Yanmalar ve Haşlanmaları tanımak için temel bilgiler Yanık, kendisini meydana getiren fiziksel etkenin adıyla anılır. Sıcak su yanıkları, sıcak buhar yanıkları, sıcak yüzey yanıkları (soba, ütü...), alev yanıkları (ocak, mangal), elektrik yanıkları ve kimyasal maddelerin meydana getirdiği yanıklar.
Yanığı oluşturan fiziksel etkenin vücutta meydana getirdiği tahribat, deri, deri altı, daha derindeki kas ve kemiklerin olaydan zarar görmesiyle sonuçlanır. Bu harabiyetin oluş şiddeti, etkenin enerji olarak yoğun oluşununa ve etkenin vücuda temas süresine göre değişir.
Yanığın derinliği yanında, yanık yüzeyinin genişliği de önemlidir. Yanık yüzeyinin genişliği yaralınınn hayatta kalma şansı ile doğrudan bağlantılıdır. Bebeklerde %10, erişkinlerde %20'den geniş yanıklar muhakkak yataklı kurumlarda tedavi edilmelidir. Vücut yüzeyinin ne kadarı yandığı 9'lar kuralı şeması ile kolayca hesaplanabilir. Şemayı görmek için tıklayın
Yanık, insanı dış etkilerden ve bakterilerden koruyan bir organı, deriyi devre dışı bıraktığı için hastalar kolayca enfeksiyon kapma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Yanık yüzey bakteriler tarafından kısa sürede işgal edilir ve yara iltahaplanır. Bu bölgede mikroplardan açığa çıkan zehirli maddeler tüm vücuda yayılarak hastaların vücut dirençlerinin kırılmasına ve ağır bir sistematik iltahap tablosunun ortaya çıkmasına sebep olur. Diğer taraftan bu açık yüzeyden dışarı sızan serum, vücut sıvılarının süratle azalmasına yol açar. Vücutta kaybolan gündelik sıvı miktarı, yanık yüzeyinin genişliğine bağlıdır ve 1 - 9 litre arasında değişir. Bu açığın kapatılmaması, dolaşımın zayıflamasına ve böbreklerin iflasına yol açarak ölüme sebep olur.
1. Derece Yanıklar
Deri yüzeysel olarak etkilenir. Tüm deri katları olaydan zarar görmez. Gözle bakıldığında derideki kızarıklıklar görülebilir. Uzun süre güneşte yatan bir insanın derisinin kızarmasını örnek olarak verebiliriz.
2. Derece Yanıklar
Derinin en üst tabakası ve ortalama 1,5 mm kalınlığındaki epidermis tabakasının tamamen harap olması anlamına gelmektedir. Bu tür yanıklarda, deri yüzeyinin hemen altında toplanan serum sızıntısı, içi sıvı dolu kabarcıklar oluşturur. Bu sıvı tabakasını örten zar, tamamen ölmüş deriden oluşur.
3. Derece Yanıklar
Derinin tüm katmanlarının ısıl etken nedeniyle tamamen tahrip olması demektir. Yanığı doğuran etkenin deriyle temas süresinin uzun olduğu anlaşılır. Bölge bu nedenle tamamen kömürleşir. Yara içine bakıldığında kasların ortaya çıktığı, bazen kemiklerin bile kömürleştiği görülebilir.
Güneş Yanıkları
Güneş yanıkları yalnız güneş ışınları ile değil, bazı güzellik salonlarında cildi esmerleştirmek için yapılan UV radyasyonları (solaryum) ile de oluşabilmektedir.
Derinin kısa süreli olarak güneş ışınlarına maruz kalması bazı vitaminlerin oluşmasına ve kemiklerin sağlıklı büyümesine yarar.
Uzun süreli güneş ışınına maruz kalmak deri kanserine, derinin erken yaşlanmasına sebep olur.
Güneş ışınlarına ulturaviyole ışınları denir.
İki tür UV ışını vardır.
UVA denen ışın, solaryumlarda kullanılır. Ancak bu ışınlar diğerlerinden daha derin katlara nüfus eden deri kanserine, deri yaşlanmasına, gözlerin zedelenmesine ve derinin bağışıklık direncinin azalmasına sebep olur.
