Dostlar,
Kusura bakmayın uzun süredir yazamıyorum ama çok ciddi konular olunca çok düşünüp az yazmak gerekiyor.
Bu sebeple biraz bu ciddi konulardan uzaklaşmak amacıyla ;
Sn.Emine GÜRBÜZ Han?mefendinin, NEFRETİM(N) İN SÖZLERİ isimli eserinden bir bölüm istiyorum.
O Maskeyi Tak Artık
Kategori: Belirtilmemiş
Yüzüne o maskeyi tak artık... yalvarsam, takar mısın maskeni? Ağlasam, sızlansam korkar mısın? Hayır! Bakmıyorum yüzüne... Beni tüketişinin yalnız tanığı olmak istemiyorum. Sözcükler gitmeyin, sizi çıkartmak zorundayım zihnimden, kurtulmak zorundayım sizden. Gitmeyin, şimdi değil sırası gitmenin...
Yalansa kaçışlarım ben iyi bir yalancı olmaz mıyım ve yalansa gözyaşlarım ben iyi bir oyuncu olmaz mıyım?
Korkuyorum yüzüne bakmaya, yüzündeki gerçeği görmekten korkuyorum. Bu gerçeği sadece ben mi fark ediyorum? İnsanlar nasıl olur da göremez gerçeği? Tak artık maskeni! Korkuyorum... Düğümler, kim çözecek onları, sen mi? Yalvarsam... takar mısın maskeni? Düğümler, maskesini takmamış sana baktıkça birbirine giriyor.
Görmemi sağla, hissetmemi sağla, duymamı sağla... şimdi...
Hislerimi istemiyorum, al artık onları benden. İnsanlar gidiyor, ruhum onlarla gidiyor. Penceremde hep sen varsın, maskesini çıkarmış bir yüzle şarkılarımı kirletiyorsun. Şarkılarım susturuyorsun, sözler hep sana ait. Oysa seni dinlemek istemiyorum;
ve dokunma... sakın dokunma sözcüklerime artık. Acizliğimi kullanma, onlar benim, kirletmemelisin. Nefretini çek üzerimden, yeri yok benliğimde nefretine adanmış bir sevginin. Sevgiden söz etme, sen sevginin o kutsal ateşini çaldın Tanrılar'dan ve dağıttın insanlığa. Suçlusun... şimdi birbirine giriyor sevgi verdiğin ve fazlasını çaldığın tüm insanlar!..
Suçlusun -ki Tanrılar çoktan cezanı verdiler; cezan, cezalandırılmamaktır ömür boyu.
Söyle şimdi... ruhun yaşıyor mu,
yakmadı mı kendini sevginin kutsal ateşiyle... yok etmedi mi?
Cezasını kaldıramayan bir suçlusun sen... ve ben sana inanıyorum, kötü olan her şeye inandığım gibi; varlığına ve ruhuna, yokluğuna ve ölümüne.
Oysa ben ölümü bile bulamayan... ne demeli şimdi? Hangi sözcük tanımlayabilir 'hiç'liğimi? Susmalı mı şimdi, yıllarını sözcükleri kavrayabilmek için veren kalemim susturulmalı mı? İkilikler... gülümser her yandan, yaşamak nasıl mümkün başka türlü? Adalet; cezasını kaldıramayan cezasız bırakılmış bir ruhun cezadan kaçmak için kendini öldürüşü! Ah.. adalet istemeye hakkım var mı? Çığlıklarımı sokaklara salabilir miyim özgürce, bağırabilir miyim adalet diye? Ne önemi var, bağırsam... ne değişir? Tanrı'dan sevgiyi çalan ve onu parçalara ayırıp dağıtan yok etti kendini, kaçtı suçundan... artık adlin ne önemi var?
ve birinci sahne yeniden gelir aynaya...
Gözlerin... ki o nehirler dayanamaz bu kâğıda akmaya, kurur tüm yeşilliklerin beyazlıklarda. Tak maskeni, kurtar gözlerini. Birkaç damla yalan gözyaşı kurtarır belki umutsuz benliğini. Çözemiyorum, tanığımı göremiyorum, yerdeki o mâsum bakışlı düşmüşlüğünü sadece benim görebildiğim maske mi suçlu? Yoksa günlerce, aylarca günler ve aylara sığmayan zamanlarca o maskenin altına sakladığın yüzün mü? Peki ya ruhun... o hangi konumda bu yaşatma cinayetinde? Celladım... söylesene, ya celladım nerede? Zâlimliğine sığınabileceğim katilim, celladım, o nerede? Belki uyuyor celladım... ama nasıl olur, zâlimliği onu nasıl uyutur? Uyanmalısın cellat, kalk! Kalk ve boğ beni hiçliğinde ya da yitirmeme neden olduklarında öldür beni yeniden. Boşluğum koca bir okyanus, bu kadarı yeter mi beni öldürmene? Dahası ne... dahası ne? İstersen ipler örerim sana acılarımdan, ama beni bağlamana yetmez bu gökler -onlar ki benim özgürlüğümdür. Bu karanlıklar yetmez çirkinliğimi, nefretimi örtmeye -onlar ki benim acıyla dirilişimdir. Vücudumda kirletilmiş bir bebeğin kanı var. Sen beni yok ettiğin vakit akacak, akacak kanı emecek bu toprak! Bu toprak yeter mi kanı emmeye, doyarsa toprak kana, ölür müyüm gecede?
Gücüm tükendi, gelmeli artık... ve bitmeli. Birileri itmeli beni huzurla uyuyabileceğim kara çukura. Yürüyorum ona doğru, yüce huzuruma, sonsuzluğuma doğru. Korkak bir fahişe sanki ruhum; setler çekiyor önüme, engeller koyuyor:
varlığımın bana yardımı yok
-kaybedişlerim çoktan bitti.
yürümeye çalışmanın anlamı yok
-bu yolun sonu zaten hiç olmadı.
Muharrem dostum,burada Sn.Gürbüz kimden ve neden nefret ediyor anlayabiliyorsun değil mi ?
Selamlar,saygılar...