Sevgili Hemserilerim. Sizce Nizipte sabunculuk neden öldü ?
Insana heryerdeher halde Lazim olan 3 sey ekmek,su,sabun Sabun nedir ? "
Sabunun en iyisi Nizip'te yapilirdi.Nizipli, sabuncularmarsilya tipisabunu ... Atalarindan ögrendigi sabun ustaligini çocuklarina aktararak. Her seyden önce, geleneksel ustalar yetistirdi. Islerini büyütürek. Gaziantep'in bir ilçesi olan Nizip'i herkes bilir .sabunculuk geçmisi 200 yillik bir tarihtengelir.hatta daha gerilerde zeugmaya dayandigi söylenmektedir
Niziplilere marsilya tipi sabunu dedesihalepli bir arap olan ,1940döneminde sabunculuk aleminin yildiz ismi muhammed sabuni . Bu yüzden yillar önce Nizip'e çagirmislar, sabunculugu ögretsin diye. Muhammed sabuni'sayinlar ailesinin bas sabun ustasi olarak babasinin ününü sürdürmüs. Derken, kilis'e gelmis ve burada oglu abdülmecid'in annesiyle evlenmis. Abdülmecid de baba sanatini benimsemis. Ailece teksabuncu olarak kilis çevresinde de ün salmislar..
Yüzde 80 safzeytinyagi ve yüzde 20 antakya defneyagindan. Çünkü renkli, kokulu sabunlar ise yaramaz, hepsi hayvan yagidir der eskiler
.
Sabun imalati kolay is degil: sirri üçte bir ates, üçte bir su ve üçte bir yag... Iki tonluk kazana bir ton zeytinyagi, 200 kilo defte yagi, 200 küsur litre kostikli su döküp, altina eskiden körükle odun yakip simdilerde mazotla ates verip hafif hafif kaynatmak bir sanattir. Öyle ya 'kaynak cebellenir', yani hafiften fokurdar. Kazanin içi hafif,'pis pis duman verince', su mu istiyor kazan yoksa kostik mi istiyor, bileceksin... Suyun zeytinyagini 'sarmasi' gerek. Karistir babam karistir kürekle. Derken karisim incelemeye baslar, 'yogurt gibi olur' ve kabardikça kabarir.
O gece kazanda istirahate birakilir, ertesi sabah gelir kostikli suyu atarsin. Sonra tuzlu su dökersin kazana iki varil kadar, ocagi yakarsin yeniden; kaynamaya baslar sabun, yeniden 'cebelleme yapar'... Daha nice islemler...
Her zaman temizliği ve saflığı hatırlatan sabun, günlük yaşantımızın önemli bir parçası...
Geçmişi M.Ö. altı binlere kadar uzanan sabun kullanımı, zamanla günlük yaşantımızın önemli bir parçası haline geldi, vazgeçilmez oldu. Fenikeliler sabunu bulana kadar, kül ve kil geleneksel temizlik aracı olarak kullanıyordu. M.Ö. 600'de bulunan ve kullanımı ortaçağda genişleyen sabun, tarih içinde kimi zaman değerli bir değiş tokuş aracı olarak kimi zamansa ilaç olarak kullanıldı. Geçmişte Fenikeliler ile Galyalılar arasında önemli bir takas aracı olan sabun, Roma döneminde, kadınların en gözde temizlik aracı haline geldi.
Sabun niteliği taşıyan maddelerle ilgili ilk yazılı belge ise, Mezopotamya'da M.Ö. III. bin yıldan kalma kil tabletleri... Bu tabletlerde, potasyum ve yağla karıştırılarak elde edilen bir maddeden söz ediliyor.
Eski zamanlardan kalma bir Roma masalına göre, sabunu ilk defa kadınlar keşfetmiş. Hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı'nın kıyısında bulunan Tiber Nehri'nde çamaşırlarını yıkayan kadınlar, çamaşırlarını eskiye oranla daha az çaba sarf ederek temizledikleri fark ettiler. Çünkü, hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı'ndan Tiber Nehri'ne, yağmurla birlikte hayvan yağları ve odun külleri karışıyordu. Bu karışım ise, bayanların çamaşır günü için hoş bir hediye oluyordu. İngiltere'nin eski halklarından Keltler de, hayvansal yağlar ve bitki küllerinden ürettikleri sabuna "Saipo" adını verdi, bu sözcük daha sonra "Soap" olarak değişti. M.Ö. 1500'e ait Ebers Papirüsinde, kişisel temizliklerine düşkün olan Mısırlılar'ın, hayvan ve sebze yağları ile alkalinli tuzdan elde edilen sabunsu bir maddeyle yıkandıkları belirtiliyor. Yunanlılar'a bakacak olursak, onlar da en az Mısırlılar kadar temizliğe önem veriyorlardı. Sabun kullanmayan Yunanlılar, vücutlarını yağ ve killerle sıvadıktan sonra, kum ya da sünger taşı parçalarıyla fırçalıyor ve "strigil" denen kavisli metal bir aletle vücutlarında oluşan tabakayı kazıyorlardı. Bunu suya girerek yıkanma ve zeytinyağı ile yağlanma izliyordu.
Kişisel temizliği oldukça önemseyen Roma ulusunda ise, banyo kültürü oldukça yaygındı. Hamamlara aşırı düşkün olan Romalılar'da banyo yapmak en temel sosyal görevdi. M.Ö 25 yılında yüzlerce hamamın bulunduğu Roma'da banyonun altın çağı başladı. Roma'da yaşanan zengin banyo kültürünü, Erken Hıristiyan Kilisesi dini açıdan uygunsuz olduğu gerekçesiyle çok çabuk saf dışı bıraktı. Fakat M.S. 476'da Batı Roma'nın yıkılmasıyla birlikte Avrupa'da, hamam alışkanlığı tarihe karıştı. Kişisel temizlikte gözlenen bu gerileme ve sağlıksız yaşam koşulları, Ortaçağ Avrupasında büyük sorunlara neden oldu. Temizlik, artık halk kültürünün bir parçası değildi. Yaklaşık 17. yy'a kadar yaşanan bu karanlık dönemde ihmal edilen kişisel temizlik aynı zamanda 14. yy'da büyük veba salgınını doğurdu. Eski Romalıların sabun yapımıyla ilgili bilgilerinin Avrupa'ya yayılmasıyla önemli sabun yapım merkezleri ortaya çıktı. Sabun yapımcılığı 7. yy'da Avrupa'da meslek haline geldi. Sebze ve hayvan yağlarına bitki külleri ve güzel kokular katan sabun yapımcıları kendi ticaret ağlarını kurdular. Güzel kokuların da katılmasıyla artan sabun çeşitleri çamaşır yıkamada ve banyo yapmak için kullanıldı.
