Nizip.com
Üye ol
Genç Muhabbet

ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...

Görüntülenme: …

candy Üye
Üyelik: 2007-10-20 Herkese açık mesaj: 1.306
#129927
*****CEMRE******


gözüme ilişti gözün
içimde infilak saati!
yasak baktın nikotin sıcaklığıma,
bir sigara daha yaklaşıyor bahar...
ellerin yanında değil,
gemiler kalkıyor avuçlarından
bütün limanlara bir telaş,
yaklaşıyor bahar...
deniz altında bir zindan düşü,
ayıp sarılmalar, lanetli öpücükler
bilinmez bir nemrut esrarı
arkadaş dağlar gibi korkusuz korkular...
kekikler yeşeriyor
yaklaşıyor bahar
bir deliliğin eşiğinde
amansız mekansız
sofrasız
yani aç, ilaçsız
ve
hiçbir şiirin eskitemediği
gözlerin,
gözlerimin önünde
el pençe divan...
bahar damarı çatladı toprağın
bir nefes daha yaklaşıyor bahar.!



yılmaz erdoğan
candy Üye
Üyelik: 2007-10-20 Herkese açık mesaj: 1.306
#129933
adım sonbahar

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar...


ATİLLA İLHAN..

candy Üye
Üyelik: 2007-10-20 Herkese açık mesaj: 1.306
#129934
??SEN YOKSUN??

Sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harika bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım.

Ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
İstanbul minareler odamda gibi
gökyüzü temiz ve parlak
işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz
muhalif bir rüzgâr karşı sahilden.

Fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
havada kanat sesleri
ve çılgın kokular.

Deniz yok
yıldızlar uzaklaşıyor
ben yine yalnız kalıyorum
İstanbul minareler kaybolmuş
SEN YOKSUN.



atilla ilhan...
muslum.koyuncu Üye
Üyelik: 2007-05-08 Herkese açık mesaj: 30
#130161
candy;129933 wrote:adım sonbahar

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar...


ATİLLA İLHAN..


ilkten "ben sana mecburum bilemezsin" diye bir cümle duydum. kim yazmış diye meraklanıp okudum. Attila İLHAN mış. herhalde dedim. bütün büyük yazarlar gibi o da ölüp gitmiştir çoktan. geç geldim bu dünyaya. sözcük ustalarına yetişemedim diye hayıflandım.

sonra trt ekranlarında bir programda gördüm kendisini. vay bee dedim. eskilerden hala yaşayanlar varmış.

ve bir gün ölümüne şahit oldum. 80 yaşında koca bir çınar devrildi..

bazısı gazetesinde üzüntüsünden adını Atilla diye yazdı. bazısı AKM deki cenaze töreninde adaşı bakan Koç u protesto etti.

bocaladım.. "şairler ölür mü? yoksa şiirleri okundukça yaşamaya devam mı ederler?" diye sorular sordum kendime.

bilgisayarımı açtım. mp3 arşivimden bir parçayı on beş defa tekrar tekrar dinledim, cenaze törenini izlerken televizyondan..

söz: attila ilhan
müzik: ahmet kaya

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar

gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şataraban ölür
şarabın gazabından kork

çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır

her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır

kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar baki
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-la ilahe illallah-
kanuni süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman

şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiirler söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır zaman
an gelir
attila ilhan ölür
candy Üye
Üyelik: 2007-10-20 Herkese açık mesaj: 1.306
#130273
ewt gerçekden ben sana mecburumda çok güzel bi şiir daha önceden onuda yazmışdım şimdi bidaha yazıyorum...:)buyrun bu şiir sizin içindi:)ben sana mecburum
Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.



Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum, sen yoksun!



Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu



Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum, sen yoksun!



Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor.



Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin...

atilla ilhan
kartal yuvası Üye
Üyelik: 2008-03-15 Herkese açık mesaj: 151
#130282
Döndüm Dolaştım Ben Gurbet Illeri Nizib Ime Benzer Yer Bulamadım
Bahçelerde Dolaştım Bütün ğülleri.nizibime Benzer Yer Bulamadım

Hayatta En Kötü şey Merhaba Diyerek Birleşen Ellerin.
El Veda Diyerek Ayrılması.allah Kimseyi Ayırmasın.
kartal yuvası Üye
Üyelik: 2008-03-15 Herkese açık mesaj: 151
#130293
GİDİYORUM YİNE BU AKŞAM KARANLIKLARIN DERİNLİKLERİNE DOĞRU
HER GEÇEN ĞÜN BİR PARÇA KOPAR YÜREĞİMDE.ACILARIM VEDE YANLIZLIM
UÇURUMA DOĞRU SÜRÜKLÜYOR ÖLDÜRÜYOR YAVAŞ YAVAŞ ÇÜRÜTÜYOR BEDENİMİ

