Yalnız Kalbim Bir BaşınaYine kendimle baş başayım
Yüreğim yaralı içim kırık
İnce bir sızı hissediyorum
Ta ciğerlerimin içinde
İçim kabarıyor, dışarı fırlamak istiyor
Yanardağın kor alevleri gibi
Yer bulamıyor, çıkacak bir yer
Beni sıkıyor bu sızı eziyor bitiriyor
Ben mi yanlışım? Yoksa hayat mı?
Kalbim acıyor yaralı kalbim
Akıyor kanları gözlerimden süzülüyor
Dönüyor içeri geri, parçalıyor yüreğimi
Ben yalnızım, ben yalnızım, yapayalnız
Yolun ortasından, ortasından yürüyorum
Çevremdeki kalabalıktan habersiz
Ben kalabalıktan, kalabalık benden habersiz
Derdimi dökmek istiyorum kâğıda
Kâğıt isyan ediyor, kalem ise inat
Yazmıyorum hiçbir şey kalemim kırık
İçimdeki yanardağa, kor aleve inat
Düğümleniyor boğaza kocaman bir yumruk
Haykırmak istiyorum kısılmış sesim çıkmıyor
Ağlamak istiyorum gözlerim kurumuş
Nefesim kesilmiş, bir türlü ölemiyorum
Nereye kadar gider bunun sonu?
Bilmem ki sevinç mi olur hüzün mü?
Yaralarım kabuk mu bağlar, yoksa kanar mı?
Her zamanki gibi yine bana hasret, hüzün mü?
22/03/2004
Yaşama SevinciHalimi kime şikâyet edeyim
Gönül bahçem viran olmuş
Kalpler kırdım, kırıldı kalbim
Hakikat kimde bilmez dilim
Yokuşlar büyür gider gözlerimde
Ufuklar umutsuz, çaresizlik içimde
Yüreğimdeki ateşler erir gönlümde
Küllerim de ağlar toz bulutları içinde
Ağlamaklı bakışlarla yüreğimi kucaklar
Yaşama sevincim uzaktan bana el sallar
Kalbim çaresiz ve umutsuz seni sayıklar
Acıtır yüreğimdeki alnımdaki derin çizikler
Ah dünya zalim dünya çek ellerini üzerimden
Alacağın bir şey kalmadı cansız bedenimden
Kalleşlikler de vurmuyor artık şerbetliyim ben
Artık nereden vurursan vur acı bir hayalim ben
27.10.2006
Yıkıldım YalanlardanDünyada her şey yalan
Sen bile Yalansın
Hayalin geliyor gözlerime
Ama biliyorum,hayalin bile yalan
Gözyaşların sahte
Hıçkırıklar hep yalan
Bakışındaki hüzün
Saçlarındaki beyaz yalan
Sen hep yalansın hep yalan oldun
Ne gerçek dersen
Gerçek olan tek şey
Her şeyin yalan olduğu
25/09/2003
sensizlik ZOR!!!
Dayanmak zor yalnızlığına akşamların
Unutmak mümkün değil seni bir şarkı gibi
Ağır ağır ilerleyen bu zaman içinde
Her an bir sarhoşluktur sensizliğin verdiği
Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın..
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
Beni çağırdığını bir defa duyabilsem
Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum
Sen yoksun ya Yoksun ye güneş doğmuyor Her şarkıda hüzün var Şiirler bile dost değil Her mısrada yüzün var Yastığımda hala kokun var Her tarafta yüzün var Sen yoksun ye sanki yarim kalmışım Sen yoksun ye çıldırmış bunalmışım Sen yoksun ye hep Bu şarkiyi çalmışım Sen neredesin...? ? ? Ne hayallerimiz vardı Yar beni anlayacaktı Kar düştü umutlara Böyle mi olacaktı Korkuyorum yarınımdan Böyle mi olacaktı Sen yoksun ye simdi bomboş sokaklar Sen yoksun ye gözyaşım pişmanlık saklar Sen yoksun ye umurumda mi yasaklar Sen neredesin...? ? ? Yoksun... Yoksun... Beni anlamıyorsun... Yoksun... Yoksun... Niye gelmiyorsun... Fatih KISAPARMAK
azen öyle bir an gelir ki
abartılmış sevdanızın
gerçekle yüzleşmesini yaşarsınız
sizi çok sevdiğini sandığınız ses
geçiştirmek için bir seni seviyorum kondurur
yüreciğinize
en kimsesiz en ilgiye aç halinizde
halbuki içten bir canım
kaç seni seviyorum eder değil mi
yalnız hissedersiniz kendinizi
sığınmaK istersiniz delice
sarılmak ağlamak sonra da gülmek
ışık açıktır ama etraf karanlık gelir
yazdır ama nedense soğuktur
hava durumu bozuktur gönül yaylarında
kar yağar abartılmış sevgilerinize birden
kim seviyor ulan bu dünyada beni gerçekten
diye haykırmak ister yürek değil mi
Annem dersiniz buruk sesinizle
ama yok o da nafile
zaten o sayılmaz ki
işte bazen böle gelir
bazen düzelir ama
kanarsınız yine abartılmış sevgilerinize
kimsesizliğin hikayesidir işte bu
yanlış bir yerdeyim dedirtten hikaye
herkes bilir herkes yaşar bu hikayeyi
tıpkı benim şu an yaşadığım gibi
insanoğlu olmaktan gelir
bu hikaye
en az abartılmış sevgileriniz kadar
abartılmıştır
biraz eksik çoğu fazla !
KALDIRIMLAR I
Sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında,
Yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık.
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn-cin uykuda bir tek iki yoldaş uyanık.
Biri benim bir de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor,
Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler,
Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor.
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş insanların annesi,
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir insandır.
Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta.
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum...
Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.
Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler...
Tak tak ayaksesimi aç köpekler işitsin.
Yolumun zafer takı gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim!
Gündüzler size kalsın verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim.
Örtün üstüme örtün serin karanlıkları.
Uzanıverse başım taşlara boydan boya,
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya.
Ölse kaldırımların bu kara sevdalı eşi.
N.FAZIL KISAKÜREK
YUNUS EMRE'YE
Kaç mevsim bekleyim daha kapında,
Ayağımda zincir, boynumda kement?
Beni de, piştiğin bela kabında,
Kaynata kaynata buhara kalbet.
Bekletme Yunus'um, bozuldu bağlar,
Düşüyor yapraklar, geçiyor çağlar;
Veriyor, ayrılık dolu semalar,
İçime bayıltan, acı bir lezzet.
Rüzgara bir koku ver ki, hırkandan;
Geleyim, izine doğru arkandan;
Bırakmam, tutmuşum artık yakandan,
Medet ey şairim, Yunus'um medet
N.FAZIL KISAKÜREK
Sen ve Ben / Uğur Arslanherkes dört gözle tatili beklerdibense okulların açılmasınıçünkü seni görmek vardı koridorlardave bana güleceğin günü beklemek.ben okul bahçesindeki ağaca, başharflerimizisen gönlüme sevdanın adını yazmıştınben sırama isimlerimizisen kalbime ilk aşkı yazmıştın.senden sonra sana yazdığım şiirlerdenhaberin bile yokve yağmur yüzüme vuruyorve soğuk.okuldan sonraher dolma kalem, her lacivert kravather beyaz gömlek ve yakalıkve her 12 aralıksen gelirsin aklımaçocukluk işte, belki de ilk Aşkbelki de ilk delilik.seversin demiştin ya hani bundan sonra dainan ki o kadar kimseyi sevemedimve o iki kelimeyi senden sonra kimseyeama kimseye söyleyemedim.belki hiç olmadın benim içinbelki de azdınama olsunben hep sana şiirler yazdım.ceketimi ve kravatımı saklıyorum halabirinin üzerinde tebeşirbirinin üzerinde ayran lekesive Seni Seviyorum Halaelmayı da, havayı da, suyu dave bilmeni istemiyorum halasana şiirler yazdığımıve bilmeni istemiyorum bütün bunlarıçünkü herşey böyleyken güzelen dokunulmamış, en yaşanmamışve en tadılmamış haliyle.bir sahilde elele dolaşılmamışve bir kafede çay içilmemiş haliyleherşeyböyleyken güzel belki deama sen gönlüme sevdanın adını yazmıştınben aşkına tutulmuş bir deli candımsen gönlüme sevdanın adını yazdınben aşkına tutulmuş seni ararım.Seni Seviyorum...
YORĞUNUM
baharda açan çiçek misali.tomucuktum ğül oldum.sonbahar gelince sarardım soldum.
doğdum büyüdüm şimdi ölüme doğru yavaş yavaş yol almış ğidiyorum.
eskisi ğibi ğülmüyor gözlerim eskisi ğibi tutmuyor dizlerim.biri yardım etsin diye hep beklerim.
yanlızım dostlarım yanlızım şimdi.yolum yokuş oldu teklerim şimdi.
yüzümdeki çizğiler saçıma düşen aklar sanki bana ölümü müjdelercesine haykırıyorlar.
bir yanımda kederler hasret acısı bir yanımda babamın zehir zıkkım tütn ciğarası.yanlızlık kahrediyor beni
kalbim artık eskisi ğibi atmıyor.gönlüm artık eskisi ğibi sevmiyor.
ağlasamda sızlasamda artık elden bişey gelmiyor.ne yapayım dostlarım yorğunum artık.
Beklerim bıkmadan hazan olsa daAğarmış bembeyaz saçlarınla gel...gönül yaprak döktü bağ bozumunda,Güllerin solsa da dikenlerle gel...Ne çıkar gülmeyi unutsa yüzün,Dünyayı kavuran ahlarınla gel...Aşinası olduk biz artık hüznünDerdinle, gamınla, feryadınla gel...Benim ahuzarım mecnun da da yok,Sinemi dağlayan gözlerinle gel...Dilin iğne olsun,kirpiklerin ok,Beni benden alan efsununla gel...Gel eğer kaldıysa zerre vefadan,Bütün çileleri çekip arkandan,Mustarip olsa da gönül kahrından,O saf,o tertemiz edalarla gel...Eğer duruyorsa gönlün yerindeSevgin yüreğimin en derininde...Beni büyüleyen o gözlerinle,Kalbine, sevdamı işleyerek gel...Bu daveti kaçırırsan ömrümdeUlaşır haber günün birindeAsude günleri derle gönlündeKalbine gömdüğün hüzünlerle gel...Belki bulmuşsundur sen seni sendeBahçeden vefalı gllerden der deRahatça uyusun dersen kabrindeMevlaya sunulan dualarla gel...
= Karşılıksız Aşk=
Ilk ğörüşte Aşk Varmıdır Derler Vardır Be Dostum
Hani ğöz ğöze Gelir Ya Insan.hiç Bişey Anlamadan
Kalbine ılık ılık Bişey Aktığını Hisseder Bir Hoç Olur Insan
Beyin Farklı Düşünür Kalp Farklı Atar ğöz Farklı Bakar Işte öyle Bişey.
Aşktan Kaçmak Insanın Elinden Gelmiyorbilmiyor Ne Zaman Geleceğini
şimdi Kalbim Farklı çarpıyor Beynim Ferklı Düşünüyor Gözüm Farklı Bakıyor
Ama Elden Hiç Bişey Gelmiyor.kaçamıyorum Bu Illetten
Bir Türlü Bırakmıyor Yakamı Unutmak Istesemde Unutamıyorum.
Korkuyorum Aşktan Korkuyorum Sevmekten Uzanan Ellerim Boş Kalır Diye
Korkuyorum Acı çekmekten Isyan Etmekten Zararvermekten Korkuyorum
Acılarımı Yeniden Tazelemekten Incinmekten Korkuyorum
Ve ğidiyorum Apansız Karanlığın Sonsuz Yolculuğuna Doğru
Acılarım Kederlerim ğöz Yaşlarım Dost Oldular Yanlızlığıma
ğöz Yaşlarımı Yağmurlar ğizliyor Hıçkırığımı Rüzgarlar.
Karşılıksız Sevmenin Cezasını şimdiğöz Yaşlarımla ödüyorum
Yanlızlığımla Başbaşa Kaldım Isyanım Yüreğimde Kaldı Ama Yanlız Kalmaktan Korkuyorum
Beste=m.telli
DURDUMEn güzel yıldıza adını koyup
Her gece mahzunca izledim durdum
Senden ayrı geçen günleri sayıp
Bıkmadan yolunu gözledim durdum
Sürekli dirildim çok defa ölüp
Bağrıma basarım ecele gülüp
Derdimin yanında ne yapsın Eyüp
Yaram yüreğimde inledim durdum
Geldiğim her defa kovsan da beni
Kızarak başından savsan da beni
Kaşlarını çatarak dövsen de beni
Köleyim kapında bekledim durdum
Gelmedi selamın gittiysem kime
Hasretle bekledim bir tek kelime
Şafağı karanlık sonsuz takvime
Her güne bir çarpı ekledim durdum
osman utkanwww.osmanutkan.com
Yine Yaşanacak
Umutlarım ölmüş,bitmiş olsada
Ruhum meçhullerde yitmiş olsada
Naaşım toprağa gitmiş olsada
Bu şiir ruhunu şad eder her gün
Gözlerim topraktır beden çürümüş
Azap melekleri izimi sürmüş
Korkma!sevdan her yanımı bürümüş
Çıyanlar adını yad eder her gün
Cezam bittiği gün haber alırsın
Yolum sana gelir, sen de bilirsin
Ölümsüz sevdayı bende bulursun
Yas tutan sokaklar tak olur her gün
Cengiz Kılıçparlar
Bitsin seninle aşk mektupları
Seninle başladı, bitsin seninle...
Ve gün be gün, ben seni düşünürüm.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili.
Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi,
Ben hep uzaklara türkü yazarım
Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın
Kalemim adından başka ad yazmaz
Bu kütükte başka bir ad okunmaz
Narına nuruna kurban olduğum
Seven sevdiğinden asla yakınmaz
Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
Terhis olsam gidecek bir yerim yok
Yüreğimden başka silah taşımam
Bütün adresleri iptal ettim
Benim senden özge gerçek yarim yok.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili
Ben rol gereği aşık değilim
Deme bu garibin benimle işi ne...
Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır
Aklanırsa adım, seninle aklanır.
İstersen durmadan adres değiştir,
Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni.
Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i
Anlasam ki sesim sesine değmiştir,
Bütün gemileri yakar gelirim.
Bu bir taahhüttür; sına beni..
En deli rüzgarların önüne sür, bulut-bulut,
Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut.
Son kurşunu kendime sıkar gelirim.
Bir et kemik torbası değilim ben
Bir hasar raporu değil yazdığım
Bir aşk mektubudur ey sevgili,
Kızıl-kıyametten önce...
Ve görmek için bakmaya gerek yok
Her dilde güzeldir senin adın
Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca
Yeter ki görecek göz, göz olsun.
Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok
Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken
Ey benim tabibim, tacidarım
Gündönümüdür ben seni bekliyorum
SEWEBİLME İHTİMALİ
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
yılmaz erdoğan...
Anladım diyemem ki! Suçluyum
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben biterdim
En kötüsü beni koyup gitmendi
O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz
Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.
candy;134268 wrote:SEWEBİLME İHTİMALİSoğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!yılmaz erdoğan...
sene 97 falan. dershane kantinin duvarına yazmışlardı : " ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim" diye. bu ne diye sordum. yılmaz erdoğan adında bir yazar varmış. şiir kitabı çıkarmış. orada yazıyormuş.
gittim buldum o kitabı. okudum bir solukta. sonra bir daha bir daha. o kadar okudum ki, neredeyse ezberledim.
teşekkürler candy. paylaştığın için.