Biz zannediyoruz ki yağmur yağmak zorunda, tarla ve bahçelerimiz her zaman bol bereketli ürünler verecek... "Bu böyle gelmiş böyle gider" şeklinde düşünürsek hata yaparız, rahmetin bol olduğu zamanlarda bunu Allahın bir lutfu olduğunu, kurak geçen zamanlarında insanların bir eksikliğinden dolayı olduğu gerçeğini idrak etmeli ve bu eksikliği telafi edebilmek için çokça dua etmeliyiz. Bu nedenle bir organizasyon dahilinde en kısa sürede toplu olarak yağmur duasına çıkmalıyız.
Sorunlarımız Önerilerimiz
#130625
#130636
#130645
#130826
#130829
#130845
#130904
#132235
#132241
#132723
#132762
#132764
#132981
#132991
#132992
#133004
#133016
#133043
Katılmayı Rabbim nasip etsin. İnşaallah katılırız.
Çoşkun kardeşim kusura bakma haddim değil ama, yukarıda işaretli yerleri KUDRET olarak değişsen daha uygun olur gibi.
Cenab-ı hakka VAZİFE biraz...Ne bilim işte uygun düşmemiş...Saygılar.
#133189
#134933
#134971
#135031
#237016
#237017
#237019
Kuraklık en büyük sorunumuz Neden YAĞMUR DUASINA ÇIKMIYORUZ ?(YAPILDI)
Görüntülenme: …
Çiftçilerin önderliğinde İlçe Tarım mı olur Müftülük mü olur birilerinin desteği ve çabasıyla tüm Niziplilerin de katılımıyla bu Cuma düzenlenebilirse ... Allah tan Ümit Kesilmez...
En ufak bir meselede dünyaları ayağa kaldırıyoruz böyle bir durumda toplu kalabalıklardan her çeşit insandan davet edilerek kurban kesilerek bunun usulüne uygun şekli elbetteki Müftülük tarafından bilinir Cuma gün uygun bir yerde mesela Daşbaşta veya Belkıs İçme Suyu Tesislerinde güzel bir organizasyonla yapılabilir.
En ufak bir meselede dünyaları ayağa kaldırıyoruz böyle bir durumda toplu kalabalıklardan her çeşit insandan davet edilerek kurban kesilerek bunun usulüne uygun şekli elbetteki Müftülük tarafından bilinir Cuma gün uygun bir yerde mesela Daşbaşta veya Belkıs İçme Suyu Tesislerinde güzel bir organizasyonla yapılabilir.
Müftülük önderliğinde bu hayırlı iş çok daha organize bir şekilde yapılabilir.
Mesela benim aklıma gelen İlçe stadyumunda nizip halkıyla beraber Cuma namazı kılınıp sonra duaya çıkalabilir.
Mesela benim aklıma gelen İlçe stadyumunda nizip halkıyla beraber Cuma namazı kılınıp sonra duaya çıkalabilir.
Hasan Hoca'nın fikirlerini de alıp müftülükle görüşülse ve bu Cuma günü için bir tertip yapılsa çok yerinde olur, İnşaallah.
dün gece yağmur yağıyordu bilmiyorum beklentileri karşılarmı ama inşallah nisan yağmurlarıda olursa sorun kalmaz kanaatindeyim..
Yağmur rahmet, rahmet berekettir. Yarabbi süt emen yavrular hürmetine bizleri rahmetinden esirgeme.
Duanız olmassa neye yararsınız (Ayeti Kerime meali)
Öylemi Hasan hocam...
Öylemi Hasan hocam...
Allahu Teala her şeyi Ahsen-i Takvim üzere yaratmıştır. Biz şu iş ille şöyle olsun dediğimizde belki zarar var. Bu iş şöyle olmasın dediğimizde belki fayda var. Musa (as)'nın kavmi:
- Ya Musa bize bol yağmur yağsa çok bol buğday kaldırsak. Sen, Tur-ı Sîna'ya gidince Allahu Teala'ya söyle yağmuru bizim emrimize yersin, dediler. Musa (as) Tur-ı Sîna'ya gelip, Allahu Teala'ya söyledi.
Allahu Teala da:
- Bazısı yağsın, bazısı yağmasın diyecek. En iyi bilenlerden bir kişiyi vekil tayin etsinler. Onun sözüyle yağmur yağsın, yine onun sözüyle dursun, buyurdu.