UVB denen ışın deri kanseri yapan ve deriyi yakan ışın türüdür
Yanmalar ve Haşlanmalarda alınması gereken önlemler
Kibrit, çakmak, ateş yakma gereçlerini ortada bırakmayın
Devamlı sıcak suyunuz varsa derecesini 50 ° C den yukarıya ayarlamayın
Isıtıcıların etrafına direkt teması engelleyen barikatlar koyun
Sıcak sıvıları çocuklardan uzak tutun.
Bebeğe mama verirken yemeğin, yıkarken de suyun ısısını kontrol edin.
Ocak üstündeki tava saplarını, çocukların erişemeyeceği şekilde yerleştirin.
Yatakta sigara içmeyin.
Sıcak tencere ve su kaplarını tezgahların kenarına koymayın
Kullandığınız güneş yağının UVA ve UVB ışınlarını tamamen engellediğinden emin olun.
Satın aldığınız güneş gözlüğünün UV ışınlarını engelleyip engellemediğini öğrenin.
Evde daima dolu bir yangın söndürücü bulundurun.
Yanmalar ve Haşlanmalarda yapılması gerekenler
Yanığa elle dokunmamaya çalışın
Yanığın derecesini saptayın
Yanık bölgesini derhal musluk suyu ile soğutun
Yanık bölgesini steril olduğunu bildiğiniz bir pansuman malzemesi ile örtün
Sadece kızarıklık varsa, yanığı bol su ve sabunla yıkayın
Evde tedavi etmekten kaçının
Tam teşekküllü bir hastanenin acil merkezine başvurun
Acil ambulans isteyin
Kazaya uğrayan kişiyi, aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamda tutmayın
Tetanoz aşısı yaptırmayı unutmayın.
Yanmalar ve Haşlanmalarda yapılmaması gerekenler
Yanık yüzeyini direkt buzla temas ettirerek soğutmaya kalkışmayın
2. derece yanığı dezenfeltanla temizlemeye çalışmayın (alkol, tentürüdyot, savlon)
Yoğurt, yağ, sabun, diş macunu, yağlı kremler vb. yabancı maddeler sürmeyin
İçi sıvı dolu kabarcıkları patlatmayın
Eczane ve pansumancıya gitmeyin, doktora gidin
Yanık yüzeyine hava üflemeyin
Yanık yüzeyine çıplak el, parmak gibi mikropsuz olduğundan emin olmadığınız şeyleri temas ettirmeyin.
Yanık yüzeylere yapışan kumaş vb. şeyleri kazıyıp kaldırmaya çalışmayın
Evde tedavi yapmaya kalkışmayın
Cilt yarılmamışsa serin suyun altında tutun veya serin bir suya batırın, 3 ila 5 dakika kadar tutun. (Eğer çevre çok soğuk ise, donma tehlikesi nedeniyle su uygulaması yapmayın.)
Yanık kısmı, varsa streil bir bezle yoksa temiz bir bezle sarın
Ağrı kesici bir ilaç verin
El, ayak, yüz, kaba etlerin önemli bir kısmı ya da ana eklemlerden biri yanmışsa ya da ikinci derec yanık alanı 5 cm.den daha genişse ağır yanıklardaki ilk yardım kurallarını uygulayın.
Ağır Yanıklarda İlk Yardım
Yanığa neden olan şeyin söndüğünden ya da uzaklaştırıldığından emin olun. Eğer giysileri alev almışsa koşmasına izin vermeyin, suyla ya da bir battaniyeye tümüyle sararak söndürün. Eğer üzerindeki giysiler köz halinde değilse, yanık giysileri çıkartmaya çalışmayın.
Yaralının nefes alıp almadığını ve kalbinin atıp atmadığını kontrol edin. Nefes alması durmuşsa , 'solunum durmuşsa' bölümündeki kuralları, kalbi atmıyorsa, 'kalp durmuşssa' bölümündeki kuralları uygulayın.
