Karayılan...
1920 yılının 23-24 Mayıs gecesi Samsaktepe arkasında bulunan Fransızlara bir gece baskını düzenlendi, amaç hem o civarda bulunan fransız nakliye arabalarını ele geçirmek hemde Fransız kuvvetlerinin elinde bulunan samsaktepeyi almaktı.
Muntazan ve ateş gücü pek üstün olan Fransız birliklerine karşı taarruz edecekler gönüllü Antep çeteleri, Karayılan, ve Boyno'nun oğlu Memik ağa kuvvetleriydi.
Antep harbinin üstüne türküler dizilmiş yiğit Karayılan'ı da işte bu hücumda şehit oldu.
Asıl adı Mehmet olan Karayılan 1888 yılında Elif köyünde doğmuştur, Rişvan oymağına bağlı Kabalar aşiretindendir. Birinci cihan savaşında asker olmuş Erzurum cephesinde ayağından yaralanmıştır, harp bitince aşiretinin başına dönen Karayılan'ın bir süre dağlarda eşkiyalık yaptığı söylenirse de gerçek değildir...
Olay şöyledir;
Besni Pazarcık bölgesinde Bozan ağa çetesi köylere saldırıp ev basıp kadın ve kızları dağa kaldırıyorlardı, yanında 3 kardeşi ve 100-150 adamı vardı. Bozan ağa bir gün Atmalı aşireti reisi Paşa Yakup'un çiftliği basarak kadınları dağa kaldırıyor...
Karayılan, arkadaşları ve dostları olan Paşa Yakup'un başına gelenleri duyunca kardeşi, eniştesi ve aşiretinin çeteleri ile silahlanıp Bozan ağanın peşine düşer günler sonra Bozanı yakalar öldürür ve çetesini dağıtır kendi de bundan böyle artık dağlardadır.
Antebe düşman gelince de tüfeğini alıp çetesiyle beraber kimseden davet beklemeden Fransızın yolunun üzerine oturur.
32 yaşındaki genç Karayılan Samsaktepe taarruzunda en önde hücuma kalktı ve bir dal gibi düştü... ondan geriye gümüş saplı bir hançer, dört mecidiye ve bir Kuran-ı Kerim kaldı
bir de halkın yaktığı türküler...
Atına binmiş elinde dizgin
Girdiği cephede hiç olmaz bozgun,
çeteler içinde yılanbey azgın
Vurun Antebliler namus günüdür...
Başına vurunmuş püsküllü fesi
Düztepeden gelir Mollanın sesi
Ben de bilmiyorum Anteb neresi
Vurun çetelerim Antep günüdür.
Allah rahmet eylesin nur içinde yatsın...
Dizide canlandırılmaya çalışılan Karayılan bu Karayılandır.
pol27_nizip'in bahsetiği Mamado Karayılan ise (yanılmıyorsam şimdiki) Binam köyü muhtarının dedesidir. Mamado Karayılan kurtuluş harbinde aynı diğer Karayılan gibi çok büyük fedakarlık ve kahramanlık örneği göstermiştir... İnşaallah yakın zamanda daha detaylı bilgiler elimizde olur...
Şehitlerimiz
#128162
#128167
#128174
#136323
#168990
#217519
#217520
#217521
#217626
#217703
#217705
#217730
#222676
#222778
#222797
#225580
#225589
Karayılan Kimdir
Mekanları cennet olsun, ama bir de üzüntümüz var, bizler o yürekli, fedakar ceddimize layık olamadık, bıraktıkları emanete hakkiyle sahip çıkamadık.
Allah onlardan razi olsun.Kaım karedeş bizi bu kara yılan konusunda bilgilendirirsen çok sevinirim.Çocuklar çok merak ediyor.Selamlar
hepsinin ruhları şad mekanları cennet olsun
selam arkadaşlar araştırmayı yapan arkadaşıma teşekür ediyorum, Karayılan gibi bir kahramanı araştırmış ve bilgi dağıtmış emeğine sağlık. benim bildiğim kadarısıyla Karayılanın torunlarından Atmalı aşiretine mensup olan Mehmet DEMİR(ATMALI) Gaziantep Kuva'i Milliye Mücahitler Derneği Başkan yardımcısıdır ve bir de dedesi Karayılan hakkında kitap yazdı ve yayınlanmaya hazır, bu şahısla kontak kurulursa daha geniş bilgi edinile bilir. teşekürler esenkalın.
