benimde sevdiğim bi şiir tesekkürler...
Genç Muhabbet
#181780
#181781
#181782
#181783
#181823
#181839
#181889
#182189
#182240
#182241
#182285
#182612
#182618
#182909
#182919
#183108
#183109
#183110
#183112
#183114
#183115
#183283
#183284
#183285
#184227
ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...
Görüntülenme: …
YASAK SEVİŞMEK
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
hem tetik bulun ardında biri olmasın
hanidir ben bu evde saklanıyorum
adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel
pancurların gerisinde kararıyorum
içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
telefonda sesini tanıyamıyorum
yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
hem tetik bulun ardında biri olmasın
artık hiç kimse beni yaşamıyor
aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
korkularım oldum bittim kimsesizdiler
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
bir revolver romanımı tamamlıyor
oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
üzerime kilitleyip mühürlediler
hem tetik bulun ardında biri olmasın
ATTİLA İLHAN
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
hem tetik bulun ardında biri olmasın
hanidir ben bu evde saklanıyorum
adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel
pancurların gerisinde kararıyorum
içime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
telefonda sesini tanıyamıyorum
yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
hem tetik bulun ardında biri olmasın
artık hiç kimse beni yaşamıyor
aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
korkularım oldum bittim kimsesizdiler
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
bir revolver romanımı tamamlıyor
oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
üzerime kilitleyip mühürlediler
hem tetik bulun ardında biri olmasın
ATTİLA İLHAN
ben teşekkür ederim cumali,hele bunun bir de öyküsü var bilenler hatırlar,o zaten şiiri sıradan şiir olmaktan çıkarıyor yani eşsiz bir vasıf katıyor...
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
bir revolver romanımı tamamlıyor
BU AŞK BURADA BİTER
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir
Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
ATAOL BEHRAMOĞLU
bir revolver romanımı tamamlıyor
BU AŞK BURADA BİTER
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir
Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
ATAOL BEHRAMOĞLU
[SIZE=2][SIZE=2][SIZE=2][SIZE=2][SIZE=2][SIZE=2][SIZE=2][SIZE=2][SIZE=2][SIZE=2]guzeldir istiyakinla, yanmadadir bu gonul
ey guzel taze yagli, nefis kaymakli katmer
kalmadi billah sabir, bir nebzecik tahammul
gel ey canlarin cani, gonul dermani katmer.
erebilirsem bir kez, bezm-i visale eger
degil sana kavusmak, hayalin cihan deger
senden ayri dusenler, neler cekermis meger
gel ey canlarin cani, gonul fermani katmer.
kayarak merdaneden , suzulurde cikarsin
yesil fistik ici ile, istahlari acarsin
cignedikce agizda, lokum olup akarsin
gel ey yesil fistik, taze kaymakli katmer.
cok incesin, seffasin, zarif bir gelin turu
lale gibi rengin var, sanki has bahce gulu
seni nasil vasfedem, acizdir kalem dili
gel ey canlarin cani, gonul dermani katmer.
hasa... dunya taami cennet-i ala malisin
seker desem ne mumkun, belki ogul balisin
ihsani bol tanrinin, kullarinin yadisin
gel ey calarin cani, taze kaymakli katmer.
sen taam-i latifsin, sanli sofra layiki
seni bir kez tadanlar, verir her an saliki
vitaminler kaynagi, lokman hekim buyruk-u
gel ey canlarin cani, gonul dermani katmer.
sipsirin kivaminda, gelir agiz lezzeti
ne olur canim-efendim, goster lutfu-izzeti
yeter allah askina, cektirme bu hasreti
gel-ey canimin cani, taze kaymakli katmer.
kaynak: barakoglu.com[/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE]
ey guzel taze yagli, nefis kaymakli katmer
kalmadi billah sabir, bir nebzecik tahammul
gel ey canlarin cani, gonul dermani katmer.
erebilirsem bir kez, bezm-i visale eger
degil sana kavusmak, hayalin cihan deger
senden ayri dusenler, neler cekermis meger
gel ey canlarin cani, gonul fermani katmer.
kayarak merdaneden , suzulurde cikarsin
yesil fistik ici ile, istahlari acarsin
cignedikce agizda, lokum olup akarsin
gel ey yesil fistik, taze kaymakli katmer.
cok incesin, seffasin, zarif bir gelin turu
lale gibi rengin var, sanki has bahce gulu
seni nasil vasfedem, acizdir kalem dili
gel ey canlarin cani, gonul dermani katmer.
hasa... dunya taami cennet-i ala malisin
seker desem ne mumkun, belki ogul balisin
ihsani bol tanrinin, kullarinin yadisin
gel ey calarin cani, taze kaymakli katmer.
sen taam-i latifsin, sanli sofra layiki
seni bir kez tadanlar, verir her an saliki
vitaminler kaynagi, lokman hekim buyruk-u
gel ey canlarin cani, gonul dermani katmer.
sipsirin kivaminda, gelir agiz lezzeti
ne olur canim-efendim, goster lutfu-izzeti
yeter allah askina, cektirme bu hasreti
gel-ey canimin cani, taze kaymakli katmer.
kaynak: barakoglu.com[/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE][/SIZE]
Ayrılık Sevdaya Dahil
görinen yıldız değil yir yir delinmişdür felek
gün yüzünün hasretiyle tir-i ahımdan benüm
necati
-1.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın
-2.
rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan
3.
ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili..
4.
yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle
5.
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız..
ATTİLA İLHAN
görinen yıldız değil yir yir delinmişdür felek
gün yüzünün hasretiyle tir-i ahımdan benüm
necati
-1.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın
-2.
rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan
3.
ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili..
4.
yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle
5.
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız..
ATTİLA İLHAN
Bu gece Murathan Mungan'dan Geldiğimde şiirini okuyalım:
GELDİGİMDE
Geldiğimde notun duruyordu masanın üzerinde
Sekizde yatmıştın
Saatime baktım sekizi beş geçiyor
O gün anladım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığı
Aramızda düşman gibi duran zamanı
O gün anladım
Senin bana erken
Benim sana geç kaldığımı ...
Murathan MUNGAN
GELDİGİMDE
Geldiğimde notun duruyordu masanın üzerinde
Sekizde yatmıştın
Saatime baktım sekizi beş geçiyor
O gün anladım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığı
Aramızda düşman gibi duran zamanı
O gün anladım
Senin bana erken
Benim sana geç kaldığımı ...
Murathan MUNGAN
Zekeriya Efiloğlu Hocamızdan güzel bir şiir okuyalım bu gün:
Sevgiliye
Bir şimşeğin kanadında
Bir bulutun rüyasısın
Sararırken mutluluk hazanda
Yaprağın yeniden doğumusun
Goncanın alıdır dudaklarında sayha
Sağanak altında aşka bir nefes daha
Ve çiçekler açsın ruhunda
Kurak toprakların damarlarına
Ellerde yağmur duasısın
Bir atın yelesinde
Bir kelebeğin öpüşündesin
Fırtınanın az öncesi
Alabora olan teknedesin
Balıklar gibi soluyorsun hayatı
Bir çiğdemin bakışındasın
Sevilmeyince küsen
Manolyanın yaprağındasın
Sen herkesten önce doğan
Çoban yıldızının adısın
Bir bebeğin rüyası
Hüznü sarmalayan bir şarkıda
Güftenin son notasısın
Soyut bir resmin
Anlama belenmiş renklerisin
Şiirin annesinin kucağında
Aruz vezninin failisin
Cellâttın gözlerine korkmadan
En son bakan caylansın
Şairin dizelerinde asılı duran
Fitili ateşlenmiş kelimelersin
Zekeriya EFİLOĞLU
Gaziantep
11.4.2008
Sevgiliye
Bir şimşeğin kanadında
Bir bulutun rüyasısın
Sararırken mutluluk hazanda
Yaprağın yeniden doğumusun
Goncanın alıdır dudaklarında sayha
Sağanak altında aşka bir nefes daha
Ve çiçekler açsın ruhunda
Kurak toprakların damarlarına
Ellerde yağmur duasısın
Bir atın yelesinde
Bir kelebeğin öpüşündesin
Fırtınanın az öncesi
Alabora olan teknedesin
Balıklar gibi soluyorsun hayatı
Bir çiğdemin bakışındasın
Sevilmeyince küsen
Manolyanın yaprağındasın
Sen herkesten önce doğan
Çoban yıldızının adısın
Bir bebeğin rüyası
Hüznü sarmalayan bir şarkıda
Güftenin son notasısın
Soyut bir resmin
Anlama belenmiş renklerisin
Şiirin annesinin kucağında
Aruz vezninin failisin
Cellâttın gözlerine korkmadan
En son bakan caylansın
Şairin dizelerinde asılı duran
Fitili ateşlenmiş kelimelersin
Zekeriya EFİLOĞLU
Gaziantep
11.4.2008
KİMİ SEVSEM SENSİN
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
* * *
kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum
ATTİLA İLHAN
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
* * *
kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum
ATTİLA İLHAN
BEN ARTIK KÜSÜM
beni de kırdılar içimde kırdılar
karanlık camlardan sular akıyordu
şimşekli bir boşlukta saat vurdu
beni de kırdılar belki yalnızdılar