Solunumla ilgili bir sorunu yoksa, yanık bölgenin üzerine serin ve nemli bir steril gazlı bez ya da temiz bir bez örtün. Havlu ya da battaniye gibi emici bir kumaş örtmeyin, merhem sürmeyin, su toplamış kısımları patlatmayın.
Yaralıyı sakin bir yerde yatırıp acil tıbbi yardım gelmesini bekleyin.
Elektrik Yanıkları
Elektrik yanıklarında ciltte görünen yanık alanının boyutu hiç önemli değildir. Çok küçük bir alan da olsa vücuda giren elektrik iç organlarda hasar yaratmış olabilir. Ayrıca kalbi etkileyerek ritm bozukluklrı hatta kalp durmasına yol açabilir.
Elektrik çarpması sırasına aşırı decede kasılan kaslar ya da elektriğin kişiyi fırlatması ya da düşürmesi sırasında kemik kırıkları kas yırtılmaları gibi durumlar ortaya çıkmış olabilir.
Kalp atışı, solunum açısından kontrol ettikten sonra bunlarla ilgili bir sorun varsa onun ilk yardımı yapılır, yoksa hastayı sakin bir yerde yatırarak acil tıbbi yardım gelmesi beklenir. Kimyasal Madde Yanıkları
Yanığa neden olan kimyasal madde sönmemiş kireçse, yumuşak bir fırça ile kireçlerin iyice temizlenmesini sağlayın
Bol su ile en az 20 dakika süreyle yıkayarak kimyasal maddenin iyice uzaklaşmasını sağlayın.
Yanık bölgesini kuru ve steril bir gazlı bezle ya da temiz bir bezle sarın
Yanık ikinci derece yanık özellikleri taşıyor ve genişliği 5 cm.yi geçiyorsa ya da el, yüz, ayak, kasık, kaba et ya da ana eklemler gibi bir yerdeyse acil tıbbi yardım çağırın.
Kimyasal madde göze gelmişse gözleri akar su altında en az 20 dakika yıkayın, göz kapağını kapatmasını sağlayıp nemli bir bezle örtün ve tıbbi yardım çağırın.
Küme baş ağrısı ( cluster baş ağrısı, horton nevraljisi, histaminik baş ağrısı )
Sinüs baş ağrısı
Posttravmatik baş ağrısı
Kafa içi basınç artışına bağlı baş ağrısı
Kombine durumlar
Ancak burada hemen belirtelim ki bu çok kaba bir sınıflandırmadır, ve bu tablonun dışında bir çok baş ağrısı sendromu vardır.
Migren nedir ?
Migren (hemikrani, yarım baş ağrısı) çok yoğun, şiddetli daha çok 10-30 yaşları arasında başlayan 50 yaşından sonra azalan ve nöbetler halinde seyreden bir baş ağrısıdır. Kesin sebepleri bilinmemekle birlikte hastaların %60-80 inde genetik faktörlerin rolü vardır. Genellikle tek taraflıdır, bazen iki taraflı olabilir. En sık tuttuğu bölge şakaklar, göz çevresi ve alındır. Dakikalar, saatler veya günler sürebilir. Hasta nöbetin geleceğini önceden hissedebilir. Bulantı, kusma ve ışıktan rahatsız olma olabilir. Kadınlarda daha sık görülür. Hastanın bütün tetkikleri normal çıkar. Migren olduğu düşünülse bile baş ağrılı hastalara tomografi, MR, sinus filmleri, boyun filmleri çektirilmeli ve gerekirse EMG yaptırılmalıdır.
Tedavisinde; stresten uzak kalmak, iyi istirahat, iyi uyku, gürültü ve aşırı ışıktan kaçınma gerekir. Bazı gıdalar ve ilaçlar migren nöbetini başlatabilir (monosodyum pentamat, çikolata, kırmızı şarap, peynir, doğum kontrol hapları). Ayrıca migren nöbetlerinden kaçınmak için ve tedavi için birçok ilaç geliştirilmiştir. Migren tedavisinde nöroloji uzmanından yardım istenmelidir. Akupunktur bir çok hastada iyi sonuç verir, biofeedback’in faydalı olduğu hastalar vardır.
