en güzel 20 siir secilmiş:)
Herşey Sende Gizli Can yücel
Anlatamıyorum Orhan Veli Kanık
Ben Sana Mecburum Attila İlhan
Beklenen Necip Fazıl Kısakürek
Bir Gün Anlarsın Ümit Yaşar Oğuzcan
Seviyorum Seni Nazım Hikmet Ran
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var Ataol Behramoğlu
Sessiz Gemi Yahya Kemal Beyatlı
Otuz Beş Yaş Cahit Sıtkı Tarancı
Aşk İki Kişiliktir Ataol Behramoğlu
Hasretinden Prangalar Eskittim Ahmed Arif
Ayrılık Sevdaya Dahil Attila İlhan
Mona Roza Sezai Karakoç
Eğer Can Yücel
Anlayamadılar Nazım Hikmet Ran
Değişik Değişik
Dudak Payı Sunay Akın
Beni Unutma Ümit Yaşar Oğuzcan
Sevdan Beni Ahmed Arif
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Cezmi Ersöz
Genç Muhabbet
#165125
#165487
#165871
#166122
#166125
#166128
#166130
#166131
#166141
#166741
#167468
FETİH MARŞI (135789 Hit)
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan....
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
ARİF NİHAT ASYA
#168174
#168854
#168856
#168857
#168858
#168884
#168988
#168991
#168993
#169010
#169012
#169029
#169038
#169112
ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...
SUCLAMA BENİ
Suçlama beni
böyle bırakıp
gidiyorum diye
bağrımı yakan
bir yaradır
bu ayrılık şimdi
Bil ki kanımdadır
sevişmelerin yangını
öylece girerken
gecenin bağrına
taşıyorum sımsıcak gülümşeyişini
Yaşanan günler
hayatı oyarak
gedikler açıyor
durulur mu artık
durgun sularda
bekleyerek seheri
Talan ediliyor
bahar ve aşk
öyle bir soyun ki
duracak gibi değil
vurmazsak eğer
kendimizi yola
Yaşamak zorunlu
kurtarılırsa eğer
bahar ve aşk
ve şimdi hayat
acı yeşil
bir kader renginde
Hayatın ve sevincin
kaderinin altettiği yer
kavganın ortasıdır
ki umudun çiçeklenişi
aşkın
yengisidir bu
Söylenecek bütün sözler
sevincin ve sevdanın
savunulmasına dairdir
ve şimdi onlar
yaralarını saracak
birilerini beklemektedirler
Ey anısıyla
kalbimi yakan
kederlenme hemen
ve suçlama beni
böyle bırakıp
gidiyorum diye
AHMET TELLİ
GÜL
Bugün ben şâhımı gördüm, çeşmi cemâli güldür gül
Gül olanın aslı güldür peygamberin nesli gül
Kurusu gül, yaşı güldür, toprağı gül, taşı güldür
Girdim şahın bahçesine, cümlesi aşı güldür gül
Asmasında gül dalları, kovanında gül balları
Ağacında gül hâlleri, servi pınarı güldür gül
Arkı akar çarkı döner, gülden değirmeni döver
Yine gülden gül öğütür, bendi ırmağı güldür gül
Gülden terâzi yaparlar, gül ile gülü tartarlar
Gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül
Açıl gel ey gonca gülüm, ağlatma şeydâ bülbülün
Bu inleyen garib dilin, âh-u efgânı güldür gül
Gel hâ gel ha gül Nesîmi, geldi yine gül mevsimi
Bu feryad bülbül sesimi, sesi feryâdı güldür gül
HATRINA DÜŞECEĞİM (126106 Hit)
Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!
Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!
Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir Şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!
Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!
Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!
NECİP FAZIL KISAKÜREK
dilrubacım çok hosmus siir gercekten :) tesekkürler
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
YAHYA KEMAL
ÜSTAD ÖLÜMÜ NASIL ANLATMIŞ AMAA
ARAMIZDAKİ FARK
Sen dünden gelirsin, ben yarından gelirim
Doğmadık bebekler diyarından gelirim.
Sen müebbet inkârda kılmışsın kararı
Ben Kalubelâ’nın ikrarından gelirim.
Abdurrahim Karakoç
:) öledir üstad'ın bütün şiirleri hoştur hem de çok hoştur...secretgarden;166125 wrote:dilrubacım çok hosmus siir gercekten :) tesekkürler
gercekten öyle tekrardan tesekkürler canım paylasım için:)
Sabır
Sabrın sonu selâmet,
Sabır hayra alâmet.
Belâ sana kahretsin;
Sen belâya selâm et!
Felâh mı, onda felâh,
Silâh mı, onda silâh.
Sen de kim oluyorsun?
Asıl sabreden Allah.
Sabır, incecik sırat;
Murat içinde murat.
Sabır Hakka tevekkül.
Sabır hakka itimat.
Sabırla pişer koruk,
Yerle bir olur doruk.
Sabır, sabır ve sabır,
İşte Kur`anda buyruk!
Bir sır ki âşikâre,
Avcı yenik şikâre.
Yalnız, yalnız sabırda
Çaresizliğe çare...
Necip Fazıl Kısakürek
Ne diyor şair...
seni terketmenin bile başkaydı tadı...baksana bu ayrılık ikimize de çok yakıştı..
...benim ışık ışık bakışlarımın altında
kimsenin taşımaya yanaşmadığı acılarım... yastığıma süzülen yaşlarım vardı...
bilemedin...
şimdilerde gözlerinin rengi var kalemimde..
ama tadı tuzu yok satırların..hani şu beğenmediğin hallerimin hepsi üstümde..
ve başka sevgiler de var avuçlarımda..senin yerini almaya çalışan..
ama hayatın en haylaz terine tutuşturduğum anıların hatrına...bırakmadım tuzunu...
ne büyük bir anı var yüreğimde..seninkinden uzun yüce ve değerli...
bütün şiirler sana çıkıyor ve karalamıyorum kitapları..
sana verdiğim sözler hepten aklımda....
şimdi dostların ve aşkların var belki de benim yaptıklarımın yerinde..
büğüler yapan...ya da kokular gönderenler...
dilerim özlemezsin benim kadar... ve hiç sızlamaz yüreciğin..
bir farkım vardı sade... benim ışık ışık bakışlarımın altında
kimsenin taşımaya yanaşmadığı acılarım... ve yastığıma süzülen yaşlarım vardı...
...bilemedin....
tıpkı şairin dediği gibi: seni terk etmenin bile başkaydı tadı...
...seni terk etmenin bile başkaydı tadı... baksana bu ayrılık ikimize de çok yakıştı...
zeka; duyguları yönetenmiş... ve akıl da tek başına yetmiyormuş aşka
bana elma şekerim dediği günden beri freni tutmuyor yaşamımın..
tümden gelen bir matematik..ya da fiziğin kimyası...
bilmiyorum tutacak birimiz elinden yaşamanın....
alıntıdır...
Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
Sarılan olur da saran olmaz mı?
Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam;
Geçip de aynaya,soran olmaz mı?
Bir parçacığım ben,bütüne hasret;
Zaman döne dursun,o güne hasret;
Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
Ebediyet boyu bir an... Olmaz mı?
NECİP FAZIL KISAKÜREK
ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP
Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam,boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!
Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.
Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
Buradan insan mı çıkar,tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı,asıldı
Kaydını düştüler,mühür basıldı.
Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
Çatık kaş...Hükumet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem...
Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!
Insanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik,mintanlarla et.
Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!
Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim,senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan
Karıştır çayını zaman erisin
Kopuk kopuk,duman duman erisin!
Peykeler,duvara mihli peykeler
Duvarda,başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler...
Duvar,katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin
Sukut...Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep,ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?
Ses demir,su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden,kader bu,emir...
Garip pencerecik,küçük daracık;
Dünyaya kapalı,Allah'a açık
Dua,dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış
Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
İplik ki incecik,örer boşluğu
Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş
Karanlığında nur,yeniden doğuş....
Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!
Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed'im,sevinin ,başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir
NECİP FAZIL KISAKÜREK
ANNEME MEKTUP
Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.
NECİP FAZIL KISAKÜREK
KARACAAHMET
Deryada sonsuzluğu zikretmeye ne zahmet!
Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet!
Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;
Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde?
Mezar, mezar, zıtların kenetlendiği nokta;
Mezar, mezar, varlığa yol veren geçit, yokta...
Onda sırların sırrı: Bulmak için kaybetmek.
Parmakların saydığı ne varsa hep tüketmek.
Varmak o iklime ki, uğramaz ihtiyarlık;
Ebedi gençliğin taht kurduğu yer, mezarlık.
Ebedi gençlik ölüm, desem kimse inanmaz;
Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.
Karacaahmet bana neler söylüyor, neler!
Diyor ki, viran olmaz tek bucak, viraneler,
Zaman deli gömleği, onu yırtan da ölüm;
Ölümde yekpare an, ne kesiklik, ne bölüm...
Hep olmadan hiç olmaz, hiçin ötesinde hep;
Bu mu dersin, taşlarda donmuş sukuta sebep?
Kavuklu, başörtülü, fesli, başacık taşlar;
Taşlara yaslanmış da küflü kemikten başlar,
Kum dolu gözleriyle süzüyor insanları;
Süzüyor, sahi diye toprağa basanları.
Onlar ki, her nefeste habersiz öldüğünden,
Gülüp oynamaktalar, gelir gibi düğünden.
Onlar ki, sıfırlarda rakamları bulmuşlar,
Fikirden kurtularak, ölümden kurtulmuşlar.
Söyle Karacaahmet, bu ne acıklı talih!
Taşlarına kapanmış, ağlıyor koca tarih!
NECİP FAZIL KISAKÜREK
AÇIK DİLEKÇE
Görmediğim bir bambaşka durum var
Sizin şehrin kızlarında savcı bey.
Yaklaşanı tâ yürekten vururlar
Kan kokuyor gözlerinde savcı bey.
Gayeleri gönül kırmak dal gibi
Bakışları çifte faul bal gibi
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
Gurur dolu pozlarında savcı bey.
Kaş yaparken, göz çıkarır elleri
Çok silâhtan tesirlidir dilleri
Hayret ettim, bir tuhaf ki hâlleri,
Poyraz eser yüzlerinde savcı bey! .
Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
Kebap oldum közlerinde savcı bey! .
Bölüştüler gönlüm ile aklımı
Davacıyım, ara benim hakkımı...
Bir yol göster, haksız mıyım, haklı mı?
Yorulmayım izlerinde savcı bey.
AHİRET
Gardaş mezarımı yol üstüne kazsınlar
Sevdigimi baş ucumu yazsınlar
Gardaş gelen gecen yolcular
Baş ucumda ağlasınlar
Uğruna öldügüm gelmesin yanıma
Bırakmayın ağlasın doymasın yaşına
Ben kavuşmadım oda kavuşmasın yarına
Gülmesin kader onunda bahtına
O hiç bekledimi kimsenin yolunu
Oturup ağladımı büktümü boynunu
Oda yaşadımı kaderin oyununda
Bırakmayın gardaş ağlamasın mezar taşımda
Değmesin elleri mezarımın taşına
Gözünden yaş düşmesin üstümdeki toprağa
Bir dua düşmesin dilinden bana
Ben yanarken oda yansın bu dünyada
Gardaş o demedimi bana unuttum seni
Seviyorum başkasını sevmiyorum seni
Acıyormu gardaş bana
Bırakmasana mezarıma
Ben giderim gözüm yaşı arkada
Sorma gardaşım sebebim sevda
Bu hayatta yaşantım olmuştu hata
Sen yinede onu bırakma gelmesin mezarıma
Tabutumu karşısından gecir
Sorursa o kim diye geçiştir
El vurmaya kalkarsa tabutuma
Söylersin o tabut ateş unutma gardaş
Söyle gardaş ismimi ağzına almasın
Neden öldü diye kimseye sormasın
Gösterde tabutumu ibret alsın
Birdaha benim gibi kimseyi yakmasın
Gardaş dedim ona gidem tutmadı dizlerim
Dedim sesini duyam duymadı kulaklarım
Dedim iki laf söyleyem açılmadı ağzım
Her şey bitmişken ben nasıl yaşardım gardaş
Degermi deme bana bi kız için
Onun için değer O her şeye değer
O benim kalbime değdi gardaş
Canıma değmiş cokmu…
Gardaş sen bakma benim sözüme
Kırma onu sakın üzme
Bir cirkin laf söyleme
Ben onun için öldüm unutma
Hani ağlatma dedimya
Ölü de olsam dayanamam ağlamasına
Öldüğüme pişman olurum diye dedim
Dokunmasın o mezarımın taşına
Gardaş kimse ona laf söylemesin
Bilirsin dayanamam ben ona
Sacının teli kopsa
Kemiklerim sızlar mezarımda
Ben ol gardaş koru kolla onu
Saftır bilmez ne yanlış ne doğru
Sakın kırma gardaş üzme onu
Aman gardaş aman bırakma tek hayata onu
Mezarıma getirme ağlamasına izin verme
Bırak mutlu olsun ben burada iyiyim
Zaten onun yolunu gözlerim
Gardaş bu yaz gelsin tez gelsin….
Söyle ona unutmasın
Dünyada beklettigi gibi buradada bekletmesin
Söyle gardaş söyle ona tez gelsinnnnnnnnnn…
Gittin...
Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım...
Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...
Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...
Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım.
Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...
Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...
Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım...
Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...
Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...
Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...
Mehmet Coskundeniz
Bir hayatın tozlu sayfaları içimi acıtan.
Ceplerimde kırık gece masalları duruyor,
Öksüzlüğümü avutuyor sonbahar.
Ne yana baksam sen oluyorum,
Parmaklarımı kanatıyor kirli duvarlar.
Kuşlar yuvalarından terk ediyor beni,
Bir sarsıntı geçiriyor yüreğim,sen şiddetinde...
Ellerime kar diye yokluğun yağıyor,
Aşk sorgusunda yüreğim can çekişiyor.
Yüzümde sensizliğin izleri,
Ayaklarımın altında bir yığın cam kırığı...
İçimden sökülen her kelime,
tekrar dönüp içime batıyor.
Ve her seferinde sana isabet ediyor.
Bir zindan karanlığı şimdi gecelerim,
Duvarlara sinmiş gözlerinin rengi...
Saatleri infaza çekiyor gelmeyişin,
Yavaş yavaş gidiyor benden hayat;
Damarlarımdan çekiliyor içimdeki sen !
Bense düşüyorum hiçlik ötesi bir hayata,
Kanıyorum sana, sende aşkı buluyorum
Hem de ayrılığa çarpa çarpa...
Suskunlukta sesler daha çok acıtıyormuş,
Bu yüzden senden harf harf kaçışım.
Yalnızlığıma esir düşüyorsun,
Bense kayboluyorum cümlelerinde.
Ve susuyorum sana, avaz avaz susuyorum.
Sende birikiyor içimin tüm sökülenleri
Ben dipsiz bir kuyu oluyorum.
Biriktiriyorum her harfimde seni...
Şimdi yokluğa düşüyor zaman,
Ben bir adımda düşüyorum senden.
Kuytularıma sokulma, bırak bana uçurumlarımı,
Kalemimden azat et beni,
Herkes konuştuğunu yazar, bense sustuklarımı...!!!
KAHRAMAN TAZEOGLU
Arkadaşalr kopyala yapıştır mantığından kurtulalım her kes kendi yazdığı şiirleri eklesin bende o daha güzel olur en azından düşüncelerimizi kullanmış oluruz...
aslında biraz haklısın bu konuda. sangdan soldan seçme şiirler eklemek yerine şiir yazma yetenegi olan arkadaşlar kendi şiir ve duygularını bizimle paylaşsalar bu köşe daha anlamlı olur...cadde27;169010 wrote:Arkadaşalr kopyala yapıştır mantığından kurtulalım her kes kendi yazdığı şiirleri eklesin bende o daha güzel olur en azından düşüncelerimizi kullanmış oluruz...
Haklısınız arkadaşlar ama sevdiğimiz şairlerin şiirlerini de paylaşmak istiyoruz..o zaman kendi yazdıklarımız diye başka bir başlık açmak lazım
ATıYı KARANLIK GÖREREK AZMı BIRAKMAK
Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa,eminim,budur ancak.
Dünyada inanmam,hani görsemde gözümle.
ımanı olan kimse gebermez bu ölüme:
Ey dipdiri meyyit,''ıki el bir baş içindir.''
Davransana...Eller de senin,baş da senindir!
His yok,hareket yok,acı yok...Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun sen bana...Sen böyle de?ildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin,yoksa ümidin mi yüreksiz?
Atiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbabı elinden atarak ye'se yapıştın!
Karşında ziya yoksa,sağından,ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver...Kalma yolundan.
Alemde ziya kalmasa,halk etmelisin halk!
Ey elleri böğründe yatan,şağkın adam,kalk!
Herkes gibi dünyada henüz hakk-i hayatın
Varken,hani herkes gibi azminde sebatin?
Ye's öyle bataktır ki;düşersen boıulursun.
Ümidi sani sımsıkı,seyret ne olursun!
Azmiyle,ümidiyle yağar hep yaşayanlar;
Me'yüs olanın ruhunu,vicdanın başlar
Lanetleme bir ukde-i hatır ki:çözülmez...
En korkulu cani gibi ye'sin yüzü gülmez
Madem ki alçaklığı bir ,ye's ile sirkin;
Madem ki ondan daha melhun daha çirkin
Bir seyyle yoktur sana;ey unsur iman,
Nevmid olarak rahmet-i mev'ud-u Huda'dan,
Hüsrana rıza verme...Çalış...Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile,evladını yakma
bencede illa söyle olsun diye bi kural olmasın dileyen kopyala yapıstır yapsın dileyen kendi siirini yazıp altına adını düssün herkes nasıl mutlu olucaksa yani:)cadde27;169010 wrote:Arkadaşalr kopyala yapıştır mantığından kurtulalım her kes kendi yazdığı şiirleri eklesin bende o daha güzel olur en azından düşüncelerimizi kullanmış oluruz...
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.