Sabuna talep arttıkça üretimi de arttı ve sabuncular bir esnaf grubu oluşturdu. 10. Yüzyılda Bizans'ta esnaf loncaları içinde sabuncu esnafı grubu da vardı. Türkler yaklaşık olarak 11. yy'a kadar sabun yerine sulardaki soda, çöven, saparma, sabun otu, süt kökü, kaşık otu, kılaya kavuğu, acı ağaç, herdemtaze, tavşankulağı, hintkestanesi gibi saponinli maddeleri ve kül kullandı. Belgelere göre bugünkü sabunun ilkel şekli ilk çağlarda Araplar tarafından yapıldı. Sabunculuk, ortaçağda İslam ülkelerinde gelişmiş bir imalat koluydu. Osmanlı'nda sabun esnafı tertip edilen törenlerde esnaf alaylarında yer alıyordu. Osmanlılarda sabun imali ve tüketiminin oldukça yaygın olduğuna arşiv vesikalarında rastlıyoruz.
Sabun üretiminin 12. yy'da başlandığı İngiltere'de ise, 1622 yılında I. King James, sabun üretim tekelini yılda 100 bin dolar karşılığında bir sabun yapımcısına verdi. Fakat, sabun lüks sayılıp yüzde yüz vergiye tabi tutulduğundan halkın banyo yapması imkansızdı. Temizlik ve su sistemleri Roma ve Girit'teki sistemlerle yarış edecek düzeye gelmiş olmasına rağmen, ülkede temizliğe karşı genel bir isteksizlik hakimdi. Dickens dönemi, korkunç bir pislik içinde geçti. Hastalıklar iyiden iyiye yayılıyordu. 1842'de, İngiltere Fakir Yasası Komisyonu sekreteri olan Edwin Chadwick'in çabaları sonucunda, Parlamento, 1846'da "Halk Hamamlarını ve Yıkanma Evleri Hareketi"ni onayladı ve Gladstone, 1853'te sabun vergisini kaldırdı. 1860'ta Londra'da sayısı 10 olan halka açık yıkanma evleri, bir milyondan fazla sayıya yükseltildi. Bu hareket Amerika'ya da yayıldı. Amerikan Tıp Topluluğu Dergisi'nin 1892 Ekim sayısında; korunma tedaviden daha olduğu takdirde, halka açık büyük bir hamam kurmanın, hastane inşa etmekten daha ucuza mal olacağını yazmaktaydı.
Gerçek anlamda bilimsel sabun yapımı ise, 18. yy'da da Michel Eugene Chevreul'un katkılarıyla, önceden belirlenen kesin amaçların elde edilmesini sağlayan kimyasal formüllerin ortaya konmasıyla başlıyor. Buhar makinesi gibi buluşların gerçekleşmesiyle de, sabun yapımı gerçek bir sanayiye dönüşüyor. Sabunun sert sularda eritildiği zaman yeterince köpürmemesinin yol açtığı sakıncayı giderme çalışmaları, 1930'lu yıllarda ABD'de ilk deterjanların ortaya çıkmasını sağlıyor ve o tarihten bu yana deterjan yapımı da önemli bir sanayi dalına dönüşüyor.
Osmanlı İmparatorluğu sabun üretimi açısından çok zengindi. Trablus sabunu, çiçek sabunu, misk sabunu, Hünkari sabun, beyaz ve siyah paşa sabunu, alaca sabun, kara sabun, kokulu sabun, Kandiye sabunu Girit Sabunu, Arap sabunu, leke sabunu ve fes sabunu... Bunlar imparatorlukta üretilen sabun türlerinin sadece birkaçı... Osmanlılarda sabunla ilgili ilk düzenlemeler Fatih Sultan Mehmet, İkinci Beyazıt, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman devri kanunnamelerinde görülür. Fatih dönemine ait Foça sabunhanesi ile ilgili düzenlemede ve Yavuz devrine ait Trablus Sancağı kanunnamesinde sabun konusunda hukuki düzenlemeler bulunur. Sonraki dönemlerde sabunun üretimi, kalitesi, fiyatı, kontrolü, ticareti ve sabuncu esnafı konularında oldukça fazla vesika ve düzenleme bulunması dikkat çekiyor. Sabun temel olarak, zeytinyağı, prina yağı, ay çiçek yağı, yerfıstığı yağı, palmiye özü yağı, iç yağı gibi maddelerden elde edilen yağ asitleri ile sodyum tuzlarının tepkimesinden oluşuyor. Sabun üretimi, yıkama, pişirme, sıvılaştırma ve sabunlaşma olmak üzere dört evreden meydana geliyor. Yoğurma sırasında parfümler katılarak kokulu sabunlar elde ediliyor.
Kozmetik sanayinin gelişmesiyle sadece temizlik maddesi olmaktan çıkıp, özel formüller ve kokularla farklı özellikler kazanan sabun, gençlik, güzellik ve pürüzsüz bir cildin en doğal kaynağı haline geldi.
