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. Şüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.
Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NevvYork ve İstanbul'un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara'nın da 312'dir.
Bu sisteme göre bugün Türkiye'de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 488 ile Batman'dır.
Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan 127 NewYork ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi
hayır bence yanlıs hatırlıyosunuz siz:) hatta ben çok öneceden böyle bi haberi gazetede okumustum biri balkondan böyle bişi yapmaya kalkısmıs ve ölmüs tövbe tövbe trajikomik bi durum