Resim kaynağı
Zorlayıcı olmayan devamlı bir ağrı vardır. Başlangıçta ensede olur, sonra mengene ile sıkıştırıyor gibi bütün başa yayılır. Günlerce sürebilir, akşamları ağrı daha da artar. Stres, aile ve iş problemleri ağrıyı ortaya çıkarır veya arttırır. Boyun bölgesi kaslarında sertleşme vardır.
Tedavisinde ağrı kesiciler, kas gevşeticiler, ve stresi ve anksiyeteyi giderici ilaçlar kullanılır. Sıcak bir duş, sauna, türk hamamı, masaj hastaların çoğunu rahatlatır. Boyun bölgesine yönelik sıcak ve soğuk uygulamalar, TENS, boyun kaslarını rahatlatıcı egzersizler, biofeedback denenebilir.
Cluster baş ağrısı (küme baş ağrısı)
Çok şiddetli ve tek taraflı bir ağrıdır. Ağrı göz yuvarlağı arkasında ve zonklayıcıdır. Erkeklerde daha yaygındır. Bu ağrılar birden başlar öncü belirtisi yoktur. Ağrıyan tarafta şişlik, kızarıklık, seğirme olabilir. Ortalama 30-45 dakika kadar sürer. Ancak daha uzunda sürebilir. Az miktarda alkol bile ağrıyı ortaya çıkarabilir.
Bu tip başağrıları aylarca senelerce, devam edebilir. Tedavisinde oksijen inhalasyonu, propranolol (profilaksi) ve karbamazapin kullanılır.
Sinüs baş ağrısı (sinüzitler) Resim kaynağı
Zorlayıcı değildir. Tek taraflı veya çift taraflı olabilir. Hasta öne doğru eğilmekle ağrısının arttığını ifade eder. Alerjik bünyeli kişilerde daha sık görülür. Nezle hali, burunda dolgunluk, ateş, diş ağrısı, halsizlik olabilir. Tedavisi sinüzitin tedavisi iledir. KBB hekimleri tarafından tedavi edilmelidir.
Posttravmatik baş ağrısı
Kafa travması sonucu ortaya çıkar. Hastanın şuurunun yerine gelmesi ile başlar, 6-12 ay kadar sürer. Bazen çok daha uzun sürebilir. Baş dönmesi ile birliktedir.
Kafa içi basınç artması
Son zamanlarda başlayan, orta şiddetli fakat şiddeti gittikçe artan bir ağrı şeklidir. Genellikle iki taraflıdır. Ağız ve burun kapatılıp nefes tutulduğu zaman ağrı artar. Sabahları daha kötüdür, geceleri hastayı uyandırabilir. İleri dönemlerde bulantı, kusma, çift görme olur. Göz dibi muayenesi yapılmalıdır. Bu hastalara hemen CT, MR ve EEG yaptırılmalıdır. Tümörler en sık rastlanan kafa içi basınç artışı sebepleridir.
Kombine durumlar
En sık rastlanan migrenle birlikte, gerilim tipi baş ağrısının birlikte bulunmasıdır. Ayrıca en sık rastlanan baş ağrılarından birisi de boyun bölgesindeki kireçlenme, fıtık, tümör gibi hastalıklara bağlı olanlardır. Boyun kökenli baş ağrılarında omuz ve kol ağrıları da olur. Ağrı boyundan enseye ve alına da vurur. Boyna sıcak konulması, masaj ağrıyı hafifletir.
Sorularla romatizma hastalığı Romatizma ileri yaşlarda görülen bir hastalık olarak bilinip, yaşlılık hastalığı olarak görülmesine rağmen, sadece yaşlılarda değil küçük yaşlarda da görülebilir.
Uzmanlar stresten kurtulmak için beslenmeye özen göstermeyi öneriyor
Yoğun iş temposunun, sıkışık şehir trafiğinin, ailevi sorunların ya da ekonomik sıkıntıların neden olduğu stresten, besinlerin yardımıyla da kurtulabilirsiniz. Süt, peynir, sardalya balığı, yeşil sebzeler ve soğan gibi bazı besinlerde bulunan maddeler gevşetici etkileriyle sizi rahatlatır.