Niçin Zeytinyağı Sabunu?Adatepe sabunlarının esas üstünlüğü kullanılan malzemede. Eski çağlarda vücuda canlılık ve parlaklık vermek için zeytinyağı kullanıldığı biliniyor. Kralların, rahiplerin, asillerin vücutları zeytinyağı ile ovulurmuş. Bir çok yunan vazosunda ve duvar resminde bu tür zeytinyağı ile meshetme sahneleri resmedilmiş. Antik olimpiyatlarda zafer kazanan atletlere içi vücuda sürülen zeytinyağı dolu seramik kaplar hediye edilirmiş.Resim kaynağıZeytinyağının yaraları iyileştirici özelliği binlerce yıldır bilinmekte. Zeytinyağı tende nefes alan bir tabaka oluşturarak cildin doğal etkinliklerini sürdürmesini sağlar. Böylece bir yandan ölü derilerin dökülmesine, terlemeye imkan verirken nem kaybını engeller, sürekli olarak nem dengesini korur. Bakterilere karşı doğal bir koruma sağlayan zeytinyağı özellikle içerdiği E vitaminiyle hücre yenilenmesini hızlandırarak cildin genç kalmasını sağlar.Adatepe sabunları yüzde yüz zeytinyağı ile üretilmektedir. Piyasada bulunan diğer zeytinyağı sabunlarının aksine Adatepe sabunlarında kullanılan zeytinyağı, düşük vasıflı posa zeytinyağı veya prina yağı değildir. Adatepe sabunları " soğuk baskı" usulü ile imal edilmiş, yemeklik nitelikte halis zeytinyağı ile üretilir.Geleneksel Sabun ÜretimiZeytinyağı sabun kazanlarında odun ateşinde kaynatılır. Yüzlerce yıllık geleneğin bilgisiyle sabuncu ustaları kaynayan zeytinyağı kazanlarına sulandırılmış sabuncu sodası ( NaOH ) ilave ederek kaynatmayı sürdürürler. Sonunda zeytinyağı sabuncu sodasının etkisiyle sabunlaşmaya başlar . Sabunlaşmış zeytinyağı en az bir gece dinlendirilerek reaksiyonun yavaşça sürmesi sağlanır. Ertesi gün kazanlar tekrar odun ateşiyle kaynatılırken gerekli miktarda doğal kaya tuzu ilave edilir. Sabunlar soğumaya bırakılır.Sabunlar henüz sıvı halde iken kovalarla tavlalara dökülür ve bir gece kurumaya bırakılır. Sabah erkenden sabuncu ustaları en hummalı faaliyetlerine başlarlar. Sabun dolu tavlalar iyice sertleşmeden yüzeyleri raspa ile düzlenir. Boyalı iplerle kesilecek yerler işaretlenir. Özel bıçaklarla işaretli yerlerden yatay ve dikey sıralar halinde kesilir. Ardından şimşir ağacından elle oyulmuş mühürlerle tek tek damgalanır. Bütün bu işlemlerin sabunlar tavlalarda iyice sertleşmeden bitirilmesi gerekmektedir.Sabunlar artık hazırdır. Ancak iyi bir sabunun tüketiciye sunulmadan önce sabunların kurutulup içindeki nemin azalması gerekir. Bu nedenle kesilip damgalanmış sabunlar özel raflara serilip hava durumuna bağlı olarak iki üç hafta kurumaya bırakılır.Adatepe, saf zeytinyağı sabunlarının yanı sıra lavanta, biberiye, portakal, defne yaprağı uçucu yağları ile de zenginleştirilerek piyasaya sunulmaktadır. Kokulu sabunlarda kullanılan uçucu yağlar doğal yöntemlerle bitki özlerinin imbikten geçirilmesiyle elde edilir. Lavanta ve biberiye özlü sabunlara ayrıca öğütülmüş lavanta ve biberiye taneleri de ilave edilmektedir. Sabunlara katılan uçucu yağlar verdikleri hoş kokunun yanı sıra aromaterapik özelliklere de sahiptir.
Sabun üretiminde kullanılan yağlar :
1) Don yağı : Ençok kullanılan yağdır. (% 70 )
2) Gresler :%20
3)Polmist yağı, polm yağı zeytinyağı, ayçiçek yağı, pamuk yağı, mısırözü yağı
Arap sabunu üretimi :
Resim kaynağı
Doymamış yağ asitleri (ayçiçek yağı hemen alınır ve 70 c derecede ısıtılır. Sonra ısıtma kesilip KOH verilir. Sonra tekrar ısıtılarak 98 c dereceye yükseltilir. Bu sırada köpüklenme olur. Bunu önlemek için bir miktar su katılır. İşlemin sonuna doğru viskoziteyi ayarlamak için % 5 oranında Na2CO3 verilir. Su ile merhem kıvamına getirilir. Tenekelre konarak satılır.
Sabun Çeşitleri :
Kıvamına göre ikiye ayrılır.
a) Sert sabunlar b) Yumuşak sabunlar
Sert sabunlar (Na sabunları ) :
1) Külçe sabunlar (sodyum sabunları)
2) Külçe - Tutkal sabunlar ( çekirdek sabunları)
3) Tutkal sabunları
Sabun Üretiminde Kullanılan Katkı Maddeleri ve Fonksiyonları :
1) Tinopol : Optik beyazlatıcı
2)Titendioksit: Sabunun rengini açmak için kullanılır.
3) Türpinol : (SC) a)Antioksidan b)Ağır metal katyonlarını sağlar. c) Stebilizatördür.
4) Tansil: Ağartma toprağı olup don yağının rengini açar.
5) Blauhit : Sabun hamurunun pişmesi sırasında sabunun rengini açar.
6) Bistanol : a) Cildin kurumasını önler b)Dış yüzeye parlaklık verir. c) Çatlamayı önler ve iyi köpürür. d)Sabuna plastiklik kazandırır.
7) Edta : Metal katyonlarını komplex şekilde bağlar.
8) Cosevin : Sabunun bozulmasını önleyen antioksidanlardandır.
9) CMC : a) Sabunun yüzey aktifliğini arttırır. b) Lifteki kirleri taşır ve obsorplar
10) Calgon : a) Ca Mg iyonlarını bağlar, suyu yumuşatır. b) Kirlerin liflere yapışmasını önler.
11) Komperland (KI) : a) Köpükte stabilite sağlar. b) parfümü bağlar c) Cildi korur d) Köpük yapımına etki eder.
12) Linolin : a) Cilde yumuşaklık verir. b) Cildi nemli tutar.
13) Lusidol : Renk açmak için kullanılır.
14) Vazelin : Linolin ile aynı işlemi yapar.
15) Kükürt : Dezenfektan özelliği gösterir.
16) Alüminyum sülfat : Suların temizlenmesinde kullanılır.
17) Na Hipoklarit : Tortu sabunlarının rengini agartmada kullanılır.
18) Hipoklorik asit : Suların yumuşatımında kullanılır. 19) Fosforik Asit : Sodyum klorit ; Agartmada.
Sabun endüstrisi olarak bilinen, yıkama endüstrisinin kökleri geçmişte 2000 yıl öncesine kadar uzanır. Pompeli kazılarda bir sabun fabrikasına rastlanmıştır. Bununla birlikte, pek çok sayıdaki kimyasal proses endüstrisinin hiç birinde, yıkama endüstrisinde olduğu kadar, kimyasal ham maddelerinde temelde bir değişim olmamıştır. 1940 ve 1965 yılları arasında, sabun gereksinmesinin %80’nini deterjanlar tarafından sağlanmış bulunmaktadır. Bu deterjanlar, üretimleri için tamamıyla farklı yeni ham maddelere ve reaksiyonlara gereksinme duymaktadırlar.
