Yani bir namazda Mirac duygusu yaşadınız mı? Koltuğunuzun altına alıp,Mahşer'de Rabbinizin huzuruna güvenle taşıyacağınız bir vakit namazınız var mı?
Namaza durdunuz:
Huzurda mısınız?
Abdestinizi abdest gibi aldınız mı,yani yüreğinizdeki manevi kirlerden arınma cehdi gösterdiniz mi,sonra maddi her türlü kirden arındınız mı,sonra Huzura çıkma vaktinin heyecanını yaşadınız mı,sonra yönler içinde savruluşlardan kurtulup,O'na yöneldiniz mi, ve sonra bütün bu hazırlık eylemlerini getirip, "İşte huzurdayım Rabbim" gibi bir kalbi yoğunlaşma,niyet duruluğu yaşadınız mı?
"Allahü ekber!"
Tüm engelleri O'nun için aştınız ve geldiniz,yüreğinizden bir sada koptu,tüm yücelikler O'nun yüceliği yanında silinip gitti,bir iman,bir karar,anıt gibi dikildi içinize:
"Allahü ekber!"
Huzurdasınız.Hem var hem yoksunuz,O sizi kabul etti,böyle bir yüceliği tadıyorsunuz.kalbinizde tarif edilmez bir "Kabe kavseyn" heyecanı... meleklerin bile kanadı,bu yüceye çıkmak için yetmemiş,onlar bile geride kalmış.
Böyle bir namazınız var mı?
Namazlarınızdan kaygı duyuyor musunuz?
Kendinizi "Veylün lil musallin" kapsamı içinde hissetme tedirginliğine düştüğünüz oluyor mu? Namazlarınızda sık sık "sehv" alemlerine savrulduğunuz için....
Okumaya başladınız.Yüreğinizde Fatihayı idrak çağlayanı oluştu.Alemlerin Rabbini tefekkür ettiniz,tüm övgüleri O'na tahsis ettiniz,O'nun Rahman ve Rahim ismi şeriflerine sığındınız,Din Gün'ünü hatırladınız, "El hükmü yevmeizin lillah" dediniz,o hüküm anında mutluluk yaşamayı düşlediniz,sonra döndünüz, ibadetlerinize baktınız,bir ikrar geçti içinizden "Ancak....Sana ibadet ederiz, ancak.... Sen'den yardım dileriz." Yüreğinizin sarsılmalarına karşı bu ikrara sığındınız.Sonra dua kelimelerinden yardım dilediniz, "İhdina! Bize yol göster!" sırat-ı müstakim için,in'am edilen insanların yolu için,gazaba uğrayanların ve sapkınların olmayan yol için..."
Kıyamları,kıraatleri,rükuları,secdeleri nasıl yaşıyorsunuz?
Secdede bir Rabbani yakınlık hissediyor musunuz?
Namazdan çıkınca nasılsınız?
Namazdan çıkınca hayatınız nasıl?
Miraca tutkun - sevdalı bir namaz.
-Mirac'a çıktınız mı?
-Mirac iklimini yüreğinize taşıyan bir namaz kıldınız mı?
Ben derim ki,insanın böyle hiç olmazsa,bir vakit bir namazı olmalı.Onu koltuğunun altına alıp,Rabbinin huzuruna varabilmeli, "İşte Rabbim, diyebilmeli,çok namaz kıldım,ama işte bu namazım bütün yarasına beresine rağmen Senin huzuruna taşınabilecek bir güzellik taşıyor!"
Evet ifade ettiğiniz gibi dışarıda aklımıza gelmeyenler,malesef namazda gelir.bu da iblisin vesvesesidir tabi.hiç birimiz dünyevi düşüncelerden tamamen sıyrılarak namazı eda etmeye muktedir değiliz.malumunuz "Hz.Ali nin örneğinde olduğu gibi".Ancak ibadetlerimizi yapalım sonrada kabulu için rabbimize münacatta bulunalım umarız ki eksikliklerimize rağmen yüce mevla yaptıklarımızı kabul edecektir.
Hasan Hoca;98467 wrote:Evet ifade ettiğiniz gibi dışarıda aklımıza gelmeyenler,malesef namazda gelir.bu da iblisin vesvesesidir tabi.hiç birimiz dünyevi düşüncelerden tamamen sıyrılarak namazı eda etmeye muktedir değiliz.malumunuz "Hz.Ali nin örneğinde olduğu gibi".Ancak ibadetlerimizi yapalım sonrada kabulu için rabbimize münacatta bulunalım umarız ki eksikliklerimize rağmen yüce mevla yaptıklarımızı kabul edecektir.
allah razı olsun hocam, bu cümlenizle beni rahatlattınız. Hacdan geldiğim sıralarda birkaç namazım olmuştu, daha doğrusu o namazlarım içerisinde tahiyyata oturup miracı yaşamak ve secdeye kapanıp "Sensin..." demek. Birde rükuya giderken boşluğa eğilmek... Haremde birkaç kez yaşadığım ve secdeye giderken kainatla birlikte kapanmak yerlere... kıyamda doyasıya seyretmek Mübarek kabeyi...
Şimdi mi ? hangi namazda olduğumu bile şaşırıyorum
Namazın da esası ve özü Allah’ı zikirdir. Cenab–ı Hak âyet–i kerimede, “Beni anmak için namaz kıl.” buyurmaktadır Namaza iftitah tekbiri ile girilir. Hemen ardından içinde tesbih, tahmid, tenzih ve tevhid bulunan Sübhaneke okunur: “Allah’ım seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Hamd sanadır. İsmin ve şanın yücedir. Senden başka ilah yoktur.”
Rükûda, “Sübhane Rabbiyel Azim – Pek büyük olan Rabbim, her türlü eksiklikten münezzehsin.” diyoruz. Bu, Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih manasında pek büyük bir zikirdir.
Secdede, “Sübhane Rabbiyel Ala – Pek yüce olan Rabbimi her türlü eksiklikten tenzih ederim.” demekteyiz. En açık mânâsıyla Allah’ı zikir secde halinde kendini göstermektedir. Yine aynı şekilde, rükûdan secdeye, secdeden kıyama giderken hep “Allah–u Ekber” diye tekbir getirilir ki, tekbir Allah’ın yüceliğini, azametini ifade eden en güzel bir zikirdir.
Her rekatta okunması vacip olan Fatiha Suresi de Allah’a hamd ile, “Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.” diye başlamaktadır. Hamd hem bir zikirdir, hem de şükrün ifadesidir.
Rükûdan sonra, “Semiallahu limen hamideh.” “Allah kendisine hamdedeni duydu. Rabbimiz, hamd senindir.” denir. Bu noktada Allah’a yakınlığın bir ifadesi olan ihsan gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Namazda, zikirle birlikte Allah’a yakınlık hali de en bariz şekilde yaşanır.
Namazın içinde salat ü selam da getirmekteyiz. Bu bizzat Rabbimizin bir emridir. Tahiyyatta, “Ey Peygamber, selam sana, Allah’ın rahmeti ve bereti üzerine olsun, Allah’ım Muhammed ve âline salat kıl (merhamet et).” demekteyiz. Namaz, müminin miracıdır” hadisine göre kılan, “Namaz kılan, kiminle münacat ettiğini bilse asla namazı bitirmez” hadisini anlayarak, Rabbu’l-alemin ile münacat eden ve “Namaz, her muttaki insanın (Allah’a) yaklaşma vesilesidir” hadisine teveccüh ederek namazını kılan insan, niyyetiyle tabiat aleminden uçmuş, dünya ve insanlardan kopmuş ve kimseyi aklından geçirmemiş, sadece kendisi ve ma’budu vardır namazında ve namazı sona erince miraçtan iniyor, Allah ile münacattan bitiyor ve insanların arasına dönüyor bundan dolayı “ Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh” diyor. Tekbiret-ül ihramı (Allah-u Ekber) ihram bağlamak olan, Lailaheillelleh’ı, Allah’a teslim olmak olan ve Selam’ı bitiş olan namazdan sonra verilen selam gerçek selamdır. “İnsanların en üstünü, ibadete aşık olandır....” hadisi her türlü ibadete aşık olmayı içerir; maddi, manevi, batini ve zahiri her türlü ibadete aşık olmayı, onunla sarmaş dolaş olmayı ve bütün varlığıyla onu hissetmeyi beyan ediyor.
https://img482.imageshack.us/img482/8946/10ur3fe5.jpg
ŞU KAYA BİLE NASILDA SECDEYE VARMIŞ!!!!!!
peygamber efendimizin zamanında yaşayan büyük zaatlardan birinin ayak bileğinden giren oku BEN NAMAZA DURAYIM OK U ÖLE ÇIKARIN demesi namaz esnasında etrafındakiler ok u çıkarırlar ve namaz bitiminde ÇIKARDINIZMI diye sorması allahın huzuruna ne büyük bi huşu ile vardığının ıspatıdır.. ALLAHU EKBER...
BENMİ ASLA GEREĞİ GİBİ ALLAHIN HUZURUNA VARDIĞIMI SANMIYORUM...GÖTÜRECEK HİÇ BİŞEYİM YOK HOCAM..................................................
Nerede HASAN HOCAM,13 yıl hiç aralıksız kıldığımız namazı son 2 yıldır kazadan falan geçiştirdik,sonradan kazayıda bırakıp arada bir kılar hale geldik. Rabbim inşallah bizi bize bırakmazda tekrar yolunda tam istikamet gitmeyi nasip eder, miraç zevkini bizlerden esirgemez.
Mümin camide ''Balık suda gibidir'' Suya atarsın hayat bulur Münafık ise camide ''Kuş kafesde gibidir''
Namaza durduğumuzda namaz bizi sıkıyorsa, kıldığımız namaz bize zevk yerine sıkıntı veriyorsa, şunu hemen bir iki dakikada kılayımda aradan çıksın diyorsak bilelim ki bizde münafıklık alametleri başgöstermiştir. Acil olarak imanımızın gözden geçirilmesi gerekir.
Balık ve kuş misalindeki gibi, (Mümin=Balık) Camiye giren mümin hayat bulur ve namazı huşu içinde zevk alarak kılar.Balığın suda hayat bulması gibi, müminde camide hayat bulur. (Münafık=Kuş) ise camiye girdiğinde sanki kafese girmişcesine cami kendisini sıkar,bitsede çıksam der. Kuş lisan-ı haliyle ''Altın kafesiniz sizin olsun bırakın beni gideyim'' ben orman mahsülüyüm der. Münafığıda işte cami ve namaz bu şekil sıkar.
nizipli_mehmet;113272 wrote:hocam valla diyecek bir şey yok sanki bunları okurken içimden bir şeyler gidiyor çok saolun hocam allah razı olsun
Allah sizden de razı olsun.ibadetin tadını almak,ondan zevk ve lezzet almak için bir şeyler yapmak zorundayız diye düşünüyorum.yoksa hele şunu da aradan çıkarayım mantığıyla hareket edersek,yol almamız mümkün olmaz...
dervisdörtbudak;113172 wrote:Nerede HASAN HOCAM,13 yıl hiç aralıksız kıldığımız namazı son 2 yıldır kazadan falan geçiştirdik,sonradan kazayıda bırakıp arada bir kılar hale geldik. Rabbim inşallah bizi bize bırakmazda tekrar yolunda tam istikamet gitmeyi nasip eder, miraç zevkini bizlerden esirgemez.
Mümin camide ''Balık suda gibidir'' Suya atarsın hayat bulur Münafık ise camide ''Kuş kafesde gibidir''
Namaza durduğumuzda namaz bizi sıkıyorsa, kıldığımız namaz bize zevk yerine sıkıntı veriyorsa, şunu hemen bir iki dakikada kılayımda aradan çıksın diyorsak bilelim ki bizde münafıklık alametleri başgöstermiştir. Acil olarak imanımızın gözden geçirilmesi gerekir.
Balık ve kuş misalindeki gibi, (Mümin=Balık) Camiye giren mümin hayat bulur ve namazı huşu içinde zevk alarak kılar.Balığın suda hayat bulması gibi, müminde camide hayat bulur. (Münafık=Kuş) ise camiye girdiğinde sanki kafese girmişcesine cami kendisini sıkar,bitsede çıksam der. Kuş lisan-ı haliyle ''Altın kafesiniz sizin olsun bırakın beni gideyim'' ben orman mahsülüyüm der. Münafığıda işte cami ve namaz bu şekil sıkar.
Tesbitlerinizin tümü de yerinde olan tesbitler.malesef alıp miraca çıkabilecek namazlarımızın sayısı neredeyse yok gibi..evet mü'minin camideki hali,balığın sudaki hali gibidir.öylesine mutlu huzurlu ve rahattır.efendimiz bir başka rivayette, münafığın camideki halini de sirkedeki kurda benzetmektedir.hep sağa sola kıvranıp durur huzursuzdur bir an evvel çıkmak ister.
Rabbim tüm bu eksiklerimize rağmen bizleri bağışlar inşallah...