Bülbül gül gibi yalanlara kanıp
Gülü unutmaz ama
Gül bülbülü unutmak zorunda
Bülbülde Gülü
Çünkü
Ne Gül bülbüle
Ne de Bülbül Güle kavuşamayacak
Unutmak, hiç kolay olmayacak…
Hayırsız şiirin çok güzel ama aşk olsun Nizip balcanına hiç değinmemişsin :))
Nizip'in tammuz ayında yedim palcanı
yeter allahım dayanemirem al benden bu bekarlığı
zaten sıcak bir palcan iki deli oldum deli
ama hala aşık olamadım hey gidi hey gidi :))
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Sen'i her şey yâdımdan silindi.
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.
Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anladım vaslına ermek için artık çok geç... . Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren gül!
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım..
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş gurûba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...
Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..! .
Yağdı yağmur, geldi gerisi.
Sen de mi şair oldun ula balcan delisi?..
alıntı:
"quote" Gökhan Dokuyucu demişki:
Hayırsız şiirin çok güzel ama aşk olsun Nizip balcanına hiç değinmemişsin :))
Nizip'in tammuz ayında yedim palcanı
yeter allahım dayanemirem al benden bu bekarlığı
zaten sıcak bir palcan iki deli oldum deli
ama hala aşık olamadım hey gidi hey gidi :))
Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana.
Sade bir kurdeleyle süslenmiş,
Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını...
Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya.
Bir cennet resmi yapıp içine gir diye...
Düşler serpiştirdim gizlice, Düş kurmayı unutma diye
Bir tanede elma şekeri yerlestirdim.
İçinde ki çocuğu tadabilesin diye...
Güneşin batışını, Billur suyun sesini, Kırmızı
gelinciklerin
saflığını,
Taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin de
sıcaklığını
sığdırdım.
Ruhlarımız aç kalmasın diye...
Kutuya biraz da sevecenlik koydum Güçlü ol diye..
Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu bu kutuya,
Barış ve özgürlüğü sunmak için...
Bir buket sevgi, bir yudum Aşk ve yarım bir elma
daha
Ben koymadan edemedim. Paylaşmayı hatırlayalım diye...
Sevdiklerimize onları sevdiğimizi söylemek için
yarını
beklemeyelim,
Hemen şimdi yapalım bunu diye...
İçtenliği, umudu, nesneyi, bağışlayıcılığı, özgüveni
Açıkk yürekliliği unutmadım,
BEN'İN dışına çıkıp BİZ'E ulaşabilelim diye...
Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya.
Bak bu kartta neler yazıyor:
'BU KUTUNUN HER KAPAĞINI KALDIRIŞINDA,
YAŞAMLA İLGİLİ YEPYENİ ŞEYLER KEŞFEDECEKSİN.
YAŞAMAK İÇİN YARINI BEKLEME, AL YAŞAMI
KOLLARININ ARASINA
VE SIMSIKI SARIL...
YAŞAMDAN YALNIZCA ALMAK YERİNE ONA BİR ŞEYLER
VER
KISACASI BUTÜNÜYLE İNSAN OL.
UNUTMA, YAŞAM DOKUMASI HENÜZ TAMAMLANMAMIŞ,
OLAĞANÜSTÜ GÜZELLİKTE BİR DUVAR HALISIDIR.
VE SANA AİT OLAN KÜÇÜCÜK BOŞLUĞU YALNIZCA SEN
DOLDURABİLİRSİN...'
GÜLÜM SENİ SEVİYORUM.
.
Umudumsun, yarınımsın.
Yüreğimde.
Allı morlu güller açmış nasırımsın....
.
Dayanırım bu küflü zindanlara.
Dayanırım şu kukla zorbalara.
Gücüm yeter.
Şebekenin demirlerini eritmeye.
Eritip de kazma, kürek yapmaya..
.
Gülüm seni seviyorum.
Cifte suyu sen verdin direncime..
.
Ilgıt ılgıt meltem oldun.
Sarıldın hep sineme.
Sevda sevda esin oldun.
Dolandın hep gönlüme.
En karamsar günümde.
En kahreden anımda.
Hızır oldun yetiştin.
Derman oldun derdime..
.
Gülüm seni seviyorum.
Çifte suyu sen verdin direncime..
.
Gün oldu.
İki elin ballı.
Gün oldu.
İki elin kanlı.
Ama n’ettin, n’etmedin geldin.
Ne yağmur, ne kar, ne yasak dinledin.
Ne bir çıkar gözettin.
Ne de yakıyor tenimi güneş dedin..
Yanaklarında gülücükler.
Gözlerinde öpücükler.
Hep geldin..
. Bazı günler
Boş gelse de ellerin.
Ama.
Sapına kadar hep doluydu yüreğin..
.
Gülüm seni seviyorum.
