Bizlere, beşikten mezara A'dan Z'ye herbişeyi öğreten öğretmenlerimizin Nizip-com adına bu anlamlı günlerini kutluyorum, kutluyoruz....
Ebeveyinlerimizden sonra (çevreyi geçtim) bizleri adam etmek ve olumlu şekilde yönlendirmek için buhususda tek güvencemiz sizlersiniz. Cefanıza, vefanıza ve meşakkatli yaşam şartlarınıza ortak olmak ve destek vermek "biz yetişkin öğrencileriniz için" bir onur olduğunu bilmenizi "manevi destek açısından" duyururuz. .
Hep güzelliklerle anılmak dileğiyle, öğretmenler günümüz kutlu olsun..
Cüzdanın ve vicdanın arasına sıkışmadan,fedakarca hizmet veren tüm eğitim gönüllülerine binlerce selam olsun.Sayın Cengiz ve admin abi,sağolun,varolun!.
İlk önce bu günü sitemizde hatırlayarak yüreğindeki sevgi semasından güzel sözler yağdıran kemal beye selam ve saygılar. BU günü ilme açılan bir kapının aralanması şeklinde değerlendirerek kapının anahtarı mesabesinde olan saygıdeğer öğretmen arkadaşların gününü kutlar güzellikler dilerim..
Musa kardeşin dediği gibi cüzdanın cenderesinde sıkışarak bu ulvi mesleği salt para makinası olarak değerlendirmenin de doğru olmadığı düşüncesinekatılıyorum..
BİR OKYANUSTUR YÜREĞİ
Bir okyanustur yüreğin
Sevgi buharıyla buram buram
Her zerresi rahmettir
Yükselir göğe çocuk ruhuyla
Ve sen öğretmenin bir okyanussun
Bir damlanla bahar olursun
Sonra inersin ruyi zemine
Kurumuş gönüllere su şevkiyle
Dokunduğun her topraktan
Aydınlık bir gençlik yeşertirsin
Ve sen öğretmenim bir sevgisin
Bir tebessümünle mutluluk olursun
Damla damla yağan yağmursun
Vatanın her karış toprağına
Ruhundan bir parça katarsın
Yüreği okyanus öğretmenim
Ve sen öğretmenim bir yağmursun
Bir katrenle rahmet olursun
Bir bahçıvansın çocuk bahçesinde
En güzel çiçekler yeşerten
Sabırla suladığın tohumlar
Topluma barış kokuları yayar
Ve sen öğretmenim bir bahçıvansın
Bir dokunuşunla barış yeşertirsin
Kardeşlik güftesidir sözlerin
Sevgiyle bestelenir yüreğin
Bir şarkı olur okunur dillerde
Fedakârlık abidesi öğretmenim
Ve sen öğretmenim bir şarkısın
Bir sözünle sevgi olur okunursun
Bir güneş gibi doğarsın gönüllere
Eritirsin nefretin aysberglerini
Okyanus yüreğinin derinliklerinde
Çocukluğun masumluğu yeşerir
Ve sen öğretmenim bir güneşsin
Bir ışığınla karanlık dağıtırsın.
Öğretmenin adı bayan Thompson du ve 5.sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde, sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı. Adı Teddy Stoddard. Bir önceki yıl, bayan Thompson, Teddy i gözlemiş, onun diğer çocuklarla oynayamadığını; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken bir halde olduğunu görmüştü ve Teddy mutsuz da olabilirdi.
Çalıştığı okulda bayan Thompson, her öğrencinin geçmişteki kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Teddy nin bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde şaşırdı. Çünkü; birinci sınıf öğretmeni: "Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır. Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu... Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu..." diye yazmıştı.
İkinci sınıf öğretmeni: "Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen, fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor.." diyordu.
Üçüncü sınıf öğretmeni: "Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer birşeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek.� diye yazmıştı.
Dördüncü sınıf öğretmenine gelince: "Teddy içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti.
Şimdi bayan Thompson sorunu çözmüştü ve kendinden utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü kurdelerele paketlenmiş yeni yıl hediyeleri getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy nin armağanı kaba kahverengi bir kese kağıdına beceriksizce sarılmıştı. Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi.
Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış, birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı.
O gün okuldan sonra Teddy öğretmenin yanına gelerek; "Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.
Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik öğretmekten vaz geçerek onları eğitmeye başladı. Teddy ye özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalışırken zekasının tekrar canlandığını hissetti. Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna dek, Teddy sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu.