Tarihçe : Sabunun kendisi hiçbir zaman gerçekten <<bulunmamıştır>>, fakat yağsı maddeler ve alkali karışımlardan yavaş yavaş geliştirilmişlerdir. Pliny the Elder, birinci yüzyılda sert ve yumuşak sabunun her ikisinin de üretildiğine değinmektedir, fakat on üçüncü yüzyıla gelinceye kadar sabun, bir endüstri olarak adlandırılacak miktarda üretilmemiştir. 1800 öncesine kadar sabunun, yağ ve alkalin mekanik bir karışımı olduğu sanılmaktaydı; bundan sonra bir Fransız kimyacısı olan Chevreul, sabun oluşumunun gerçek bir kimyasal reaksiyon olduğunu göstermiştir. Domeier aynı süre içerisinde, sabunlaştırma karışımından gliserinin kurtarılması konusundaki araştırmasını tamamlamıştır. Leblanc’ın sodyum klorürden ucuz sodyum karbonat üreten önemli buluşuna kadar, sabun üretimi için gerekli alkali odun külünün kaba bir şekilde ekstraksiyonu veya doğal kalevi sulardan örneğin Nil nehri gibi, evaporasyonla üretilmekteydi.
Sabun yapımında uygulanan temel proses 200 yıldan buyana değişmemiştir. Bu yöntemde, katı veya sıvı yağlar parti parti (süreksiz) olmak üzere bir alkali ile sabunlaştırmakta ve sonra karışıma tuz katılarak, sabun karışımdan ayrılmaktadır. Fabrika işletmesinde karşılaşılan başlıca değişmeler, katı ve sıvı yağların ön işlemlere sokulmaları ve hazırlanmış sabunun, örneğin püskürtme ile, kurutulması olmuştur. Hidroliz, hidrojenasyon, sıvı-sıvı ekstraksiyonu ve çeşitli katı ve sıvı yağların solventden kristalizasyonu, daha yeni ve daha iyi kalitede ham maddeler sağlanmıştır. Sürekli sabun üretim prosesi 1937’de, Procter and Gamble kuruluşunun yüksek basınçta hidroliz ve sürekli nötralizasyon prosesini Quiney (Mass-A.B.D.)’de kurmasıyla başlamıştır. Bunu izleyen gelişme, sürekli sabunlaştırma prosesi, Sharples and Lever Brothers kuruluşlarının müşterek çalışması sonucu ortaya çıkmış ve ilk fabrika 1945’de Baltimore’da kurulmuştur. O tarihten bu yana, her iki tipde de fabrikalar kurulmaktadır. Sürekli sabun üretim prosesi, önemli bir teknolojik gelişme olmamasına karşın, sentetik deterjanların piyasaya çıkarılmasıyla, kısmen de olsa önemini yitirmektedir.
Sabun : Sabun, daha çok oleik, stearik, palmitik, laurik ve miristik asidler olmak üzere, çeşitli yağ asidlerinin sodyum ve potasyum tuzlarını kapsar. Genel olarak sabun kullanımı, endüstriyel kapasitede üretimi, uygar insanın konfor ve sağlık amacıyla kullanımı gibi nedenlerle, giderek artmaktadır. Modern uygarlığın ilerleyişini, kişi başına tüketilen sabun ve deterjan miktarıyla ölçebiliriz
Sabun Üretimi : Ufak imalathaneler veya özel sınırlı üretimler için daha çok, uzun bir süredir yerleşmiş olan tekne (kazan) prosesi uygulanmaktadır. Sabun teknolojisinin değişmesi ile, sürekli alkali sabunlaştırması kullanılmaya başlanılmıştır. Daha önceleri, alışılmış kazan prosesi ile 2-5 günde üretilen sabun; şimdilerde bilgisayar kontrollü fabrikalarda, katı ve sıvı yağların NaOH ile sabunlaştırarak (300 ton/gün’den fazla bir kapasite ile), 2 saatte üretilmektedir.
Şimdilik yöntem, 29.2’de gösterildiği gibi, sürekli parçalama ve hidroliz şeklindedir. Gliserinin ayırılmasından sonra yağ asidleri sabuna nötürleştirilir.
Sabun üretiminde temel kimyasal reaksiyon, sabunlaştırma olarak ifade edilebilir.
3NaOH + (C17H35COO)3C3H5 -----> 3C17H35COONa + C3H5(OH) 3
Kostik Soda Gliseril stearat Sodyum stearat Gliserin
Yöntem, önce yağları parçalamak veya hidrolizlemek ve değerli olan gliserinin ayrılmasından sonra, yağ asidlerini kostik soda çözeltisi ile nötürleştirmekten ibarettir.:
(C17H35COO)3C3H5 + 3H2O -----> 3C17H35COOH + C3H5(OH) 3
Gliseril stearat stearik asid Gliserin
C17H35H + NaOH -----> C17H35COONa + H2O
stearik asid Kostik soda Sodyum stearat
Ticari amaçlı katı ve sıvı yağlar, yağ asidlerinden herhangi birinin gliseridi olmayıp, yağ asidi karışımlarının gliseridleridir. Fakat %90 veya daha yüksek, tek bir yağ asidinin gliseridini elde etmek mümkündür. Çeşitli yağ asidlerinin sodyum tuzları, çözünürlük ve sertlik yönünden (Tablo 29.6) birbirlerinden oldukça farklı olduğu için sabun üreticileri hem Pazar fiyatlarına ve hem de sabundan beklenen özelliklere bağlı olarak, ham maddeleri seçerler.