Çifte suyu sen verdin direncime..
.
Umudumsun, yarınımsın.
Yüreğimde.
Allı morlu güller açmış nasırımsın.
Hak edilmiş ekmeğimde ak susamsın..
.
Dayanırım bu küflü zindanlara.
Dayanırım şu kukla zorbalara.
Gücüm yeter.
Şebekemin demirlerini eritmeye.
Eritip de kazma, kürek yapmaya..
.
Gülüm seni seviyorum.
Çifte suyu sen verdin direncime..
.
.
Temmuz 1972.
.
.
Edited by - Gökhan Dokuyucu on 9/9/2006 12:18:53 PM
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM.
‘’30 Ağustos’un şiiri’’.
.
.
Kimi yüreğini koydu ortaya.
‘’Vatan sağ olsun!’’ dedi.
Kimi başlık parasını.
Kimi çeyiz sandığını koydu ortaya.
‘’İstiklalimiz düğünümüz olsun’’ dedi.
Kimi kazmasını-yabasını.
Kimi katırını-kağnısını.
Kimi ata yadigarı filintasını koydu ortaya.
Kimi eşkıyadan kaçırdığı bir avuç zahiresini.
Kimi kız oğlan kızdı.
Kimi nine.
Kimi tüyü bitmemiş erkek çocuğuydu.
Kimi dede.
Kimi Antepliydi.
Kimi İzmirli.
Kimi Sakaryalıydı.
Kimi Maraşlı.
Kimi Erzurumluydu.
Kimi Eskişehirli.
Kimi Urfalıydı.
Kimi Afyonlu.
Kimi Boluluydu.
Kimi Samsunlu.
Kimi Doğuluydu.
Kimi eğeli.
Kimi Akdenizliydi.
Kimi Karadenizli.
Kimi Trakyalıydı.
Kimi Marmaralı.
Kimi Yemenden gelmişti ayağının tozundan.
Kimi Galiçyadan,.
Kimi Filistinden gelmişti.
Kimi Canakkaleden.
Kimi Şahin Beydi, Karayılandı,Habeş Bölerdi.
Kimi Urfalı Nafizdi.
Kimi Manastırlı Hamdi efendi.
Kimi Kartallı Kazımdı, .
Kimi Reşadiyeli Veli oğlu Memet.
Kimi Süleymaniyeli Şoför Ahmet.
Kimi Adapazarlı Kambur Kerimdi.
Kimi Takacı Şaban reis, kimi Arhaveli İsmaildi.
Kimi kamacı ustası Bekir.
Kimi Abdullah Çavuştu, Osmandı ve Abdülkadir.
Kimi Deli Erzurumluydu.
Kimi Ali Onbaşı, kimi Nurettin Eşfak.
Kimi topçu evvel mülazımı Hasandı, bak.
Kimi tek gözlüydü.
Kimi sözlü.
Kimi tek elli idi.
Kimi evli.
Kimi tek bacaklıydı.
Kimi nişanlı.
Kimi postalsızdı, çarıksızdı, çıplak ayak.
Kimi parkesizdi, gömleksizdi, yoktu bir parça bezi, sarınacak.
Çoğu atsız-arabasız.
Azıksızdılar ve katıksız.
Bir o kadarı da yok-yoksundular.
Ama.
Sapına kadar namusluydular.
Ve de vatanlarına vurgundular.
Hiç tereddüt etmeden.
Bireysel bitergelerini ellerinin tersi ile ite ite.
Dağları, çölleri, nehirleri-denizleri aşarak geldiler.
Kimi erdemli toyluklarıyla.
Kimi gazileşmiş tecrübeleriyle.
Ankara’nın taşlı meydanında.
Mustafa Kemal Atatürk’ün karşısında.
Selam durdular.
Tek bir ağız, tek bir göz, tek bir yürek oldular.
Ve kefilsiz.
Ve art-niyetsiz.
Yarısızlığın ve köleliğin kaderini kırmak için.
Ve tüyü bitmemiş çocuklara özgürlüğü tattırmak için.
Söz dediler, söz verdiler:.
‘’YA İSTİKLAL YA ÖLÜM.
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM.
YA İSTİKLAL YA ÖLÜM’’ dediler.
Ve 30 Ağustos’ta.
Sözlerinde durdular….
.
.
.
.
30 Ağustos 1968.
Kalbin kendine has nedenleri vardır ki , akıl hiç bir zaman anlayamaz !.
üç şey......... . Azizim;
Kurtulmak için beladan
çekmelisin üç şeyden elini:
Çek elini eteğini nefisten ve dünyadan
ki olma müptela belaya.
Kapılırsan hırsa,
gelir yüz taraftan bin bela.
Kimin yoksa ortada malı, parası,
emniyettedir nerde olursa olsun.