Kaygı, stres, zihinsel yorgunluk, modern çağın tipik rahatsızlıkları. Sakinleştirici ve uyku ilaçları çoğu zaman yararlı olsa da yan etkileri hayli fazla. Bu nedenle uzmanlar stresten kurtulmak için yaşam stilini değiştirmeyi ve beslenmeye özen göstermeyi öneriyor. Besinle sinir sistemi arasında sık bağ var. Kahve çay gibi bazı içeceklerin uyarıcı oldukları biliniyor. Daha az bilinen ise bazı besinlerin yüksek sakinleştirici gücü. Özellikle triptofan adlı maddeyi içerenler. Çünkü bu madde gevşetiyor, uyku veriyor.
Triptofan en çok yumurta sarısı, tavuk eti, karaciğer, sardalya balığı, süt ve peynirde bulunuyor. Ette de triptofan var ama bunun yanısıra uyarıcı maddeler de içeriyor. Fazla et yiyenlerin çoğunlukla asabi, hırçın oldukları biliniyor.
Kalsiyum açısından zegin besinler de gevşetici bir etkiye sahip. Bolca triptofan ve kalsiyum içeren süt antistres besinler listesinin ilk sıralarında yer alıyor.
Manyezyum (ıhlamur, kepekli hububutlar, ceviz ve yeşil sebzelerde bulunur) ve brom (marulda var) da sakinleştirici.
Fesleğen, anason, nane, adaçayı, soğan ve arpacık soğanı da gevşetici besinler arasında sıralanıyor.
Balı da unutmamak gerek. Özellikle kekik ve portakal balını. Zihir zorgunluğuna karşı tirosin ve kolin yararlı, bu maddeler sinirleri koruyor. Tirosin yer fıstığı, mercimek, bakla, kuru fındık ve tavşan etinde var. Kolin ise bira mayası, balık, yer fıstığı, buğday filizi, ıspanakta.
Dişlerdeki sıcak soğuk hassasiyeti, sıcak yaz günlerinde beslenme düzenin bozuyor.
Diş Hekimi Altuğ Serçe, diş hassasiyeti ile ilgili tavsiyelerde bulundu:
"Dişleri kaplayan 'dentin' tabakasının çeşitli nedenlerle ortaya çıkması, diş hassasiyetinin başlıca nedenidir. Normalde dişeti tarafından kaplanmış olan diş kökü, dişetlerinin çekilmesi ile dış ortama açık hale gelir.
Uyarıcı özelliği olan herhangi bir neden (gıdalar, içecekler, hava, kürdan) dış ortama açılmış olan dentin tabakasına temas ettiğinde ani sinir uyarılmalarına neden olur. Bu da beslenmemizle ilgili pek çok soruna yol açar ve yaşam konforumuzu bozar.
Özellikle sıcak yaz günlerinde kahve ya da çay içilmesinin ardından dondurma yemek ya da soğuk bir içecekle serinlemek isteği, diş hassasiyetini artıran ve ortaya çıkaran sebeplerdendir. Bu nedenle soğuk ya da sıcak gıdalar veya içecekler birbiri ardına tüketilmemelidir. Ayrıca diş hassasiyeti bulunan kişiler tedavilerini yaptırmadan ekşili ve asitli gıdalardan da uzak durmalı."
Hassasiyete neden olan faktörler:
Dişlerin sert hareketlerle fırçalanması: Sert ve kaba diş fırçalama dişin dentin adlı tabakasının ortaya çıkmasına ve enamel adlı tabakasının aşınmasına neden olabilir. Ayrıca dişetlerinin çekilmesine ve koruyucu özelliğini kaybetmesine de neden olabilir.
Dişeti çekilmesi: Dişetlerinin çekilmesi dişetlerinin koruyucu özelliğinin kaybolmasına neden olur. Açığa çıkan diş kökü her tür uyarıya aşırı reaksiyon vererek hassasiyete neden olur.
Dişeti iltihapları: Dişeti iltihabında dişetleri şiş ve hassas hale gelir. Böylece diş kökünü destekleme ve koruma özelliği kaybolur.
Diş gıcırdatma: Diş gıcırdatma sırasında özellikle dişin enamel tabakası aşınabilir. Bu tabakanın aşınması hassas ve ağrılı dişlere neden olur.
