Büyük Kadın Veli Rabiatü'l-Adviyye
Râbia, tahminen Hicri 95 yada 99 yıllarında, ömrünün büyük bir bölümünü geçirdiği Basra`da doğdu. Ailenin üç kızı vardı. Bir tane daha doğunca adını Râbia (dördüncü) koydular. Babası İsmail çok fakir bir adamdı. Doğduğu gece evde ne yağ, ne lamba, ne de yeni doğan çocuğu saracak kundak vardı.
Bu duruma annesi çok üzülüp ağladı. Eşine "Komşumuza gidip, ihtiyaçlarımızdan bazılarını isteyebilir misin?" dedi. Râbia'nın babası, Allah’tan başka kimseden bir şey istememeye söz vermişti. Bununla beraber hanımını üzmemek için komşuya gitti. Kapıya gittiyse de geri gelip; "Kapı açılmadı" deyince eşi ağladı. Kendisi de bu duruma çok üzüldü. Babası, başını dizine dayadı ve öylece uyuya kaldı. Rüyasında Peygamber efendimizi gördü. Peygamber efendimiz, kendisine buyurdu ki: "Hiç üzülme! Bu kızın, öyle bir hanım olacak ki, ümmetimden yetmiş bin kişiye şefâat edecek. Yarın bir kağıda şöyle yaz ve Basra valisi İsa Zâdân'a ver: "Sen her gece Peygamber efendimize 100 salavat-ı şerife, Cuma geceleri de 400 salavat gönderirdin. Bu Cuma gecesi unuttun. Bunun kefareti olarak, bu yazıyı sana getiren kişiye 400 altın ver."
Râbia'nın babası uyandığında, Peygamber efendimizi görmenin şevkiyle ağlıyordu. Hemen kalktı, denileni yaptı ve valinin yanına gitti. Vali mektubu alınca, Resûlullah efendimizin kendisini hatırlamasının şükrü için, binlerce altını fakirlere sadaka verdi. Râbia-i Adviyye'nin babası İsmail Efendiye de mektupta yazılanı ve ona ilave olarak pek çok altını da sadaka verip, bir ihtiyâcı olursa tekrar gelmesini tembih etti. Babası, altınları aldıktan sonra gerekli ihtiyaçlarını temin etti. Böylece bolluğa kavuştular ve kızlarına rahatça bakıp güzel edep ve terbiye ile büyüttüler.
Râbiatü'l-Adviyye biraz büyüdüğünde sırasıyla annesi ve babası vefat etti. Üstelik, Basra'da kıtlık ve fevkalade pahalılık vardı. Râbia'nın ablaları bu sefalet nedeniyle dağıldılar. Kimsesiz kalan Râbia'yı zâlim bir kimse yakaladı ve hizmetçi olarak iş gördürdü. Sonra da köle olarak bir ihtiyara sattı. Râbia, ihtiyarın hizmetçisi olarak, gösterilen zor işleri sabırla yapmaya çalışıyordu. Çok sıkıntılı günler geçirdi. Çok zahmetler çekti, fakat isyan etmedi. Yüce Allah’ın takdirine razı oldu.
Dini İçerikli Konular
#171314
#171315
#182329
#204766
#206131
#210864
#213540
#219317
#219320
Anadoluda son dönemde yaşamış cennet gülleri
Fatih Rabia nın hayatını bende okudum biliyorum ama bu hanımlar çok eski tarihlerde yaşamışlar, erkekler gibi daha yeni tarihlerde yaşamış ermiş kadınlar mutlaka vardır onları araştırdım bulamadım, kadınların sürekli aşağılandığı günümüz müslümanların ortamında böyle hanımlar mutlaka vardır.
selamlar orhan abi bizim için çok değerli insanlar bunlar allah başımızdan eksik etmesin
ayrıca bu konuya değinmen bizi sevindirmiştir saygılar
Abi bu konuda bir bilgiye ulaşabilirseniz bizimle paylaşın,bizimde merakımız geçsin.müslüm akpek;171315 wrote:Fatih Rabia nın hayatını bende okudum biliyorum ama bu hanımlar çok eski tarihlerde yaşamışlar, erkekler gibi daha yeni tarihlerde yaşamış ermiş kadınlar mutlaka vardır onları araştırdım bulamadım, kadınların sürekli aşağılandığı günümüz müslümanların ortamında böyle hanımlar mutlaka vardır.
Şu mubarek ayda bu konuyu canlandıralım bari,sevaptır...
Günahtı sevaptı bunlar boş hesap Her neyi yaparsan Allah için yap Avamın işidir bu hesap kitap Aşıklar kar zarar gütmez kurbanım... :)Huzi;206131 wrote:Şu mubarek ayda bu konuyu canlandıralım bari,sevaptır...
Deterjan Evliyası!
Geçen yerel bir gazetede okumuştum. Hoşuma gittiği için anlatayım. Müslümanın birisi namaz kılmak için büyük şehirlerden birisinde Çarşı Camiine gider. Camide yer kalmadığı için halk dışarı taşmıştır.
Bu kardeşimiz de yer bulamadığı için karşıdaki bakkaldan bir kutu alır. Cuma namazı başlar, bu kardeşimiz namazda secdeye vardığında o kutu, deterjan kutusu olduğu için secdede ağzında ve burnunda müthiş bir yanma olur. Hapşuramadığı için de gözlerinden yaşlar dökülmeye başlar. O kadar çok yaş dökülür ki, secde mahallini ıslatır.
Ayağa kalktığında deterjanın etkisiyle yine gözyaşları devam eder. Selam verdiğinde yanındaki insanlar hayretle ona bakarlar 'ne mubarek insan, gerçekten evliya bu, göz yaşları içinde namaz kıldı' derler. Saygı duymaya başlarlar.
O durumdan kurtulmak için arkasına dönüp bırakıp gitmek ister, fakat cemaat dolu olduğu için gidemez, 10 rekat daha tamamlamak mecburiyetinde kalır. Namaz ve tesbihat bittikten sonra yanındaki ihtiyar zat, edeble ayağa kalkar, etrafındaki insanlar onun elini öpmeye kalkarlar. İhtiyar zat şöyle der; 'kurban olduğum, sen o kadar mubarek insansın ki, ben ise ömrümde bir defa, bir damla gözyaşı dökmedim, ne olur dua ette, bende Allah c.c. için ağlayayım' o kardeşimiz de başını sallar İnşAllah diye.
Herkes etrafında, kimisi ayakkabısını tutar, kimisi tazim ve edeb tutar. Dua isteyen o ihtiyar da mubarek zatın hatırası diye o deterjan kolisini alır bağrına basar. Bi anda deterjanın kokusu adamın gözlerini yaktığı için o da ağlamaya başlar. Etrafındaki insanlar Allah Allah, ne mubarek zat, dua eder etmez ağlamaya başladı derler ve o şekilde adamın ismi evliyaya çıkar, DETERJAN EVLİYASI.
www.antoloji.com'dan alınmıştır.
Mahmut abi bu kadar ciddi bir konuya bu fıkra gittimi sizce :(
Bu kadar düşünceli bir adam evliyadır.
Kimse rahatsız olmasın diye hapşırmayan kişi
başka neleri güzel düşünüyordur.
Şu zamanda evliyalık kolaydır
Namaz
Oruç ve
harama bulaşmamak
evliyalık için yeterli.
Mahmut Abi
Evliya demek
İnsanın gözünün kulağının Allah olması demek.
Kalbine bir danış
sende ekisk bir şey var mı?
Bazan yukardaki yazı yı
ordan burdan yönlendirilmesi istenen biçimde alıp koymuşsun.
O adamın gerçekten evliya olduğunu niye düşünmedin acaba
İnsanları beğenmemek herkese bir kulp takmak ne kadar kolaydır.
Ya Yunus olamak ise ne kadar zordur.
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.