belki onların da çocukluğu yoktu
bütün şarkılara kapalıydılar
bir genç kız değmemişti saçlarına
beni de kırdılar ben artık küsüm
yağmurları yağmıyor ağaçlarıma
sularından içmiyorum susadım ama
beni de kırdılar soğuk bir ölüm
çevik bir bıçak gibi çakıldı aklıma
oysa bir şarkıyım yeniden doğan günüm
bütün şarkılara kapalıydılar
ATTİLA İLHAN
beni de kırdılar içimde kırdılar
karanlık camlardan sular akıyordu
şimşekli bir boşlukta saat vurdu
beni de kırdılar belki yalnızdılar
belki onların da çocukluğu yoktu
bütün şarkılara kapalıydılar
bir genç kız değmemişti saçlarına
beni de kırdılar ben artık küsüm
yağmurları yağmıyor ağaçlarıma
sularından içmiyorum susadım ama
beni de kırdılar soğuk bir ölüm
çevik bir bıçak gibi çakıldı aklıma
oysa bir şarkıyım yeniden doğan günüm
bütün şarkılara kapalıydılar
ATTİLA İLHAN
Her Sevda Bir Ölümmüş
Unutmaya beş kala gözlerini
Ve sana dair ne varsa bitmeye yakın
İşte o gün ben herşeyimi sende bıraktım
Sırf aşkımı aldım yanıma
Onu da kaybettim
Hükümsüzdür
Sormadım kimseye unutmalıydım
Çareyi kendimce bulurum sandım
Giderken yanıma aşkımı aldım
Her sevda bir ölümmüş çok geç anladım
Vazgeçmek değil bu çaresiz kaldım
Her sevda bir ölümmüş çok geç anladım
Zaten o şarkıyı ben sana yazmadım
Farzet çok uzaklardaydım
Söz verdim kendime ağlamak yok diye
Dönülmez yollardayım
Hakan Altun (Şarkı çok güzeldir. Tavsiye ederim...)
Unutmaya beş kala gözlerini
Ve sana dair ne varsa bitmeye yakın
İşte o gün ben herşeyimi sende bıraktım
Sırf aşkımı aldım yanıma
Onu da kaybettim
Hükümsüzdür
Sormadım kimseye unutmalıydım
Çareyi kendimce bulurum sandım
Giderken yanıma aşkımı aldım
Her sevda bir ölümmüş çok geç anladım
Vazgeçmek değil bu çaresiz kaldım
Her sevda bir ölümmüş çok geç anladım
Zaten o şarkıyı ben sana yazmadım
Farzet çok uzaklardaydım
Söz verdim kendime ağlamak yok diye
Dönülmez yollardayım
Hakan Altun (Şarkı çok güzeldir. Tavsiye ederim...)
DÖRTLÜKLER
Sen; pusulasını kaybetmiş kayan bir yıldız
Sen; bütün galaksilerdeki en güzel kız
Ben;çarpmandan korktuğum bir güneş,ürkek
Ben;bütün galaksilerdeki en mahçup erkek
____________________________________
Vazgeçilmez hiçbir şey yoktur hayatta
An gelir,saraylardan,köşklerden vazgeçilir
Sevgili,canan,yar ve kendi canından hatta;
An gelir;uğruna ölünecek aşklardan vazgeçilir...
________________________________________
Bir nisan sabahı uyanırken tabiat
Bir hüzün yüreğimde,bin yıllık acı
Yer;İlahi bu emre ederken biat
Bende bin yıllık bir isyan ağacı
______________________________
Deli çalkalanan bir nehir ömrüm
Her gün yatağını az daha aşındırarak
Yarını olmayan güne gidiyor
Beni yaşama sevinci ile kandırarak
Cengiz Kılıçparlar
Sen; pusulasını kaybetmiş kayan bir yıldız
Sen; bütün galaksilerdeki en güzel kız
Ben;çarpmandan korktuğum bir güneş,ürkek
Ben;bütün galaksilerdeki en mahçup erkek
____________________________________
Vazgeçilmez hiçbir şey yoktur hayatta
An gelir,saraylardan,köşklerden vazgeçilir
Sevgili,canan,yar ve kendi canından hatta;
An gelir;uğruna ölünecek aşklardan vazgeçilir...
________________________________________
Bir nisan sabahı uyanırken tabiat
Bir hüzün yüreğimde,bin yıllık acı
Yer;İlahi bu emre ederken biat
Bende bin yıllık bir isyan ağacı
______________________________
Deli çalkalanan bir nehir ömrüm
Her gün yatağını az daha aşındırarak
Yarını olmayan güne gidiyor
Beni yaşama sevinci ile kandırarak
Cengiz Kılıçparlar
şiiriniz güzel olmus tebrikler...
ÜRKEK
Ak sütünden büyütüp de gözün gibi baktın ya
Zifiri karanlıklarda böldün ya en güzel uykularını
Bilirdim kan ağlarken içerin, yüzüme hep güldün ya
Bin defa da ben ölüyorum annem, görünce mezarını
Geliyorum, kapısında ölmek için cennetin; ölüyorum…
Hüzne bahar gelmiş; kabrinde açılmış ağlayan güller
Duaya dalmış kırmızısı toprağın, göstererek vefasını
Şafak sökerken; sükûta meyleder şimdi delirmiş yeller
Bir sabah dua olup da ölüyorum annem, görünce mezarını
Geliyorum, ateşine kurban olduğum Allah; ölüyorum…
Gecenin en kör vaktinde, rahatsız etmeden kimseleri
Yıllardır esir ettiğim sefil ruhun, çözüyorum prangalarını
Bir çocuğun ürkekliğinde, alarak yüzüme ince tebessümleri
Sılaya biraz daha yaklaşıyorum annem; görünce mezarını
Geliyorum, biraz daha yaklaşarak vakti ölümün; ölüyorum…
Karlar yağıyor üzerime tane tane; ölümüne üşüyorum
Görerek beyaz ölümün en mahzun ve sevimli halini
Tabiatın sessiz sedasını dinleyerek bir an, ölümü istiyorum
Muradım yalnız ölmek, ölmektir annem; görünce mezarını
Geliyorum, her anımda tadarak ölümün beyazını; ölüyorum…
Bu gece bir yıldız kaydıracak gökten Azrail’in çocukları
Habeşi bir ses haykıracak gökyüzünden ölünün selasını
Bulutlar namaza durmuş olacak; siyaha çalarak gözyaşları
Söndürdüm gönlümde titreyen mumu; görünce mezarını
Geliyorum, bir değil, binlerce defa ölerek annem; ölüyorum…
MAHSÛN (16 Nisan 2009 Perşembe)
Ak sütünden büyütüp de gözün gibi baktın ya
Zifiri karanlıklarda böldün ya en güzel uykularını
Bilirdim kan ağlarken içerin, yüzüme hep güldün ya
Bin defa da ben ölüyorum annem, görünce mezarını
Geliyorum, kapısında ölmek için cennetin; ölüyorum…
Hüzne bahar gelmiş; kabrinde açılmış ağlayan güller
Duaya dalmış kırmızısı toprağın, göstererek vefasını
Şafak sökerken; sükûta meyleder şimdi delirmiş yeller
Bir sabah dua olup da ölüyorum annem, görünce mezarını
Geliyorum, ateşine kurban olduğum Allah; ölüyorum…
Gecenin en kör vaktinde, rahatsız etmeden kimseleri
Yıllardır esir ettiğim sefil ruhun, çözüyorum prangalarını
Bir çocuğun ürkekliğinde, alarak yüzüme ince tebessümleri
Sılaya biraz daha yaklaşıyorum annem; görünce mezarını
Geliyorum, biraz daha yaklaşarak vakti ölümün; ölüyorum…
Karlar yağıyor üzerime tane tane; ölümüne üşüyorum
Görerek beyaz ölümün en mahzun ve sevimli halini
Tabiatın sessiz sedasını dinleyerek bir an, ölümü istiyorum
Muradım yalnız ölmek, ölmektir annem; görünce mezarını
Geliyorum, her anımda tadarak ölümün beyazını; ölüyorum…
Bu gece bir yıldız kaydıracak gökten Azrail’in çocukları
Habeşi bir ses haykıracak gökyüzünden ölünün selasını
Bulutlar namaza durmuş olacak; siyaha çalarak gözyaşları
Söndürdüm gönlümde titreyen mumu; görünce mezarını
Geliyorum, bir değil, binlerce defa ölerek annem; ölüyorum…
MAHSÛN (16 Nisan 2009 Perşembe)
DİYALEKTİK GAZEL
büyük bir şaşaadır ölüm
ebruli nurlarla gelir
öyle bir yanardağdır ki öfkesi
mutantan destur'larla gelir
karşıtıyla yüklüdür herşey
mutlak çözümlerden vazgeç
tartışılmaz mükemmellikler
ne gizli kusurlarla gelir
sen sen ol korkma karanlıktan
dik ışık çekirdeklerini
çünkü en berrak sular bile
en yağlı çamurlarla gelir
nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir
ATTİLA İLHAN
büyük bir şaşaadır ölüm
ebruli nurlarla gelir
öyle bir yanardağdır ki öfkesi
mutantan destur'larla gelir
karşıtıyla yüklüdür herşey
mutlak çözümlerden vazgeç
tartışılmaz mükemmellikler
ne gizli kusurlarla gelir
sen sen ol korkma karanlıktan
dik ışık çekirdeklerini
çünkü en berrak sular bile
en yağlı çamurlarla gelir
nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir
ATTİLA İLHAN
Nisan yağmuru../..olma
kapalı çarşı dudakların, kalabalık ve renkli
susma. Dilimde kurur kelimeler
biliyorum, olmayacak bir şey sana dirilmem
çocuk aklıma uyup da yürüdüm meydanlarında
kapını çalıp kaçmaktı niyetim
bir satır başında birden karşına çıkmak,
ve düşürmek kolunun altındaki cümleleri
olmadı. Ezberimde kaldın karıştırırken gülüşlerini
yoldan çıktım,sana düşüyorum
kurtarma beni.
kapalı çarşı dudakların, kalabalık ve renkli
susma. Dilimde kurur kelimeler
biliyorum, olmayacak bir şey sana dirilmem
çocuk aklıma uyup da yürüdüm meydanlarında
kapını çalıp kaçmaktı niyetim
bir satır başında birden karşına çıkmak,
ve düşürmek kolunun altındaki cümleleri
olmadı. Ezberimde kaldın karıştırırken gülüşlerini
yoldan çıktım,sana düşüyorum
kurtarma beni.
Pelin Onay
Düşümden düştün../..canın acımadı ya
ne zaman düştün sol yanıma da, vuruldum sözlerimden
benim yazım değilsin, korkarım kışım da
tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerimi
sen ateşsin
saat 17:28
kimbilir, şimdi neredesin
yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış
aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?
ne zaman girdin aklıma da, karıştım gecelerde..?
benim sevdam değilsin, korkarım sevenim de
yürekte şaha kalkmış bir arzu ıslatır dilimi
sen havasın
saat 22:16
kimbilir, şimdi hangi kuytudasın
arındım ve çözüldüm geçmişin kirli nefesinden
geceye düştü uyku, titredi acı soluk
kimi çağırdıysam, kapalıdır seslerinin yolu
üşümeler içimden akıyor, oluk oluk
tutku! Bildiğim ama gösteremediğim resim
akıttığım renklere takıldı gül yüzlü uçurtmam
susmayı öğrettiler bana, konuşmak nasıldır..?
nasıldır, bir sesin içinde bağdaş kurup dinlenmek..?
yitirdiğim öpüşlerde yanıyor sevgilerim
söylesene, nasıldır bir yüreğin içinde demlenmek..?
ne zaman geldin yanıma da, dağıldı hüznüm
kaçarım değilsin, korkarım tutanım da
sen topraksın
saat 22:39
kimbilir, şimdi hangi duygunun uykusundasın
Pelin Onay
ne zaman düştün sol yanıma da, vuruldum sözlerimden
benim yazım değilsin, korkarım kışım da
tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerimi
sen ateşsin
saat 17:28
kimbilir, şimdi neredesin
yoruldum korktuğum yangınlara yakalanmaktan
suya düştü intihar, boğuldu son bakış
kimi istesem uzaktır kıyı boyları
vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış
aşk! Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek
kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım
gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır..?
nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak..?
yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?
ne zaman girdin aklıma da, karıştım gecelerde..?
benim sevdam değilsin, korkarım sevenim de
yürekte şaha kalkmış bir arzu ıslatır dilimi
sen havasın
saat 22:16
kimbilir, şimdi hangi kuytudasın
arındım ve çözüldüm geçmişin kirli nefesinden
geceye düştü uyku, titredi acı soluk
kimi çağırdıysam, kapalıdır seslerinin yolu
üşümeler içimden akıyor, oluk oluk
tutku! Bildiğim ama gösteremediğim resim
akıttığım renklere takıldı gül yüzlü uçurtmam
susmayı öğrettiler bana, konuşmak nasıldır..?
nasıldır, bir sesin içinde bağdaş kurup dinlenmek..?
yitirdiğim öpüşlerde yanıyor sevgilerim
söylesene, nasıldır bir yüreğin içinde demlenmek..?
ne zaman geldin yanıma da, dağıldı hüznüm
kaçarım değilsin, korkarım tutanım da
sen topraksın
saat 22:39
kimbilir, şimdi hangi duygunun uykusundasın
Pelin Onay
ŞEMSİYE
Sokak lambaları altında geceleyin
Kalabalıklar arasında yürürken yalnız
Bir damla akar gözlerimin içinden
Cadde ıslanır, yağmur hızlanır…
Ki ben yürüyorum seslerin ortasında
Sokağın bittiği yerde sükûtu düşlüyorum
Cadde soğuk, cadde yalnız, cadde sisli
Bir adam geçiyor yanımdan uzunca
Kırmızı ceket, mavi pantolon ve şemsiyeli…
Bitmeden cadde, bitmez bu yalnızlık
Düşüncelerimde afili bir karanlık
Bir ürperme sarar tüm bedenimi
Sensizlik bir çığ gibi düşer üzerime
Takvimler adını sayıklar an ve an
Bir kadının kuşatmasındadır fikirlerim…
Hepsi birlikte üstüme gelir şimdi
Unutmak üzerine söylenmiş bütün şarkılar
Lakin tebessümün bir yaz akşamından kalma
Kışın ortasında ısıtırdı içimi
Gülüşlerin hazan mevsimini yaşarken içimde
Küçük bir ümittir hazanların güneşi…
MAHSÛN (18 Nisan 2009 Cumartesi)
Sokak lambaları altında geceleyin
Kalabalıklar arasında yürürken yalnız
Bir damla akar gözlerimin içinden
Cadde ıslanır, yağmur hızlanır…
Ki ben yürüyorum seslerin ortasında
Sokağın bittiği yerde sükûtu düşlüyorum
Cadde soğuk, cadde yalnız, cadde sisli
Bir adam geçiyor yanımdan uzunca
Kırmızı ceket, mavi pantolon ve şemsiyeli…
Bitmeden cadde, bitmez bu yalnızlık
Düşüncelerimde afili bir karanlık
Bir ürperme sarar tüm bedenimi
Sensizlik bir çığ gibi düşer üzerime
Takvimler adını sayıklar an ve an
Bir kadının kuşatmasındadır fikirlerim…
Hepsi birlikte üstüme gelir şimdi
Unutmak üzerine söylenmiş bütün şarkılar
Lakin tebessümün bir yaz akşamından kalma
Kışın ortasında ısıtırdı içimi
Gülüşlerin hazan mevsimini yaşarken içimde
Küçük bir ümittir hazanların güneşi…
MAHSÛN (18 Nisan 2009 Cumartesi)
Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.
Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.
Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.
Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.
Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.
Nurullah GENÇ
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.
Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.
Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.
Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.
Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.
Nurullah GENÇ
Anılar öptü dudaklarımı
(..çok zaman sonra belki de sen..)
sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz
acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık
kirpiklerimizde beslenen düşler,
yeni doğacak sevgililere miras
düşünüyorum da,
belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninle
çıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı bizi
yağmur yağarken anımsadığın ben değil,
yalnızlığındı belki de
ve ben yalnızlığını bile özledim desem,
beni duyamayacak kadar sessizsin artık
nakaratındayım anıların
beni bu gece dehlizlere sürükleyen Timur Selçuk,
babasının şarkılarını söylüyor
öyle hüzünlü, öyle hasret, öyle tutkulu
ben de senin şarkılarını söylüyorum
is gibi, sus gibi, öyle vurgulu
kaçırıp getireyim kendimi yanına bir an için desem,
sana sarılamayacak kadar yorgunum artık
dağınıklığını toparlarken odamın,
elimde kaldı bir kitabın içinden düşen resmin
göz göze geldik bir an,
gözlerinde 'seni seviyorum' bakışın
kara çalılar ardına saklanan sinsi bir isyan kaşıdı yüreğimi
resimlerde kalacak kadar yabancı değildik o zaman
her şeyden önce dostumdun,
ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim
şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem,
mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık
nerede yanlış yaptığımı itiraf etmedi aşk
ilam kağıtları birikmiş bir sevda duluyum
şarkıların sakiliğini tek başıma yapıyorum,
rakı makamına göre kadehe doluyor
bilirsin işte, artık sevmek istemeyen kadınlık halleri
an geliyor,
kalbim kanatlanıp göğüs kafesine girmek istiyor desem,
semalarında süzülemeyecek kadar yaralıyım artık
ağdalı sevdim seni ama yapışkan değil
sevmek çekip gitmekti gerektiğinde, bunu bildim
sadece şiirlerimde konuşabildim, bağıra..çağıra
kızdın ve kırıldın sitemlerimin tavşan dudaklarına belki ama
sevdim seni, ayazda..boranda
ah o sadekâr ellerin bedenime yeniden dokunsa desem,
ellerini bedenimde tutamayacak kadar titriyorum artık
bir kedi gözlerimin içine baktı
ruhumdan bir deniz geçti, dalgaları göğsüme çarpttı
antika bir fincanda iç çekişlerim kaldı
gül kurusu perdeler, mutluluğuma kapandı
anılar dudaklarımı öptü, dudaklarım sızladı
çok zaman sonra sen de öp beni desem,
öpüşlerimiz bizi yakacak kadar sıcak değil artık
ve sen, her şeye rağmen gelip, 'seni seviyorum' desen,
bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..
(..çok zaman sonra belki de sen..)
sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz
acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık
kirpiklerimizde beslenen düşler,
yeni doğacak sevgililere miras
düşünüyorum da,
belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninle
çıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı bizi
yağmur yağarken anımsadığın ben değil,
yalnızlığındı belki de
ve ben yalnızlığını bile özledim desem,
beni duyamayacak kadar sessizsin artık
nakaratındayım anıların
beni bu gece dehlizlere sürükleyen Timur Selçuk,
babasının şarkılarını söylüyor
öyle hüzünlü, öyle hasret, öyle tutkulu
ben de senin şarkılarını söylüyorum
is gibi, sus gibi, öyle vurgulu
kaçırıp getireyim kendimi yanına bir an için desem,
sana sarılamayacak kadar yorgunum artık
dağınıklığını toparlarken odamın,
elimde kaldı bir kitabın içinden düşen resmin
göz göze geldik bir an,
gözlerinde 'seni seviyorum' bakışın
kara çalılar ardına saklanan sinsi bir isyan kaşıdı yüreğimi
resimlerde kalacak kadar yabancı değildik o zaman
her şeyden önce dostumdun,
ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim
şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem,
mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık
nerede yanlış yaptığımı itiraf etmedi aşk
ilam kağıtları birikmiş bir sevda duluyum
şarkıların sakiliğini tek başıma yapıyorum,
rakı makamına göre kadehe doluyor
bilirsin işte, artık sevmek istemeyen kadınlık halleri
an geliyor,
kalbim kanatlanıp göğüs kafesine girmek istiyor desem,
semalarında süzülemeyecek kadar yaralıyım artık
ağdalı sevdim seni ama yapışkan değil
sevmek çekip gitmekti gerektiğinde, bunu bildim
sadece şiirlerimde konuşabildim, bağıra..çağıra
kızdın ve kırıldın sitemlerimin tavşan dudaklarına belki ama
sevdim seni, ayazda..boranda
ah o sadekâr ellerin bedenime yeniden dokunsa desem,
ellerini bedenimde tutamayacak kadar titriyorum artık
bir kedi gözlerimin içine baktı
ruhumdan bir deniz geçti, dalgaları göğsüme çarpttı
antika bir fincanda iç çekişlerim kaldı
gül kurusu perdeler, mutluluğuma kapandı
anılar dudaklarımı öptü, dudaklarım sızladı
çok zaman sonra sen de öp beni desem,
öpüşlerimiz bizi yakacak kadar sıcak değil artık
ve sen, her şeye rağmen gelip, 'seni seviyorum' desen,
bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..
Pelin Onay
Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.
Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Bahaeddin KARAKOÇ
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.
Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Bahaeddin KARAKOÇ
METRIS
Ben hep 17 yasindayim
Demir kapinin her acilişinda,her ayak sesinde icime sigmaz yüregim
Her türlüsünü tattim acinin ve izdirabin
Yalniz seni özlerken kendimi yenemedim
Cünkü senden gayrisi haram
Su metrisin önü bir uzun alan
Birtek seni sevdim gerisi yalan
Senin hasretindir hücreme dolan
Yalniz seni sevdim gerisi yalan
*********************************
Cigara cekmedi canim hic
Cikarken havalandirmaya
Olmadi avluda atilmiş voltam hic
Hele masmavi bir denize atilmis oltam hic mi hic
İcerde biraktim dünyayi
Parmakliklarla bölünmüs olarak bakmaya alişik gözleri
Ve senin icin yazdigim siirleri, sözleri
Sana olan askimi defterlere degil,metrisin duvarlarina yazdim
Uykusuz gecen geceler akillara zarar
Kiramazdi beni durusmada kirilan kalem
Senin görüslere gelmeyisin kadar
************************************
Parmakliklarin elime bulasan pasi
Havalandirmadan gelen hela kokusu
İsik ve ufuksuz hücremde gözlerim kuvvet kaybindaydi
Bir sisin ucundaydi ölümün korkusu
Ve özgürlük gravatlilarin avucundaydi
Bir kazaydi gelisim
Ya seni sevisim
Bir masaldi
17 yil 15 gece bir ranzaydi yattigim
Birde oturdugum masaydi
***********************************
Ben gencligimin en tutkulu askini kagitlara degil
Gönlümün en deli naralarini kalemle degil
Tirnaklarimla metrisin duvarlarina yazdim
Ve kanayan ellerim tuz bastim
Cok mektup yazdim sana;ama hic yollamadim
Ben sana olan mektuplarimi metrisin duvarlarina yazdim
Ve üzerine zarf degil
Mapushane kapilarini kapadim
**********************************
Simdi birsey yok yanimda senden kalan
Su metrisin önü bir uzun alan
Benim sevdam gercek
Senin askin YALAN
YALAN.....
Ben hep 17 yasindayim
Demir kapinin her acilişinda,her ayak sesinde icime sigmaz yüregim
Her türlüsünü tattim acinin ve izdirabin
Yalniz seni özlerken kendimi yenemedim
Cünkü senden gayrisi haram
Su metrisin önü bir uzun alan
Birtek seni sevdim gerisi yalan
Senin hasretindir hücreme dolan
Yalniz seni sevdim gerisi yalan
*********************************
Cigara cekmedi canim hic
Cikarken havalandirmaya
Olmadi avluda atilmiş voltam hic
Hele masmavi bir denize atilmis oltam hic mi hic
İcerde biraktim dünyayi
Parmakliklarla bölünmüs olarak bakmaya alişik gözleri
Ve senin icin yazdigim siirleri, sözleri
Sana olan askimi defterlere degil,metrisin duvarlarina yazdim
Uykusuz gecen geceler akillara zarar
Kiramazdi beni durusmada kirilan kalem
Senin görüslere gelmeyisin kadar
************************************
Parmakliklarin elime bulasan pasi
Havalandirmadan gelen hela kokusu
İsik ve ufuksuz hücremde gözlerim kuvvet kaybindaydi
Bir sisin ucundaydi ölümün korkusu
Ve özgürlük gravatlilarin avucundaydi
Bir kazaydi gelisim
Ya seni sevisim
Bir masaldi
17 yil 15 gece bir ranzaydi yattigim
Birde oturdugum masaydi
***********************************
Ben gencligimin en tutkulu askini kagitlara degil
Gönlümün en deli naralarini kalemle degil
Tirnaklarimla metrisin duvarlarina yazdim
Ve kanayan ellerim tuz bastim
Cok mektup yazdim sana;ama hic yollamadim
Ben sana olan mektuplarimi metrisin duvarlarina yazdim
Ve üzerine zarf degil
Mapushane kapilarini kapadim
**********************************
Simdi birsey yok yanimda senden kalan
Su metrisin önü bir uzun alan
Benim sevdam gercek
Senin askin YALAN
YALAN.....
ADAM GİBİ
Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Ben seni hiç sevmedim ki
Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki
Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı
Nisan'a hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben seni hiç sevmedim ki
Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde
Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın
Ağlayan yüzünde İsa'nın
Ferahlatan gücüyle duanın
Korkutan yanıyla nar'ın
İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne
Gülün üstüne
Tutunduğum umudun üstüne
Korkunun üstüne
Hep senin üstüne, hep senin üstüne
Ben seni hiç sevmedim ki
Gittiğin zaman gitmeni sevdim
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevdim
Korkuyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman
Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
BEN SEVDİM Mİ ADAM GİBİ SEVERİM
İBRAHİM SADRİ
Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Ben seni hiç sevmedim ki
Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki
Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı
Nisan'a hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben seni hiç sevmedim ki
Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde
Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın
Ağlayan yüzünde İsa'nın
Ferahlatan gücüyle duanın
Korkutan yanıyla nar'ın
İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne
Gülün üstüne
Tutunduğum umudun üstüne
Korkunun üstüne
Hep senin üstüne, hep senin üstüne
Ben seni hiç sevmedim ki
Gittiğin zaman gitmeni sevdim
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevdim
Korkuyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman
Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
BEN SEVDİM Mİ ADAM GİBİ SEVERİM
İBRAHİM SADRİ
ADIN BATSIN
yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
nasıl edem nere gidem dertli baş ile
bilemedim teli kırık kemana döndüm
canım aldın, can evimden vurdun ya sende
küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
zaman ola devran döne sen de çekesin
yitiresin umudunu heder olasın
aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
yalan oldum talan oldum senin sayende
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
sesime bakıpta ağlıyorum sanma
seni özleyince böyle olsun birazda
ayrılıversin yaprak dalından
insan sevdiğinden ayrılıversin
kan damarımdan can pazarından
adam baharından ayrılıversin
dağda dört mevsim erimeyen kar varya
yokluğum öyle erimesin
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
ibrahim sadri..
yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
nasıl edem nere gidem dertli baş ile
bilemedim teli kırık kemana döndüm
canım aldın, can evimden vurdun ya sende
küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
zaman ola devran döne sen de çekesin
yitiresin umudunu heder olasın
aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
yalan oldum talan oldum senin sayende
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
sesime bakıpta ağlıyorum sanma
seni özleyince böyle olsun birazda
ayrılıversin yaprak dalından
insan sevdiğinden ayrılıversin
kan damarımdan can pazarından
adam baharından ayrılıversin
dağda dört mevsim erimeyen kar varya
yokluğum öyle erimesin
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
ibrahim sadri..
SERÇE
Mahzun bir serçe idim
Kızıp bulutlara gecenin bir vakti
Karanlıklarda uçtum
Hava soğuktu; üşüdüm
Bir avcı kurşunuyla vuruldum
Geceydi; bir sıcaklık belirdi
Bilemedim, ölmüştüm…
Bir çocuk sevinmişti bir de avcı
Avcı küçük kuşun canını aldığına
Çocuk ise gördüğüne sevinmişti
Bir yıldızın kaydığını…
Ölümü ne gören vardı ne de hatırlayan
Ölümü unutmak ne kadar acı
Serçe idim; anladım…
MAHSÛN (24 Nisan 2009 Cuma)
Mahzun bir serçe idim
Kızıp bulutlara gecenin bir vakti
Karanlıklarda uçtum
Hava soğuktu; üşüdüm
Bir avcı kurşunuyla vuruldum
Geceydi; bir sıcaklık belirdi
Bilemedim, ölmüştüm…
Bir çocuk sevinmişti bir de avcı
Avcı küçük kuşun canını aldığına
Çocuk ise gördüğüne sevinmişti
Bir yıldızın kaydığını…
Ölümü ne gören vardı ne de hatırlayan
Ölümü unutmak ne kadar acı
Serçe idim; anladım…
MAHSÛN (24 Nisan 2009 Cuma)
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.