Diş beyazlatma maddeleri: Özellikle sodalı ve peroksitli diş beyazlatıcılar ciddi diş hassasiyetine neden olur.
Yaş: Diş hassasiyeti en çok 25-30 yaşları arasında görülür.
Diş plakları: Dişlerin köküne yakın bölgelerde diş plakları oluştuğu takdirde hassaslaşmaya neden olabilir.
Ağız çalkalama solüsyonları: Özellikle asit içeren ağzı çalkalama sıvıları belirgin diş hassasiyetine neden olur.Böyle bir durumda asit içeren solüsyonlar yerine nötral yapıdaki floridli ağız çalkalama solüsyonları tercih edilmeli.
Asit içeren yiyecek ve içecekler: Asidik yapıdaki yiyecek ve içecekler dişlerin enamel adı verilen tabakasını eriterek ciddi hassasiyete neden olurlar. Bu nedenle limon, domates, taze narenciyeler ve bunların sıkma suları, salatalık ve çay düzenli olarak tüketildiğinde diş hassasiyetine neden olur.
Diş müdahaleleri: Diş temizleme, diş yapılandırma, protez çalışmaları, diş restorasyonu gibi işlemler geçici bir süreyle hassasiyete neden olur.
Diş hassasiyetini önlemenin püf noktaları:
Ağız hijyenini dikkat edin
Yumuşak diş fırçası kullanın
Hassas dişlere uygun diş macunu kullanın
Yediğiniz ve içtiğiniz gıdalara dikkat edin
Floridli ağız çalkalama suları kullanın
Diş gıcırdatmanız varsa tedavi olun
Diş hekimi ile randevulaşmayı ihmal etmeyin
Sağlık Bilgi BankasıGebelik Ve Sıcak Havalar Gebelik Ve Sıcak Havalar Yaz mevsimi ile gittikçe artan hava sıcaklığı ve yüksek nem özellikle hamileliğinin ileri dönemlerinde bulunan anne adaylarında zaman zaman problemlere yol açabilmektedir. Bu sıkıntıları en aza indirgemek için bazı konulara dikkat etmek ve önlemler almak önem taşımaktadır. Yaz sıcaklarında gebelikte dikkat edilmesi gereken konular ve alınacak önlemler şunlardır:
Sıvı tüketimi: Gebelikte özellikle sıcak havalarda ağızdan bol bol sıvı alınmalıdır. Hamilelik sırasında az sıvı alımı ve terlemeyle vücuttaki sıvı kaybı rahimde kasılmalara dolayısıyla erken doğum sancılarına neden olabilir.Bunun yanı sıra idrar yolu enfeksiyonları, kabızlık, hemoroid, bebeğin amnion suyunun azlığı,rahim içi gelişme azlığı gibi istenmeyen durumlarla karşılaşılma riskleri artar.Bu nedenle gebeler günde en az 8-10 bardak (2,5 litre) su tüketmelidirler.Sıvı alırken dikkat edilmesi gereken konu,sık idrara çıkarttığı için vücutta sıvı kaybına yol açan kahve,çay ve kola gibi kafein içeren içeceklerden uzak durulmalıdır. İçerdiği tuzlar nedeniyle vücutta şişliği artırabileceğinden gazlı soda türü içeceklerden kaçınılmalıdır. Su, taze meyve suları,nane limon aromalı içecekler,bitki çayları,ayran sıvı gereksinimini karşılamak için tercih edilmelidir. Giysiler: Güneş ışığını yansıtan açık renkli kıyafetlerin seçilmesi tavsiye edilir, koyu renkler ısının daha fazla hissedilmesine neden olur.Pamuk,keten gibi doğal kumaşlardan yapılmış geniş ve rahat kıyafetler terlemeyi önlediği gibi hareket serbestliği de sağlar.Vücuda yapışan strech tarzı kıyafetler giyilmemelidir. Genital bölgenin nemli kalması mantar enfeksiyonu için zemin hazırlayacağından, pamuklu iç çamaşırları tercih edilmelidir.Ter emici,rahat,hafif kolay değiştirilebilir ve yıkanabilir giysiler kullanılmalıdır.Lastik,kemer