Öğretmenin, hepinizi aynı derecede seviyorum yalanına karşın Teddy, onun en sevdiği öğrenci olmuştu.
Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Teddy dendi. Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti. Notunda liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci olduğunu ve bayan Thompson un halâ hayatında gördüğü en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup daha aldı Teddy den. O arada zamanın onun için zor olduğunu çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun olmak için çok çaba sarfetmesi gerektiğini yazıyordu. Ve bayan Thompson halâ onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi. Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi. Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve halâ bayan Thompson onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi. Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu. Theodore F.Stoddard Tıp Doktoru.
Bu hikaye burda bitmedi. İlkbaharda bir mektup daha aldı bayan Thompson. Teddy hayatının kızıyla tanıştığını ve evleneceğini yazmıştı. Babasının birkaç yıl önce öldüğünü, bayan Thompson un düğünde damadın anne ve babası için ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi.
Tahmin edin ne oldu? Bayan Thompson törene giderken özenle sakladığı birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı, Teddy nin ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu söylediği parfümden sürmeyi de ihmal etmedi.
Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Teddy, onun kulağına "Bana inandığınız için çok teşekkürler bayan Thompson, kendimi önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni böyle değiştirdiğiniz için de..." diye fısıldadı.
Bayan Thompson gözünde yaşlarla ona karşılık verdi: "Yanılıyorsun Teddy... Ben değil, sen bana öğrettin.
Seninle karşılaşıncaya kadar ben öğretmenliği bilmiyormuşum..!"
Hey gidi günler heeeeyyy.....!!! Geçen yıl öğretmenler gününde açılan konu daha dün gibi aklımda... Zaman ne de çabuk geçiyor... O zamanlar 22 yaşındaydım.... Abdullah Telvioğlu hocamın benimle gurur duymasını isterdim ama,ne yapan işte.... Ola ola işçi olduk.... "Huzeyfe gibi akademisyen bir talebem var" diyerek benimle gurur duymasını çok isterdim....Ama olsun Nizip.com'daki saygın kişiliğimi duyunca yine gururlanacaktır eminim...
Dosttur o çalışanla, dosttur o yarışanla Yarınlara el ele beraber koşanlarla, Mutludur o, simsiyah saçları olmuşsa ak, Dünden daha güçlüdür uyanırken her sabah. Doğruya, güzelliğe, odur yolu gösteren Odur hep geleceğe güvenle gülümseyen. Bir ana, bir babadır çocuklara sunulan. Odur eli öpülen, odur fedakâr insan. Sarsılmaz bir inançla görevini sevmekte, Ömrünü adamıştır milletine hizmette. Ruhlara şekil veren, kafaları besleyen Uygarlığa yürürken en öndedir öğretmen.
En sevdiğim öğretmenim İSMAİL HAKKI TEKÇE ve disiplini ile nam yapmış olan ZEKİ KAYAÇAĞLAYAN hocalarıma bu vesile ile selam yollayıp ellerinden öpüyorum. Ayrıca tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum.
tüm ögretmenlerın elinden öperım.özellıklede yahya altınbaşta görev yapan hocalarımın;mehmet hoca, ali hoca,faik hoca,mehmet göral hocam,isa hoca.recep hocam ve sayamadıgım tüm hocaların az derdımızı çekmediler eger kendılerıne karşi bır kusur etmişsem çok özür dilerim affetın benı hocam ama ben orda hem hayatı kazanmayı ögrendim hemde derskonusunda birkoç şeyleri ögrendim.bana maddi ve manevi yönden nçok katkıları oldu sagolsunLAR.çilkız mustafa
ÖNCELİKLE HERKESİ SAYGIYLA SELAMLIYORUM BİZE OKUMAYI, YAZMAYI VE EĞİTİMCİ OLMAYI ÖĞRETEN CANIM ÖĞRETMENLERİME SAYGILARIMI SUNUYORUM AMA BİR EKSİĞİMİZ VAR HAYAT ÖĞRETİLMİYO HERŞEYE ÇARE BULABİLİYORUZ EĞİTİM SAYESİNDE AMA HAYATA GÖĞÜS GERİLEMİYO ÇÜNKÜ HAYATIN ZORLUKLARI ÖĞRETİLMİYO BU BİZİM EN ZAAF NOKTAMIZ OLUYO. OKURKEN BELLİ BİR NOKTADA ÇARESİZ KALIYORUZ...ve YIKILIYORUZ