Toplandılar, çiftçilikten çok iyi bilen, tarımdan en iyi anlayan bir bilgini seçtiler. O yağsın deyince yağdı, dursun deyince durdu. Güneş doğsun. ısı olsun, serinlik olsun, yağmur yağsın, dursun. dedi. Nihayet o zamana kadar görülmemiş tutkun bir ekin oldu. O ekinin her seneki buğdayların kat kat misli buğday vermesi lazımdı. Hepsi sevindiler, biçtiler, harman yaptılar ve savurdular,
Ancak harmanın içinde hiç buğday tanesi yoktu..!
Hepsi aç idi. Musa (as)'a:
- Ya Musa! Biz açız ne yapalım? Bize Allahu Teala bir yiyecek versin. Bu sefer bizim dediğimiz gibi değil, kendinin dediği gibi olsun, dediler.
Allahu Teala:
- Kupkuru Arabistan çölünde susuz hiç bir şey yetişmeyecek araziye susuzluğa hiç dayanmayacak kabak ekmelerini söyledi. Kabağı ektiler, toprak kupkuru ama kabak yeşerdi büyüdü.
Büyük iri kış kabaklarından oldu. Kestiler ki, içi buğday dolu. Halk tabiri ile "Kündürü buğday" yani bulgurluğa en iyi gelen buğdaya "kündürü buğday" adı verildi. Kündür, kürtçe ve farisice de kabağın adıdır. Kabak buğdayı demektir. Halk arasında "kunduru buğdayı" diye de söylenir.
Allahu Teala:
- Kabağın kökünü çıkartın, buyurdu. Kökünü kazdılar, bak*tılar. Kabağın damarları ateşin içinde. Her kabak ateşten gıda alıyor,
Buradan şu sonucu çıkarmamız gerekiyor Allah-u Teala ne verirse hayırlısı versin Allah dilerse bu kuraklıkta bile bol verim alınır ancak hatta ağaçlarımız normal yıllara göre daha da güzel gelişir, ancak bizlerde kul olarak vazifelerimizi yapmalı daha sonrada Allah'a tevekkül etmeliyiz.
Kuraklığın vahametinin tam olarak anlaşılmadığı kanısındayım; bugün görüştüğüm bilinçli çiftçiler hakikaten özellikle zeytin ve fıstık ağaçlarının sadece bu yılki mahsüllerinin değil önümüzdeki yıl mahsülünün hatta ağaçların büyük tehlike altında olğunu gerçeğini üzülerek dile getirdiler...
Tabi ki takdir Allahındır, O nasıl dilerse öyle olur ancak biz insanlarda bu konuda gerek maddi olarak gerekse manevi olarak elimizden gelen çalışmayı sergilemeliyiz,
şu anda bir çok çiftçimiz fıstık ve zeytin bahçelerini sulayabilmek için arayışlar içerisindeler, imkanı olanlar bahçelerinde daha önce açmış oldukları kuyularla imkanı olmayanlar ise taşıma yöntemiyle hiç değilse ağaçların hayatını idame ettirecek kadar sulama yaparak kuraklığın etkisini en aza indirmeyi planlıyorlar,
Bu işin maddi boyutu, manevi boyutu ise dua ile olur yani imkanı olan olmayan yok bu boyut herkes için aynı şartlarda ellerimizi açıp halis kalp ile dua edeceğiz, yüzümüz olmasada isteyeceğiz, dilsiz hayvanların, böceklerin, kundaktaki çocukların, o ağaçların meyvalarından rızıklanan hayvanatın dağın tepesindeki bir tel otun tüm nebatatın hatırına isteyeceğiz, dua edip yalvaracağız...
Ne kaybederiz ki;
- Ya Musa bize bol yağmur yağsa çok bol buğday kaldırsak. Sen, Tur-ı Sîna'ya gidince Allahu Teala'ya söyle yağmuru bizim emrimize yersin, dediler. Musa (as) Tur-ı Sîna'ya gelip, Allahu Teala'ya söyledi.
Allahu Teala da:
- Bazısı yağsın, bazısı yağmasın diyecek. En iyi bilenlerden bir kişiyi vekil tayin etsinler. Onun sözüyle yağmur yağsın, yine onun sözüyle dursun, buyurdu.
Toplandılar, çiftçilikten çok iyi bilen, tarımdan en iyi anlayan bir bilgini seçtiler. O yağsın deyince yağdı, dursun deyince durdu. Güneş doğsun. ısı olsun, serinlik olsun, yağmur yağsın, dursun. dedi. Nihayet o zamana kadar görülmemiş tutkun bir ekin oldu. O ekinin her seneki buğdayların kat kat misli buğday vermesi lazımdı. Hepsi sevindiler, biçtiler, harman yaptılar ve savurdular,
Ancak harmanın içinde hiç buğday tanesi yoktu..!