AYNAYA BAKTIĞIMDA YÜZÜMDEKİ ÇİZĞİLER SAÇIMA DÜŞEN AKLAR ÖLÜMÜ MÜJDELERCESİNE
HAYKIRIYOR SANKİ YANLIZLIĞI VEDE YAŞLILIĞI ĞÖZLERİME.
ŞİMDİ ANLIYORUM HAYATIN NASIL BİR OYUN OLDUĞUNU VE BU OYUNUN BİR PARÇASI OLDUĞUMU
BİR PARÇA KOPAR YÜREĞİM DEN YİNE BU AKŞAM YANLIZLIĞIMLA BAŞABAŞAYIM YİNE BU AKŞAM




beste:M.TELLİ
kartal yuvası Üye
Üyelik: 2008-03-15 Herkese açık mesaj: 151
#130296
ĞİDİYORUM?


GİDİYORUM YİNE BU AKŞAM KARANLIKLARIN DERİNLİKLERİNE DOĞRU
HER GEÇEN ĞÜN BİR PARÇA KOPAR YÜREĞİMDE.ACILARIM VEDE YANLIZLIM
UÇURUMA DOĞRU SÜRÜKLÜYOR ÖLDÜRÜYOR YAVAŞ YAVAŞ ÇÜRÜTÜYOR BEDENİMİ

AYNAYA BAKTIĞIMDA YÜZÜMDEKİ ÇİZĞİLER SAÇIMA DÜŞEN AKLAR ÖLÜMÜ MÜJDELERCESİNE
HAYKIRIYOR SANKİ YANLIZLIĞI VEDE YAŞLILIĞI ĞÖZLERİME.
ŞİMDİ ANLIYORUM HAYATIN NASIL BİR OYUN OLDUĞUNU VE BU OYUNUN BİR PARÇASI OLDUĞUMU
BİR PARÇA KOPAR YÜREĞİM DEN YİNE BU AKŞAM YANLIZLIĞIMLA BAŞABAŞAYIM YİNE BU AKŞAM




beste:M.TELLİ[
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#130318
Dünyayi verelim çocuklara hiç degilse bir günlügüne
alli pullu bir balon gibi verelim oynasinlar
oynasinlar türküler söyliyerek yildizlarin arasinda
dünyayi çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sicacik bir ekmek somunu gibi
hiç degilse bir günlügüne doysunlar
dünyayi çocuklara verelim
bir günlük de olsa ögrensin dünya arkadasligi
çocuklar dünyayi alacak elimizden
ölümsüz agaçlar dikecekler

21 Mayis 1962,Nazım Hikmet
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#130375
OOOO kimleri görüyoruz... :)
blackcat Üye
Üyelik: 2008-01-09 Herkese açık mesaj: 72
#130381
Arkadaşlar;öncelikle şiir konusunu başlatan arkadaşıma teşekkür ediyorum.
Şiir; diğer edebi dallardan çok farklı ve çok seçicidir,şiir yalan kabul etmez,riyakarlık barındırmaz,olmayanı yada hayal edilemeyeni anlatmaz,anlatamaz!
Şiir; yazarının ve okurunun kendinde hiç bilmediği ruh uçlarını keşfetmesidir,algılama ve sezinleme kuvvetinin adrenalin tavanı yapmasıdır!
Hepimizin hoşlandığı,kendine ait bir dönemi,bir ruh halini anlatan, en az bir şiir vardır sanırım.


ÖMRÜMDEN KESİTLER

Nefes almak çok zordur ömrün bir noktasında
Bir kaza geçirir en güzel çağlar
Bazen bir hayaldir bazen bir ömür ağlar
Denk gelmişse eğer kalbinin ortasına

Nefes almak çok zordur ömrün bir noktasında
Viran olur baharda kış ile bahçelerin
Bazen güler geçersin bazen yasında
Bir ömür harcarsın titrer ellerin

Nefes almak çok zordur ömrün bir noktasında
Solar birden büyümek istemeyen gözlerin
Bazen bir çocuk olur yılların arkasında
Kendine bakıp ağlar,kırılır dizlerin

Nefes almak çok zordur ömrün bir noktasında
Bir hatanla bir ömrü heder edersin
Bazen durgun bir denizdeki yosunda
Onu hatırlarsın,kahredersin

Nefes almak çok zordur ömrün bir noktasında
Sonsuzluk içinde mapus olursun
Riyakardır artık gençliğin aynasında
Son vesikalığı çirkin bulursun

Acı bir hıçkırık düğümlenir sesinde
Aynı sondur hüsran mutluluk kavgasında
Böyle süregider bu, hatta son nefesinde
Nefes almak çok zordur ömrün bir noktasında...


