SELAM
Arkadaşlar uzun zamandır yoktum şehir dışındaydım ve gördümki bizim kadar gelişmemiş ilçelerde bile GERİDÖNÜŞÜM KUTULARI var şişeyi ayrı kağıdı ayrı atılan geri dönüşümlü kutular ve inanılmaz hoşuma gitti
SAĞLIK MESLEK LİSESİ öğrencisi bi arkadaşımızında ısrarı ile okuluna geri dönüşüm kutusu aldırmayı başarmış öle ısrarcı olmuşki BELEDİYE başkanlığını bile ziyaret etmiş.
Demek ki geri dönüşüm kutularının bi ihtiyac olduğunu sayın belediye başkanımıza duyurmayı başardık , o halde en azından OKULLARIMIZA , OSMANLI PARKI ... VS.. ŞEHİR MERKEZLERİNE BÜYÜK KUTULAR HALİNDE YERLEŞTİRSEK İNANIN BANA BU BÜYÜK Bİ KAZANÇ OLARAK HEPİMİZE DÖNECEKTİR... Resim kaynağı
süs için yapılmasının anlamı yok ki valla alanyada her binaya şart koşulmuş herkesin kapısında var şehir merkezinde olanlar hariç... ABİ ZATEN ŞÖLE OLURSA BÖLE OLURSA MUHABBETİNE GİRERSEK BİR ADIM ATAMAYIZ...
Konu ile ilgilendiğin için teşekkürler...
güzel bir fikir belediye veya bir kamu kuruluşu tarafından şehrin luzum görulen yerlerine konur vatandaşada bu bilinci aşılanırsa neden olmasın böylece yuzlerce belki binlerce agaç kesilmekten kurtulur fenamı olur yanı
Son derece faydalı bir girişim.Teklif edenden,kabul edene ve bunu bizimle paylaşan esento kardeşime teşekkürler.Nizip her şeyin en güzeline layıktır...
halacım kesinlikle sana katılıyorum zaten bu küresel ısınma filan hepsi bizlerin bu şekilde bilinçsizce hareketlerinden dolayı oluşuyo oysa en azından her binanın olamasa bile en azından her sokağın kendine ait bir geri dönüşüm kutusu olmalı en azından hem daha az sayıda ağaçlarımız kesilir hem de ülkemizi bazı büyük zararlardan kurtarmış oluruz bizim belediyemizinde bence hemen çalışmalara başlayıp bunu halka aşılayıp en azından her sokağa birer geri dönüşüm konulmalıdır diye düşünüyorum umarım en kısa zamanda bu konuylada ilgilenilir...ne de olsa bir ağaç demek bir insan yaşamı demek....
Beş yaşında idim.Rahmetli babannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi, aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
Çocukluk iste,
-Aman babaanne dedim.
- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
- Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.
Aradan yıllar geçti.
Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain'in proposlarini okuyorum.
Birden irkildim.
Babaannemi hatırladım.
Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.
İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.
On dokuz yıl evveldi.
Stockholm'e gitmiştim.
Bir otele indim.
Geceydi.
Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.
'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun' diyordu.
Doğrusu hayretler içinde kaldım.
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.
Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı.
İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.
İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur.
'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.'
Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.
Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.
Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.
Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.
Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.
Zamanın başbakanı meclisi toplar.
Kürsüye çıkar.
Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
-Şu andan itibaren der,
-Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
-Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.
Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok.
Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...
*Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor mu yuz?
*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, İlkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.
Bir mıh bir nalı kurtarır.
Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,
Bir komutan bir orduyu,
Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..
Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.
Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.
Musatafa bey çok teşekkür mühteşem bi yazıyı bizimle paylaşmışsın bu konu ancak bu kadar sade ve bu kadar sürükleyici bi yazı ile anlatılabilinirdi çok sağol...
ANNEM HERZAMAN SÖLER BABAM RAHMETLİDEN DUYMUŞ OLSA GEREK" ASKERİYEDE KOMUTAN TABAĞINIZDA PİRİNÇ TANESİ BIRAKMAYACAKSINIZ SEN BİRTANE O BİRTANE DERKEN BİR BÖLÜK 1 KİLO PİRİNÇ ISRAFI DEMEK TİR" DERDİ
Evet ısraf ve üretimini düşünecek olursak çok önemli bi mevzu..
Şuan kendi adıma konuşuyorum içtiğimiz süt kutularını ve ekmeğimize sarılan gazete parçalarını çöpe etmek beni çok üzüyor bu konudan sonderece rahatsızım tek başıma hiç biyere gelemem fakat siz saygıdeğer arkadaşlarımla beraber sesimi yükseltmek istiyorum hep beraber kalkınalım diye..
arkadaşım önceki formlara baktım fakat görememiştim neyse yenilemiş olduk umarım isteğimizin ısracı oldunu duyurmamız mümkün olur..
o linki de yenileyemlim o halde nekadar çabuk bu konuyu hayata geçirirsek o kadar iyi olur düşüncesindeyim duyarlılığın için teşekkür...
merhaba hocam aslında çook güzel bir konu açmıssın ama bence ilk önce sehirimizde her sokakta ve caddede gereken çöp kutuları olsun da geri dönüşüm kutuları sonra hallolur diye düşünüyorum...
sayın kardeşlerim
geri dönüşüm ile ilğili yazınızı okudum . gittim temizlik işleri müdürlüğüne bir çay içtim
müdür bey sordum bu konuyu.
sağolsun en ince detayına kadar anlattı
bu konuda sy belediye başkanım . mağarcık yolu üzerinde 150 bin metre kare üzerinde geri dönüşümlü çöp ayrıştırmalı istasyon kuruluyormuş şu an proje aşaması bitmiş ihale aşamasına gelmiş bulunmaktadır.
herkese sayğılar
sn. mustafa biliciye bu güzel paylaşım için teşekkür ediyorum...
Toplum olarak israfın önüne geçecek yöntemler bulmamız ve uygulamamız gerekiyor.
Bilindiği gibi kaynaklarımız hızla tükenmektedir..Mevcut kaynaklarıda doğru ve yerinde kullanmamız gerkiyor.
Geri dönüşüm kutuları eğer gerçekten geri dönüşümü sağlayacaksa, Çok faydalı bir girişim olur.
Ancak, geri dönüşümü sağlamayacak sadece göstermelik amaçlı olursa, o da israftan öteye gitmez..sevgiler...
hekimdereli;129474 wrote:sayın kardeşlerim
geri dönüşüm ile ilğili yazınızı okudum . gittim temizlik işleri müdürlüğüne bir çay içtim
müdür bey sordum bu konuyu.
sağolsun en ince detayına kadar anlattı
bu konuda sy belediye başkanım . mağarcık yolu üzerinde 150 bin metre kare üzerinde geri dönüşümlü çöp ayrıştırmalı istasyon kuruluyormuş şu an proje aşaması bitmiş ihale aşamasına gelmiş bulunmaktadır.
herkese sayğılar
Sağolun bu konuya karşı hasasiyetinizi ortaya böle sermeniz beni ziyadesi ile memnun etti allah sizden razı olsun..