gibi vücudu sıkan eşyalar kullanmaktan kaçınılmalıdır. Alçak topuklu, ayaklara nefes aldıracak, rahat, yumuşak ayakkabıların tercih edilmesi,ayak şişmesinden doğacak sıkmayı, rahatsızlığı ve düşme riskini azaltacaktır. Aşırı sıcak ve güneşten korunma: Gebelikte salınan bazı hormonlar güneş ışınlarına karşı cildin duyarlılığını artırarak özellikle yüz, karın bölgelerinde kahverengi lekelenmelere neden olabilir. Gerekli olmadıkça güneş ışınlarının dik olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalıdır.Gebelikte doğal olarak artan melatonin hormonuna bağlı cilt kolayca bronzlaşmaya ve lekelenmeye eğilimlidir.Cilde güneşe çıkmadan 20 dakika önce uygun güneş koruyucu krem uygulanması faydalıdır. Ultraviyole ışınlar ve aşırı sıcak anne karnındaki bebek için de zararlı etkilere sahip olduğundan deniz kıyısında olsa bile güneşlenmek, gebelik süresince önerilmez, Baş dönmesi veya halsizlik hissi oluşursa güneşli ortamdan uzaklaşılmalı ve açık havada her zaman gölgede bulunmaya özen gösterilmelidir.Sıcaktan rahatsız olunduğunda serinlemek amacıyla kullanmak üzere şişe suyunu yanlarında bulundurmalıdırlar. Serinlemek amacıyla sık sık duş alınmalıdır. Bu aynı zamanda terlemeyle birlikte vücutta oluşabilecek tahrişleri de engelleyecektir.Ancak gebeyken kaplıca,hamam,sauna gibi sıcak su kaynakları kullanılmamalıdır. Beslenme: Düşük kalorili, az yağlı yiyecekler tercih edilmelidir. Kızartma, yağlı ağır gıdalardan kaçınılmalı, meyve, sebze tüketimine ağırlık verilmelidir.Tuzun fazla miktarda tüketimini engellemek için mümkün olduğunca taze gıdalarla beslenmeli,konserve ya da hazır gıda tüketimi azaltılmalıdır.Kesinlikle sigara içilmemelidir.Sigara bebeğin düşük doğum ağırlıklı olmasına neden olabilir. Seyahat: Gebelikle ilgili herhangi bir problem yoksa seyahat edilebilir. Ancak uzun sürecek yolculuklarda dolaşım sistemi ile ilgili olumsuzluklar olabilir. Bacak ve ayak bileklerinde şişmeler olabilir. Bu durumu azaltabilmek amacıyla mutlaka 2 saat arayla molalar verilerek yürüyüş yapılmalı ve kan dolaşımı uyarılmalıdır. Hamilelikte uçak yolculuğu genelde güvenlidir ve gebeliğin 36.haftasına kadar uçuş izni verilmektedir. Ancak uçuş öncesinde doktor tarafından muayene edilerek rapor alınmalıdır. Uzun sürecek uçuş sırasında da yine ikişer saat aralarla uçak içinde ayağa kalkıp gezerek dolaşım sorunları azaltılabilir. Spor: Gebelikte yaz döneminde yapılacak en iyi sporlar yürüyüş ve yüzmedir. Yüzme vücut kaslarını çalıştırması bakımından iyi bir aktivitedir. Enfeksiyon ihtimaline karşı havuz yerine denize girme tercih edilmelidir.Yüzme sonrasında ıslak mayo ile kalınmamalı ve güneşlenilmemelidir.Yapılacak yoğun egzersizler terleyerek vücuttan aşırı su kaybına yol açtığı için uygun değildir. Hava sıcaklığındaki ve nem oranındaki artış gebelerde el ve ayaklardaki şişliği artırır. Uzun süre ayakta kalınması şikayetlerin artmasına neden olur. Şişkinlik oluşmasını önlemek ve dolaşımı iyileştirmek için sık sık ayaklar hafif yüksekçe bir yere uzatılarak dinlendirilmelidir. Ayak banyoları,masaj uygulamaları da şişliklerin giderilmesine yardımcı olur.