Cengiz KILIÇPARLAR
blackcat Üye
Üyelik: 2008-01-09 Herkese açık mesaj: 72
#130395
Arkadaşlar foruma şöyle bir göz attım ama ABDURRAHİM KARAKOÇ'un şiirine rastlayamadım,umarım daha önce yayınlanmamıştır..
ABDURRAHİM KARAKOÇ, günümüz şiirini halk söylemleriyle süsleyen,bazen gündelik konuşmaları inanılmaz bir yalınlıkla ve ustaca mısralara döken,karacaoğlan,pir sultan,dadaloğlu vb gibi büyük halk ozanlarının kıvraklığını, necip fazıl kısakürek,rıza teyfik bölükbaşı,faruk nafiz çamlıbel'in mana derinliğiyle birleştirerek,ortaya müthiş bir ''şiir sofrası '' koymuştur,hep birlikte tadına varalım,buyrunn...

5. Mevsim
Düştü can evime dördüncü cemre
Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.
Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene
Onaltıncı aya takvimsiz girdim.

Aynalara baktım korku gösterdi
Saatler her sabah kırkı gösterdi
Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi
Hayatım boyunca hedefte durdum.

Gül sundum yediler, koklamadılar
Armağan can verdim saklamadılar
Gittim... gelir diye beklemediler
Kaybolan gölgemi yollara sordum.

Getirdim yanıma ay'ı bir karış
Ölçtüm ki dağların boyu bir karış
Şehiri bir adım, köyü bir karış
Damlada denizdir en küçük derdim.

Savurdum, eledim, seçtim zamanı
Yaprak, yaprak tel tel açtım zamanı
Haftada üç asır geçtim zamanı
Nerye gittimse zamansız vardım.

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim
Yazık, kulaklara sığmadı sesim
Yaşadığım şimdi beşinci mevsim
Çağın çilesini sırtıma sardım.

Abdurrahim Karakoç
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#130428
YOSUN

Ben bir yosunum
Kimseler bilmez Hangi sularda uyuduğumu
Ben de bilmem zaten
Güneşin ne zaman batıp doğduğunu


Ben bir yosunum
Bazen küçük bir balık saklanır içime
Onu korurum
Bazen bir midyenin saçları olurum


Ben bir yosunum
Hem de seven bir yosunum


Hani düşürür ya ışıklarını
Önce deniz yanar
sonra da parıl , parıl parıldar.


Hani düşürür ya ışıklarını
Kara sulara karlar yağar
İki yunus buluşur
Aşkını yaşar


Hani düşürür ya ışıklarını
Bu hazdan yükselir sular
Rüzgar gökteki bulutları kimİin için kovalar
Hani yükselir ya sular
Yengeçlerin yuvaları suyla değil
Benim aşkımla dolar
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#130672
Öncelikle yorumlarınız için teşekkür ederim. Paylaştığınız şiirler de oldukça iyi. Özellikle "nefes" temalı şiirden bahsediyorum. Daha önce Abdurrahim Karakoç'tan şiir paylaşan arkadaşlar olmuştu. Ama herkes paylaştığı şiirin şairini maalesef belirtmiyor. Özellikle amatör şairlerin şiirleri hep arada kaynıyor. Elimizden geldiğince şairleri de belirtmek en doğrusu olsa gerek. Katkılarınızın devam etmesi dileği ile...
blackcat;130395 wrote:Arkadaşlar foruma şöyle bir göz attım ama ABDURRAHİM KARAKOÇ'un şiirine rastlayamadım,umarım daha önce yayınlanmamıştır..
ABDURRAHİM KARAKOÇ, günümüz şiirini halk söylemleriyle süsleyen,bazen gündelik konuşmaları inanılmaz bir yalınlıkla ve ustaca mısralara döken,karacaoğlan,pir sultan,dadaloğlu vb gibi büyük halk ozanlarının kıvraklığını, necip fazıl kısakürek,rıza teyfik bölükbaşı,faruk nafiz çamlıbel'in mana derinliğiyle birleştirerek,ortaya müthiş bir ''şiir sofrası '' koymuştur,hep birlikte tadına varalım,buyrunn...