Gaziantep Savunmasında Destanlaşan KARAYILAN…
Mehmet DEMİR
(Atmalı)
Kuvai Milliye Derneği Başkan Vekili
Molla Mehmet KARAYILAN 1888 yılında Pazarcık’a bağlı Höcüklü Köyü’nde doğmuş olup, Besni nüfusuna kayıtlıdır.
Asıl adı Mehmet’tir. Malatya-Akçadağ ilçesi Söğütlü köyü imamından Kur’an dersleri almıştır. Köyde ara sıra namaz kıldırdığı için Molla denildi.
Babası Memo bir köy kavgasında elindeki kılıçla köy halkının tamamını mağlup ettiğinden, iyi dövüştüğü ve esmer olduğu için ona Karayılan gibi kayıp gidiyor demişti.
Babası 1904 yılında Ermeni Eşkiyaları tarafından obasına yapılan baskın sırasında Şehit edilmiştir. Bu tarihte Karayılan 16 yaşındadır. Bu nedenle Karayılan ünvanı ona babasından kalmıştır.
Molla Karayılan Malatya, Elbistan, Adıyaman, Besni, Gölbaşı, Pazarcık, İslâhiye’ye kadar uzanana bölgede yaşayan Atmalı Boyu’nun Kabalar Oymağı’ndandır.
Karayılan Kabalar Oymağı’nın Beyi olarak seçilmiştir. Malatya ve Pazarcık civarlarında ortalığı kasıp kavuran eşkıya Bozo’yu yakalayıp ağaca asmış, bu davranmışından dolayı ekibiyle birlikte, Askeri Komutandan mükâfat almıştır.
Antep henüz Karayılan'ın adını duymamıştı. Atmalı aşiretinden 82 gönüllü akrabasını çete olarak topladı. 1600 baş hayvanını satarak kimseden yardım ve destek almadan çetelerini donattı.
Kardeşi Şüro (kılıço) Mamo’yu Maraş’a gönderdi, üç katır yükü silah satın aldı. Kimseye bilgi vermeden kendi köyünden çeteleriyle birlikte geceden Karabıyıklı köyünde pusu kurdu. Maraş’a giden Fransız kuvvetlerini perişan etti.
50 kadar Fransız askerini esir aldı, esirleri kendi köyüne götürerek her gün onları koyun eti ile besliyordu. Karayılan Antep’e gidince esirleri Pazarcık kaymakamına teslim etti.
Adını Karabıyıklı cephesi ile Antep ve TÜRKİYE’ye duyuran Karayılan’a Gaziantep Heyet-i Merkeziye tarafından görev verilmek üzere davetiye çıkarıldı. Dülük Köyüne gelen Karayılan, eşkıya Samlı Kel Ahmet’i bu köyde ağaca astı. Kılıç Ali ile bu köyde tanıştı.
Antep’e giren Karayılan, 82 çetesi ile Karagöz Camii’ne yerleşti. Daha sonra çetesi 150 yi buldu. Bu arada Karayılan, Antep Cezaevini kapılarını açmıştır, hükümlülerin ellerine silah vermiş, çetesine yeni gönüller katmıştı.
Elmalı Cephesi’nde 1. ve 2. Ağcakoyunlu Cepheleri, İkizkuyu Cephesi, Nizip yolu savaşları, Mağarabaşı savaşları ve Kurbanbaba savaşına katılan Karayılan; İkizkuyu Cephesi’nde Fransız Katar Kolunu perişan etmiş. Fransız Kumandan Norman kolundan yaralanarak Halep’e kaçmıştır.
Norman’ın hanımı ise Karayılan’ın çetesine esir düşmüştür. Hanım iki ay çetelerle birlikte kalmış, mütarekeden sonra Başkarakolun orada hanımı Normana teslim edilmiştir.
Antep’in teslim alınmasından sonra, Fransızlar yardım dağıtırken bu çeteler yardım almaya gelmezler. Norman’ın hanımı bizzat ismen onları çağırtarak kocası Norman’a: “ne istiyorlarsa onlara fazlasıyla ver. Onlar bana dokunmadılar, iki ay boyunca ban bir hanımefendi gibi baktılar” deyince, Norman çetelere ne istediklerini sorar.
Çetelerde “silah ve mermi istiyoruz” dediler. Bunun üzerine; “silah ve mermiyi ne yapacaksınız?” diye sorulunca; “size sıkacağız!” dediler.
Karayılan 24 Mayıs 1920 sabahı kalkar, her zaman olduğu gibi beyaz kefenini giyer, sabah namazını kıldıktan sonra, kamçı ve gümüş saplı kamasını Karagöz Camii İmamı Mehmet Ömer’e teslim eder ve ; “Hocam ben cepheden dönersem emanetimi geri verirsin, Şehit olursam bunları köydeki kızım Selvi’ye veririsin” demişti.
İşte o gün bugündür; 24 Mayıs 1920’de, Sarımsaktepe’de zorlu bir savaştan sonra düşman kaçmaya başlayınca, sevinerek mevzi değiştirmek için ayağa kalkan Karayılan, Hayri Efendinin bağının çitinin üzerinden geçerken talihsiz bir kurşun göğsünü parçalamıştı.
O gün kendisi ile birlikte 19 arkadaşı daha şehit olmuştur. Sarımsaktepe, Karayılan’ın son cephesi olmuştu. Antep iki ay içerisinde kader arkadaşı olan iki kahramanını kaybetmiş olup, Şahin Bey ve Karayılan’ın şahadetinden sonra Antep, pek fazla açlığa dayanamadan teslim olmuştur. Antep’li bu savaşta 6317 şehit vermiştir.
Antep halkı Karayılan’ın ölümünden sonra Karayılan’ın ardından şu ağıtı yakmıştır:
Karayılan der ki gelin oturak,
Kilis yolarında kelle getirek,
Fransız adını bütün batırak,
Vurun Antep’liler namus günüdür!!!
Vurun çetelerim namus günüdür!!!
Atına binmişte elinde dizgin,
Girdiği cephede hiç olmaz bozgun,
Çeteler içinde yılanım azgın,
Vurun Antep’liler namus günüdür!!!
Vurun çetelerim namus günüdür!!!
Yorukler Formunda devam eden bir itiraz ve ona cevabı da buaya koyacağım.
Zaman zaman bu tür sorunlarla karşılaşıyoruz.
Özellikle Kürtlüğü bir üst kimlik olara görmek iseyenler bu konuda çok itirazcı.
Alt kimlik demiyorum bazıları gibi. Çünkü Üst Kimlik yapmak istiyorlar kendilerine.
Kendisine Avrasyalı diyen bir üye
Malatyada ki "ATMA" Türkmen değil Kürt tür. Eger KARAYILAN "ATMALI" ise Türkmen değildir Fransız işğaline karşı savaşı ise Müslüman olması ve Vatansavunması nedeniyle olmuş olabilir.
Demiş
Alper bey site yöneticisi O da biraz kibar bir cevap vermeye çalışmış.
Sevğili avrasyalı kardeşim burada ne demek istediğini anlamış değilim. bu yazı Gaziantep Yörük Türkmen Derneğinin çıkarmış olduğu Barak Derğisinden alınmıştır. Yazıyı hazırlayan Sayın Mehmet Demir Bey Karayılan'ın akrabası olup Gaziantep Kuva-i Milliye Derneğinin Başkan vekilidir.
Karayılan Gaziantep Şehrinin kurtuluş mücadelesinde çok büyük rol oynamış bir halk kahramanıdır.
Bu VATAN'ın birliği ve bütünlüğü için kanını ve canını veren herkes TÜRKOĞLU TÜRK'dür.
Bizler burada bölücülük veya ayrımcılık yapmıyoruz. Amacımız TÜRK kültür, örf, adet, gelenek ve göreneklerimizi, 16000 yıllık TÜRK tarihini gelecek nesillere aktarabilmek için ugraşan neferleriz.
Saygılarımla.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Sonra bilinçli bir üye olayı aydınlatmış.
Yanlış anımsamıyorsam araştırmacı gazeteci Mehmet Solmaz'ın Karayılan adlı kitabında Karayılan'ın Badıllı(Beydilli )Aşiretinden olduğu yazar.Yani Karayılan ve o bölgedeki aşireti doğal asimilasyona uğramış TÜRKMEN'dirler.
Diye sonlandırır.
Doğrusu da bu aslında Türk ve Kürt olmak bugüne kadar öenmli değildi.
1980 yılından sonra
ise önem kazanmaya başladı. <!-- / message --><!-- / message -->
Şimdi zaman zaman Türklerin Kürtçe konuşması hepimize saçma gibi gelebilir.
Niye Türkler Kürtçe konuşmaya başladılar.
Şimdi bunun tek nedeni güvenlik canlarım.
Osmanlı ele geçirdiği her beyliğin insanını öldürebildiğini öldürüyor.
kalanını da bir yerlere sürüyordu.
Sürgünden bıkan Türkler
(Kürtler sürgün edilmiyordu.)
Kürt olan yerlere yerleşip
Devlet tarfından duyulurda tekrar yerimizden ediliriz diye
kendilerini saklamak için Kürçe konuşmaya başladılar.
Bu uzunca müddet devam ettikçe
Duyan her aşiret aynısını uygulamay başladı.
Bugün Diyarbakırı ele alacak olursak
Orada Dulkadiroğlu Beyliği vardı.
Bu insanlar Kürt gibi görünerek hem Devletin zulmünden
hemde başka yerlere iskan edilmekten kurtuldular.
Ne yazık ki Türk tarihi böyle bir acıyı 1400 lü yıllardan 1700 lü yıllara kadar yaşadı.
Üzülmek elde değil.
Ağlasak anlatasak işte Türk biri kendi kimliğini red ediyor.
Başka başka ne yazılar var.
İnsanın okumaya yüreği dayanmıyor.
Türkiye Cumhuriyetinin burada ne suçu var diyeceksiniz.
Tek suçu olan biteni doğru anlatmıyor.
Osmanlının her yaptığı doğru diye anlatıyor.
İşte Karayılanda bile yaşadığımız acının gerçek sebebi.
Üzdüğüm için beni bağışlayın.
Burada anlatılanların bir kısmı yanlış, Kara yılan aslında Maraş lı dır ve haspel kader bu işlere bulaşmıştır, gerçekte eşkiyadır.
Bir solcudan başka nasıl bir yorum beklenir ki. Saçma bir iddadan başka. Bütün Antep Karayılan kimdir bilir. ne yapmış onuda bilir. Duymuş bir Ermeninin ağzından onu söyler. yazık ki ne yazıkmüslüm akpek;217626 wrote:Burada anlatılanların bir kısmı yanlış, Kara yılan aslında Maraş lı dır ve haspel kader bu işlere bulaşmıştır, gerçekte eşkiyadır.
Osman bayramın mübarek olsun.
Karayılan Pazarcıklı deniyor zaten
Pazarcık Maraş demek.
Müslüm Abinin tahsili zayıf olduğundan pek bilmiyor.
Sen Karayılan hakkındaki yazını geri al sonra bayrama bakarız abi.
O tarihte Ermeniler Fransanı yanında Antebe savaşa gelirler.
Unutmayın
bugünde Suriyede bayağı ciddi ermeni nüfusu var.
Resmen Karayılan hakkındaki yazı Ermeni yalanı.
Çünkü Haleptekiler
Antebe yerleşmek için Fransızların yanında gelirler.
Sen de bu tuzağa düşmüşsün.
Kimden duydun abi karayılan hakkındaki görüşü
o kişiyi bilmek isterdim.
biz aslen pazarcıklıyız,atmalı aşiretindeniz ve bizbizi bildik bileli karayılanın atmalı aşiretinden olduğu söylenir.atmalı aşireti kürtçe konuşur ama türkmen dir.bende aşiretin oğuz han a dayanan seceresi var.oğuz hanın çocuklarından yıldızhanın soyundan gelen beğdili aşiretinden dir soyumuz.bazıları bunu saptırmaya çalışıyo ama benim sayın mehmet demiratmalı ve araştırmacı yazar mahmut rişvanoğlu ile birebir görüşmelerim oldu her ikiside rişvan aşiretinin ve dolayısıyla atmalı aşiretinin türkmen olduğunu söylediler.bendeki secerede zaten oğuz han a dayanıyo.
Vay be, bunca yaygara koparan adamin bu ettigi laf nasil da celbolmamis?! Megerse bizimle ayni dili konusurmus da..... Ama hep deriz, 'biz hakli degil, ancak hakki soyleyeniz.'müslüm akpek;217626 wrote:Burada anlatılanların bir kısmı yanlış, Kara yılan aslında Maraş lı dır ve haspel kader bu işlere bulaşmıştır, gerçekte eşkiyadır.
Atmalı aşiteti orta asyadan gelen antep,maraş,adıyaman ve çevreye yerleşen RÜŞVANOGLU aşiretinin bir koludur ülkeye KARAYILAN da dahil çok erdemli büyük insan yetiştirmişler çogunluk KÜRT çe konuşur amma Türkmendir Yıllardan beri anlatamadım KÜRT kardeşlerim hepimizden daha fazla TÜRK OGLU TÜRK tür Ortaasya topluluklarından yani TURANİ kavimlerdendir tıpkı mogollar gibi,ahıskalılar gibi KURMAÇ diye geçer Divanı Lügati Türk ve ziya gökalp araştırması ile KÜRÜTT diye adlandırılmış ifade olarak Daglık bölgede yaşayan Sert mizaçlı insan demektir.
Gelelim Rüşvanoglu aşiretine antepte ki en önemli şahsiyetlerden biri olan Allah rahmet etsin ANAP genel sekreteri ve devlet bakanlıgı yapmış olan MUSTAFA TAŞAR bu aşirettendir yine MHP eski genel başkan yardımcısı 1960 ihtilalinin kudretli albaylarından menderesin asılması konusu ve diger sebeplerle Madanoglu ekibi ile ters düşen DÜNDAR TAŞER de bu aşiretin önde gelenidir
Lütfen hepimiz bir aileyiz bunlar boş şeyler hepimiz ademden a.s
oda topraktan degilmi
Selamlar
Size gerçek bir hikaye beyler...
Erciyes Ün.Mak.Müh.Fak.' de okurken İnkılap hocamız bana Kurtuluş harbini yaşamış kişilerin direkt ağzından dinleyin tarihi deyince 1990 lı yıllarda o yılları yaşamış ninem (anneannem-Fındık Kırlangıç Allah rahmet eylesin 2005 yılında 100 yaşlarında öldü) ile görüşmeye karar verdim ve ilk Nizip e geldiğimde görüştüm kendisi ile bana anlattığı şu idi.
Memlekette Fransız askerleri vardı ve o zaman Nizip'te 3 millet vardı.Yahudiler, Türkeler ve Ermeniler...Barış içerisindeydik ve kimsenin kimse ile sorunu yoktu.(Hatta dedem Hüseyin Kırlangıç'ın taşçılık mesleğini Ermeni bir usatanın yanında çalışarak edindiğini de ekledi.)Bir gün göğsünde çapraz fişeklerle donanmış ve iri yapılı bir adam gelmiş "Memleket işgal altında ve harp gerek" demiş.Bu kişinin adı KARAYILAN demişti ninem.Ve babası da, o gün harmanını indirmiş hayada (avluya) ve Nizip'in tahtani mahallesinde yapılan bu çağrıdan sonra yan komşusunu eve alıp gelmiş babası.Rahmetli babası "Komşu çocuklarım ve harman burda sana emanetler" deyip çıkmış babası.Ve o ninemin babasını son görüşü olmuş.İşte böyle "Karayılan ve diğer şehit gaziler ait kısa bir hikaye.2. ağızdan ...Tarihimizi anladıkça gerçek kimliğimize döneceğimize inananlardanım.
Karayılan Hikayesi (Antep Destanı)
Yıl 1918-1919
Ve
Karayılan Hikâyesi
Ateşi ve ihaneti gördük
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.
İstanbul 918 Teşrinlerinde,
İzmir 919 Mayısında
ve Manisa, Menemen, Aydın, Akhisar;
Mayıs ortalarından
Haziran ortalarına kadar
yani tütün kırma mevsimi,
yani, arpalar biçilip
buğdaya başlanırken
yuvarlandılar.
Adana,
Antep,
Urfa,
Maraş:
düşmüş dövüşüyordu...
Ateşi ve ihaneti gördük,
Ve kanlı bankerler pazarında
Memleketi Alman’a satanlar,
Yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından
karanlığa karışarak basıp gittiler.
Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,
dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,
iki kat soyulmamak için.
Ateşi ve ihaneti gördük,
Murat nehri, Canik dağları ve Fırat,
Yeşilırmak, Kızılırmak,
Gültepe, Tilbeşar ovası,
gördü uzun dişli İngiliz’i.
Ve Aksu’yla Köpsu,
Karagöl’le Söğüt gölü
ve gümüş basamaklı türbesinde yatan
büyük, aşık ölü,
şapkası horoz tüylü İtalyan’ı gördü.
Ve Çukurova,
kıyasıya düzlük,
uçurumlar, yamaçlar, dağlar kıyasıya
ve Seyhan ve Ceyhan
ve kara gözlü Yürük kızı,
gördü mavi üniformalı Fransız’ı.
Ve devam ettik ateşi ve ihaneti görmekte.
Eşraf ve ayan ve mütehayyizanın çoğu
ve ağalar:
Bağdasar ağadan
Kellesi Büyük Mehmet Ağaya kadar,
düşmanla birlik oldular.
Ve inekleri, koyunları, keçileri sürüp, götürüp,
gelinlerin ırzına geçip,
çocukları öldürüp
ve istiklali yakıp yıktıkça düşman,
dağa çıktı mavzerini, nacağını, çiftesini kapan
ve çığ gibi çoğaldı çeteler
ve köylülerden paşalar görüldü,
kara donlu köylülerden.
Ve bizim tarafa geçenler oldu
Tunuslu ve Hindli kölelerden.
Ve Türkistanlı Hacı Ahmet,
Kısık gözleri,
seyrek sakalı,
hafif makineli tüfeğiyle
dağlarda bir başına dolaştı.
Ve sabahleyin ve öğle sıcağında ve akşam üstü
Ve ayışığında ve yıldız alacasında geceleyin,
ne zaman sıkışsa bizimkiler,
peyda oluverdi, yerden biter gibi o
ve ateş etti
ve düşmanı dağıttı
ve kayboldu dağlarda yine.
Ateşi ve ihaneti gördük,
Dayandık,
dayandık her yanda,
dayandık İzmir’de Aydın’da,
Adana’da dayandık,
dayandık Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te.
Antep’liler silahşor olur,
uçan turnayı gözünden
kaçan tavşanı art ayağından vururlar
ve Arap kısrağının üstünde
taze yeşil selvi gibi ince uzun dururlar.
Antep sıcak,
Antep çetin yerdir.
Antep’liler silahşor olur,
Antep’liler yiğit kişilerdir.
Karayılan
Karayılan olmazdan önce
Antep köylüklerinde ırgattı,
Belki rahatsızdı, belki rahattı,
bunu düşünmeye vakit bırakmıyordular,
yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi
ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar.
Yiğitlik atla, silahla olur,
Onun atı, silahı, toprağı yoktu.
Boynu yine böyle çöp gibi ince
Ve böyle kocaman kafalıydı
Karayılan
Karayılan olmazdan önce.
Düşman Antep’e girince
Antepliler onu
Korkusunu saklayan
Bir fıstık ağacından
alıp indirdiler.
Altına bir at çekip
eline bir mavzer
verdiler.
Antep çetin yerdir.
Kırmızı kayalarda
Yeşil kertenkeleler.
Sıcak bulutlar dolaşır havada
İleri geri.
Düşman tutmuştu tepeleri,
düşmanın topu vardı.
Antepliler düz ovada
Sıkışmışlardı
Düşman şarapnel döküyordu,
toprağı kökünden söküyordu.
Düşman tutmuştu tepeleri.
Akan: Antep’in kanıydı.
Düz ovada bir gül fidanıydı
Karayılan’ın
Karayılan olmazdan önceki siperi..
Bu fidan öyle küçük,
Korkusu ve kafası öyle büyüktü ki onun,
namluya tek fişek sürmeden
yatıyordu yüzükoyun.
Antep sıcak,
Antep çetin yerdir.
Antep’liler silahşor olur.
Antepliler yiğit kişilerdir.
Fakat düşmanın topu vardı.
Ve ne çare, kader
düz ovayı Antepliler
düşmana bırakacaklardı.
“Karayılan” olmazdan önce
umrunda değildi Karayılan’ın
kıyamete dek düşmana verseler Antep’i
Çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar.
Yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi,
korkaktı da bir tarla sıçanı kadar.
Siperi bir gül fidanıydı onun,
gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzü koyun
ak bir taşın ardından
kara bir yılan
çıkardı kafasını.
Derisi ışıl ışıl,
gözleri ateşten al,
dili çataldı.
Birden bir kurşun gelip
kafasını aldı.
Hayvan devrildi kaldı.
Karayılan
Karayılan olmazdan önce
kara yılanın encamını görünce
haykırdı avaz avaz
ömrünün ilk düşüncesini:
“İbret al deli gönlüm,
demir sandıkta saklansan bulur seni,
ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.”
Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
Bir tarla sıçanı kadar korkak olan,
fırlayıp atlayınca ileri
bir dehşet aldı Anteplileri,
seğirttiler peşince,
Düşmanı tepelerde yediler.
Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
Bir tarla sıçanı kadar korkak olana:
KARAYILAN dediler.
“Karayılan der ki: Harbe oturak,
Kilis yollarından kelle getirek,
nerde düşman varsa orda bitirek,
vurun ha yiğitler namus günüdür...”
Ve biz bunu böylece duyduk
ve çetesinin başında yıllarca namı yürüyen
Karayılan’ı
ve Anteplileri
ve Antep’i
aynen duyup işittiğimiz gibi
destanımızın birinci babına koyduk.
.
Nazım Hikmet
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.