Kızın adı Feride... Aşkı arıyordum uzun zamandır. Soruyordum hep:"Nerede?" Ama yoktu, bulamadım, Ne yer de ne gök de... Sonra birden o çıktı karşıma Gezinirken o malum sebeple. Ay güneşe aşıkmış, Ferhat ise Şirin'e Yoksa ben de sana mı, Sana mı güzel Feride?
Kızın adı Feride... Aşkı anlatın bana, Ne olur söyleyin bir kerede. Çölde su mudur aşk, Ya da bir taş mıdır derede? Ya da tutulmak mı çılgınca, Hiç tanımadığın birine. Tıp kı benim gibi, Benim gibi Feride...
Kızın adı Feride... Neyine vuruldum senin? Kara kaşına, ela gözüne? Ama olmaz, yetmez bunlar Tutulmak için delice. Artık ne gözlerin kaldı Ne de yüzün geride... Elveda güzel Feride!..
nıye anam aglasın abı ardımdan anamın bırdamla goz yasına kurban olayım o benım arkamdan aglamasın o bana yeter onun varlıgı yeter yaw bana gulmek warken neden aglasın
kabuslar yaşadım
dar kapıların eşiklerinde
adını anarak
adınla anarak
6 yıl önce
ve bir gece yarısı
ve seni düşünerek
korkunç yanlızlığımla
ismını yazdığım meşenin
altındayım
yaprakları hüzün kokuyor
yaprakları çivili kırbaç
yaprakları yüzümde patlıyor
seni bekliyorum
seni beklemek istiyorum
seni istiyorum
her neden deyişimde
giderken çağırmadığın için
çatık kaşlarımla
iki damla gözyaşı döküyorum
her ihanet edişimde tanrıya
bazen de olsa
durup seni düşünüyorum
her hafta darmadağın ediyorum
ortalığı
yüzünü gördükten sonra
yaniden saklıyorum
bulacağım yere
fotoğrafını
güz gelince yaprağını göndereceğim sana
en sevdiğimiz meşenin
zaten beni sevmiyolar
seni sevdikleri kadar
belki büyür de o yapraktan
bir ağaç
mezarının başında
o zaman gelirim yanına
adını kazımak için
çatık kaşlarımla...
Çaresiz yanarım aşkın elinde, Küllere dönmeden gel melek yüzlüm, Ayrılık belimi büktü benimde, Kalbime yeniden gir melek yüzlüm. Ya beni candan sev yada hiç sevme, Gittiğin yerde kal geriye dönme, Değersiz sözlerin, teselli verme, Sevgimi bitirdin bil melek yüzlüm. Yüzüne bakacak yüz mü bıraktın, Yaptığın her şeyi içime attım, Suç bende değil ki, sen yanlış yaptın, Aşkımız ne halde, gör melek yüzlüm
Burada çok büyük hikmetler gizli.Bir alim ne kadar büyük bir insan olduğunu bilmeyenimiz yok.Kendisini solda sıfır görüyor.Yani hiç.Aslında çok büyük bir mütevazilik örneği sergiliyor.
Buradan şu anlaşılyor:insanın ilmi arttıkça mütevaziliği de artıyor..........
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma...
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben
Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun
Dünya esen yel üstüne kuruldu..
Varlığımız iki yokluk arasındadır
Çevrendekilerde hiçdir sen de bir hiçsin
Medresede söz vardır tekkede de hal
Fakat bu aşk sözden de dışarıdır halden de
İster şeriat müftüsü ol ister şehir vaizi
Aşk mahkemesine gelindi mi dilsiz kesilir
Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak
Yarını düşünmen beyhude bir heves
Bir çok kişiden arda kalanlar
Sana da kalmayacak sen de göçüp gidecek
Biliyorum, kolay değil yaşamak, Gönül verip türkü söylemek yar üstüne; Yıldız ışığında dolaşıp geceleri, Gündüzleri gün ışığında ısınmak; Şöyle bir fırsat bulup yarım gün, Yan gelebilmek Çamlıca tepesine... Bin türlü mavi akar Boğaz'dan Her şeyi unutabilmek maviler içinde. Biliyorum, kolay değil yaşamak; Ama işte Bir ölünün hala yatağı sıcak, Birinin saati işliyor kolunda. Yaşamak kolay değil ya kardeşler, Ölmek de değil; Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
Her Sevda Bir Ölümmüş (Çok hoş parçadır, bir kere dinleyin...)
Unutmaya beş kala gözlerini ve sana dair ne varsa bitmeye Yakın İşte o gün ben herşeyimi sende bıraktım Sırf aşkımı aldım yanıma Onu da kaybettim Hükümsüzdür
Sormadım kimseye unutmalıydım Çareyi kendimce bulurum sandım Giderken yanıma aşkımı aldım Her sevda bir ölümmüş çok geç anladım Vazgeçmek değil bu çaresiz kaldım Her sevda bir ölümmüş çok geç anladım
Giderken yanıma aşkımı aldım Her sevda bir ölümmüş çok geç anladım Vazgeçmek değil bu çaresiz kaldım Her sevda bir ölümmüş çok geç anladım
Zaten o şarkıyı ben sana yazmadım farzet çok uzaklardaydım Söz verdim kendime ağlamak yok diye dönülmez yollardayım