5. Mevsim
Düştü can evime dördüncü cemre
Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.
Dörtyüz seksenbeş gün çekti bir sene
Onaltıncı aya takvimsiz girdim.

Aynalara baktım korku gösterdi
Saatler her sabah kırkı gösterdi
Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi
Hayatım boyunca hedefte durdum.

Gül sundum yediler, koklamadılar
Armağan can verdim saklamadılar
Gittim... gelir diye beklemediler
Kaybolan gölgemi yollara sordum.

Getirdim yanıma ay'ı bir karış
Ölçtüm ki dağların boyu bir karış
Şehiri bir adım, köyü bir karış
Damlada denizdir en küçük derdim.

Savurdum, eledim, seçtim zamanı
Yaprak, yaprak tel tel açtım zamanı
Haftada üç asır geçtim zamanı
Nerye gittimse zamansız vardım.

Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim
Yazık, kulaklara sığmadı sesim
Yaşadığım şimdi beşinci mevsim
Çağın çilesini sırtıma sardım.

Abdurrahim Karakoç
candy Üye
Üyelik: 2007-10-20 Herkese açık mesaj: 1.306
#130719
başkalaşan aşk
Adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması...
Adını anmak...
Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
Biraz gülünç, biraz sitemkar...
güzeldi...
Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
Denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
güzeldi..

İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi...
Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
Kanlıca'daki yoğurdu...

ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
aşkın mührüdür artık...

ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...
YILMAZ ERDOĞAN
candy Üye
Üyelik: 2007-10-20 Herkese açık mesaj: 1.306
#130720
BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI

Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe da çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...

Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...

Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sah***** küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!

Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:

Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...

ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA... YILMAZ ERDOĞAN
candy Üye
Üyelik: 2007-10-20 Herkese açık mesaj: 1.306
#130721
HOŞÇAKAL ANLATICI


kolları kesiliyor
takatten
alt kattan sesler
ve penceresinde kız çocuğu bir fesleğen kokusu
inadından olacak
evcil daralmaların
kuş yüreğinin içinde bir kafes besler
nefes almadan
sadece vererek koşar
boylu boyunca yaşamanın içine
zira
soyulunca anlaşılıyor asıl
portakalın mucizesi
hoşçakal tabiat
sağol hatırlattığın için
hoşçakal bilim
elimde
binlerce cevapsız kalmış ahize
yüze kapatılmış yüzlerce telefon
hoşçakal anlatıcı
yerini bulamadım anavatanımın
sesinin haritasında
anlattığını anlayamadım beni affet
doğduğum yer biraz sapa
bilirsin
iki kere hoşçakal der
bütün romantikler
hoşçakal anlatıcı
hoşçakal!

ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA... YILMAZ ERDOĞAN
mehmetoguz Üye
Üyelik: 2006-07-10 Herkese açık mesaj: 155
#130727
kader yükünün göçünde derviş sabrıdır içimde çok gece erir saçımda sıksam bahtım renkli akar çağır gelsin bengisuyu yıkasın hû ile hûyu açın gökteki kuyuyu dua yüklü eller çıkar bir uslanmaz mor denizim suya vurdum ayak izim ötelerde yakup gözüm yusuf bana çile kokar av kışında süreğimin dibi gökte direğimin gizeminde yüreğimin özlem muştu şimşek çakar
osman utkan Üye
Üyelik: 2008-04-02 Herkese açık mesaj: 6
#131084
DOSTLAR

Yok birbirimizden bizim farkımız
Aynadır doğruyu yansıtır dostlar
Kardeşliğe dair çalar şarkımız
Sevgi meclisini ısıtır dostlar

Elinde olanı bölerler bize
Hayır duaları dilerler bize
Eğriyi doğruyu söylerler bize
Karanlık geceyi ışıtır dostlar

Gülen yüzlerinde açar seherler
Dostlar buluşunca gelir baharlar
Güzelim çiçekler koku saçarlar
Güllere kokuyu dağıtır dostlar

Kardeşiz âlemi ervahtan beri
Oyunlar oynadık düğün günleri
Hepimiz paylaştık onca kederi
Birlikte gözyaşı akıtır dostlar

Osman Utkan
www.osmanutkan.com
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#131234