Böbrek Taşı Olanlara Sıcak Uyarısı Resmi açHaber: Veysi PAMUKOĞLU Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Klinik Şefi Doç. Dr. Ali Ünsal, yaz aylarında böbrek taşı olanlar ya da böbrek rahatsızlığı geçirenlerin daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, ''Bu kişiler günde en az 2 litre sıvı almalı ki böbreklerine yeterince sıvı gitsin ve enfeksiyon gibi rahatsızlıklar oluşmasın'' dedi. Ünsal, yaptığı açıklamada, sıcak havalarda böbrek ağrısıyla acil servislere ve üroloji kliniklerine başvurularda artış olduğunu söyledi.
Aşırı sıcaklarda terleme nedeniyle vücuttan su kaybının fazla olduğunu, idrar miktarının ise azaldığını ifade eden Ünsal, ''Bu durumda idrar daha konsantre olur ve asitik hale gelir. Bu da zamanla taş oluşumuna ve küçük taşların büyümesine yol açabilir'' dedi. İdrar miktarının azalmasının enfeksiyonlara neden olduğunu anlatan Ünsal, az sıvı alımına bağlı olarak böbrek taşı bulunan kişilerdeki enfeksiyon riskinin de arttığını bildirdi. Böbrek fonksiyonları sınırlı olan kişileri de uyaran Ünsal, diyabet ve hipertansiyon hastalarının yeterli sıvı almamaları ya da aşırı terlemeleri sonucu böbrek yetmezliği gelişebileceğini belirtti. Özellikle böbrek taşı olanlar ya da böbrek rahatsızlığı geçirenlerin yaz dönemi boyunca daha dikkatli olması gerektiğini belirten Ünsal, ''Bu kişiler günde en az 2 litre sıvı almalı ki böbreklerine yeterince sıvı gitsin ve enfeksiyon gibi rahatsızlıklar oluşmasın'' diye konuştu
Bu hatanın sık sık yapıldığını vurgulayan uzmanlar, "Tanıda olabilecek bir gecikme tedavisi çok zor olan çok ciddi durumlar yaratabilir. Her türlü bağırsak tıkanıklığı, karın şişliği, kusma ve kaka yapamama gibi bulguların yanında çocuğun ayrıca karın ağrısı yakınması da olabilir. Bağırsak düğümlenmesi gibi durumlarda da bir an evvel ameliyatla durumun düzeltilmesi gerekir. Geç kalınırsa bağırsaklarda gangren, delinme ve peritonit gibi daha ciddi durumlar ortaya çıkmaktadır." dedi.
Op.Dr. Osman Serhat Güner, boğulmuş kasık fıtıklarında da karın ağrısı olabileceğini, kasık fıtığının ihmal edilmeden bir an evvel ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi. Karın ağrısında çocuklara nasıl yaklaşılması konusunda bilgi veren Dr. Güner, "Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin. Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın. Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin. Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları (ishal, kabızlık, ateş gibi), ağrının yerini, azaltan veya artıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın." dedi.
"Fonksiyonel karın ağrısında çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın" diyen Güner, şöyle devam etti: "Eğer karın ağrısı 12-24 saatte geçmiyorsa veya sık sık tekrarlıyorsa hemen doktora müracaat edilmelidir. Karın ağrısı, göbek çevresi dışında başka bir bölgedeyse (Özellikle karnın sağ alt tarafında olan karın ağrılarında apandisit olasılığını göz ardı etmemek gerekir). Çocuğun genel durumu kötü görünüyorsa (Anne baba kendi hislerine güvenip hareket etmeliler, kimse çocuğunuzu sizin kadar iyi tanıyamaz). Uzamış kusma varsa (12-24 saati geçen kusmalar) doktora gidilmelidir. Sarı- yeşil, safralı kusmalar varsa, kanlı kusma varsa, kanlı ishal varsa, idrar yapmada ağrı, sık idrara çıkma varsa çocuk doktoruna başvurmalısınız. Çocuklarda karın ağrısı önemsenmeli ve nedeni mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır."