019_Sağlık Konuları

YAZ HASTALIKLARI

fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#70095
Yaz geldi, ishale dikkat! Her yaş grubunda ortaya çıkmasına rağmen, ishaller özellikle yaşlılar ve çocuklar için risk oluşturabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokulu, çocuklarda görülen ishal tehlikesi ile ilgili bilgi verdi. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte özellikle ebeveynleri korkutan problemlerden biri de ishaller oluyor. Her yaş grubunda ortaya çıkmasına rağmen, ishaller özellikle yaşlılar ve çocuklar için risk oluşturabiliyor. Havaların ısınması etken İshalin yaz aylarında görülme oranlarının artmasının ise iki ayrı sebebi bulunuyor. Birinci neden havaların ısınması nedeniyle besinlerin daha kolay bozulması, ikincisi ise artan sıvı ihtiyacı nedeniyle her durumda sıvı alma isteğinin mikrop alma riskini artırması. İshallerin ortaya çıkmasındaki bir başka önemli etken ise hijyen kurallarına uyulmaması. İshale yol açan etkenler arasında, virüsler, bakteriler ve parazitler başta geliyor. Etkene bağlı olarak da tedavi farklılaşıyor. Ancak yaygın olarak görülen ishal nedenleri arasında virüsler ön sırada geliyor. Bakteriler ise besin zehirlenmeleri ve buna bağlı ishallere neden oluyor. Virüslerin neden olduğu sulu dışkılama şeklindeki ishal, bir gün boyunca etki ediyor ve ateş yapmadığı gibi hastayı evine bağlamıyor. Çocukları daha fazla etkiliyor İshaller, çocukları ise daha fazla etkiliyor. Çocuklarda meydana gelen ishallerde sıvı kaybının yüksek olması hastane yatışlarını artırırken, basit bir yaz ishali nedeniyle bir yetişkinin hastaneye yatma ihtimali ise daha düşük oluyor. Çünkü sıvı kayıpları çocukları daha fazla etkiliyor. Çocuklarda yüzde 10 sıvı kaybı bile sıvı dengesini etkileyerek genel durumunun bozulmasına neden olabiliyor. O yüzden sıvı kaybı çocukları önce halsizleştiriyor, sonra hareketsizleştiriyor ve bilinç kaybına kadar gidebilen durumlar olabiliyor. Hayatına mal olabilir Gerekli girişim yapılmazsa ishal çocuğun hayatını tehdit edebiliyor. Geç getirilen çocuklarda sıvı kaybı yerine konmasına karşın kaybedilen elektrolitler nedeniyle bazı bozukluklar kalabiliyor. Dondurma tüketimine dikkat! İshallerin bulaşıcı olduğunun altını önemle çizen Dr. Ayşe Sokullu, özellikle ortak yaşam alanlarında ve tuvaletlerde el temizliği ve hijyen kurallarında hassas olmak gerektiğini vurguluyor. Yazın özellikle ortak yaşam alanlarının kullanımlarının artması, havuzlar, buralardaki tuvaletlerin kullanımı, açıkta satılan yiyeceklerin tüketilmesi gibi etkenlerin hepsi mikrobik durumun yayılmasını kolaylaştırıcı etkenler olarak sıralanıyor. Yazın çok tüketilen bir besin maddesi olan dondurmayı tüketirken de çok dikkatli olmak gerekiyor.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#70096
Çocuklarda ishale dikkat! Sağlık Bakanlığı, aileleri bebek ve çocuklarda ölümlere yol açan ishal hastalığına yaz aylarında daha fazla dikkat etmeleri konusunda uyardı. Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Türkiye’de 0-5 yaş grubu bebek ve çocuk ölümlerinin önemli bir bölümünün, ishal hastalığı nedeniyle gerçekleştiği vurgulanarak, özellikle yaz aylarında ishale bağlı ölümlerde artış gözlendiği belirtildi. Açıklamada, bebek ve çocuklarda günde 3 kereden fazla sulu dışkılamanın ishal olarak kabul edildiği belirtilerek, yalnızca sık dışkılamanın sulu değilse ishal sayılmayacağı, ishalin ana belirtilerinin sulu dışkı ve kusma olduğu kaydedildi. İshalin, bebeklerde en sık görülen hastalıklardan birisi olduğu ifade edilen açıklamada, “İshal, özellikle bebek ve çocuklarda vücuttan önemli ölçüde su, tuz ve mineral kaybına yol açar. İshalin başlıca nedeni; bakteri, virüs ve parazitler tarafından oluşturulan enfeksiyonlardır. Ayrıca beslenme hataları, doğuştan metabolizma hastalıkları, antibiyotik kullanımı gibi sebepler de ishale neden olmaktadır. Yeni doğan ve süt çocuklarında, ishal daha kolay oluşur ve daha ağır bir seyir izler” denildi. BEBEKLERDE İSHAL RİSKİNE KARŞI ANNE SÜTÜ Bebeklerde ishal riskine karşı anne sütünün en önemli korunma faktörü olduğu vurgulanan açıklamada, annelerin bebeklerini doğar doğmaz emzirmeye başlaması, bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi ve 6. aydan sonra uygun ek besinlerle beraber emzirmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesinin bebeklerde ishale bağlı ölümleri en aza indireceği kaydedildi. Açıklamada, bebek ve çocukların bakım ve beslenmesinde kişisel ve ev hijyeninin çok önemli olduğu dile getirilerek, 6. aydan sonra anne sütüne ek olarak ek gıda alan bebekler için kullanılan araç-gereçlerin temiz tutulması, el temizliğine özen gösterilmesi ve bebeklerin besinleri hazırlanırken kaynatılıp soğutulmuş içme suyu kullanılması gerektiği bildirildi. İSHAL NASIL TEDAVİ EDİLİR? İshalin bebek ve çocuklarda aşırı su kaybına yol açtığı belirtilen açıklamada, ailelere yönelik şu uyarılar yer aldı: “Bebeklerinizi mutlaka sık sık emzirin. Şiddetli ishallerde, kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konması amacıyla, Ana Çocuk Sağlığı Merkezlerimizden ücretsiz alabileceğiniz tuz-şeker çözeltisini(ORS) evinizde bir litre suda eriterek bebeğinize içirin. Bu çözelti, normal sudan daha iyi emildiğinden vücudun sıvı ve mineral kaybını telafi etmesi daha etkili olmaktadır. Doktora danışmadan bebeğinize ishal kesici ilaç vermeyin. Çocuklarınıza her zaman verdiğinizden daha çok su verin ve onları kesinlikle aç bırakmayın. Pirinç, patates, ekmek, yağsız et, yoğurt, sebze-meyveleri, muz, elma ve havuç suyunu tercih edin. Yağlı besinlerden, çay, kola gibi çok şeker içeren içeceklerden kaçının.” MUTLAKA DOKTORA GÖTÜRÜN Bebeklerin sık olarak sulu dışkılaması ve tekrarlayan kusma, dışkılarında kan olması, iştahlarında azalma, ateşlerinde yükselme ve gözlerinde çökme durumlarında, ailelerin vakit kaybetmeden doktora başvurmaları istendi
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#70097
Resim kaynağı
BARSAK ENFEKSİYONLARI İnsanlarda ağız yoluyla bulaşan bazı mikroplar, 'Gastroenterit' denilen hastalıkların oluşmasına yol açıyor. Besinlerle bulaşan en önemli hastalıklar: Tifo, dizanteri, kolera, bruselloz, hepatit A ile salmonella ve E.coli bakterileriyle oluşan gastroenteritler olarak sıralanıyor. Mikrop bulaşmış yiyecek ve içeceğin ağız yoluyla alınmasından 4-24 saat sonra belirtiler görülmeye başlayacağını söyleyen Dr. Kızılok, başlangıçta 38-39 dereceyi bulan ateş, titreme, kas ağrılarının görülebileceğini söylüyor. Bu duruma çoğu kez mide bulantısı ve kusma eşlik edebiliyor. Giderek kramplar şeklinde karın ağrıları ve ishal ortaya çıkıyor, su ve tuz kaybına bağlı halsizlik oluşuyor. Bu mikropların, insan ve hayvan dışkılarıyla kirlenmiş sulardan, bu sularda yıkanmış meyve ve sebzelerin yenmesiyle, tuvalet sonrası ellerin su ve sabunla etkili bir şekilde yıkanmaması sonucu tuvaletlerden bulaşabileceğini anlatan Dr. Kızılok bu mikropların sıcak ortamlarda daha hızla çoğalacaklarını, ayrıca yazın deniz ve havuzda suların yutulmasının da ishalleri artırdığına dikkat çekiyor. Dr. Kızılok ayrıca sineklerin de yaz aylarında bu mikropların taşınmalarını kolaylaştırdığını anlatıyor. Dr. Kızılok ishalin vücuda giren zararlı etkenleri atmak için geliştirdiği bir savunma mekanizması olduğunu ve bu nedenle ishal kesici ilaçlar veya bilinçsiz antibiyotik kullanmanın doğru olmadığına işaret ederek, bu durumda nasıl davranılması gerektiği konusunda şu bilgileri aktarıyor: "İshal düzelene kadar yağsız ve posasız gıdalarla ishal diyeti uygulanarak, ağızdan bol sıvı alınması sağlanmalı. İlk birkaç gün yağlı, etli salçalı gıdalardan kaçınılmalı yağsız peynir, kızarmış ekmek, haşlanmış patates, pirinç lapası, yağsız makarna, yoğurt, ayran, açık çay, şeftali ve elma suları verilmelidir. Sıvı kaybının az olduğu ishallerde evde hazırlanan şeker tuz karışımları idealdir. Bu karışım, 5 su bardağı suya 2 çorba kaşığı şeker, 1 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karbonat olarak hazırlanabilir. Sıvı kaybını önleyen bu sıvıları eczanelerden hazır olarak da almak mümkün." Ailelerin bazı noktalara özellikle dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Dr. Sevil Elçin Kızılok, "Çocukta ağız kuruluğu gözleniyor, uyukluyor veya uyuklamaya eğilimli ise, kalbi hızlı atıyor, gözleri içe doğru çökmüş dudakları çatlıyorsa, sıvıyı yeterli alamıyorsa, kusuyorsa ya da ishalle kaybı çok fazla ise, çocukta aşırı susama gelişiyor ve ateşi yükseliyorsa riskli bir duruma girdiği anlamına geliyor ve acilen bir sağlık kuruluşuna gitmesi gerekiyor" diye konuşuyor.
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#70513
Sıcak hava ‘sinir’ yapıyor Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, aşırı sıcaklarda vücutta hormonal değişiklikler görüleceğini belirterek, “Sıcak havalar insanları daha sinirli hale getiriyor. İnsanlar daha asabi oluyor” dedi Aşırı sıcaklarda vücudun fizyolojik dengesinde ciddi bir takım dengesizlikler yaşanacağını, metabolizmada hormonal değişiklikler görüleceğini belirten Prof. Dr. Çevik, bunlara bağlı olarak kişinin tahammülünde azalma görüleceğini, stres eşiğinin düşeceğini, en küçük olaylarda bile daha kolay öfkeleneceğini kaydetti. Çevik, “Sıcak havalar insanları daha sinirli hale getiriyor. İnsanlar daha asabi oluyor” dedi. YAZ HASTALIKLARI Bu havalarda trafiğe çıkacak olanlara da tavsiyelerde bulunan Çevik, şöyle konuştu: “Normal, konforlu hava olmadığı için trafikte beklemek daha ızdırap verici oluyor. Onun için kliması olmayan arabalarla öğle sıcaklarında trafiğe çıkmamak daha doğru olur. Bir de sıcak havalarda özellikle ağır yemeklerin ardından trafiğe çıkmak daha da risk arz ediyor. Çünkü ağır yemeklerden sonra uyku eğilimi daha fazla olur. Uyku eğiliminden dolayı trafik kazaları daha yoğunluklu olarak karşımıza çıkar.” Resmi aç Serinlemek isteyenler ortaya renkli görüntüler çıkarıyor... Vatandaşların sıcak havaları rahat geçirebilmeleri için bol sıvı almaları, yağlı yiyecekler yerine yaz sebze ve meyvelerini tüketmeleri, mümkün olduğunca iyi havalanan, pamuklu, açık renk giysiler giymeleri gerektiğini söyledi.
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#71638
Güneş alerjisi ile karıştırmayın Prof. Dr. Yaşar Anlar, güneş ışınlarına uzun süre maruz kalınması sonucu ciltte uçuklar oluşabildiğini, bunların güneş alerjisi ile karıştırılTedavi edilmemesi durumunda ciddi komplikasyonlara yol açan alerji türlerinin güneş alerjisi ile karıştırılması durumunda önemli sonuçlar doğurabilecek vakaların yaşanabileceğini söyleyen Prof. Dr. Yaşar Anlar, bu konuda dikkatli olunmasını istedi. Ozon tabakasının incelmesiyle birlikte değişik dalga boyundaki ultraviole ışınlarının güneş gören cilt bölgelerinde kızarıklık, kaşıntı, içi su dolu alerjik tepkiler yapabildiğini belirten Anlar, güneş ışınlarına karşı aşırı tepkisi olanların uzun kollu giysiler giyerek, geniş kenarlı şapkalar takarak ve koruyucu faktörlü güneş kremleri sürerek korunmaları gerektiğini kaydetti. Bunlara rağmen alerjinin devam etmesi durumunda doktora başvurulmasını öneren Anlar, güneş alerjisinin her yaştan ve ten renginden insanda görülebileceğini belirtti. HERPES VİRÜSÜ Güneş alerjisinin karıştırıldığı alerji türlerinin başında herpes virüsünün yol açtığı uçuklar geldiğini belirten Anlar, şunları söyledi: “Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalınması sonucu ciltte uçuklaroluşabilir bunların güneş alerjisi ile karıştırılmaması gerekir. Uzun süre güneşte kalınması sonucu vücut direncinin düşmesine bağlı olarak vücuttaki herpes virüsü aktif duruma geçer. Yanma hissiyle başlayan uçuk dediğimiz ciltte herpetik enfeksiyonlar oluşur. Uçuğun en sık görüldüğü bölge ağız ve burun etrafı olmasına rağmen farklı bölgelerdede ortaya çıkabilir. Tedavi edilmediği zaman bu virüsler değişik komplikasyonlara yol açabilir.” Bazı besinler ve ilaçlar alındıktan sonra güneşe çıkıldığında ciltte alerjik belirtiler ortaya çıkabildiğini de kaydeden Anlar, domates ve yumurta gibi veya katkı maddeli yiyecekler ile tetrasiklin grubu ilaçlar tüketilmesinin ardından bu tür problemlerin yaşanabildiğini ifade etti. Anlar, böcek sokmaları sonucu oluşan alerjik belirtilerin de güneşalerjisi ile karıştırılabildiğini bildirdi. ÇOCUKLAR Prof. Dr. Anlar, özellikle çocuklarda yaz aylarında aşırı terlemeye bağlı olarak ortaya çıkan ve isilik adı verilen ciltteki kızarıkların da güneş alerjisi ile karıştırıldığına işaret ederek, çocuklara yaz aylarında bol bol duş aldırılmasını önerdi ve isiliği önlemek için kesinlikle pudra sürülmemesi gerektiğini vurguladı. Alerjik hastalıklar kadar cildi ilgilendiren en önemli konunun güneş ışınlarının yarattığı deri kanserleri olduğuna da işaret eden Anlar, nadir görülen bu deri kanseri türünün ölümle sonuçlandığını bildirdi. Anlar, her mevsimde güneş ışınlarına fazla maruz kalınmaması gerektiğini vurguladı. maması gerektiğini söyledi.
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#71700
Sıcağa güvenmeyin yaz gribine yenilmeyin! Sıcak yaz günlerinde "Bana bir şey olmaz" diyenleri 'yaz gribi' pusuda bekliyor. Yaz aylarında havadaki ozon miktarının artması nedeniyle kişiyi tatilde yakalayan hastalıktan korunmanın yolları basit: Bol su ve sıvı tüketin, güneşte fazla kalmayın!. Rekor sıcakların ardından alerjik bünyeleri yaz gribi bekliyor. Tatilin ardından burun akıntısı, ses kısıklığı, terleme hatta ateşle kendini gösteren yalancı gribi klimalar da kolaylıkla tetikliyor. Tek ilacı ise yatak istirahati. Yaz gribinin sonbahar ve kış mevsiminde görülenden farklı olarak, saman nezlesine benzer şekilde, havadaki parçacıklara karşı gelişen bir çeşit alerji şeklinde seyrettiğini anlatan Acıbadem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Koptagel İlgün, "Gerek havadaki allerjik reaksiyona sebep olabilen nedenler, gerekse kişinin vücut direncinin düşmesi, yaz mevsiminin cazibesi, klima tozları, plajlar ve toplu yaşanılan yerlerin artması nedeniyle bu mevsimde de sıklıkla grip tipi virüs enfeksiyona rastlamaktayız" diyor. Kişileri özellikle tatilde yakalayan, birçoğunun da yeterince dinlenmeden ve keyif alamadan dönmesine yol açan yaz gribine, diğer mevsimlerde görülebilen 'influenza' A ve B virüsleri yol açıyor. ZATÜRREEYE KAPILMADAN Ateşle seyreden bu tip yaz gribi veya enfeksiyonlarının, bazen sessiz seyredebilen ve her zaman klasik şekilde görülemeyen zatürree (pnömoni), bronşit ve diğer virüs enfeksiyonları ile karıştırılabileceği uyarısında bulunan İlgün, şöyle devam ediyor: "Onun için yaz mevsiminde görülen ishal vakalarının altında herhangi bir bakteri veya amip gibi bir etken olup olmadığını veya diğer ateşli soğukalgınlığı gibi seyreden durumlarda, başka bir virüs veya enfeksiyonun varlığını; ayırıcı tanı yönünden ciddiye almak gerekir." DİNMEYEN EKLEM AĞRISI Prof. Dr. İlgün konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: "Havadan vücudumuza solunum yoluyla giren alerjiye sebep olan bir madde, antikor dediğimiz müdafaa maddelerini geliştirir, onlar da alerji yapan maddeyle birleşip; burun akıntısı, nezle hali, bazen kaşıntı, bazen ateşle seyreden kısa süreli enfeksiyon tablosu yaratır. Buna yaz gribi ya da alerjik rinit denilebilir. Eklem ağrıları, baş ağrısı, kuruluk, nezle hali, hapşırma, gözlerde sulanma ile seyredebilir. Birçok risk faktörüne sahip olan kişiler (toplu yaşanılan yerde bulunanlar, yaşlılar, küçük çocuklar, kalp ve akciğer hastaları, hamileler gibi) bu virütik enfeksiyonlara karşı daha hassas olur." ÇOCUKLARA DİKKAT Prof. İlgün, yaz gribinin çocukları da tehlikeye attığını vurgulayarak, tedavide izlenilmesi gereken yolu şöyle özetliyor: "Tedaviye öncelikli olarak evde başlanabilir. Çocuğun yüksek ateşi düşürülür, bol sıvı ile desteklenir. Bazı destek ilaçlar var ama çocuklara grip ilaçları vermemeye çalışıyoruz. Çocuk, grip enfeksiyonunu kendi kendine yenebilir. Ancak şikayetler artarsa o zaman hastaneye gidin. Yaz gribi ihmal edilip gerekli önlem alınmadığı takdirde zatürree, orta kulak enfeksiyonları ve sinüzit gibi durumlar gelişebilir. Diğer hastalıklardan şüphelenmek içinse en az 10 gün gibi bir süre geçmeli. Ateşinin 4-5 günden fazla sürüp, öksürüğünün giderek artması durumunda başka hastalıklara yol açmış olabileceği düşünülebilir." İSTİRAHATSİZ ASLA!.. Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko ise en iyi tedavinin istiharat olduğunu belirterek, şu önerilerde bulunuyor: "Sıcaklar nedeniyle kaybedilen sıvı ve klimaların etkisiyle kuruyan yutak ve solunum yolları, hastalığın oluşumunu kolaylaştırır. Belirtileri azaltıcı ateş düşürücü, ağrı kesici ve öksürük giderici ilaçlar, hastalığın geçirilmesinde kişiye yararlı olur. Grip geçiren kişilerin, özellikle çalışanların, bu dönemi evlerinde geçirmesinde fayda var. Bulaşıcılığı yüksek olan bu hastalığın diğer çalışanlara bulaştırması, önemli iş kaybına neden olur." Prof. İlgün'ün yaz gribi olmak istemeyenler için tavsiyeleri şöyle: * Dengeli beslenin. * Diğer hava kirliliğine neden olan etkenlerden uzak durarak kısmen korunun. * Bu dönemde rejim yapmayın. * Bol su ve sıvı tüketin. * Meyve ve sebze ağırlıklı beslenin. * Uyku ve istirahate dikkat edin. * Güneş etkisinde fazla kalmayın. * Şikayetleriniz yüksek ateşle beraber seyrederse, ilk fırsatta doktora başvurun. __________________
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#71923
Eski resim adresi geçersiz.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#72124
Stres uykuda da peşimizi bırakmıyor ABD’de her üç kişiden birinde görülen diş gıcırdatma oranı Türkiye’de bu kadar yüksek olmasa da stresin artmasına bağlı olarak her geçen gün yükselmekte.. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Diş Hekimi Özge Sönmez, diş gıcırdatma ve diş sıkmanın yol açabileceği sorunlara dikkat çekti. Diş sıkma ya da gıcırdatma neden kaynaklanır? Diş sıkmanın ya da gıcırtmanın 3 ana nedeni vardır: Dental (dişle ilgili) nedenler; yüksek veya olması gerekenden düşük seviyede yapılmış dolgu ve protezler. Psikofizyolojik nedenler; duygusal gerilim Anatomik farklılıklar; çene ekleminin konumunu değiştiren cerrahi işemler (yirmi yaş diş çekimleri vs.) Diş gıcırdatma daha çok kimlerde görülür? Diş gıcırdatma veya sıkma, toplumda oldukça yaygın bir şekilde görülür. ABD’de her üç kişiden birinde görülen diş gıcırdatma oranı Türkiye’de bu kadar yüksek olmasa da stresin artmasına bağlı olarak her geçen gün yükselmekte... Diş sıkma veye gıcırdatmaya, A tipi kişilik dediğimiz mükemmelliyetçi kişilerde daha çok rastlanır. Belirtileri nelerdir? Subjektive olarak en bariz semptomu ağrıdır. Diş sıkmanın (Bruksizm) başlattığı ağrı myogen yani kas kaynaklıdır. Bu ağrı, çiğneme kaslarındaki spazmlara bağlı olarak ortaya çıkar. İkinci belirti, çene fonksiyonlarında kısıtlılıktır. Bir diğer belirti de ağzı açma kapama sırasında çıkan çene eklemi sesleridir. Bu semptomların tümü her hastada görülmeyebilir. Bazı hastalarda ise tümü görülebilir. İleri derecedeki diş gıcırdatma vakalarında ise dişlerin çiğneme yüzeylerinde meydana gelen aşınmalar da önemli bir bulgudur. Diş sıkma sonucu ortaya çıkan eklem yer değiştirmeleri Manyetik Rezonans ya da CT yardımı ile anlaşılabilir. Nasıl tedavi edilir? Diş gıcırdatma veya sıkma problemi yaşayan kişilerin oklüzal splint kullanması önerilir. Isırma plağı olarak da adlandırılan koruyucu bir plağın geceleri uyurken takılması ile gerçekleştirilir. Teşhise yardımcı ve tedaviyi yönlendiren bir uygulama olan oklüzal splint, tedavi edici değildir. Diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlıkları dişsel kaynaklı da (yüksek dolgu ve protezler gibi) olabilir. Bu dental faktörlerin sorunu başlatıp başlatmadığını test etmek amacı ile splint yapılır. Splintler kas spazmını çözerek ,diş arklarına gelen ve gelecek olan aşırı kuvvetleri minumuma indirerek tanıya yardımcı olurlar. Bunların yanı sıra alt çeneye yeni bir konum vererek sorunları olan eklem -kas sistemini rahatlatırlar. Dişsel kaynaklı diş gıcırdatma ve sıkmada hatalı dental işlemler düzeltilerek bu alışkanlık ortadan kaldırılabilir. Stres kaynaklı alışkanlıkların tedavisinde de oklüzal splint yapımı, kas gevşetici ilaçların yanı sıra psikolojik tedavi de mutlaka gerekmektedir. Diş gıcırdatma ve sıkma sonucu çene eklemindeki deformasyona bağlı olarak, cerrahi tedaviler de gerçekleştirilmektedir. Diş gıcırdatma ağız ve dişte hangi sorunlara yol açar? Diş gıcırdatmanın dişler üzerinde meydana getirdiği en büyük değişiklik, diş yüzeyi aşınmalarıdır. Bazı hastalar, sabah kalktıklarında ağızlarında kum olduğu hissine kapıldıklarını ifade ederler. Bu,aşınmış diş parçacıklarından kaynaklanmaktadır. Dişlerin aşınmaları sonucu, hastanın dikey boyutunda (burun-çene ucu arasındaki mesafe) azalma olmakta, bu da estetik sorunlara yol açmaktadır. Bundan daha önemlisi diş yüzeyi aşınmaları sonucu dişin siniri açığa çıkabilmektedir. Diş gıcırdatma veya diş sıkma sonucu çiğneme kaslarında oluşan gerilemeye bağlı olarak ağrı da meydana gelir. Çene ekleminden gelen sesler diş gıcırdatma ve sıkma alışkanlıkları sonucu ortaya çıkan eklem deformasyonuna bağlıdır. Açma-kapama, çiğneme gibi fonksiyonel hareketlerde kısıtlılık da bu alışkanlıklar sonucunda ortaya çıkar. Tedavi edilmezse ne gibi sonuçlara yol açar? Dişlerdeki aşınmalar sonucu dikey boyutta azalma, diş siniri, çene eklemi ve çiğneme kaslarında ağrı, fonksiyon kısıtlılığı, çene kilitlenmesi (daha çok stress kaynaklıdır), ileri vakalarda ise ameliyat gerektirecek eklem deformasyonları oluşabilir
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#72345
Aman sıcağa dikkat YAZ HASTALIKLARI Yaz aylarında ortaya çıkan en önemli tehlikelerin başında, kalp rahatsızlıklarını olumsuz etkileyen sıcak çarpmasını gösteren uzmanlar, güneş yanıkları ve böcek alerjilerine de dikkat çekiyor. İnsanların plajları doldurarak kızgın güneş altında uzunca vakit geçirdiği şu günlerde uzmanlar, sıcakların yol açabileceği ciddi rahatsızlıklar konusunda uyarıyor. Yaz aylarında ortaya çıkan en önemli tehlikelerin başında kalp rahatsızlıklarını olumsuz yönde etkileyen sıcak çarpmasını gösteren uzmanlar, güneş yanıkları ve böcek alerjilerinin de cilt sağlığını tehdit ettiğini belirtiyorlar. Aşırı yaz sıcaklarının, insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi tarafından bir rehber araştırma hazırlandı. Alerji ve Astım Uzmanı Doç. Dr. Jale Göktan, Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Şefi Prof. Dr. Aydın Aytaç, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alp Nuhoğlu ve Dahiliye Uzmanı Dr. Ömer Ayata tarafından hazırlanan çalışmada, yaz mevsiminde karşılaşılan sağlık sorunları sıralanıyor. Çalışmada, sıcak çarpması, güneş yanıkları, güneş alerjileri, deniz-araba tutması, sivrisinek, böcek, arı sokmaları ve arı alerjileri gibi durumlarda neler yapılması gerektiği konusunda hayati derecede önemli bilgiler sunuluyor. Kalp sağlığına azami dikkat Uzmanlar kalp sağlığı açısından sıcak havalarda, normalden fazla yemek ve içmekten sakınılması gerektiğini belirtiyor. Yemek yedikten sonra, dolu mideyle alışık olunmayan derecede efor sarf edip, aktivitelerde bulunmanın kalp için ciddi sakıncalar doğrucağı uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre doygunluk durumunda, metobolizmadaki kan, mide etrafında toplanır ve ağır hareketler sırasında kalbe gerekli olan kan gelemeyebilir ve bu da büyük tehlikeye neden olabilir. Uzmanlar, oksijen sarfiyatını artıran yaz günlerinde, kalp sağlığına daha da dikat edilmesi gerektiği belirtilirken, 11.00-16.00 saatleri arası güneşte durulmaması ve aşırı yağlı yemekler ile alkolden kaçınılmasını da tavsiye ediyorlar. Böcek, arı, sivrisinek sokmaları Yazın rutubetli yerlerden kaçınılmalı, evlerin pencerelerine tel, yatakların üzerine cibinlik takılmalı. Arıların ve sineklerin besin atıklarına geldikleri anımsanmalı ve kavun, karpuz v.b. atıklar çevrede bırakılmamalı. Arıları çeken bir koku olan parfümden kaçınılmalı, kokusuz temizlik maddeleri kullanılmalı, parlak giysiler giyilmemeli, yalın ayak yürünmemelidir. Sivrisinek ve böcek sokmalarının geçici olarak tedavisi için ısırılan veya sokulan yer buzlu havlu ile sarılmalı ve ısırılan yerin üzerine kalem arkası ya da tırnakla basılmalıdır. SICAK ÇARPMASI Sıcağa çok az dirençili olan çocuklar ve yaşlılarda görülen sıcak çarpması ile karşılaşıldığında şunlara dikkat etmek gerekiyor. 1) Hasta serin gölgeli bir yere götürülmeli. 2) Vücudu ıslak tülbentle silinmeli ve yelpaze ile serinletilmeli. 3) Bezlere buz sarıp, koltuk altlarına, kasıklarına ve başına soğuk kompres uygulanmalıdır. 4) Her 5 dakikada bir hastanın ateşi ölçülmeli, 37-38 dereceye düşürülmeye çalışılmalıdır. 37'den aşağıya düşürülmemeli. 5) Bir iyileşme sağlanamıyor ve şuur bulanıklığı artıyorsa en yakın sağlık merkezine götürülmeli. NASIL KORUNULUR? 1) Hava sıcaklığının ve rutubetin çok olduğu saatlerde egzersiz yapılmamalı. 2) Özellikle çocuklara, kuru, hafif, açık renkli (beyaz) ve üzerlerine dar gelmeyen giysiler giydirilmeli. 3) Geniş kenarlı şapka giyilmeli, sık aralıklarla bol bol sıvı içilmeli (su, limonata, gazoz, ayran, buzlu çay...vb.) 4) Alkollü içki içilmemeli. 5) Ağır yağlı yemeklerden kaçınılmalı. 6) Sıcak havalara alışmak için herkes kendisine 10-15 gün vermeli. GÜNEŞ ALERJİSİNİN TEDAVİSİ ZOR Güneşin en zor tedavi edilen etkilerinden biri de güneş alerjisi. Güneş alerjisi, haftada, 1-2 dakika içinde üritiker gibi döküntülere neden olur. Alerjisi olanlar koruyucudan ziyade (sun-blocker) denilen güneşi bloke edici preparatların yanısıra, uzun kollu, bacakları örten beyaz ve ince giysiler, geniş kenarlı şapka ve UV koruyucu gözlükler kulanmalıdırlar. UV koruyucu gözlükleri çocuklarda daha öncelikli takılmalıdır. Güneşe karşı hassas kişilerin saat 10.00 - 15.00 arasında güneşte dolaşmamaları, hatta yüzmemeleri gerekir. Omuzlar daima su üzerinde kaldığından güneş yanıkları en çok bu bölgede olur.
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#72545
KLİMANIN ZARARLARI!..
Resim kaynağı
Sıcak yaz günlerinde, bir nebze olsun rahatlatan klimaların yararlı etkilerinin yanında zararları da var. Doğru kullanılmayan klimalar kas ağrısından, enfeksiyona kadar pek çok rahatsızlığa yol açabilir. Sıcak yaz günlerinde, bir nebze olsun rahatlatan klimaların yararlı etkilerinin yanında zararları da var. Gribal ve viral enfeksiyonlar, kas ağrıları, kas tutulması ve zatürree klimaların zararları arasında sayılabilir. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Karaaslan, klimanın sebep olduğu rahatsızlıkları önlemenin yolunun havayı yavaş yavaş soğutmaktan geçtiğini ifade ederek, 'Klimaların, ortamı belirli zaman aralıklarında yavaş yavaş soğutmak için kullanılması gerekiyor. Örneğin, dışarıda sıcaklık 40 derece ise sıcaklığın aralıklarla 5'er derece düşürülmesinde fayda var' diyor. Klimaların sebep olduğu legionella mikrobu da doğada, su kaynakları içerisinde ve nemli ortamlarda bulunuyor. Doğadan binaların su sistemleri içerisine yerleşen mikrop, uygun ortamda hızla çoğalıyor ve su zerrecikleriyle insanların akciğerlerine yerleşerek zatürreeye neden oluyor
MUH@MMED F@TİH Üye
Üyelik: 2007-05-14 Herkese açık mesaj: 217
#72643
Sıcağa güvenmeyin yaz gribine yenilmeyin!
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#73201
''Afrika Sıcakları'' çarpmasın... "Afrika sıcakları'' adı verilen hava kütlesinin önümüzdeki günlerde etkili olacağı bildirilirken, uzmanlar özellikle sıcak ve nemin fazla olduğu yerlerde güneş çarpması riskinin daha fazla olduğunu bildirdi.Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Yard. Doç. Dr. Ahmet Demircan,yaptığı açıklamada, sıcak ve nemin fazla olmasının güneş çarpmaları için risk oluşturduğunu söyledi. Dış ortamın ısısı vücut ısısına ulaştığında, vücudun dışarıya ısı veremeyeceğini anlatan Demircan, ''Böyle bir ortamda bir de zorlu bir egzersiz veya çalışma yapılırsa sıcak çarpması ve bitkinlik meydana gelebilir. Çünkü aşırı terleme halinde aşırı su ve tuz kaybı meydana gelir. Bu da vücutta bazı olumsuz belirti ve bulgular ortaya çıkarır" diye konuştu. Demircan, ''sıcak veya güneş çarpması'' denilen böyle bir durumda ortaya çıkan belirti ve bulguların şunlar olduğunu belirtti: "-Baş ağrısı ve dönmesi, -Bilinç bulanıklığı, -Bulantı ve iştah kaybı, -Terleme, -Soluk ve nemli cilt, -Kol ve bacaklarda kramplar, -Nabız ve solunum hızında artış." SICAKTAN KORUNMA YOLLARI Demircan, sıcak çarpmasından korunmak için alınacak önlemleri ise şöyle sıraladı: ''-Aşırı sıcaklarda mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Özellikle kalp, şeker ve tansiyon gibi kronik hastalığı olanlarla yaşlı ve çocuklar buna dikkat etmelidir, -Sıcaklığın en yüksek olduğu saatlerde dışarıya çıkmak zorunda olanlar mutlaka şapka takmalı, uygun kumaştan açık renkli giysiler giymeli ve yanlarına güneş şemsiyesi almalıdır. Geniş kenarlıklı şapkalarla açık renkli güneş şemsiyeleri bunun için uygundur, -Bol su ve dengeli miktarda mineralli ve tuzlu sıvılar alınmalıdır. Gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır, -Su kaybı çok fazla olacağı için ateşli hastalığı olanlara erken müdahale edilmelidir, -Zaman zaman ılık veya soğuk duş almakta yarar vardır, -Beslenmeye dikkat edilmeli, ağır yağlı yiyecekler yerine hafif besinler tercih edilmelidir, -Çok fazla hareketsiz kalınmamalıdır, -Terlemeyi azaltan tansiyon, kalp ve psikiyatri ilaçları kullananlar daha dikkatli olmalıdır. Sıcak çarpması bunlar için daha tehlikeli olabilir, -Güneş altında çalışanların mesai saatleri mümkün olduğunca sıcağın daha az etkili olduğu saatlere göre ayarlanmalı, bunun mümkün olmaması halinde bu kişiler uygun giysiler giyerek bol sıvı almalıdır.'' ERKEN MÜDAHALE ÖNEMLİ Demircan, bütün bu önlemlere rağmen kendilerini kötü hissedenlere gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları önerisinde bulundu.Sıcak çarpmasına maruz kalanların hemen serin bir yere alınması, bilinçleri yerinde değilse ağızdan herhangi bir şey verilmemesi gerektiğini kaydeden Demircan, ''Sıcak çarpmasında koma veya sara benzeri nöbetler görülebilir. Eğer bu kişilerin bilinci yerindeyse su ve ayran gibi sıvılar verilebilir. Tansiyonu düşenler bir yere yatırılarak ayakları yukarıya kaldırılmalıdır'' diye konuştu. Demircan, tansiyon ve kalp sorunu olanların ilaçlarını düzenli alması, aşırı sıcak ortamlardan kaçınması ve kendilerini kötü hissettiklerinde derhal bir hekime başvurmaları gerektiğini söyledi. Ahmet Demircan, yatak odaları ve iş yerlerinin serinletilmesinin de fayda sağlayacağı kaydetti. MİTİNGLERE DİKKAT Seçimlerin yaklaşmasıyla mitinglerin de arttığını ifade eden Demircan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Seçim mitingleri mümkünse havanın daha serin olduğu saatlerde yapılmalı. Sıcak havalarda mitinglere katılacaklar ise yanlarına mutlaka şapka, şemsiye ve su almalı. Kalp ve tansiyon gibi sağlık sorunu olanlar sıkışık yerlerde durmamalı ve fazla heyecanlanmalı. Acil bir durumda kolay ulaşılıp müdahale edilebilmesi için bu kişiler kenarlarda durmalı. Bir sağlık sorunu ortaya çıktığında hemen 112 acil servise haber verilmeli.''
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#73414
Sıcaklarda Su ve Tuz Kaybına Dikkat Kuzey Afrika’dan gelen sıcak hava dalgasının insanlar üzerindeki olumsuz etkileri, sıkıntıları hiç kuşku yok ki, bugünden itibaren kendisini daha fazla hissetirecek. Aşırı sıcağın yarattığı nefes alamama, ateş basması, baş dönmesi, yorgunluk, halsizlik gibi şikayetlere karşı basit önlemlerin alınabileceği hatırlatıldı. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Check up Kliniği Sorumlusu ve Aile Hekimi Uzmanı Dr. Şirin Parkan, sıcakta çalışmak zorunda olanlara günde iki litre su tüketmelerini, tuzlu ayran içmelerini, sebze ve meyve yemelerini önerdi. İşyerlerinde ise klimaların ısısının kademeli olarak düşürülmesini, temizliğinin düzenli yapılmasını öneren Dr. Parkan, su sebilleri konularak çalışanların su ihtiyacının karşılanması gerektiğini söyledi. Sıcaklıkların artması fizyolojik stres, hastalık, hatta ölüme bile yol açıyor. Sıcak vurgunları, vücutta sıcaklığın 40.6 dereceyi aşması durumunda ölüme neden oluyor. Vücudun bu sıcaklık derecesine yaklaşması ise, ölümcül olmasa da vücutta su ve tuz kaybıyla ortaya çıkan ağır zararlara yol açıyor. SICAKLARA KARŞI ŞU ÖNLEMLERİ ALIN Aşırı sıcaklardan etkilenmemek mümkün değil. Özellikle de yüksek sıcaklıkta çalışmak, motivasyonu da olumsuz etkiliyor. Dr. Şirin Parkan, alınacak önlemlerle bu sıcak fırtınanın etkilerinin hafifletilebileceğini söylüyor. İşte o önlemler: •Hareketlerinizi yavaşlatın: Ağır çalışmalar yavaşlatılmalı veya günün en serin zamanında yapılmalıdır. Risk altında bulunanlar en uygun serin yerlerde bulunmalıdırlar. •Yaz kıyafetleri giyin: Hafif açık renkli kıyafetler ısıyı ve güneş ışınlarını yansıtır ve vücudun normal sıcaklığını korumasına yardımcı olur. Sentetik kıyafetler yerine pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. •Vücut sıcaklığını artıracak yiyeceklerden kaçının: Protein gibi metabolik ısı üretimini ve aynı zamanda su kaybını artıran yiyeceklerden kaçınılmalıdır. •Su veya alkol içermeyen sıvıları bol miktarda için: Vücudumuz serin kalmak için suya ihtiyaç duyar. Kendinizi susamış hissetmiyor olsanız dahi bol bol su tüketin. Ancak, epilepsi, kalp, böbrek ve karaciğer hastaları, sıvı kısıtlayıcı diyet yapanlar, idrar tutma problemleri olanlar sıvı tüketimlerini artırmadan önce bir doktora danışmalıdır. Alkollü içecekleri de içmemekte fayda var. •Doktor tarafından önerilmemişse tuz tabletlerini almayın: Tuz kısıtlayıcı diyette olanlar tuz tüketimlerini arttırmadan önce mutlaka bir doktora danışmalıdır. • Klima bulunan alanlarda daha fazla zaman harcayın: Evlerdeki ve işyerlerindeki klimalar ısı kaynaklı tehlikeleri azaltır. •Güneş altında fazla kalmayın: Güneş yanıkları ısı dağıtım işlemini çok güçleştirir. •Çocukları ve küçük ev hayvanlarını kapalı otomobilde asla yalnız başlarına bırakmayın: Kapalı bir araçta sıcaklık 60 dereceye çıkabilir. Böyle bir sıcaklığa maruz kalma ölümle sonuçlanabilir. KLİMALAR ALERJİK ZATÜRREYE NEDEN OLABİLİYOR Klimalar “allerjik zatürre” ve “Legionella Pnömonisi” denilen bir zatürre tipine neden oluyor. Alerjik zatürreye, klima sistemlerinin nemlendirme bölümlerinde üreyen küf mantarları yol açıyor. Alerjik zatürrede, küf mantarlarının bulunduğu havanın solunmasından 4-6 saat sonra ateş, baş ve kas ağrıları, halsizlikle gribal enfeksiyon gibi başlıyor. Daha sonra da öksürük, balgam, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi gibi akciğerlerde belirtiler ortaya çıkıyor. Lejyoner hastalığı olarak bilinen ve klimalardan bulaşan “Legionella pnömonisi”, ilk 24-48 saat içinde şu belirtilere neden oluyor: “Halsizlik, kırıklık, kas ağrıları ve şiddetli baş ağrısıyla ortaya çıkan, daha sonra ani yükselen ateş, kuru öksürük, bazen yan ağrısı, bulantı, kusma ve ishal. Klimalar yüz felci, burun kanaması ve üst solunum yolu hastalıkları da yapabiliyor.”
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#73592
Yaz hastalıklarına dikkat!
1) En sık görülen yaz hastalıkları nelerdir? Yaz aylarında havanın sıcaklığı nedeniyle zamanın büyük bölümü ev dışında, açık havada geçirilir. Bu yüzden, yaz aylarında sıklığı artan bazı sağlık sorunları doğrudan doğruya açık havada bulunmakla ilgilidir: Böcek ısırması, yılan sokması, güneş veya sıcak çarpması gibi. Örneğin Güneydoğu Anadolu illerimizde, yöreye özgü sayılabilecek bir “yaz hastalığı” bile vardır: Gece sıcak nedeniyle damda uyuyanlar ve damdan düşenler, yaz aylarında travmaların sayıca artmasına sebep olurlar. Yaz aylarında suda boğulma sayısının da arttığını biliyoruz. Demek ki, bazı “tıbbi olay”ların artışı doğrudan doğruya çevre faktörlerine bağlıdır. Bunlara “yaz hastalıkları” yerine “yaz kazaları” da diyebiliriz. Yaz aylarında sıcaklık nedeniyle vücudun büyük kısmının açıkta kalması, kısa kollu ve şort biçiminde giysilerin tercih edilmesi tatarcık, arı, sivrisinek gibi eklembacaklıların sokmasını ve bunlar aracılığı ile bulaşan hastalıkların artmasını kolaylaştırır. Bu hastalıkların bir kısmı sadece böcek ısırığına karşı allerjik bir reaksiyon olarak ortaya çıkabilir ve lokal tedavi ile kısa sürede düzelebilir. Ama sıtma, tatarcık humması gibi hastalıklar özgün tedavi gerektirir. Bu hastalıklar da, yine yöreye özgüdür. Yani herhangi bir sivrisinek sokması sıtmaya yol açmaz. Sıtma, ancak bir bölgede yerleşik ise, yaz aylarında görülme sıklığı artabilir. Yaz aylarında sıcaklık artışı nedeniyle insan, gerek buharlaşma gerek terleme şeklinde çok miktarda sıvı kaybeder. Bu kaybedilen sıvıyı yerine koymak, susuzluğu gidermek için alınan sıvılar, yaz hastalıklarının bir diğer nedenidir. Özellikle kaynağı bilinmeyen, açıkta satılan veya dağıtılan, denetimsiz içme suları ve bu sularla yıkanmış sebze ve meyveler, “yaz hastalığı” deyince aklımıza ilk gelen hastalıkların başlıca sebebidir. Bu hastalıklar arasında ilk sırayı besin zehirlenmeleri alır. Tifo, paratifo, viral hepatit ve yaz ishalleri de bu şekilde bulaşırlar. 2) Yaz aylarında en çok hangi yiyeceklerin tüketimine dikkat etmeliyiz?En çok dikkat edilmesi gereken yiyecekler açıkta sergilenen, buzdolabında saklanmayan yiyeceklerdir. Açıkta satılan lahmacun, buzdolabında saklanmayan kıyma, süt, yoğurt, kaymak, krema gibi yiyecekler tehlikelidir. Herşeyden önce yiyeceklerin taze olmasına, paketlenmiş olarak pazarlanan yiyeceklerin üzerindeki son kullanma tarihinin geçmemiş olmasına dikkat edilmelidir. Dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da elektrik kesintileridir. Elektrik kesintisi nedeniyle, soğukta saklanması gereken yiyeceklerin bir süre “ısınması” içlerinde bulunan ve sayıca az olduğu için sağlığa zarar vermeyecek olan mikropların çoğalmasına ve hastalık yapmasına yol açacaktır. Özellikle hazır dondurmalarda bu noktaya çok dikkat edilmelidir. Açıkta satılan dondurmalar da, mutlaka denetimli ve güvenli kuruluşlardan satın alınmalıdır. Açıkta satılan veya sergilenen yiyeceklerin en önemli tehlikelerinden birisi de, yiyeceği hazırlayan kişilerin elleridir. Eller, mikropların bulaşmasında ve yayılmasında en önemli araçlardır. Bu nedenle personelin temizliğinden emin olmadığımız yerlerde, sırf “tatmak” amacıyla birşeyler yemek, ishale davetiye çıkarmak olabilir. Buzdolabında saklanan, ama çok tehlikeli olan bir şey daha var: Buz. İçeceklerin içine atılan buzun hangi sudan yapıldığını bilmek mümkün değildir. Bu nedenle, yaz aylarında serinletici bir şeyler içmek istediğimizde, içine buz atmak yerine, ağzı kapalı olarak soğutulmuş içecekleri tercih etmek daha doğru olacaktır. 3) Böcek, arı sokması ile oluşan allerjik belirtiler nelerdir?Bazı insanlar, arı sokmasına karşı doğuştan allerjiktir. Bu kişilerde arı sokması “anafilaktik şok” ve ölümle sonuçlanabilir. Arı sokması yüzünden tansiyonu düşmüş veya şoka girmiş, ya da yüzü-gözü şişmiş, kızarmış, soluk alamaz olmuş bir hastada, aynı olayın tekrarlaması yaşamsal tehlike yaratır. Bu kişiler, arılara karşı daha dikkatli olmalı ve her zaman yanlarında allerjik belirtileri önleyecek adrenalin, kortizon gibi ilaçlar bulundurmalıdırlar. Arıların bulunabileceği ormanlık alanlara giderken kapalı giyinmeli ve tek başlarına gitmemelidirler. Diğer böcek sokmalarında ortaya çıkan allerjik belirtiler genellikle kaşınma, ağrı, lokal şişlik gibi belirtilerdir. Sistemik belirtiler pek görülmez. Yurdumuzda öldürücü zehiri olan zehirli örümcekler yoktur ama, zehirli akrepler bulunur. Özellikle açık havada ve yerde yatarken veya çıplak ayakla dolaşırken meydana gelen böcek sokmalarında, ağrı ve şişlik artıyorsa hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Yörenin özelliğine göre, yöresel akrep ve yılan zehirlenmelerinin sık görüldüğü bölgelerdeki sağlık ocaklarında, zehirin yayılmasını önleyecek bağışık serumlar bulunur. 4) Çocuklarda görülen yaz hastalıkları için anne ve babalara neler önerilebilir? Çocuklardaki yaz hastalıklarının en sık sebepleri aşırı giydirmeye bağlı aşırı terleme sonucu halk deyimiyle “isilik” veya pişikler; ishal sonucu aşırı su kaybı; böcek sokmaları ve hayvan ısırıklarıdır. İshalden zaten yeterince söz ettik. Eklenmesi gereken bir diğer nokta, anne-babalara “suyun zararlı olmadığını” hatırlatmaktır. Çocuklar yazın bol su içmeli ve sık sık yıkanmalıdır. Bir diğer önemli nokta da “dondurma” konusu: Dondurma, temiz olarak hazırlanırsa, aslında çok sağlıklı bir besindir. Ama temizlik koşullarına çok dikkat edilmesi gerekir. Son olarak, yazın pikniğe giden ve “kaynağı bilinmeyen kaynaklardan” su içenlere bir öneri: Bu suları kaynatmadan içmeyin!
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#74286
Yazın burun kanamalarına dikkat! Yaz aylarında sık görülen burun kanaması kimi zaman yaşamı tehdit edebiliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Operatör Doktor İrfan Aksoy, burun kanamasıyla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı: "Burun kanaması birçok sebepten meydana gelebilir. Bunlar başlıca basit bir burun karıştırması, burun operasyonları, yabancı cisimler, enfeksiyon (soğuk algınlığı, sinüzitler), alerjik nezle, kan sulandırıcı ilaç kullanımı, hipertansiyon, kan pıhtılaşma bozuklukları, burun kemiği eğrilikleri ve nadir de olsa tümörler şeklinde sıralanabilir. Her yaş grubunda görülebilen burun kanaması özellikle genç erişkinlerde sık tekrarlarsa damarsal kökenli tümörler araştırılmalıdır." İki tip burun kanaması Doktor İrfan Aksoy, burun kanaması tiplerini de anlattı: Ön kanama: Burun ön kısmından gelen kanamalardır ayakta duran ya da oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Daha çok yaşlı kimselerde olur . Bu hasta grubu genellikle yüksek tansiyonu olan kişiler ya da travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Doktor İrfan Aksoy, sıcakların artması ile kuru havanın burun içinde kılcal damarların daha kolay zedelenmesine sebep olup burun kanamalarına yol açtığını dile getirdi: "Havanın nem oranı sıcaklık atmosferik basınç değişiklikleri bunda etkili olmaktadır. Bu durum burunda kuruma, kabuklanma ve dokularda daha çabuk hasarlanmaya yol açar. Hava sıcaklığının artmasıyla genleşen kılcal damarlarda kanamaya eğilim artar. Ayrıca nemi azaltarak ortamın kurumasına sebep olan klimalar ve sigara da kanamaları provoke eden faktörlerdir." Ne yapılmalı? Burun nemlendirici krem jel veya spreyler biri yatmadan önce olmak üzere günde üç kez kullanılabilir. Sıvı kaybımızı telafi etmek için hidrasyona vücudun su ihtiyacına dikkat edilmeli ve günlük 6 -8 bardak su içilmeli. Kanama olduğunda: Panik yapmayın korkmayın, Burnunuzun içindeki pıhtıları suyla hafif sümkürerek temizleyin, Oturun veya başınız kalp seviyesinden yukarda olmak üzere uzanın, Asla geriye doğru yatmayın, Burnunuzun ucunu başparmak ve işaret parmağınızla adeta bir mandal sıkar gibi sıkın 5 dakika bekleyin, Pamuktan küçük rulo yaparak eğer varsa burun dekonjestan damlasıyla ıslatarak burun uç kısmına yerleştirin ve birkaç dakika daha sıkmaya devam edin, Burun kanatlarınıza bir bez içinde buz tatbik edin, Eğer bunlara rağmen durduramazsanız herhangi bir acil üniteye başvurun. Tekrar kanamayı önlemek için: Sümkürmemeye dikkat edin Öne eğilerek iş yapmayın yerden ağır bir şey kaldırmak veya buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayın Yattığınızda başınızın kalp seviyesinden yüksekte olmasına dikkat edin. Çift yastık kullanabilirsiniz. Günün sıcak saatlerinde güneşte fazla kalmamaya dikkat edin. Burun kanamaları gerekli muayene, görüntüleme ve kan testleriyle araştırılmalı ve ihmal edilmemeli
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#75195
YAZ HASTALIKLARI Mantar, sıcak ve nem sever Mantar hastalıklarının en belirgin özelliğini kolay bulaşabilir olmaları oluşturuyor. Bu da korunmak için dikkatli davranmanın önemini artırıyor
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#75197
Acıbadem Kadıköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Tülin Uygur, sıcak ve nemli ortamların mantar hastalıklarının en rahat bulaştığı ortam olduğunu ve zamanında tedavisinin yapılması gerektiğini belirtiyor. Mantarların doğada yaygın olarak bulunan mikrop türleri olduğuna işaret eden Dr. Uygur, bunların uygun ortamı bulduğunda insanlarda cilt hastalıklarına neden olduğunu söylüyor. Kolayca bulaşmaları nedeniyle de sık görülüyorlar. Ancak, hastalık vücutta çok değişik görünümde ortaya çıkabiliyor. NASIL BULAŞIRLAR? Mantar hastalıklarının en belirgin özelliğini kolay bulaşabilir olmaları oluşturuyor. Bu da korunmak için dikkatli davranmanın önemini artırıyor. Dr. Uygur, mantarların cinslerine göre hayvanlardan, topraktan ve doğrudan doğruya hasta insandan alınabildiğini belirterek, şunları söylüyor: “Mantar insandan insana kolayca geçer. Hayvanlarda da mantarlar insanlardakine benzer hastalıklar yaparlar. Örneğin hayvanın tüylerinde belli bir alanda dökülme olur. Bu hayvanla temas eden kişiye hastalık bulaşabilir. Kişiden kişiye bulaşma ya doğrudan doğruya cilt teması veya aynı eşyanın kullanılmasıyla olur. Özellikle terlik, ayakkabı ve çorap gibi eşya mantar bulaştırma bakımından çok elverişlidir. Hamamlarda, banyolarda, plajlarda, saunalarda bu yolla hastalık kapılabilir.” Mantar hastalıkları vücutta yerleştikleri bölgelere göre değişik belirtiler gösteriyorlar. Dr. Tülin Uygur, bu konuda şu bilgiyi veriyor: “Mantar, örneğin çocuklarda, saçlı deride saçların dökülmesi, kepeklenme, kırık veya cerahatli yaralar şeklinde ortaya çıkar. Vücutta da nemli bölgeler mantar hastalığı için uygun ortamlardır. Yerleştikleri bölgelere göre değişik belirtiler gösterirler. Yetişkinlerde ayaklarda ve gövdede sık sık mantar hastalıkları görülebilir.”
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#75199
GÖRÜNÜMÜ NASILDIR? Vücuda yerleşen mantar hastalıklarının iç içe geçmiş halkalar halinde, kepeklenen ufak su kabarcıkları bulunan kırmızı lekeler şeklinde ortaya çıkabildiğini belirten Dr. Uygur, şöyle konuşuyor: “Vücuttaki hafif kaşıntılar da mantar hastalığının belirtileri arasında yer alıyor. Yine gövdede yerleşen ve halk arasında sam yeli olarak bilinen hastalık da bir mantar hastalığıdır. Ama bu hastalığa yol açan mantarlar yukarıda bahsedilenlerden farklıdır. Bunlar gövde, sırt, kollarda kırmızı, kahverengi ya da beyaz lekeler şeklinde görülürler.” Mantarlar bu bölgelerin dışında cinsel organlarda da yerleşebiliyor. Bu durumda en belirgin yakınmanın kaşıntı olduğunu vurgulayan Dr. Tülin Uygur, “Uyluğun üst iç kısımlarında keskin kenarlı kırmızı kahverengi sınırlarında ufak su dolu kabarcıklar bulunan lekeler şeklinde ortaya çıkarlar. Giderek etrafa doğru genişleme eğilimindedirler” diyor. SIK GÖRÜLDÜĞÜ YERLER: Mantar hastalıkları vücutta belli bölgelerde daha çok ortaya çıkıyor. Ayak tabanı, parmak araları ve tırnaklar mantarların severek yerleştikleri bölgeleri oluşturuyor. Özellikle ayak tırnaklarında daha sık görülüyor. Mantar hastalığı olan tırnaklar, kalın, kirli sarı kahverengi bir renkte, kolay kırılabilir bir görünüm alıyor. Dr. Tülin Uygur, zamanında tedavi edilmediğinde mantar hastalıklarının daha önemli sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirterek şöyle konuşuyor: “Ayağın devamlı kapalı kalması, nemin uzaklaşamaması nedeniyle mantarların ayağa yerleşmesi kolaylaşmakta ve hastalığın görülme sıklığı artmaktadır. Ayak mantarı öncelikle parmak aralarında hafif kepeklenme, sulanma ve şiddetli kaşıntı şeklinde görülür. Bazen hastalık ayak tabanında başlar, burada da su dolu kabarcıklar, pullanma ve kaşıntı olur. Tedavi edilmediğinde bütün ayağa çoğu kez iki ayağa da yayılır. Eğer çevrede bulunan diğer mikroplar bu mantar zeminine bulaşacak olursa lenfanjit (yılancık) veya flebit dediğimiz daha ağır seyreden tablolar meydana gelir.”
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#75200
KORUNMA YOLLARI: Ayakta mantar hastalığının olmaması için ayakların nemli kalmaması gerekiyor. Yaz aylarında sandalet tipi ayakkabıların kullanılması, ter emen çorapların giyilmesi, ayakların yıkandıktan sonra iyice kurulanması da mantar bulaşma riskini azaltıyor. Başkasına ait terlik ayakkabı gibi eşyanın kullanılmaması gerekiyor. TANI NASIL KONULUYOR? Mantar hastalığının tanısı klinik görünüme dayanılarak konuluyor. Tanının kesinleştirilmesi için dokudan kazıma yoluyla örnek alınıyor. Bu örnek mikroskopta incelenerek mantarın türü tespit ediliyor. Bazı tip mantarların tanısında wood lambası denen özel bir ışıktan tanıda yararlanılıyor.
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#75201
TEDAVİSİNDE NASIL BİR YOL İZLENİYOR? Mantarların tedavisi için önce mantarın yerinin ve tipinin saptanmasının gerekliliği üzerinde duran Dr. Tülin Uygur, şöyle devam ediyor: “Tedavinin şekli buna göre belirlenir. Ağızdan alınan haplar ve dışardan sürülen kremlerle bugün için mantarın kesin tedavisi yapılabilmektedir. Ancak tedavi sürelerinin uzun olduğu ve korunma önlemlerine devam edilmezse hastalığın tekrarlayabileceği unutulmamalıdır.”
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#75202
ÖNERİLER: Banyodan sonra vücudunuzu nemli bırakmayın, iyice kurulanın. Plajda ya da havuzda başkasına ait terlik, ayakkabı ya da havlu kullanmayın. Islak ve nemli zeminlerde çıplak ayakla dolaşmayın. Mantar hastalıklarının tedavisinin en az 3 ay sürdüğünü unutmayın Hekiminizin önerdiği ilaçları düzenli olarak kullanınız.
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#75204
denız yanııgına kars bır ılacınız veya yorumunuz yokmu?
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#76984
Klimasız serinleme yöntemleri Yaşadığımız sıcak günlerde klimasız serinleme yöntemleri... Klimasız ortamlarda sıcaklara katlanmak herkes için zorlu bir mücadeledir. Sayacağımız öneriler sizi klimasız bir evde bile serin tutmak konusunda işinize yarayabilir.. 1. Ev içinde hava dolaşımını sağlamak için vantilatör ve tavan pervanesi kullanın. Sıcak havayı dışarı atmak için kapıları açmak ve vantilatör kullanmak bir "egzoz" sistemi olarak görev yapabilir ev içindeki her şeyi biraz daha serinletebilir. Daha serin olan akşamlarda bütün pencereleri açın ve mümkün olduğu kadar çok hava dolaşımına izin verin. Güneş doğduğunda ise evi mümkün olduğu kadar uzun süre serin tutabilmek için bütün kapı ve pencereleri kapatın; perde ve panjurları da kapattığınızdan emin olun. Akşamları veya geceleri hava tekrar serinlediğinde de camları ve vantilatörleri tekrar devreye sokun. 2. Suyun serinletici gücünden faydalanın. Kovalara su doldurup ayaklarınızı ıslatın. Islak havlu ve bandanalar baş üzerine veya omuzlara konduğunda serinletici bir etki yapar. Serin duşlar alın, soğuk suyla dolu bir şişeden su püskürtmeyi deneyin. 3. Aşağılara inin. Sıcak hava yükselir, bu yüzden üst katlar altlardan daha sıcak olacaktır. Bodrum katı öğlen sıcağından iyi bir kaçış yolu olabilir. 4. Fazla sıcaklık kaynaklarını yok edin. Ampuller gereğinden fazla ısı yayar, tıpkı açık bilgisayarların yaptığı gibi. Ocak kullanmaya gerek kalmaması için taze yiyecekler tüketin. 5. Belli bir miktar suyu vücutta tutmaya dikkat edin. Yani hava sıcak değilken tükettiğinizden daha fazla su tüketin. Eğer çok fazla terliyorsanız, elektrolitlerin yerine yenilerini koymak için ya yemeğinizin yanında bol su içmeli ya da elektrolit sağlayıcı özel içecekler içmelisiniz. Susamak dehidrasyonun ilk belirtisidir; bunu engellemek için susamadan önce yeteri kadar su ya da sıvı almalısınız. 6. Alkol ve kafeinden kaçının. Bu iki madde de idrar söktürücü görevi yapar ve dehidrasyonu teşvik eder. 7. Vantilatörün önüne oturun Ev yapımı bir klima için, açık bir soğutucunun ya da bir kase buzun arkasına konmuş vantilatörün önüne oturun. 8. Klimalı, halka açık yerlere gidin Sıcak artık dayanılmaz bir hal almışsa, günün en sıcak saatleri boyunca klima sistemi olan halka açık yerlere gidin. Kütüphaneler, alışveriş merkezleri ve sinemalar serinlemek için iyi birer yer olabilir. 9. Proteinli yiyecekler tüketmeyin Metabolik ısıyı artıracak ve vücudun ısınmasına sebep olacak olan büyük porsiyonlu ve fazla proteinli yiyecekler tüketmeyin. 10. Sıcakla ilgili hastalıklar konusunda bilgi sahibi olun Sıcakla ilgili acil durumlar, kramplar, güneş çarpması gibi ısıya bağlı rahatsızlıkların belirtileriyle ilgili bilgi sahibi olun. Acil durumlarda ambulans arayın ve hastayı yardım gelene kadar serin tutmaya çalışın. 11. Hayvanlarınızı unutmayın Son olarak, ev hayvanlarının da hava ısındıkça rahatsız olduklarını unutmayın. Onlara soğuk duş aldırmak vücut ısılarını düşük tutmakta yardımcı olur. Üzerinde yatabilecekleri serin bir havlu veya vantilatörün hemen yanına koyacağınız ıslak bir bez hayvanınızı serinletecektir. Onlara içmeleri için bol soğuk su sağlayın. Bir ev hayvanında sıcak çarpmasının belirtileri nefes nefese kalma, büyük gözler, çok fazla sayla salgılamak, sıcak cilt, seğiren kaslar, kusma ve göz kamaşmasıdır. Eğer hayvanınız bu belirtileri gösteriyorsa veterineri arayın. changeTarget(document.getElementById("news_content"))
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#77187
Sıcak hava ‘sinir’ yapıyor Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, aşırı sıcaklarda vücutta hormonal değişiklikler görüleceğini belirterek, “Sıcak havalar insanları daha sinirli hale getiriyor. İnsanlar daha asabi oluyor” dedi Aşırı sıcaklarda vücudun fizyolojik dengesinde ciddi bir takım dengesizlikler yaşanacağını, metabolizmada hormonal değişiklikler görüleceğini belirten Prof. Dr. Çevik, bunlara bağlı olarak kişinin tahammülünde azalma görüleceğini, stres eşiğinin düşeceğini, en küçük olaylarda bile daha kolay öfkeleneceğini kaydetti. Çevik, “Sıcak havalar insanları daha sinirli hale getiriyor. İnsanlar daha asabi oluyor” dedi. YAZ HASTALIKLARI Bu havalarda trafiğe çıkacak olanlara da tavsiyelerde bulunan Çevik, şöyle konuştu: “Normal, konforlu hava olmadığı için trafikte beklemek daha ızdırap verici oluyor. Onun için kliması olmayan arabalarla öğle sıcaklarında trafiğe çıkmamak daha doğru olur. Bir de sıcak havalarda özellikle ağır yemeklerin ardından trafiğe çıkmak daha da risk arz ediyor. Çünkü ağır yemeklerden sonra uyku eğilimi daha fazla olur. Uyku eğiliminden dolayı trafik kazaları daha yoğunluklu olarak karşımıza çıkar.” Serinlemek isteyenler ortaya renkli görüntüler çıkarıyor... Vatandaşların sıcak havaları rahat geçirebilmeleri için bol sıvı almaları, yağlı yiyecekler yerine yaz sebze ve meyvelerini tüketmeleri, mümkün olduğunca iyi havalanan, pamuklu, açık renk giysiler giymeleri gerektiğini söyledi.
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#77775
Böbrek taşı olanlara sıcak uyarısı 11.07.2007 Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Klinik Şefi Doç. Dr. Ali Ünsal, yaz aylarında böbrek taşı olanlar ya da böbrek rahatsızlığı geçirenlerin daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, ''Bu kişiler günde en az 2 litre sıvı almalı ki böbreklerine yeterince sıvı gitsin ve enfeksiyon gibi rahatsızlıklar oluşmasın'' dedi. Ünsal, sıcak havalarda böbrek ağrısıyla acil servislere ve üroloji kliniklerine başvurularda artış olduğunu söyledi. Aşırı sıcaklarda terleme nedeniyle vücuttan su kaybının fazla olduğunu, idrar miktarının ise azaldığını ifade eden Ünsal, ''Bu durumda idrar daha konsantre olur ve asitik hale gelir. Bu da zamanla taş oluşumuna ve küçük taşların büyümesine yol açabilir'' dedi. İdrar miktarının azalmasının enfeksiyonlara neden olduğunu anlatan Ünsal, az sıvı alımına bağlı olarak böbrek taşı bulunan kişilerdeki enfeksiyon riskinin de arttığını bildirdi. Böbrek fonksiyonları sınırlı olan kişileri de uyaran Ünsal, diyabet ve hipertansiyon hastalarının yeterli sıvı almamaları ya da aşırı terlemeleri sonucu böbrek yetmezliği gelişebileceğini belirtti. Özellikle böbrek taşı olanlar ya da böbrek rahatsızlığı geçirenlerin yaz dönemi boyunca daha dikkatli olması gerektiğini belirten Ünsal, ''Bu kişiler günde en az 2 litre sıvı almalı ki böbreklerine yeterince sıvı gitsin ve enfeksiyon gibi rahatsızlıklar oluşmasın'' diye konuştu.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim