Resim kaynağı?x=380&y=266&sig=.P5ntYULtlJLGvXv.AcxLQ-- .
Şimdi yukarıdaki resimleri iyi inceleyelim CumhurBaşkanı, Başbakan ve Diyanet işleri Başkanı.
Bu kişiler şimdi papa ile görüşüp dünyada dinler arasında barış olduğunu simgelemişler değil mi?.
Cumhurbaşkanımızın imanını ancak cumuhurbaşkanımız bilir (paranın ve imanınkimde olduğu bilinmez.).
Anayasa, kanunlar, örf, adet, gelenek ve dinin tarif ettiği ölçüler kadar özgür olunabilir.
Cumhuriyete göre böyle değildir..
Herkes dininde serbesttir. Kimseye bu konuda zorlama olamaz. Yalnız münafıklık apayrı bir husus. Kimliğimde müslümanım, müslüman millete Allah, peygamber bayrak diyeceğim ama, benim tüm hürmetim ve yatırımım papaza ve hristiyanlaradır. Bu iki yüzlülüktür. Münafıklıktır. İnsan olmanın onurunda böyle iki yüzlülüğe müsaade yoktur..
Dediğiniz sonuna kadar doğru hocam katılmamak elde değil böyle yapanların sucunu inşallah Allah verecek...
Ancak Her nerede yaşarsanız yaşayın, Mutlak özgürlük veya başka bir deyişle, başı boşluk sözkonusu olamaz. Bu ülkede herkes istediğini yapmakta özgür değilmidir, ifadesi sadece Bakırköy akıl hastanesinin hasta koğuşlarında olur. Orada bile olacağı kanaatinde değilim. .
.
Bu ifade başlı başına bir laf ooyunudur. Bu ülkede yaşayan insanlar başkasının hakkına tacizde bulunmadığı sürece özgürdür. Her konuda bu inanç ,ideoloji, fikrini özgürce ifade etme gibi ama uslüpuna uygun biçimde olmak şartıyla şuan bizim yaptığımız gibi kimseyi aşağılamadan fikirlerimizi beyan ediyoruz. .
.
Bizim tek sorunumuz Özgürlük ve Din kavramını yanyana koyduğumuzda ateşle barut muamelesi yapmaktır. Ama hadislerde de açıktır ki özgürlük bireyin en Büyük haklarından biridir..
.
Edited by - İ.H.Er. on 12/1/2006 12:02:18 AM
Edited by - Gökhan Dokuyucu on 12/1/2006 12:11:14 AM
ben rahmi koç’un din değiştirdiğine inanmam, ben onun elinden firmam adına ödül almış bir insanım, konferanslarına ve açılışlarına katıldım, hiçbir konuşmasında ve personel politikalarında bu tür bir şey sezmedim, İTALYAN’larla ortak olduğu için (FIAT-TOFAŞ) bu toplantıya gitmek zorunda kaldı diye düşünüyorum,.
kanunlar, örf, adet, gelenek ve dinin tarif ettiği ölçüler kadar özgür olunabilir.
Bu dediğiniz cumhuriyet rejimde olmuyor. Karıştırmayın bu şeriatte böyle anayasada herkes istediği şekilde vatanın bütünlüğünü bozmadan istediği inancı yaşayabilir yazar...
Bizim tek sorunumuz Özgürlük ve Din kavramını yanyana koyduğumuzda ateşle barut muamelesi yapmaktır. Ama hadislerde de açıktır ki özgürlük bireyin en Büyük haklarından biridir..
.
Gökhan arkadaşımızın yukarıda yazdıklarını SONUNA kadar destekliyorum, ŞERİAT rejiminde değiliz CUMHURİYET çocuğuyuz ve şartlar ne gerekiyorsa insanlar onu yapar, herkes sadece ve sadece kendinden sorumludur, herkes kendi hesabını kendi ahirette verir , bırakın herkes kendi düşünsün sırattan nasıl geçeceğini :).
İlk yazdığım yazıya iyi bakılırsa benim vurguladığım konu Türkiyede yaşayan ve Müslüman olan birisi bir Hocanın elini öptü diye yaygara koparanlar Müslüman olduğunu söyleyip papazın elini öpen (hemde bölücü bir papazın) zat’a ait bu resme neden birşey demiyor demiştim..
Editelenen kısmı merak ettim yazımda kimseye hakaret etmedim böyle bir şeyi niçin yapma ihtiyaçı duygunuzu merak ettim açıklığa kavuşturursanız sevinirim.
Sayın İlkertrade kardeşim! Mesajınızın başından sonuna kadar, Uslubunuzdaki aşağılık kompleksinizden dolayı size fazla bir şey demiyeceğim, ancak Nizipin dışına çıkmamış, gibi bir ifadeyi neye dayanarak söylediğinize bir anlam veremedim. Bunuda yine bahsettiğim duygulardan kaynaklı aşağılamak için söylemişsinizdir. Yazdığım Ayet ve hadislerden başka bir şey değildi..
O halde kendi Düşüncelerinizi dile getiriniz beyefendi. Benim Nizip dışına çıkıp çıkmamamın konuyla ilgili hiç bir yönünü bulamadım, eğer bulanlar varsa Buyursun..
Kişisel polemik, şahısların kendi yaşam tarzları ile alakalı ifadeler forum kurallarına aykırı olduğu gibi görgü kurallarınında dışındadır. Biraz daha teenni ve saygılı davranmanızı istirham eder, saygılarımı sunarım.
- ’’Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin.Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirlerinin tarafını tutarlar).İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır.Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna yol göstermez. (Maide Suresi,51.Ayet)
- ’’Allah indinde (katında) din ancak İslam’dır.’’ (Al-i İmran, 19 ayet)
- ’’Sonra da seni din konusunda bir metot sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.’’
’’Çünkü onlar, Allah’a karşı sana hiçbir fayda vermezler.Doğrusu zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah’da takva sahiplerinin dostudur.’’ (Casiye Suresi,18.,19.ayetler)
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
’’Her kim bir kavmin amellerini (yaptıklarını) severse (hoş görürse kıyamet gününde) onların arasında haşrolacak ve onların yaptıklarını yapmasa da onların hesabıyla muhasebe edilecektir.’’ (Deylemi)
- ’’Her kim bir cemaatin kalabalığını artırırsa o, onlardandır.Ve her kim bir kavmin (topluluğun) yaptıklarından razı ve memnun olursa o işi yapanların ortağı olur.’’ (Deylemi)
- ’’Bizden başkasına benzeyen bizden değildir.Yahudi ve Hristiyanlara benzemeyin.’’ (Tirmizi)
- ’’Kim bir kavme benzerse onlardandır.’’ (Ebu Davud)
- ’’Onlar kendileri gibi sizin de kafir olup böylece kendilerine eşit olmanızı arzu ederler.’’ (Nisa Suresi,89.Ayet)
- ’’Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin.Oysa onlar, size gelen gerçeği inkar etmişlerdir.Rabbiniz Allah’a inandığınızdan dolayı Peygamber’i de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar.Ben, sizin saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim.Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) doğru yoldan sapmış olur.’’ (Mümtehine Suresi, 60.ayet)
- ’’Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır.De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur.Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’dan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.’’ (Bakara Suresi, 120.ayet)
- ’’Her kim bir cemaatin kalabalığını artırırsa o, onlardandır.Ve her kim bir kavmin (topluluğun) yaptıklarından razı ve memnun olursa o işi yapanların ortağı olur.’’ (Deylemi
- ’’Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?’’ (Nisa Suresi, 144.Ayet)
- Muhyiddin-i Arabi (K.S) buyurmuştur ki :
’’Şam-ı Şerif’te gördüm ki, Müslüman erkekler ve kadınlar Hristiyanlarla dostluk ediyorlar, onlara yumuşak muamele yapıyorlar, küçük çocuklarını kiliseye götürerek bereketlenmek yoluyla ma’mudiye suyundan onların üzerine serpiyorlardı.İşte bu kafirliktir.Bundan Allahu Teala’ya sığınırız.’’
.
YUKARDAKİ BELİRTİLEN AYETLERDEN BİZLERE VERİLEN HÜKME GÖRE BIRAKIN ONLARI DOST EDİNİP YAKINLAŞMAYI, ONLARI SAVUNMAK BİLE ALLAH KORUSUN İMANDAN ÇIKARABİLİR, BUHAŞA BENİM DEĞİLALLAHIN HÜKMÜDÜR....
ARKADAŞLAR HEPİNİZİN YORUMLARINI BÜYÜK BİR DİKKATLE VE DE SAYGIYLA OKUDUM, HER NEKADAR YAZILANLAR KİŞİLERİN KENDİ ÖZGÜR DÜŞÜNCE VEDE FİKİRLERİYSEDE, BİZLER İÇİN YANİ KENDİNİ MÜSLÜMAN OLARAK TANIMLAYAN KİŞİLER İÇİN YUKARIDA FECRİSADIK HOCAMIZ TARAFINDAN YAZILAN KURAN-I KERİMAYETLERİ VE HADİS-İ ŞERİFLER BİZLERE UYMAMIZ VE UYGULAMAMIZ GEREKEN ŞEYLERİ SÖYLÜYOR. BİR MÜSLÜMAN İÇİN DEĞİŞMEZ TEMEL KANUN KURAN VE PEYGAMBERİMİZİN HADİSLERİ İLE SÜNNETLERİDİR.
Yukarıda Metalimin alıntısındaki yazıda bulunan mavi renkler orjinalinde siyah iken, metalim tarafından MAVİ ye dönüştürülmüştür. Uçanlara duyurulur. Ayrıca, huzeyfeciğimin mavisiyle Ayet yazılmış bu defa ses çıkartmaz gibime geliyor..
Yok be abi olurmu...? Metal elementi sürekli ayet yazsın ve sürekli ayetleri mavi ile yazsın,canı sağolsun....Sadece ayetin adı ve numarasını başka renkle yazsın...Tamammı.... Resmi aç
Cenab-ı Hakk Ehl-i Kitapla görüşmeyi, fikir teatisinde bulunmayı ve onların insaflı olanlarıyla en güzel şekilde mücadele etmeyi şu ayeti ile emretmektedir:
“Onlardan zalim olanlar dışında, Ehl-i Kitap ile en güzel bir şekilde mücadele edin. Ve şöyle deyin; ‘Biz, hem bize indirilene hem de size indirilene iman ettik. Bizim de sizin de ilahınız birdir. Ve biz yalnız O’na teslim olmuş kimseleriz.”(8)
Bu ayet ile onlarla karşılıklı menfaat ve hoşgörüye dayalı ilişkilere izin verilirken, başka bir ayeti kerimede Ehl-i Kitabın Müslümanlara dost görünebileceklerine dikkat çekilmiş, onların körü körüne dost edilmemesi uyarısı yapılmıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz(ASM) Medine’de Ehl-i Kitapla anlaşma yaparak bir güven ortamı sağlamış, ama onlarla ilişkilerinde daima ihtiyatlı olmuştur.
Mesela, Peygamber Efendimizin (ASM.) Yahudi kabilelerden bazılarıyla yaptığı anlaşmalar ile her iki taraf birbirine saldırmayacak, birine saldırı olursa, diğeri ona yardımcı olacaktı; ancak, Yahudiler yaptıkları bu anlaşmalara sadakat göstermeyip, anlaşmayı bozmuşlar ve Müslümanların aleyhine çalışmışlardır.
Bir Sual:“Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. Allah zalim topluluğa hidayet etmez.”(9) Mealindeki ayet-i kerime bizlere Ehl-i Kitapla diyaloğu yasaklamıyor mu?
Cevap: Bu ayet-i kerime beşeri; toplumsal ve sosyal ilişkilere mani değildir. Ayetteki yasaklama, onların Yahudilik ve Hıristiyanlık yönleriyle ilgilidir. Yani onların dinlerine, örf ve adetlerini dost edinmek yasaklanmıştır.
Yoksa ehl-i kitapla ticaret yapmak, onların faydalı sanatlarını ve ilmi buluşlarını almak ve onlarla iyi ilişkiler kurmak elbette gerekli ve zaruridir. Nitekim Peygamber Efendimiz (ASM) “İlim Çin’de de olsa gidip alınız.” buyurarak bu gerçeği ifade etmektedir.
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin şu tespitleri konuya ışık tutacak ve yanlış değerlendirmelere engel olacaktır:
“Binaenaleyh onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asayişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat`iyyen nehy-i Kur`anîde dâhil değildir”.(10)
“Ehl-i kitabdan bir haremin olsa elbette seveceksin.”(11)
Nitekim onlardan kız almak ve onların kestiğini yemek caizdir. Ehl-i kitaptan bir hanımla evlenen bir Müslüman, onu hanımı olduğu yönüyle sever. Ama o hanımının Yahudiliğini veya Hıristiyanlığını sevemez.
.
alıntı: "quote" Gökhan Dokuyucu demişki:
Karanlıkta Söyleyemediklerimiz bir gün gün ışığında bağırılacak unutma aromel;) .
"quote" Bu sözler Maksimilyana ait...Bu biiiiiiiiiiiiiiir...... .
Karanlıkta dile getirmekten çekindiğiniz hakikatler,bir gün aydınlıkta çatılardan haykıracaksınız... Sözün esası budur ikiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii......
Haykırılacak bu sözler;tek Allah inancı ve Allahın buyruklarıdır...Saptırma...Bu da üüüüüüüüüüüüçççç.....
Sakın kızmayasın haa...!!! Bu döööööööööööört..... Resmi aç
BİRDE SAG GÖSERİP SOL VURMAK VAR Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Prof. Dr. Kezban Hatemi, Prof. Dr. Niyazi Öktem ve GP Genel Başkanı Cem Uzan BU İNSANLARIN BAZILARI MÜSLÜMAN GÖRÜNÜP MÜSLÜMANLAR ALEYHİNE ÇALIŞAN İNSANLAR . ayin nasıl yapılıyor .
- Yaratan ve Kurtaran Tanrı’nın işini Kilisede bir düzen içinde ilan ve kutlamak için Kutsal Kitap’ın Eski Ahit ve Yeni Ahit bölümlerini bir düzen içinde okuyup ilan edilir. .
.
- Kutsal "SpellE" Yazılar’dan seçilmiş bölümlerin kilisede bir düzen içinde okunması yolu ile yaratılışı ve bütün tarihi yönlendiren Tanrı’nın Üçlü-Bir Tanrı olduğu vurgulanmış olur. .
.
- Eski Ahit zamanında Peygamber "SpellE" ya da Kahin "SpellE" ya da Kral olan kimseler aracılığı ile öğreten, azarlayan, bereketleyen Tanrı’nın sözleri Yeni Ahit içinde Mesih’in öğretileri ile birlikte verildiğinde kendisini Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta açıklayan Tanrı , merhamet ve adalet işleriyle birlikte ilan edilir; Mesih ile açıkladığı sır kutlanır. .
.
- Böylece Yaratan Tanrı’nın kutsal antlaşması gereği Mesih İsa’nın yüceliğinden soyunarak alçalıp aramıza gelmesi, vaftizi, denenmesi, çarmıh ölümü, gömülmesi, dirilmesi, göğe yükselmesi ve Kutsal Ruh’u göndermesi Kilisenin içinde bulunduğu takvim yılına göre bir sıra düzeni içinde hatırlanınca O’nun yeniden gelecek olması tarih boyunca tekrar ve tekrar hatırlanarak kutlanır. Böylece O’nun ölümü ve diriliş aracılığı ile kilisesi (Tanrı halkı) için yaptıkları; kiliseye olan öğretileri bütün bir yıl boyunca düzenli bir biçimde ilan edilerek; O’nun yeniden gelişi üzerine olan “mübarek umut” ile kutlanır. .
.
- Bütün bunlarda hem kiliseye teşvik hem de dünyaya tanıklık vermesi için gerekenler Kutsal Kitap aracılığı ile bir süreklilik içinde hatırlatılmış olunur. .
.