Hepsi aç idi. Musa (as)'a:
- Ya Musa! Biz açız ne yapalım? Bize Allahu Teala bir yiyecek versin. Bu sefer bizim dediğimiz gibi değil, kendinin dediği gibi olsun, dediler.
Allahu Teala:
- Kupkuru Arabistan çölünde susuz hiç bir şey yetişmeyecek araziye susuzluğa hiç dayanmayacak kabak ekmelerini söyledi. Kabağı ektiler, toprak kupkuru ama kabak yeşerdi büyüdü.
Büyük iri kış kabaklarından oldu. Kestiler ki, içi buğday dolu. Halk tabiri ile "Kündürü buğday" yani bulgurluğa en iyi gelen buğdaya "kündürü buğday" adı verildi. Kündür, kürtçe ve farisice de kabağın adıdır. Kabak buğdayı demektir. Halk arasında "kunduru buğdayı" diye de söylenir.
Allahu Teala:
- Kabağın kökünü çıkartın, buyurdu. Kökünü kazdılar, bak*tılar. Kabağın damarları ateşin içinde. Her kabak ateşten gıda alıyor,
Buradan şu sonucu çıkarmamız gerekiyor Allah-u Teala ne verirse hayırlısı versin Allah dilerse bu kuraklıkta bile bol verim alınır ancak hatta ağaçlarımız normal yıllara göre daha da güzel gelişir, ancak bizlerde kul olarak vazifelerimizi yapmalı daha sonrada Allah'a tevekkül etmeliyiz.
Kuraklığın vahametinin tam olarak anlaşılmadığı kanısındayım; bugün görüştüğüm bilinçli çiftçiler hakikaten özellikle zeytin ve fıstık ağaçlarının sadece bu yılki mahsüllerinin değil önümüzdeki yıl mahsülünün hatta ağaçların büyük tehlike altında olğunu gerçeğini üzülerek dile getirdiler...
Tabi ki takdir Allahındır, O nasıl dilerse öyle olur ancak biz insanlarda bu konuda gerek maddi olarak gerekse manevi olarak elimizden gelen çalışmayı sergilemeliyiz,
şu anda bir çok çiftçimiz fıstık ve zeytin bahçelerini sulayabilmek için arayışlar içerisindeler, imkanı olanlar bahçelerinde daha önce açmış oldukları kuyularla imkanı olmayanlar ise taşıma yöntemiyle hiç değilse ağaçların hayatını idame ettirecek kadar sulama yaparak kuraklığın etkisini en aza indirmeyi planlıyorlar,
Bu işin maddi boyutu, manevi boyutu ise dua ile olur yani imkanı olan olmayan yok bu boyut herkes için aynı şartlarda ellerimizi açıp halis kalp ile dua edeceğiz, yüzümüz olmasada isteyeceğiz, dilsiz hayvanların, böceklerin, kundaktaki çocukların, o ağaçların meyvalarından rızıklanan hayvanatın dağın tepesindeki bir tel otun tüm nebatatın hatırına isteyeceğiz, dua edip yalvaracağız...
Ne kaybederiz ki;
Kasım abicim bence müftü efendiyle görüşüp netleştir,sıcağı sıcağına halolursa iyi olur.
Müftü bey 2-3 hafta önce cuma namazında iyi sinirlenmişti.'Abdest yok,namaz yok,faiz çok,israf çok.ALLAH kendine ibadet eden sevdigi kullarına rahmet yağdırır diye sitem ediyordu.Bence yerden göge kadar haklı
Hasan hocam bu günlerde siteye girmiyor herhalde aslında bir haberleşebilsek Sayın Müftümüzle bir istişare etse çok iyi olur...
Hocam Umrede abi
Yarın Cumartesi Günü (19/04/2008 ) Oto Gar da Yağmur Duasımı Yapılacak Diye Duydum??????
Katılmak gerek. Özellikle çocuklarımızla.
Yalnız şunu da hatırlatmak gerekir. İbadetler allah rızası için yapılır ve neticesi uhrevidir. Dünyevî maksadlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir. O maksadlar, gayeleri değil. Meselâ: Yağmur namazı ve duası bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir. Yoksa o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyet ile olsa; o dua, o ibadet hâlis olmadığından kabule lâyık olmaz. Nasılki güneşin gurubu, akşam namazının vaktidir. Hem Güneş'in ve Ay'ın tutulmaları, küsuf ve husuf namazları denilen iki ibadet-i mahsusanın vakitleridir.
Bu nevi ibadet, yağmuru getirmek için kılınsa, yanlış olur. Yağmuru vermek, Cenab-ı Hakk'ın vazifesidir. Biz vazifemizi yaptık, onun vazifesine karışmayız. Gerçi yağmur namazının zahir neticesi yağmurun gelmesidir, fakat asıl hakikî, en menfaatli neticesi ve en güzel ve tatlı meyvesi şudur ki: Herkes o vaziyetle anlar ki, onun tayinini veren, babası, hanesi, dükkânı değil; belki onun tayinini ve yemeğini veren, koca bulutları sünger gibi ve zemin yüzünü bir tarla gibi tasarrufunda bulunduran bir zât, onu besliyor, rızkını veriyor. Hattâ en küçücük bir çocuk da -daima aç olduğu vakit vâlidesine yalvarmağa alışmışken- o yağmur duasında küçücük fikrinde büyük ve geniş bu manayı anlar ki: Bu dünyayı bir hane gibi idare eden bir zât; hem beni, hem bu çocukları, hem vâlidelerimizi besliyor, rızıklarını veriyor. O vermese, başkalarının faidesi olmaz. Öyle ise ona yalvarmalıyız der, tam imanlı bir çocuk olur.
Bu nevi ibadet, yağmuru getirmek için kılınsa, yanlış olur. Yağmuru vermek, Cenab-ı Hakk'ın vazifesidir. Biz vazifemizi yaptık, onun vazifesine karışmayız. Gerçi yağmur namazının zahir neticesi yağmurun gelmesidir, fakat asıl hakikî, en menfaatli neticesi ve en güzel ve tatlı meyvesi şudur ki: Herkes o vaziyetle anlar ki, onun tayinini veren, babası, hanesi, dükkânı değil; belki onun tayinini ve yemeğini veren, koca bulutları sünger gibi ve zemin yüzünü bir tarla gibi tasarrufunda bulunduran bir zât, onu besliyor, rızkını veriyor. Hattâ en küçücük bir çocuk da -daima aç olduğu vakit vâlidesine yalvarmağa alışmışken- o yağmur duasında küçücük fikrinde büyük ve geniş bu manayı anlar ki: Bu dünyayı bir hane gibi idare eden bir zât; hem beni, hem bu çocukları, hem vâlidelerimizi besliyor, rızıklarını veriyor. O vermese, başkalarının faidesi olmaz. Öyle ise ona yalvarmalıyız der, tam imanlı bir çocuk olur.
sayın müftümüz bugun cuma namazında bahsetti, yarın saat 10 da otogardaki açık alanda öğle namazı öncesi dedi.
lakin otogar çok uzak kalıyor katılımın çok olması için stadyum daha uygun olmazmıydı...23 nisan provalarına 2 saat ara verilebilinir
lakin otogar çok uzak kalıyor katılımın çok olması için stadyum daha uygun olmazmıydı...23 nisan provalarına 2 saat ara verilebilinir
Coşkun kardeşime sonuna kadar katılıyorum,ancak bu safhada özellikle öşür vermesi gerekenlerin vermedigi öşürleri vermesi lazımki du yerini bulsun.Selamlar
coskun;132992 wrote: Bu nevi ibadet, yağmuru getirmek için kılınsa, yanlış olur. Yağmuru vermek, Cenab-ı Hakk'ın vazifesidir. Biz vazifemizi yaptık, onun vazifesine karışmayız.
Katılmayı Rabbim nasip etsin. İnşaallah katılırız.
Çoşkun kardeşim kusura bakma haddim değil ama, yukarıda işaretli yerleri KUDRET olarak değişsen daha uygun olur gibi.
Cenab-ı hakka VAZİFE biraz...Ne bilim işte uygun düşmemiş...Saygılar.
Kendimde birşey olmadığını bildiğim için elinizi öper iki küçük kızımı da duaya götürdüm. Bir cami cemaatinin cuma kalabalığı kadar ancak kalabalık odu. Anladığım, milletin ihtiyacı yokmuş. Naçizane biz vazifemizi yaptık. Mevlam rahmetinden esirgemesin.
ve rahmet yağmaya başladı. İnşaallah hayırlıda olur
şükür bugün hakkını verdi. bunada çok şükür
Çok güzel yağmur yağdı,inşallah faydası olmuştur.
Dua zamanı... Rahmetin kıymetini bilip her zaman dua etmeliyiz,
bu senede yagmuş yüzü göremiyoruz hava çok kirli hele akşam olunca şehrin üzerine bir duman çöküyor
Sizler yaqmur yaqmadiqi icin yakiniyorsunuz.
Bizlerde cok yaqdiqi icin yakiniyoruz.
Cenabi Allah kimseyi mutlu edemiyor ne bicim hayat???
Bizlerde cok yaqdiqi icin yakiniyoruz.
Cenabi Allah kimseyi mutlu edemiyor ne bicim hayat???
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.