Sensizlik öğle acı veriyor ki bana
Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara
Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte
Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma
Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta
Mutlu olacağım belki öbür dünyada
Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı
Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı
Bense kıymetini bilemedim belki de
Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda
Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana
Ben bir kere sevdim bunu anlasana
Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha.
Onun sadece sende olduğunu anlasana
Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda
Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana.
Bir kez daha benim yanımda olsana.
kartal yuvası Üye
Üyelik: 2008-03-15 Herkese açık mesaj: 151
#131319
gidiyorum akşamın zilfiri karanlığında yolunu kaybetmiş.divane misali .yağan yağmur ğöz yaşlarımı ğizliyor sanki.aĞladığımı kimseler görmesin haykırışıma dağlar taşlar şahit olsun yeter be ğülüm.sen bilme çektğim acıları içime akıttığım göz yaşlarımı sen bilme .efkarlar acılar dost oldu yanlızlığıma .kahrettim bu neden siz ayrılığa.sen bilme seni nekadar sevdiğimi senbilme senin için her şeyden vaz ğeçtiğimi.beni kaldırım taşları ıssız sokaklar .sokak lambaları bilsin yeter.be gülüm. M.TELLİ
efsane Üye
Üyelik: 2007-10-06 Herkese açık mesaj: 518
#131354
Hergünüm UMUT
Hergünüm BEKLEYİŞ
Hergünüm ÇIĞLIK
Hergünüm ÇİLE
Hergünüm SABIR
Hergünüm HÜZÜN
Hergünüm SENSİN artık...
Hergün biraz daha yaklaşıyorum sana
Biliyorum SEN benimsin,BEN de senin...
SEVDA ÇİÇEĞİMMM
Açmayan gülüm
Geçmeyen zamanım
Söylenmeyen türküm..
HERŞEYİMMMMMM
HERŞEYİM SENN, S-E-N-S-İ-N artık....

KARDELEN ( F K )
blackcat Üye
Üyelik: 2008-01-09 Herkese açık mesaj: 72
#131402
Arkadaşlar tekrar merhabalar...
Çok sevdiğim,sizlerle de paylaşmak istediğim bir şairi ve onun şimdiye kadar ANNE üzerine daha duygulusu ve samimisinin yazılmadığını düşündüğüm ANNEMLE HASBİHAL isimli şiirini paylaşmak istiyorum...

ANNEMLE HASBIHAL

Anne, zannetme ki günler geçti de Değişti evvelki hissim gitgide!Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum;Seneler geçse de ben yine buyum!Senden umuyorum teselli yine!Bugün şefkatine, muhabbetineZanneder misin ki yok ihtiyacım?Belki eskisinden daha muhtacım!Dünyanın tükenmez kederlerinden Kalbim kırılsa da böyle derinden,Hayatım büsbütün ye'se kapılmaz.Teselli bulurum içimde biraz O derin sevgini hatırlarım da!Her gece hıçkıran dudaklarımda Hasretle anılan senin adın var.Anne, hayatımda bir tek kadın var.Beni aldatmadı, sevdi daima!Gittikçe ruhumu saran bu humma Başka sevgilerden yadigâr, anne!Sevmeyen sevenden bahtiyar, anne!Sorma ki başımdan çok şey geçti mi?Ah... eğer anlatsam sergüzeştimi!Nasıl terk edildim, nasıl atıldım;Anne aldatıldım, ah aldatıldım,Belki her zamandan fazla severken.Bir lahza bahtiyar olayım derken,Bilmezsin kaç gece böyle ağladım!Şimdi tecrübem var, artık anladım:Aşk, o bir masalmış, yalanmış meğer!Seven bir kalp için sığınılacak yerYalnız o kucakmış, yalnız o dizmiş...İnsanlar ne kadar merhametsizmiş.
blackcat Üye
Üyelik: 2008-01-09 Herkese açık mesaj: 72
#131403
Bu arada, ara sıra kendi şiirlerimide serpiştiriyorum...


