2008’de neler öğrendim?
Ocak
Büyük yarışlara milyonlarca insanın talip olduğunu, bunların ilk karşılaştıkları engel ve acıyla yarışı bıraktıklarını, elli bin tanesinin acıya dayanmaya devam ettiğini, ikinci büyük engelde bunlardan da yaklaşık beş bin tanesinin acıya rağmen gayretle devam ettiğini ve acıya tahammülü yüksek küçük bir azınlığın başarı ipini göğüslediğini öğrendim.
Şubat
Türkiye’deki 7 yıldızlı otellerin insanı hasta ettiğini, gösterişin altında fukara bir zihniyetin olduğunu öğrendim. Türkiye’de Beylikdüzü’nde onlarca okul, otuz sinema salonu, altı tiyatro, kapalı çarşı açan, Beylikdüzü’nü 21.yüzyılın yüzü yapan kişinin süper başkan Vehbi Orakçı, Bayrampaşa’yı ilçenin bütün karmaşık yapısına rağmen, spor tesislerinden, bilim ve teknoloji merkezlerine, hayır çarşılarından beşibiryerdelen, Genç Birleşmiş Milletler toplantılarına Bayrampaşa’nın yardımsever ve üretken hizmetlerini Balkanlara kadar taşıyan kişinin bir diğer süper başkan Hüseyin Bürge olduğunu öğrendim
Mart
En zekimizin bile, en çalışkanın gerisinde kaldığını, zekanın sadece çalışmayla bir araya geldiğinde gösteri yapabildiğini öğrendim. Hiçbir şeyin nedensiz olmadığını, başımıza gelen her derdin bir hediye olduğunu, nispeten benim bu hediyeyi fark ettiğimi, bazılarının geç fark ettiğini, bazılarının hiç fark etmediğini öğrendim.
Nisan
Yaşamından şikayet edenlerin, yaşama eksi yüzden başlayan Hüseyin Özer’in öyküsünü öğrenmesi gerektiğini; Hiç hayal etmezken Avrupa’nın Harvard’ı LSE’de konuşma yapacağımı, İngilizlerin çok çalışkan ve yaratıcı insanlar olduklarını, Londra’yı bir inci gibi parlattıklarını, bizim de İstanbul’u bakır gibi paslandırdığımızı öğrendim.
Mayıs-Haziran
Afganistan’ın gelişememesinin nedeninin kendi içindeki kampların birlikte üretmek yerine birbirine karşı savaşmayı seçmesi olduğunu; insanın ufku ne kadar geniş olursa olsun, mekanların da geniş olmasının önemli olduğunu; üç top çevirmenin mükemmel bir kişisel gelişim aracı, Serdar Güven’in harika bir öğretmen olduğunu; Ayvalık’a yapılacak en güzel gezinin arabayla, otobüsle değil, bisikletle olduğunu öğrendim.
Temmuz-Ağustos
Korkunun ecele faydası olmadığını zamanı gelince büyük sınavlarda ya kalacağımızı, ya geçeceğimizi, on beş günde karar verip bir ay Avrupa’nın gezilebileceğini öğrendim.
Türkiye’nin pırlantasının Artvin, tek taşı’nın Borçka Karagöl, yakutunun Rize Ayder, serüveninin Kaçkar olduğunu, yaşamak için peynir, domates ve salatalığın yeterli olduğunu öğrendim.
Eylül -Ekim
Gandi’den insanın olgunlaşmasıyla yediği yemek arasında ters bir orantı olduğunu; bazen birinin gözlerini açabilmek için bağırmanın yetmediğini göz yaşı dökmek gerektiğini öğrendim
Kasım-Aralık
Kitap yazmaktan daha iyisinin kitap yazdırmak olduğunu, liderlikten daha iyisinin lider yetiştirmek olduğunu; aşktan daha önemlisinin üretmek, yardım etmek olduğunu ama Yüce Allah’ın bizim yarına çıkmamızı garanti etmek istediğini öğrendim.
Melih Arat
Ocak
Büyük yarışlara milyonlarca insanın talip olduğunu, bunların ilk karşılaştıkları engel ve acıyla yarışı bıraktıklarını, elli bin tanesinin acıya dayanmaya devam ettiğini, ikinci büyük engelde bunlardan da yaklaşık beş bin tanesinin acıya rağmen gayretle devam ettiğini ve acıya tahammülü yüksek küçük bir azınlığın başarı ipini göğüslediğini öğrendim.
Şubat
Türkiye’deki 7 yıldızlı otellerin insanı hasta ettiğini, gösterişin altında fukara bir zihniyetin olduğunu öğrendim. Türkiye’de Beylikdüzü’nde onlarca okul, otuz sinema salonu, altı tiyatro, kapalı çarşı açan, Beylikdüzü’nü 21.yüzyılın yüzü yapan kişinin süper başkan Vehbi Orakçı, Bayrampaşa’yı ilçenin bütün karmaşık yapısına rağmen, spor tesislerinden, bilim ve teknoloji merkezlerine, hayır çarşılarından beşibiryerdelen, Genç Birleşmiş Milletler toplantılarına Bayrampaşa’nın yardımsever ve üretken hizmetlerini Balkanlara kadar taşıyan kişinin bir diğer süper başkan Hüseyin Bürge olduğunu öğrendim
Mart
En zekimizin bile, en çalışkanın gerisinde kaldığını, zekanın sadece çalışmayla bir araya geldiğinde gösteri yapabildiğini öğrendim. Hiçbir şeyin nedensiz olmadığını, başımıza gelen her derdin bir hediye olduğunu, nispeten benim bu hediyeyi fark ettiğimi, bazılarının geç fark ettiğini, bazılarının hiç fark etmediğini öğrendim.
Nisan
Yaşamından şikayet edenlerin, yaşama eksi yüzden başlayan Hüseyin Özer’in öyküsünü öğrenmesi gerektiğini; Hiç hayal etmezken Avrupa’nın Harvard’ı LSE’de konuşma yapacağımı, İngilizlerin çok çalışkan ve yaratıcı insanlar olduklarını, Londra’yı bir inci gibi parlattıklarını, bizim de İstanbul’u bakır gibi paslandırdığımızı öğrendim.
Mayıs-Haziran
Afganistan’ın gelişememesinin nedeninin kendi içindeki kampların birlikte üretmek yerine birbirine karşı savaşmayı seçmesi olduğunu; insanın ufku ne kadar geniş olursa olsun, mekanların da geniş olmasının önemli olduğunu; üç top çevirmenin mükemmel bir kişisel gelişim aracı, Serdar Güven’in harika bir öğretmen olduğunu; Ayvalık’a yapılacak en güzel gezinin arabayla, otobüsle değil, bisikletle olduğunu öğrendim.
Temmuz-Ağustos
Korkunun ecele faydası olmadığını zamanı gelince büyük sınavlarda ya kalacağımızı, ya geçeceğimizi, on beş günde karar verip bir ay Avrupa’nın gezilebileceğini öğrendim.
Türkiye’nin pırlantasının Artvin, tek taşı’nın Borçka Karagöl, yakutunun Rize Ayder, serüveninin Kaçkar olduğunu, yaşamak için peynir, domates ve salatalığın yeterli olduğunu öğrendim.
Eylül -Ekim
Gandi’den insanın olgunlaşmasıyla yediği yemek arasında ters bir orantı olduğunu; bazen birinin gözlerini açabilmek için bağırmanın yetmediğini göz yaşı dökmek gerektiğini öğrendim
Kasım-Aralık
Kitap yazmaktan daha iyisinin kitap yazdırmak olduğunu, liderlikten daha iyisinin lider yetiştirmek olduğunu; aşktan daha önemlisinin üretmek, yardım etmek olduğunu ama Yüce Allah’ın bizim yarına çıkmamızı garanti etmek istediğini öğrendim.
Melih Arat