PKK ve İsrail arasındaki ilişki her zaman var olmuştur ve bazı insanlar bunu zaman zaman dile getirmiştir. Bu olay elbette ki İsrail'in işine gelmez çünkü Türkiye ile arası bozulur ki Türkiye de İsrail'in önemli bir müttefikidir. Bu yüzden de İsrail bu olayı dile getiren insanları ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Bu olayı dile getiren Eşref Bitlis ve Bahtiyar Aydın
da suikast'e kurban gitmiştir. Uğur Mumcu da bu olaya değinenler arasında. Yazdığı son yazıda İsrail ve PKK arasında ki ilişkiyi cesur bir şekilde dile getirmişti ve 24 Ocak 1993 tarihinde işyerine gitmek üzere bindiği arabasına Mossad tarafından bomba konularak ne yazık ki öldürülmüştür. Suçu ülkücülere atmaya çalıştılar ve başardılar da. Bu sayede hem İsrail aradan sıyrıldı hem de sağ-sol kardeş kavgasını daha da körüklemeye başarmıştı.
'MOSSAD ve BARZANİ'
24 Ocak 1993 tarihinde
işyerine gitmek üzere bindiği arabasına mossad tarafından bomba konularak havaya uçurulan gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun ölümüne sebep olan yazısı:
* * *
MOSSAD ve Barzani
Ortadoğu’nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor.
Kanıtlanan son ilişki MOSSAD-Barzani ilişkisidir.
MOSSAD, İsrail’in gizli istihbarat örgütüdür.
Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı?
Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi.
Kimse bu ilişkiye, “Hayır olmadı” diyemiyor.
CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da MOSSAD-Barzani ilişkileri bilinmiyordu.
MOSSAD’ın Barzani ile ilişkileri Londra ve Sydney’de yayınlanan “Israel’s Secret Wars-A History of Israel’s Intelligence Services” adlı kitapta sergileniyor.
Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington’daki Brooking Enstitüsü‘nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmış.
Kitapta MOSSAD-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve MOSSAD yazışmalarına dayanılarak açıklanıyor.
Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği yazılıyor.
* * *
Kitapta 1967 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra, MOSSAD’ın Kürtlerle ilişki kurduğu (sh.327), Mısırlı ünlü gazeteci Hasan el-Heykel’in İsrailli subayların Kürtler aracılığıyla Irak’tan radyo bağlantıları kurduğunu 1971 yılında açıkladığı anlatılıyor.
1969 yılı Mart ayında Kerkük petrollerine yapılan saldırının da İsrail tarafından yapıldığı açıklanıyor. 1972 yılında imzalanan Sovyet-Irak Dostluk Antlaşması’ndan sonra İran Şahı ABD Başkanı Nixon ile gizli görüşme yapıyor; bu gizli görüşmeden sonra CIA tarafından “Kürdistan Demokratik Partisi”ne üç yıl içinde 24 milyon dolar gönderiliyor.
Barzani’nin Irak rejimine karşı ayaklandığı yıllarda, ABD-İsrail-İran üçlüsü bu ayaklanmayı destekliyor. Barzani-ABD ilişkileri, ABD Dışişleri eski bakanı Henry Kissinger eliyle yürütülüyor.
MOSSAD-Barzani ilişkileri de İsrail’in Tahran’daki askeri ateşesi Yaakov Nimrodi (MOSSAD Ajanı) aracılığı ile gerçekleşiyor.
Nimrodi’nin üstlendiği görev ilginç:
Nimrodi Sovyet silahlarının Barzani’nin eline geçmesinde rol oynuyor. (sh. 328-329)
Kitapta, MOSSAD’dan Kürtler’e 50 milyon dolar para verildiği, ABD kaynaklarına dayanarak açıklanıyor. (sh.328)
* * *
70’li yıllardaki bu ilişkiler bugün sürüyor mu?
Kitaba göre sürüyor.
“Körfez Savaşı” sırasında Irak’ın attığı Scud füzelerinin Tel-Aviv’e düşmesi üzerine bu ilişkiler yeniden başladı. (sh.521)
Baba Molla Mustafa Barzani ile kurulan ilişkiler, şimdi de oğul Mesud Barzani ile sürüyor.
MOSSAD, Barzani’ye Avrupa kahvelerinde çekler vererek bu desteği sürdürüyor.
Kitapta, Mesud Barzani’nin İsrail’e gizlice giderek yardım istediği yazılıyor.
Bu ilişkiler sürüyor ve anlaşılıyor ki daha da sürecek...
Gizli yollarla sürecek, açık yollarla sürecek...
İlgi belli...
İlişki de belli...
Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?
Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?
Fatih abim senin sayende çoğu şeyi şimdi daha iyi anlıyorum.
Hocamız ve üstadımız sensin.
Bu ilişkiyi artık çocuklar bile biliyor.
Ve hala inkar ediyorlar.
O zamandan bu yana görüşlerimden baya bir değişim oldu.
Siyaset denen şeyi öğrendim.
Dengeler uğruna kimse kimseye karışmıyormuş.
Düşmanlık bile etse ondan gelecek menfi sebepleri göz önüne alıp dost gibi görünmek gerekliymiş.
İşte bu iki yüzlülüğe de siyaset yapmak deniyor.
Şöyle düşünün biraz ağır olacak ama israilin ve abdnin yaptığı böyle.
siz evlisiniz hanımınızla israil ve abd birlikte oluyor ama onlar size para veriyor sizde bunu kabul ediyorsunuz siyaset yapma uğruna. işte türkiye yıllardır bu midesizliği yaptı ve şuan da bir değişim söz konusu tabii izin verirseler...
Uğur Mumcu gerçekten iyi bir yazardı. Vatikan'ın PKK ile olana omuz diyaloğu, Hükümet içindeki yolsuzlukların ve cuntacı generallerin ülkeyi nasıl pazarlamaya çalıştıkları yönünde belki binlerce makalesi yayımlanmıştır.. PKK'nın İsrail tarafından yönetilmesi ve dğer teşeron örgütlerin konumu ortada Gökan kardeşim.. Kalemine sağlık.
estf sevgili gökhan hocam faydamız oldu ise bir nebze allah şükredenlerden oluruz bizi dinleme lutfunuz bize yeter yazınıza son günlerin bir gerçegi olan somali ile bir alıntı ile katkıda bulunmak istedim Prof. Nevzat TarhanHaber 7 Somali bize ne öğretti?
Somali’de her şeyin tepetaklak olmasına, iç savaş, açlık ve sefalete yol açan gelişmeleri hazırlayan etkenlerden en önemlisinde Org. Çevik Bir'in rolü olduğunu biliyor musunuz? Haberi KaydetArkadaşına Gönder
22 Ağustos 2011 08:01 - 0 Yorum - 6,375 Okunma
Somali dediğimizde aklımıza gelen çağrışımlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.
10 yaşında 10 kilo gelen, yüzünde sinekler dolaşan, yarı baygın, aç, mağdur, canlı cenaze gibi çocuklar, İsrail’in Mogadişiu baskını, E. Orgeneral Çevik Bir’in yıldızının parladığı BM Bölge Komutanlığı, iç savaş, çeyrek asırdır bitmeyen siyasi karışıklık ve sefilliğe Birleşmiş Milletler’in hiçbir şey yapamaması. Somali’de BM sınıfta kaldı, batı değerleri çöktü, Türkiye asırlardır Osmanlı himayesi ile elde ettiği toplumsal güveni Çevik Bir’in beceriksizliği ile veya kasdi hataları ile kaybetti. Aslında Somali’de iki zihniyet ve iki medeniyet kendini gösteriyor.
Birincisi batının sadece dünyasal düşünen seküler hastalıklı medeniyeti. Aç gözlü, bencil, çıkarcı, ulusal çıkarı için başka milletleri yok edebilen, tüketerek tatmin olan, kendinden başkasını önemsemeyen sömürgeci ideoloji.
İkincisi doğu değerleri içinden yeniden filiz vermeye başlayan yardımlaşmayı, insani değerleri önemseyen sömürgeci olmayan ideoloji.
İngilizler ve Batılı işgalciler zihin haritalarını yansıtan “Sömürge bakanlığı” kurmuş devletlerdir. Kuzey Somali’yi Fransızlar, Orta Somali’yi İngilizler Güney Somali’yi İtalyanlar 1960’a kadar yüzyıla yakın işgal ettiler, bu insanları sömürdüler ve ikinci sınıf insan olarak gördüler. Osmanlı bu bölgeyi himayesine aldı, sömürge algısını hiç geliştirmedi ve eşit vatandaş olarak kabul etti. Hatırlarsınız 12 Temmuz 1993 Somaliler için Yunanlıların İzmir işgali gibi kötü bir günüdür. Bu günün müsebbibi ise ABD’li yardımcısı ile hain toplantı baskınını yapan General Çevik Bir’dir.
SOMALİ'de görev yapan 34 ülkenin birliklerine komuta eden UNOSOM komutanı Korgeneral Çevik Bir, olaydan 6 ay önce "Tarihinde ilk kez barışı kurma görevini üstlenen BM'in Somali'de başarılı olduğunu ve planlanan hedefe ulaştığını" söylemişti. Bunun söylerken köpek balıkları nedeniyle pilaja giremediklerini ve Amerika’dan çelik kafes getirerek denize girdiklerini de ilave etmişti. (Kaynak:22 Aralık 1992 tarihli Milliyet)
Fakat bu general diğer Militaristler gibi toplumun değil şahıslarının ve egemen gücün çıkarını düşünerek Somali’nin kara gününe neden olmuştu.
Olay şu idi; Somali'nin en önemli aşiretinin ileri gelenleri, saygın büyükler, din adamları ve akil adamlar bir araya gelerek BM güçlerinin de hedefinde olan General Aidid diktasından nasıl kurtulacaklarına ve ülkede düzeni tesis edip batı boyunduruğundan çıkma çözümlerini tartışmak için bir toplantı, bir nevi meclis oturumu düzenlediler. Bu toplantının yapıldığı eve BM güçleri tarafından tam 16 adet TOW tanksavar füzesi ve yüzlerce makinalı top mermisi atıldı saldırıda çok sayıda halk tarafından saygı duyulan, değer verilen isim, 100 yakın akil adam hayatını kaybetti.
Bu acımasız saldırıyı planlayan ve uygulamaya koyan iki isimdir, birincisi Çevik Bir ikincisi yardımcısı General Thomas Montgomery. Kaynak Mark Bowden'in, filme esas alınmış olan Black Hawk down-kara şahin düştü- isimli kitabıdır. ABD’nin BM özel elçisi Amiral Howe'ün Çevik Bir ve Montgomery'nin acımasız saldırı planına karşı nasıl direndiği ama Bir'in planının nasıl uygulamaya konduğu ve sonuçları detaylı şekilde anlatılıyor.
Bu saldırıdan sonra Somali halkının BM güçlerine bakışı değişti, yoğun bir infial yaşandı hatta bu infial sonucu olayı görüntülemek isteyen 4 adet gazeteci de linç edildi.
BM Somali’den çekilmek zorunda kaldı. Hiç kimse de Çevik Bir’e hesap sormadı. Çünkü katledilen kişiler İsrail’in Somali’de hâkim olasını istemediği kişilerdi. BM maalesef insanlığa değil İsrail’e hizmet etmişti. Çevik Bir Türk Silahlı Kuvvetleri’nde İsrail’in adamı olarak bilinir. Somali’de her şeyin tepetaklak ters gitmesine, Somali'nin kaybedilmesine, Somali'nin bugünkü iç savaş ve açlık sefalet durumuna gelmesine yol açan gelişmeleri hazırlayan etkenlerden en önemlisi olan o acımasız 12 temmuz 1993 saldırısıdır.
Amiral Howe ve bugün yardım için çırpınan halkımız, 18 Ağustos da Somali’ye çıkarma yapan Başbakan R. Tayyip Erdoğan ve eşliğindeki heyet yükselen yeni medeniyeti temsil ediyorlar. General Çevik Bir, yardımcısı ABD’li amiral ve bugün yardım etme çabası göstermeyen batı ülkeler hasta batı medeniyetini temsil ediyorlar.
1990’lı yıllarda Afrika’da Biafra bölgesinde açlık varken İşviçre halkının referandum da “yardım yapmayalım” kararı verilmesini de hatırlamak gerekir. Batı değerleri felsefi kriz içinde ilerliyor, doğu değerleri ise modernizmin kazanımlarını kaybetmeden yeni geleneğini yaşatan zamanın ruhuna uygun davranan değerler olacak mı göreceğiz
Genelkurmay İkinci Başkanı olduğu dönemde TSK'nın milyon dolarlık askeri helikopteri ile Artvin Karagöl'e pikniğe gittiği belirlenen ve bu skandalın hesabını vermeyen Birinci Ordu Komutanı Org. Hasan Iğsız'ın tek kızı olan Zehra Aslı'nın bir İspanya Yahudisiyle evli olduğu tespit edildi.
Tek oğlu Hüseyin Hakan'ın bekar olduğu anlaşılan Org. Hasan Iğsız'ın kızı Zehra Aslı, Eduardo isimli bir Yahudi ile evli. Evlendikten sonra Matos Martin soy ismini alan Zehra Aslı'nın kocası İspanya uyruklu ve Yahudi asıllı Eduardo Matos Martin... 1972 Cacares doğumlu Eduardo Matos Martin, İspanya Yahudilerinden Adolfa Matos Martin'in oğlu.
BALYOZ ZANLISI PAŞANIN DAMADI DANİ RODRİK
Biri erkek iki çocuğu olan Balyoz Darbe Planı sanığı emekli Org. Çetin Doğan'ın kızı Pınar da bir Yahudi ile evli… Pınar Doğan evlendikten sonra Rodrik soy ismini almış. Kimliğinin din hanesinde Yahudi yazan Dani Rodrik ile evli olan Çetin Doğan'ın kızı Pınar Doğan Rodrik Amerika'da yaşıyor. Karı-koca, Harvard Üniversitesi'nde çalışıyor. Çetin Doğan'ın kızı Pınar ile Yahudi damadı Dani'nin 2007 yılında dünyaya getirdikleri ve Deniz adını verdikleri çocuklarının nüfus cüzdanının din hanesine “Yahudi” yazılmış. E. Org. Çetin Doğan'ın damadı Dani'nin babası Hayati Vitali Rodrik ve annesi Karmela Raşel, Yahudi kökenli Türk vatandaşı. Scrikss kalemlerinin sahibi olan şirketin varislerinden. Çetin Doğan'ın oğlu Barış Doğan'ın eşi Fatma Gülden Mesara Doğan ise İstanbul Özel Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu... Söz konusu kolejin bağlı olduğu Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV), MİT raporlarında misyonerlik yaptığı gerekçesiyle raporlanmıştı. GÜRDENİZ, DÜNÜRLERİ İLE GURUR DUYUYORMUŞ
Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in damadı da yahudi dinine mensup… Çeşitli ortamlarda dünürü olduğu Suntay ailesinin Eşkenaz (Alman Yahudisi) olması ile gurur duyduğunu ifade ettiği belirtilen Ramazan Cem Gürdeniz'in kızı Ülkem Gürdeniz Suntay, Mesut Can Suntay ile evli... Mesut Can Suntay'ın annesi İvna Suntay ise Hıristiyan-Ermeni kökenli. Ayrıca Mesut Can Suntay Özel Terakki Vakfı Okulları'ndan mezun...
BÜYÜKANIT'IN DAMADI İLE İLGİLİ İDDİALAR
Diğer taraftan tek kız çocuğu olan emekli Org. Yaşar Büyükanıt'ın da Musevi kökenli bir aile ile dünür olduğu belirtiliyor. Yaşar Büyükanıt'ın tek çocuğu olan Fikriye Bengü, Ercan Caymaz ile evli… Büyükanıt'ın dünürü Sevim Caymaz'ın annesi, 1321 (Rumi) İstanbul doğumlu, Merkado-Ester kızı, 315048656.. TC kimlik numaralı.
İddiaya göre; Sara (Melahat) Özcan, önce İstanbul Beşiktaş Ortaköy nüfusu kütüğündeki isim (Sara'yı Melahat yapmış) ve din (Musevi) bilgilerini değiştirmiş. Sonra bu kütüğü Üsküdar Tabaklar nüfusuna naklettirmiş.
Konuyla ilgili aradığımız Ercan Caymaz, sorularımızı cevaplamaktan kaçındı.
FARKLI DİNDEKİLER GERİ HİZMETTE
Bilindiği gibi TSK'da askerlik yapanlardan farklı inançta olanlar, geri hizmette görevlendiriliyorlar. Diğer taraftan; yakın tarihe kadar Türk subaylarının, yabancı ülke vatandaşlarıyla evlenmeleri de yasaktı.
Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız'ın kızı Zehra Aslı İspanya Yahudilerinden biri ile evli...Evlendikten sonra Matos Martin soy ismini alan Zehra Aslı'nın kocası İspanya uyruklu ve Yahudi asıllı Eduardo Matos Martin...
Balyoz Darbe Planı sanığı emekli Org. Çetin Doğan'ın kızı Pınar da kimliğinin din hanesinde Yahudi yazan Dani Rodrik ile evli. Çetin Doğan'ın kızı Pınar Doğan Rodrik Amerika'da yaşıyor. Karı-koca, Harvard Üniversitesi'nde çalışıyor.
Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz'in kızı Ülkem Gürdeniz Suntay, Mesut Can Suntay ile evli... Mesut Can Suntay'ın annesi İvna Suntay ise Hıristiyan-Ermeni kökenli VAKİT
Sayın Tayyip bey kardeşimizin de çocukları Amerikan vatandaşı, hatta torunları özellikle Amerika da doğdu ki direk Amerikan vatandaşı olsun diye, bir ülkenin en başı Başbakan'ın çocukları Amerikan vatandaşı olursa, YUKARIDA YAZDIKLARINIZIN HİÇ BİR EHEMNİYETİ KALMIYOR.
Ama kadınları evlenmemiştir.
Bu bir yanlış bakış açııs olmasın.
Damatları iki paşanın da Yabancı
Amerikalı ABd li vs.
Hani AK Partiyi Amerikayla iş yapmaktan suçluyorlardı ya.
Aslında kendileri zaten Amerikalı vs
İş yapmak başka O ülke vatandaşı olmak başka.
Adam Amerikan vatandaşı
karşısındaki zavallı Anadolu insanını suçluyor.
Aslında bu şu demek
Amerikayla biz iş yaparız.
Siz kimsiniz.
Anadolu da oturup çifçilik yapın.
Celal Bayar Rahmetli Turhalda bir şeker fabrikası kurmak istiyor.
İthalat çetesi o zaman hep ismet paşanın yanında
Şeker ithalatı azalacak
Şeker fabrikası kurulursa
İsmet Paşa fabrikaya karşı çıkıyor.
Devlet ithalattan vergi alıyor diye.
Şeker fabrikası kuruluyor İsmet Paşaya rağmen
İthalat çetesi genelde gayri müslümlerin elinde bugünde aynı
Özellikle silah sanayi
En çok paramızda oraya gidiyor.
Bazı bürokratlarda bu işin içinde.
T.Şahinkaya vardı.
En zengin paşalardan seçilmişlerdi.
Ammi osmanlı yabancı kadınla evlendide ne oldu yıkıldı gitti hürrem sultanın açtıgı yara kapanmadı
şunu göz ardı etmemek lazım Tayyip beyin oglu vatanına hizmet ediyor ihanet degil
Egri ile dogruyu ayırmak lazım ammi
İsrail yani yahudi uşakları Osmanlyı ittihat ve terakkicilere yıktırırken var olmak mücadelesinde bin bir zorlukla çıkan büyüklerimize yine masonlar Cumhuriyeti kurdurdu ve ana çerçevesini kendi milli ve manevi inanç ve geleneklerinden uzak kanunlarını ihdas ettirerek Cumhuriyeti kurdurdurdular
Kıymetli ammi bir ülke düşün savaştan çıkmış bir tek ignesi yok bize ne yaptırdı bu mason be batılı zihniyet
Bir paramız yokken binlerce Lira dış devletlere borç olarak aktı gitti sebep KILIK KIYAFET DEVRİMİ yetmez gibi şapka giymeyenlere zulü üstüne zulüm siz hiç amerika veya başka devletlerde ŞAPKA giymiyor diye asılan insan gördünüzmü
İki HARF İNKILABI daha sonra Atatürkün kendi itirafı ile yazıyorum bir gecede bir milleti cahil yaptık NE KAZANDIK İLİMSİZ MEDENİYETİN ÇAĞIN BULUŞLARINDAN UZAK BİR TOPLUMU DAHADA UZAK BIRAKTIK ve Okuma yazma bilmeyen milyonlar
1960 lı yıllarda ameria uzaya araç gönderirken biz hala okuma yazma ile ugraşıyorduk
Valla ammi bu adamlar 30 yıllık PKK mücadelesinde gerek MİT in başında gerekse ASELSANIN başındaki emekli genareller ne yaptı Tayip bey ve ekibi neler yapıyor
BENCE artık ata baba veya 1980 öncesi düşencelerden uzak kalım kim hizmet ediyorsa onun yanında olmak lazım
Selamlar
felsefefe;248854 wrote:Celal Bayar Rahmetli Turhalda bir şeker fabrikası kurmak istiyor.
İthalat çetesi o zaman hep ismet paşanın yanında
Şeker ithalatı azalacak
Şeker fabrikası kurulursa
İsmet Paşa fabrikaya karşı çıkıyor.
Devlet ithalattan vergi alıyor diye.
Şeker fabrikası kuruluyor İsmet Paşaya rağmen
İthalat çetesi genelde gayri müslümlerin elinde bugünde aynı
Özellikle silah sanayi
En çok paramızda oraya gidiyor.
Bazı bürokratlarda bu işin içinde.
T.Şahinkaya vardı.
En zengin paşalardan seçilmişlerdi.
Uyan Müslüm ammi
Kimleri savunuyorsun gör
Ekleyeyim o zaman.. Yıllarca devletçilik ve içe dönük ekonomik politikalar yüzünden ne hale geldik?!.. G.Kore örneği tüm çıplaklığıyla önümüzde durmakta..
Bu ülke de "generallerin ettiği zulmü, ihaneti hiç bir dış güç bize etmemiştir."