SEVDİĞİME VE ARTIK SEVMEDİĞİME

BU KAÇINCI İSTANBUL BİLİYORMUSUN
BU KAÇINCI GELMEM O KABUS ŞEHRE
KÜÇÜK BİR ÇOCUK GİBİ HER GELDİĞİMDE
SENİN YOKLUĞUNU ÇOK İYİ BİLİYORUM

TİTREYEN YÜREĞİMLE İNCE VE AĞIR
BU YÜKÜ KALDIRMAK KADERSE BANA
FERYADIMA DİLSİZ SESİME SAĞIR
BİTMEYECEK ÇİLEM,İSTANBUL KAHIR

HEP KAHIR ÇEKTİĞİM,TAKSİMİNDEN BANANE
BANA NE SENİN OLMADIĞIN İSTANBUL
VEFA,İSTENMEK,GURUR HEP BAHANE
SENİ HİSSETMEK İÇİN GELDİĞİM YER İSTANBUL

VAZGEÇMEM İMKANSIZ,DEMEM İMKANSIZ
SEN SÖYLE EY İSTANBUL BU KADERMİDİR
YALANSIZ,ADAM GİBİ,DOSDOĞRU VE RİYASIZ
YAŞAMANIN ANLAMI HEP KEDERMİDİR…

SEN SÖYLE EY DOSTUM VE SEVDİĞİM SEN SÖYLE
SÖYLESİN NEDENİNİ İSTANBUL HEP GELMEMİN
UMUT DOLU GELİPTE KAHIRLA DÖNMEK BÖYLE
SENSİZ BİR İSTANBULA ANLAMI YOK GELMEMİN…
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#131446
KARAYILAN HİKÂYESİ

Antepliler silâhşor olur,
uçan turnayı gözünden
kaçan tavşanı ard ayağından vururlar
ve arap kısrağının üstünde
taze yeşil selvi gibi ince uzun dururlar.

Antep sıcak,
Antep çetin yerdir.
Antepliler silâhşor olur.
Antepliler yiğit kişilerdir.

Karayılan
Karayılan olmazdan önce
Antep köylüklerinde ırgattı.
Belki rahatsızdı, belki rahattı,
bunu düşünmeye vakit bırakmıyordular,
yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi
ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar.
Yiğitlik atla, silâhla, toprakla olur,
onun atı, silâhı, toprağı yoktu.
Boynu yine böyle çöp gibi ince
ve böyle kocaman kafalıydı
Karayılan
Karayılan olmazdan önce.

Düşman Antep'e girince
Antepliler onu
korkusunu saklayan
bir fıstık ağacından
alıp indirdiler.

Altına bir at çekip
eline bir mavzer
verdiler.
Antep çetin yerdir.
Kırmızı kayalarda
yeşil kertenkeleler.
Sıcak bulutlar dolaşır havada
ileri geri...

Düşman tutmuştu tepeleri,
düşmanın topu vardı.
Antepliler düz ovada
sıkışmışlardı.
Düşman şarapnel döküyordu,
toprağı kökünden söküyordu.
Düşman tutmuştu tepeleri.
Akan : Antep'in kanıydı.

Düz ovada bir gül fidanıydı
Karayılan'ın
Karayılan olmazdan önceki siperi.
Bu fidan öyle küçük,
korkusu ve kafası öyle büyüktü ki onun,
namlıya tek fişek sürmeden
yatıyordu yüzükoyun.

Antep sıcak,
Antep çetin yerdir.
Antepliler silâhşor olur.
Antepliler yiğit kişilerdir.
Fakat düşmanın topu vardı.
Ve ne çare, kader,
düz ovayı Antepliler
düşmana bırakacaklardı.

"Karayılan" olmazdan önce
umurunda değildi Karayılan'ın
kıyamete dek düşmana verseler Antep'i.
Çünkü onu düşünmeye alıştırmadılar.
Yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi,
korkaktı da bir tarla sıçanı kadar.
Siperi bir gül fidanıydı onun,
gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzükoyun
ak bir taşın ardından
kara bir yılan
çıkardı kafasını.
Derisi ışıl ışıl,
gözleri ateşten al,
dili çataldı.
Birden bir kurşun gelip
kafasını aldı.
Hayvan devrildi kaldı.

Karayılan
Karayılan olmazdan önce
kara yılanın encâmını görünce
haykırdı avaz avaz
ömrünün ilk düşüncesini :
"İbret al, deli gönlüm,
demir sandıkta saklansan bulur seni,
ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm."

Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
bir tarla sıçanı kadar korkak olan,
fırlayıp atlayınca ileri
bir dehşet aldı Anteplileri,
seğirttiler peşince.
Düşmanı tepelerde yediler.
Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
bir tarla sıçanı kadar korkak olana :
KARAYILAN dediler.

"Karayılan der ki : Harbe oturak,
Kilis yollarından kelle getirek,
nerde düşman varsa orda bitirek,
vurun ha yiğitler namus günüdür..."

(Kuvâyi Milliye'den)

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim