"style21 style22" Gaziantep’ten ilk hac kafilesi kutsal topraklara uğurlandı. Gaziantep Müftüsü İsmail Canbolat, bu yıl Gaziantep’ten 2 bin 850 hacı adayının kutsal topraklara gideceğini söyledi. İlk hacı kafilesinin kutsal topraklara gitmeleri öncesi Gaziantep Hava Limanı’nda düzenlenen törende konuşan Canbolat, hac görevinin her Müslümanın yerine getirmesi gereken farz ibadetlerden olduğunu hatırlatarak, bu ibadeti yerine getirmek için bu yıl Gaziantep’ten gidecek ilk kafileyi uğurlamanın mutluluğu içerisinde olduklarını belirtti. Gaziantep’ten gidecek hacı adaylarının Suudi Arabistan’ın Mekke kenti Mesfele bölgesinde konaklayacaklarını vurgulayan Canbolat, sözlerini şöyle sürdürdü: ’’Hacı adayları kutsal topraklarda 45-48 günler arasında kalıp ibadetlerini eksiksiz yerine getirecekler. İlk kafile 22 Ocak 2007 akşamı dönecek. Hacı adaylarımızın, kutsal topraklarda bulundukları süre içerisinde zamanlarını en iyi şekilde değerlendirip, ibadetlerini eksiksiz yerine getirmeleri gerekiyor. Hacı adaylarımızın bol bol dua edip, Allah’tan kendilerine ve tüm Müslümanlara barış, huzur ve mutluluk dilekleri yanında, dünyada özellikle Müslümanlara yönelik şiddetin son bulması, 6 milyar insanın barış ve huzur içinde bir arada yaşadığı bir dünya oluşması dileklerini dile getirmelerini istiyorum.’’
Dini İçerikli Konular
#1865
#31535
#32131
#32134
Haccı her an yaşamalı değil miyiz?.
Bütün günün yol yorgunluğuna rağmen gözünü dört açmış, “nasıl görebilirim?” diyerek otobüsün camından bir an olsun başını çevirmiyordu. Seyfi Bey’in ilk belki de hayatı boyunca tek hac yolculuğu olacaktı bu. İstanbul’a ilk gidişinde arkadaşlarından dinlediği Sultanahmet ve Süleymaniye camilerinin siluetini ta Üsküdar’dan görmüştü. Mescid-i Harem ve Kâbe de onun nazarında ne kadar büyükse, o kadar uzaktan görünebilmeliydi. Ama bütün dikkatine rağmen ışıklarını bile göremedi. Önce otele yerleşildi. Hemen hasretle yanılan Kâbe’ye hareket edildi. Seyfi Bey, aynı hararetle kıvrandı durdu; ama çok katlı binaların arasından sızan bir ışık kümesi haricinde bir şey göremedi.
Kâbe’ye açılan kapılardan birinden süzülüp, Allah’ın mekânını görmek için atıldı. Saat 23.30, gözünü kamaştıran ışıkların altında parlayan bir ev, ayakta dizlerinin bağı çözülmüş, titreyen ellerini açmıştı. Sonra heyecanla cebinden bir dosya kâğıdı çıkardı. Kâğıtta 200’ün üzerinde isim vardı. Tek tek okudu. “Allah’ım, buraya gelemeyen bu kullarının da selamını getirdim. Onların da dualarını kabul et.” dedi.
***
Hac, bir hasret yolculuğudur. Âşıkın mâşukuna kavuşmasıdır. Can’ın canana vuslatıdır. Ama hac gerçek anlamda bir varış noktası değildir.
Seyfi Bey, Kâbe’de bütün görevlerini yaptı. Hacerülesved’i öpmek istedi. Ama ona gitmesi, bazı insanlara eza vermesini doğurabilirdi. Medine’de Efendimiz’in (sas) kabirlerini ziyaret ederken, kafasında şu soru dolaşıyordu: .
- Yıllardır bu anı bekliyordun. İşte geldin. Sevdiğine kavuştun. Hasret bitti o zaman.
Ardından şöyle düşündü: .
- Çekilen hasret bu muydu? Şimdi ne olacak?
Hasretin neye ve kime olduğunu bir kez daha derin derin tefekkür etti. Kâbe’ye varmak, Kâbe’ye kavuşmak, hasretin sonu anlamına gelmemeliydi. Ve sonunda şuna karar verdi:
- Bizim hasretimiz, dünyanın neresinde olursak olalım, bizi Yaradan’a ve O’nun sevgili kulu Peygamberimiz’
e (sas) kavuşmaktır. Mekke ve Medine’ye gelmek bir araç. O halde benim hasretim buraya gelmekle dinmeyecek. Ben kalben de varabilmeliyim bu mekânlara… .
Serhat Şeftali .
#32453
HACILARI YOLLARKEN .
Medine yoluna revan olanlar .
Bizden resullallah’a selam götürün .
Aşk-ı muhabbetle tütüp yananlar .
Bizden Muhammed’e selam götürün .
.
Yönünüz çevrilmiş kutsal kıbleye .
Tazim ile varın yeşil kubbeye .
Selat selam edin şanlı Nebiye .
Bizden ol Habib’e selam götürün .
.
Varın cumanızı Ravza’da kılın .
Ahmet-i Muhtar’a misafir olun .
Resul-ü Haremeyn gül kokar solun .
Bizden o sultana selam götürün .
.
Medine’de edin kırk vakti eda .
Mekke’de Beytullah gel demiş hüda .
Hacer-ül Esved’e yüz sürün onda .
Bizden Beytullah’a selam götürün .
.
Ebubekr’i varın sevr’den sorun .
Arafat Dağında vakvafa’ya durun .
Nefsin şeytanına yedi taş vurun .
Sefa’ya Merve’ye selam götürün .
.
Tavaf’a dalınca siz halden geçin .
Makamı İbrahim izzetle seçin .
Zemzem hayat suyu kanarak için .
Hacer-ül esved’e selam götürün .
.
Siyah donlu Kabe beklerken sizi .
Yanar durur bunda Şahin’in özü .
Kader ola birgün çağıra bizi .
Bizden Muhammed’e selam götürün .
.
AHMET ŞAHİN .
12/10/1992 .
G.Antep’li hacılar kutsal topraklara gidiyor
Görüntülenme: …
inş gidenlerden biri de amcam sanırım ilk kafile ile birlikte gitti geleceği tarihte çok güzel valla ondan 10 gün sonrada ben gelecem inş.
<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" Hacca doğru giden günlerdeyiz, çok kıymetli günler... Bu günlerde çok muazzam bir ibadet var, hac ibadeti var hacca gelenler için. Amma hacca gelmeyenler için, bu on gün on gece; Arafe gecesi, bayram gecesi, bayramın birinci günü dahil... Hattâ bayramın ikinci gününü ve sâir günleri sayarsak on günü de ileriye doğru geçiyor. .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" <o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" Bu günlerde ibadetleri Ramazandaki gibi arttırmak, çoğaltmak lâzım! Allah’a en güzel ibadetlerden birisi olan, nafile namazları çok kılmak lâzım ve nafile oruçları çok tutmamız lâzım!.. Çünkü, Peygamber Efendimiz’in hatunlarından rivayet edildiğine göre:<o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" <o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" RE. 557/4 (Kâne rasûlü’llàh SAS yesùmu tis’a zilhicce) "Peygamber Efendimiz Zilhicce’nin dokuz gün orucunu tutardı." Yâni hacca kadarki günler. (Ve yevme àşûrâ’) "Aşure orucunu, yâni Muharremin onuncu gün orucunu tutardı. (Ve selêsati eyyâmin min külli şehr.) Her Arabî aydan üç gün oruç tutardı."<o </o .
Çok mübarek günler, Kur’an-ı Kerim ayetlerinde zikredilmiş günler... Sahabe-i kirâm da, Peygamber Efendimiz de bu günlerde ibadetlerini aşk ile, şevk ile arttırmış. Onun için biz de, unutulmuş olan bu ibadetleri canlandıralım! Sünnet-i seniyyeye dönüş, asr-ı saadete dönüş böylece adım adım, gün gün, fiil fiil, eylem eylem tahakkuk etmiş olsun.<o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" <o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" Oruçla ilgili yine Peygamber Efendimiz’in, Abdullah ibn-i Amr ibnü’l-As RA’dan rivayet edilmiş bir hadis-i şerifini belirteyim:<o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" <o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" RE. 426/1 (Men sàme yevme arafete gufira lehû seneteyn) "Kim Kurban Bayramından bir gün önceki Arafe gününde oruçlu olursa, iki senelik günahı mağfiret olunur. (Senetün emâmehû) Önünde gelecek sene birisi; (ve senetün halfehû.) birisi de geride bıraktığı, yaşayıp tükettiği sene..."<o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" <o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" Demek ki geçmişe de şümûlü var, faydası var, geleceğe de faydası var. <wbr </wbr .
Çok mübarek günler, Kur’an-ı Kerim ayetlerinde zikredilmiş günler... Sahabe-i kirâm da, Peygamber Efendimiz de bu günlerde ibadetlerini aşk ile, şevk ile arttırmış. Onun için biz de, unutulmuş olan bu ibadetleri canlandıralım! Sünnet-i seniyyeye dönüş, asr-ı saadete dönüş böylece adım adım, gün gün, fiil fiil, eylem eylem tahakkuk etmiş olsun.<o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" <o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" Oruçla ilgili yine Peygamber Efendimiz’in, Abdullah ibn-i Amr ibnü’l-As RA’dan rivayet edilmiş bir hadis-i şerifini belirteyim:<o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" <o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" RE. 426/1 (Men sàme yevme arafete gufira lehû seneteyn) "Kim Kurban Bayramından bir gün önceki Arafe gününde oruçlu olursa, iki senelik günahı mağfiret olunur. (Senetün emâmehû) Önünde gelecek sene birisi; (ve senetün halfehû.) birisi de geride bıraktığı, yaşayıp tükettiği sene..."<o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" <o </o .<p class="MsoNormal" style="TEXT-ALIGN: justify" <span lang="TR" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana" Demek ki geçmişe de şümûlü var, faydası var, geleceğe de faydası var. <wbr </wbr .
Haccı her an yaşamalı değil miyiz?.
Bütün günün yol yorgunluğuna rağmen gözünü dört açmış, “nasıl görebilirim?” diyerek otobüsün camından bir an olsun başını çevirmiyordu. Seyfi Bey’in ilk belki de hayatı boyunca tek hac yolculuğu olacaktı bu. İstanbul’a ilk gidişinde arkadaşlarından dinlediği Sultanahmet ve Süleymaniye camilerinin siluetini ta Üsküdar’dan görmüştü. Mescid-i Harem ve Kâbe de onun nazarında ne kadar büyükse, o kadar uzaktan görünebilmeliydi. Ama bütün dikkatine rağmen ışıklarını bile göremedi. Önce otele yerleşildi. Hemen hasretle yanılan Kâbe’ye hareket edildi. Seyfi Bey, aynı hararetle kıvrandı durdu; ama çok katlı binaların arasından sızan bir ışık kümesi haricinde bir şey göremedi.
Kâbe’ye açılan kapılardan birinden süzülüp, Allah’ın mekânını görmek için atıldı. Saat 23.30, gözünü kamaştıran ışıkların altında parlayan bir ev, ayakta dizlerinin bağı çözülmüş, titreyen ellerini açmıştı. Sonra heyecanla cebinden bir dosya kâğıdı çıkardı. Kâğıtta 200’ün üzerinde isim vardı. Tek tek okudu. “Allah’ım, buraya gelemeyen bu kullarının da selamını getirdim. Onların da dualarını kabul et.” dedi.
***
Hac, bir hasret yolculuğudur. Âşıkın mâşukuna kavuşmasıdır. Can’ın canana vuslatıdır. Ama hac gerçek anlamda bir varış noktası değildir.
Seyfi Bey, Kâbe’de bütün görevlerini yaptı. Hacerülesved’i öpmek istedi. Ama ona gitmesi, bazı insanlara eza vermesini doğurabilirdi. Medine’de Efendimiz’in (sas) kabirlerini ziyaret ederken, kafasında şu soru dolaşıyordu: .
- Yıllardır bu anı bekliyordun. İşte geldin. Sevdiğine kavuştun. Hasret bitti o zaman.
Ardından şöyle düşündü: .
- Çekilen hasret bu muydu? Şimdi ne olacak?
Hasretin neye ve kime olduğunu bir kez daha derin derin tefekkür etti. Kâbe’ye varmak, Kâbe’ye kavuşmak, hasretin sonu anlamına gelmemeliydi. Ve sonunda şuna karar verdi:
- Bizim hasretimiz, dünyanın neresinde olursak olalım, bizi Yaradan’a ve O’nun sevgili kulu Peygamberimiz’
e (sas) kavuşmaktır. Mekke ve Medine’ye gelmek bir araç. O halde benim hasretim buraya gelmekle dinmeyecek. Ben kalben de varabilmeliyim bu mekânlara… .
Serhat Şeftali .
HACILARI YOLLARKEN .
Medine yoluna revan olanlar .
Bizden resullallah’a selam götürün .
Aşk-ı muhabbetle tütüp yananlar .
Bizden Muhammed’e selam götürün .
.
Yönünüz çevrilmiş kutsal kıbleye .
Tazim ile varın yeşil kubbeye .
Selat selam edin şanlı Nebiye .
Bizden ol Habib’e selam götürün .
.
Varın cumanızı Ravza’da kılın .
Ahmet-i Muhtar’a misafir olun .
Resul-ü Haremeyn gül kokar solun .
Bizden o sultana selam götürün .
.
Medine’de edin kırk vakti eda .
Mekke’de Beytullah gel demiş hüda .
Hacer-ül Esved’e yüz sürün onda .
Bizden Beytullah’a selam götürün .
.
Ebubekr’i varın sevr’den sorun .
Arafat Dağında vakvafa’ya durun .
Nefsin şeytanına yedi taş vurun .
Sefa’ya Merve’ye selam götürün .
.
Tavaf’a dalınca siz halden geçin .
Makamı İbrahim izzetle seçin .
Zemzem hayat suyu kanarak için .
Hacer-ül esved’e selam götürün .
.
Siyah donlu Kabe beklerken sizi .
Yanar durur bunda Şahin’in özü .
Kader ola birgün çağıra bizi .
Bizden Muhammed’e selam götürün .
.
AHMET ŞAHİN .
12/10/1992 .
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.