Ham Maddeler : Sabun yapımında kullanılan ham maddelerin başında donyağı gelir. Sabun yapımında kullanılan tüm katı ve sıvı yağların, yaklaşık dörtte üçünü oluşturur. Sığır katı yağlarından, su buharı ile eritme yöntemi uygulanarak elde edilen, gliseridler karışımından ibarettir. Bu katı yağ, su buharı ile çözünürleştirilir (eritilir) ve donyağı, su yüzeyinde bir tabaka oluşturur ve bu nedenle, kolaylıkla uzaklaştırılabilir. Sabunun çözünürlüğünü arttırmak için donyağı çoğunlukla, sabun kazanında veya hidrolizörde, hindistancevizi yağı ile karıştırılır. Gresler(yaklaşık %20), sabun yapımında kullanılan ham maddeler içerisinde, ikinci önemli sırayı alırlar. Bunlar evcil domuzlardan ve diğer ufak evcil hayvanlardan elde edilirler.; yağ asidi gliseridlerin önemli bir kaynağıdır. Su buharı ile eritilerek veya solvent ekstraksiyonu yapılarak, rafine edilirler ve diğer yağlarla karıştırılmaksızın kullanımları çok azdır. Bazı durumlarda, yağ asidlerini serbest bırakacak şekilde işlem görürüler. Bu yağ asidleri, gresler gibi sabun yapımında kullanılırlar. Hindistancevizi yağı uzun bir süredir, bu alanda önemli bir ham madde olmuştur. Hindistancevizi yağından yapılan sabun sert olup, iyi köpürür. Laurik ve miristik asid gliseridlerinden, oldukça fazla oranda bulundurur. Serbest yağ asidlerinden sabun, deterjan, kozmetik, yağlı boya, tekstil ve daha pek çok endüstride yararlanılır. Sıvı yağların alkali rafinasyonunda elde edilen >>altlıklar<< (foots) veya yan ürünler (stock) de yağ asidleri veririler. Yağların parçalanmada kullanılan önemli genel yöntemlerden Twitchell prosesi bunların en eskisidir. Sürekli zıt akım prosesleri, şimdi en yaygın kullanılmaktadır.
Sabun üreticiler aynı zamanda, özellikle kostik soda, tuz, susuz soda, kostik potas ve ayrıca sodyum silikast, sadyum bikarbonat ve trisodyum fosfat olmak üzere fazla miktarda kimyasal madde tüketicileridir. Sabuna ilave edilen inorganik kimyasal maddeler yardımcılar (builders) adı verilir. Monsanto (A:B kuruluşundan Harris ve çalışma arkadaşları tarafından yapılan önemli bir çalışmada, özellikle tetrasodyum prifosfat ve sodyum trilifosfatın, alışılmışın dışında etkili yardımcılar oldukları, ortaya konulmuştur. Susuz soda gibi, pahalı olmayan yardımcılar ile, daha etkili (ve pahalı) tetra sodyum pirofosfat veya sodyum tripolifosfatın birlikte kullanılmalarının, fosfatın tek başına kullanılmasına oranla daha iyi sonuç verdiği ve oldukça önemli üstünlüğü bulunduğu gösterilmiştir. Ayrıca, bu karışımların kullanılması halinde, aynı veya daha etkili kir uzaklaştırması, daha az sabunla mümkün olmaktadır.
Sürekli, zıt akım parçalama prosesinde, proses sürecinde yağların oksidlenerek renklenmelerini önlemek için, yağlar vakum altında havadan kurtarılmalıdır. Yağlar, kontrol altında tutulan bir debide, bir dağıtma halkasından geçirilerek, hidrolizin yapılacağı kule tabanına gönderilir. Bu dağıtma halkası yağı, damlacıklara parçalar. Bu kuleler yaklaşık 19.8 m yükseklikte ve 0.6 m çapında, Tip 316 paslanmaz çelikten (Şekil 29.8) yapılmışlardır. Tabanda temas bölümündeki yağ düşük yoğunluğu nedeniyle, yükselir ve sulu gliserin fazında çözünmüş bulunan az miktardaki yağsı maddeler, ekstrakte eder. Aynı anda, tepedeki temas bölümüne havası alınmış demineralize su beslemesi yapılır ve bu su yağsı fazda çözünmüş gliserini ekstrakte eder. Bu iki akım, temas bölümünü terk ettikten sonra, reaksiyon bölümüne girerler. Burada, yüksek basınçta doğrudan su buharı enjekte edilerek, reaksiyon temperatürüne ısıtılırlar ve parçalanma meydana gelir. Yağ asidleri, parçalanma kolonunun veya hidrolizörün tepesinden bir dekantöre boşaltılır ve burada, taşınmış olan su, ayrılır. Gliserin-su çözeltisi, otomatik bir ara yüzey kontrolörünün tabanından, bir durultma tankına alınır.
eşitli sistemlerle elde edilen natürel zeytinyağı tüketiciye sunulmadan önce, kalitesinde meydana gelebilecek bozulmaların önlenmesi için uygun koşullarda saklanması gerekmektedir. Etkin ve sağlıklı bir depolama yapabilmek için zeytinyağının biyolojik ve kimyasal özellikleri ile depolama materyallerinin bazı özelliklerinin tam olarak bilinmesi gerekmektedir.
Günümüz zeytinyağı sanayii daha büyük üretim ünitelerine doğru yol aldıkça işletmelerde kullanılan depolama tanklarının kapasiteleri de üretim potansiyeli ile orantılı olarak artmaktadır.
Depolamada kullanılan bu tankların özelliklerini kısaca belirtmek gerekirse;
1-) Tanklar sıvı geçirgenliği olmayan maddelerden imal edilmelidirler.
2-) Tankların yapımlarında kullanılan maddeler yağa karşı fiziksel ve kimyasal olarak stabil olmalıdır.
3-) Yağı bozucu koku ve tatları bünyesine almamalı, oksidasyona neden olacak metalleri içermemelidir.
4-) Yağları hava ve ışıktan korumalı, yağı sabit sıcaklıkta tutmalıdır. Isı tercihen 15 º C olmalıdır.
a- Yer Altı Tankları :
Geleneksel yer altı tankları zeytinyağı depolanması için en çok kullanılan ve en uygun olanlarıdır. Bu tanklar iç yüzeylerinin uygun bir maddeyle ve yeterince kaplanmaları şartı ile;
- İyi bir depolama sağlarlar,
- Hava ve ışıktan korur ve,
- İstenilen en uygun sıcaklık derecesini temin ederler.
b- Yer Üstü Tankları :
Geleneksel yer altı tanklarının yapılmasında karşılaşılan zorluklar nedeniyle bunlara alternatif olarak daha basit ve kullanımı daha kolay yer üstü tankları imal edilmiştir. Uzun yıllar boyunca zeytinyağları, içleri kalaylı veya galvanizli saç bandonlarda, emaye döşeli kaplarda alüminyum depolarda oldukça iyi şartlarda depolanmışlardır. Ancak yapılan çalışmalar göstermiştir ki zeytinyağının kalitesini en iyi koruyarak muhafaza etmek için kullanılan en uygun materyal paslanmaz çelik tanklardır.
Zeytinyağı Nasıl Muhafaza Edilmeli ?
Zeytinyağı doğrudan güneş ışığı görmeyen serin yerlerde saklanmalıdır. Saklama için en uygun sıcaklık derecesi 14- 15 C’dir.
- Zeytinyağı her türlü kokuyu çeker, içine alır. Bu nedenle yabancı koku olmayan yerlerde ağzı kapalı olarak muhafaza edilmelidir.
-Zeytinyağları renkli cam şişelerde renkli camlı damacanalarda ve içi laklı teneke kutularda dolu olarak saklanmalıdır. Plastik bidonlar, kalaysız teneke veya saç kaplar uygun değildir. Zeytinyağı ağzı açık olarak uzunca bir süre hava ile temas
ederse yağ bozulmaya başlar; asitliği de yükselir.
-Usulüne uygun olarak saklanan naturel zeytinyağları özelliklerini kaybetmeden 2 yıl; riviera ve rafine zeytinyağları 1.5 yıl dayanırlar.
Kaliteli Zeytinyağı Üretiminde Dikkat Edilecek Hususlar
Zeytin yağı kalitesine etki eden faktörlerin etki derecelerine bakıldığında zeytinin olgunluk derecesinin % 50, zeytin hasat tekniğinin % 30, yağ çıkarma sisteminin % 15 ve muhafaza şeklinin de % 5 kaliteye etki etmekte olduğu bildirilmektedir.
Zararlılar açısından özellikle hasat öncesi zeytine zarar verdiği çok iyi bilinen Zeytin Sineği (Bactrocera olea Gml.) ile yeterince mücadele edilmelidir. Zeytin sineği zararlısına maruz kalan danelerden elde edilen yağlarda çeşitli biyokimyasal aktiviteler nedeni ile önemli kalite bozuklukları görülmektedir. Zeytin Sineği zararlısı yağın hidroliz (asitlik artışı) ve oksidasyonuna (ransidite = acılaşma) sebep olmasının yanında, yağ asidi kompozisyonuna da ve yağın sabunlaşmayan bileşikleri üzerine de etkilidir. Bu konuda yapılan araştırma sonuçları göstermiştir ki, zeytin sineği hasar yoğunluğuna bağlı olarak yağların doymuş yağ asitleri (genellikle palmitoleik, stearik ve linolenik) kompozisyonları artmış, oleik asit miktarları azalmıştır. Bunun yanında sabunlaşmayan bileşenlerden ve aynı zamanda da tabii bir antioksidan olan polifenol miktarını azaltmakta, sterol kompozisyonu üzerine de bazı olumsuz etkilerde bulunmaktadır.
Zeytin hasadında mutlaka mekanizasyona geçilmeli, eğer imkanlar elvermiyorsa hasat mutlaka elle yapılmalıdır.Çünkü elle hasatta sağlam ürün elde edebilme avantajı vardır. Çünkü mekanik olarak zarar görmüş zeytin çeşitli mikrobiyal faaliyetlere açık olabileceğinden daha çabuk bozulur, bu da yağ kalitesine doğrudan etki eder. Ağaçtan elle toplanmış zeytinler, yerden toplanmış ve zarar görmüş zeytinler ayrı ayrı şekilde işletmeye taşınmalı ve ayrı ayrı işlenmelidir
Hasat esnasında ve olgunlaşıp da kendiliğinden yere düşen zeytinlerin toprak ile kontaminasyonunu önlemek için ağaçların altına mutlaka brandalar konulmalıdır. Bu zeytinler de sağlam zeytinlerden daima ayrı olarak işlenmelidir.
Hasat edilen zeytinler mümkün olan en kısa yoldan ve en kısa zamanda, 25 cm.’yi geçmeyen tabakalar halinde ,hava almaya imkan veren ve taneye zarar vermeyen, bozulmalarına neden olan kızışmaları önleyen kafesli ve delikli plastik kasalar içerisinde kullanılarak fabrikaya ulaştırılmalı ve bekletilmeden yağa işlenmelidir. Özellikle, küfeler, jüt veya naylon çuvallar zeytin tanesini hırpalamakta,ezmekte ve mikrobiyal faaliyeti hızlandırmaktadır.
Yağ işlenme öncesinde eğer zeytinler bekletilecek ise, 25 –30 cm yüksekliği geçmeyen yığınlar halinde ve iyi havalandırılan yerlerde, mümkün ise tahta veya plastik kerevetlerde 2-3 gün civarında bekletilebilirler.
Fabrikalarda özellikle ürünün bol olduğu yıllarda bekletilmelerin önlenebilmesi için hasadın programlanarak yapılması gerekmektedir.
Düşük asitli, daha aromalı yani kısaca daha kaliteli zeytinyağın elde edilmesi bakımından zeytinlerin erken hasat edilmesi yaygınlaştırılmalıdır.
Sadece ‘‘tek’’ çeşidin yağı yemeklik olur şeklindeki bir anlayış bilimsel olarak doğru değildir. Bütün çeşitlerin yağları yemeklik olabilir. Genetik açıdan kötü yağ veren bir zeytin çeşidi yoktur. Ancak her zeytin çeşidinin özellikle de yağın duyusal nitelikleri, hasat zamanı, çeşit, yöre, toprak özellikleri ve yağ işlemede kullanılan teknoloji gibi değişik faktörlerin etkisi ile değişik olabilir.
Zeytinlerin fabrikada yağa işlenmesi yıkama işlemiyle başlar.Zeytinyağı üretim sistemleri ne olursa olsun hijyenik ve kaliteli bir ürün için yıkama ve ünitelerin periyodik temizliği şarttır .
Natürel zeytinyağının elde edilmesindeki işlemler temel olarak, 37 oC’ yi geçmeyen fiziksel işlemlerdir. Zeytinyağı üretiminde sistem ne olursa olsun, elde edilecek zeytinyağının kalitesinin muhafazası açısından , hamur sıcaklığı 25 oC’yi ve su sıcaklığı da 40 oC’yi geçmemelidir
Modern kontinü sistem yağ fabrikaları çalışması kolay fakat dikkat ve bilgi isteyen makineler ihtiva eder. Kullanıcıların değişik kalitedeki zeytinlerin işlenmesinde bilinçli hareket etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yağ randımanı düşer, karasu ve pirinada daha fazla yağ kalır. Klasik veya modern sistemlerden elde edilen yağın karasudan ayrılması dikey santrifüj separatörler ile yapılmaktadır. Bu nedenle otomatik veya manuel temizlemeli separatörler sık sık temizlenmeli ve gerekli ayarlar yapılmalıdır.
Zeytinyağı üretiminde, kalite özellikleri (duyusal ve kimyasal nitelikler) bakımından en iyi ve en dayanıklı olan yağ modern kontinü sistem ve klasik sistemlerden de kuru sistem yağlarıdır. Sulu sistemlerin yağları bunlara göre daha az dayanıklıdır. Bu bakımdan modern kontinü sistemlerin yaygınlaştırılması gereklidir Yağ verimi açısından da en yüksek verime sahip olanlar kontinü sistemlerdir.Aynı zamanda bu sistem daha az işçilik gerektirdiği gibi, çevre üzerine daha az zarar verici etkiye sahiptir.
Çeşitli sistemlerle elde edilen yağlar , kalite nitelikleri ve ticari sınıfları, işletme şartlarında kurulacak olan laboratuarlarda tespit edilmeli ve tüketiciye sunulmayı beklerken de kalitesinde meydana gelebilecek bozulmaların önlenmesi için uygun şartlarda saklanması gerekmektedir.
Zeytinyağın analitik özellikleri yanında duyusal (organoleptik) özellikleri de oldukça önemlidir. Analitik değerleri uygun olduğu halde işleme ve saklama şartlarındaki olumsuz faktörler nedeni ile duyusal özellikleri bakımından kusurlu olan yağlara rastlamak mümkündür.
Zeytinyağının Kalitesini Dışarıdan Rengine Bakılarak Anlayabilir miyiz ?
Zeytinyağının kalitesi rengine bakılarak anlaşılamaz. Zeytinyağının rengi zeytin çeşidine, olgunluk durumuna ve hasat zamanına bağlı olarak değişiklik gösterir. Ancak onu koklayarak ve tadarak duyusal özellikleri hakkında bilgi sahibi olunabilir.
Sabun Üretim Metodları :
Sert ve yumuşak sabunlarda değişik yağ asitleri kullanılır. Ör : Külçe sabunlarda NaOH. Arap sabunu üretiminde ise KOH kullanılır. Bununla beraber SAbun fabrikasyonunda iki temel proses kullanılır.
1) Yağların potalarda sabunlaştırılması 2)Yağ asitlerinin nötralizasyonu
1) Potalarda Yağların Sabunlaştırılması : İşlem açık kazanlarda olur. Isıtma direkt olur. Kazan 3 ayrı kısma bölünür. Sabun yapılırken yağ evvela kazanda ısıtılır. Seyreltik bölmeden başlanarak serbest yağ asitleri nötralize edilir. Sonra kaynatmaya başlanır. Sabun oluşunca akıcı yapmak için bir miktar NaOH çözeltisi akıtılır. Bu işlem rxn süresini kısalttığı için redüksiyon ismi verilir. Bundan sonra fazladan fazladan NaOH çözeltisi eklenerek sabun çözeltiden ayrılır. Bu esnada ortam fazla sıcak olduğundan sabun yarı sıvı halde yüzeye çıkar. Alttaki çözelti akıtılır. Kalan sabuna bir miktarsertliği giderilmiş su katılır ve sabun piştik bir hal alır ve kalıplara dökülerek kalıplanır.
2) Yağ asitlerinden sabun üretimi : Üretim, paslanmayan çelikten yapılmış açık kazanlarda yapılır. Önce NaOH ve Na2CO3 direkt istimle kaynatılır. İçine sıvı veya erimiş yağ katılır. İyice karıştırılır. Meydana gelen sabun tutkalı NaCl ile tuzlanarak ayrılır.
Sabun üretiminde kullanılan yağlar :
1) Don yağı : Ençok kullanılan yağdır. (% 70 )
2) Gresler :%20 3)Polmist yağı, polm yağı zeytinyağı, ayçiçek yağı, pamuk yağı, mısırözü yağı
Sabun Çeşitleri :
Kıvamına göre ikiye ayrılır.
a) Sert sabunlar b) Yumuşak sabunlar
Sert sabunlar (Na sabunları ) :
1) Külçe sabunlar (sodyum sabunları)
2) Külçe - Tutkal sabunlar ( çekirdek sabunları)
3) Tutkal sabunları
Sabun Üretiminde Kullanılan Katkı Maddeleri ve Fonksiyonları :
1) Tinopol : Optik beyazlatıcı
2)Titendioksit: Sabunun rengini açmak için kullanılır.
3) Türpinol : (SC) a)Antioksidan b)Ağır metal katyonlarını sağlar. c) Stebilizatördür.
4) Tansil: Ağartma toprağı olup don yağının rengini açar.
5) Blauhit : Sabun hamurunun pişmesi sırasında sabunun rengini açar.
6) Bistanol : a) Cildin kurumasını önler b)Dış yüzeye parlaklık verir. c) Çatlamayı önler ve iyi köpürür. d)Sabuna plastiklik kazandırır.
7) Edta : Metal katyonlarını komplex şekilde bağlar.
8) Cosevin : Sabunun bozulmasını önleyen antioksidanlardandır.
9) CMC : a) Sabunun yüzey aktifliğini arttırır. b) Lifteki kirleri taşır ve obsorplar
10) Calgon : a) Ca Mg iyonlarını bağlar, suyu yumuşatır. b) Kirlerin liflere yapışmasını önler.
11) Komperland (KI) : a) Köpükte stabilite sağlar. b) parfümü bağlar c) Cildi korur d) Köpük yapımına etki eder.
12) Linolin : a) Cilde yumuşaklık verir. b) Cildi nemli tutar.
13) Lusidol : Renk açmak için kullanılır.
14) Vazelin : Linolin ile aynı işlemi yapar.
15) Kükürt : Dezenfektan özelliği gösterir.
16) Alüminyum sülfat : Suların temizlenmesinde kullanılır.
17) Na Hipoklarit : Tortu sabunlarının rengini agartmada kullanılır.
18) Hipoklorik asit : Suların yumuşatımında kullanılır. 19) Fosforik Asit : Sodyum klorit ; Agartmada.
Suat Sabuncu
Sabunlaşma metodları nelerdir:
1) Reaktif sabunlaşması
2) Otoklav sabunlaştırılması: (orta baskı metodu)
Büyük işletmelerde tercih edilen bir metottur. Otoklavlar -V2 A, V4 A çeliğinden yapılmış olup 6-12 atm
basınç altında ve 170 c derece sıcaklıkta kesintili olarak çalışırlar. Katalizör olarak Ca(OH)2 veya Zno, MgO kullanılır. Su oranı %20-50 olup, ısıtma buharla yapılır ve %95 sabunlaşma derecesine ulaşılır.
3) Fermentlerle sabunlaştırma:
Bu yöntemle temiz bir çalışma yapılabilir. Ancak pahalı ve verimi düşük olduğundan pek kullanılmaz.
4) Yüksek baskı metodu:
Modern işletmelerde kullanılan bir metot olup 26 atm ve 225 c derecede çalışmaktadır. Su olarak genelde gliserinli su kullanılır. Kesintili ve devamlı çalışabilir.
Önce yağ, gliserinli su ile karıştırma kabında (7) karıştırılır. Ön ısıtıcıdan (8) geçirilerek ısıtılır ve 1. otoklava gönderilir. Orada kısmen sabunlaşır, çıkarken ön ısıtıcıdan tekrar geçirilir (4). Isısını giren karışıma verir. Ekspender kabında basınç giderilir (9) ve santrifüjden (10) çıkan yağ ve yağ asidi karışımı karıştırma kabına (3) gider. Orada saf su ile karıştırılır. Ön ısıtıcıdan geçirilerek (4) ısınır ve 2. otoklava girer. Orada sabunlaşma tamamlandıktan sonra ekspander kabından (5) geçirilip basınç giderildikten sonra santrifüje verilir (6). Yağ asidi dışarı alınır. Gliserinli su ise karıştırma kabına gider ve yağ yeniden karıştırılır.
Sabun Fabrikasyonu:
Genel olarak katı veya sıvı yağlar parti olmak üzere bir alkali ile sabunlaştırılmakta ve sonra karışıma tuz katılarak sabun karışımından ayrılmaktadır.
RESim gelicek
Sabun yapımında kullanılan hammaddeler ve fonksiyonları:
1)Yağlar: Sabun üretiminde temel madde yağ ve yağ asitleridir. Ençok kullanılan yağların başında don yağı vardır. Ayrıca üretilen sabunun cinsine ve kullanılma alanına göre kalite yönünden çeşitli yağ asitleri kullanılabilir.
Ör: Çamaşır kaynatmak için daha fazla yüksek moleküllüasitlerinin sodyum tuzları (stearin, palmitin, olein) kullanılır. Çünkü bu gibi sabunlar 50c derecenin altında güç, 50c derecenin üstünde ise iyi çözünür ve köpürürler. Dolayısı ile iyi temizlerler. Ancak C sayısı 18'den yüksek olan yağ asitleri sabın yapımında kullanılmaz. Çünkü çözünürlükleri azdır. Yağlar hidroliz yolu ile yağ asitlerine dönüşür.
Yağ asidi + su ==> yağ asidi + gliserin
(R - COO)3 - C3 H5 + 3H2O==> 3R - COOH + C3 H5 (OH)3
Yağ asidi ile sukostik sabuna dönüşür R - COO H + Na OH ==> H COO Na + H2O
2) Su : Sabun endüstirisinde özellikle koyu sabun çözeltisi ile çalışıldığında kullanılacak suya dikkat edilmelidir. Pişmiş sabunlarda suyun sertliği sabunun üzerine bir etki yapmaz. Ancak şeffaf sabun, arap sabunu yapımında su kireçli olursa elde edilen sabunlar bulanıklık gösterir. Ve buhar kanalında taş oluşturur. Buda ısı kaybı ve arızalara neden olur.
3) Kireç : Yeni sistemlerde direk sukostik çözeltisi kullanıldığında sabun yapımında kirecin pek önemi kalmamıştır. Sabun ıslahında kullanılanıcak kireç daima taze olmalıdır. Çünkü kireç bekletildiğinde havadaki karbondioksitle Ca CO3 haline dönüşür. İyi bir kireç enaz %80-90 oranında CaO içerir.
4) Tuz : Sabunculukta ençok kullanılan hammaddelerden birisidir. Özellikle sabun çözeltisi üzerinde biriktirilmiş sabunlar 2-3 defa tuz ile yıkanarak temizlenir. Ayrıca fena yağlardan atıklardan yapılan sabunlarda kullanılan tuz miktarı oldukça yüksektir. Zeytinyağından yapılan kaliteli sabunlar ise tuz ile beraber soda sukostik ve gliserin bulunduğundan tuz miktarı azdır. Ancak kullanılacak tuzun kalitesinin yüksek olması gerekir.
5) Potasyum Klorür : (KCl)
Özellikle arap sabunu yapımında kullanılır. Çünkü çok kolay çözünür. Ancak kullanılacak KCl 'de Mg tuzlarının az bulunmasına dikkat edilmesi.
6) Silikat (Na2 SI O3, K2 SI O3) :
Sodyum silikat çamaşır sabunlarında verimi yükseltmek için sabuna katılır. Çünkü bunun sabun gibi temizleme özelliği vardır. Arap sabunlarında ise potasyum silikat kullanılır.
7) Sodyum peroat : Aktif oksijen veren tuzlarda olup son yıllarda sabun tozu yapımında çok kullanılır. NaBO3 + 4 H2O bileşiminde olan maddenin verdiği aktif oksijen miktarı %10 olduğundan satın alındığında analiz edilmelidir.
8) Talk ve kireç taşı : Talk, Mg bileşimi olup ince tuz halinde bulunur. Sabun verimini arttırmak için kullanılır.
9) Alkaliler : Alkaliler sudan hafiftirler ve kolaylıkla okside olarak alkali oksitlerini oluştururlar. Suyu elemanlarına ayırırlar.
Not: Sabunlaşma derecesi sabunlaşma neticesindeaçığa çıkan yağ asidinin yağda bulunan yağ asidine oranıdır.
Sabunlaşma derecesi reaksiyona giren yağ ve suyun oranına bağlıdır. Temperatür, basınç, katalizör ve karıştırma gibi etmenler ancak dengenin kuruluş hızına etki eder.
Sabunun bazı özelikleri:
1) Molekül yapısı yağ asidininkine benzer
a) Hidrofil grup : Polar yani hidroliz olabilen karboksil grubu
b) Hidrofob grubu : Hidroliz olmayan CH zinciri
2) Sabun hidroskobiktir: Kuru halde havadan nem çeker. Suyun absorpsiyonu egzotermiktir. Bu nedenle toz halindeki sabunlar nem çekip kendiliğinden ıslanır.
3) Sabun dışarıya nem verir : Sabunun nemi havanınkinden fazla ise dışarıya nem verir. Bu sırada sabundaki su içeriden dışarıya doğru çıkarken beraberinde gliserin gibi maddelerde sabunun yüzeyine geçer. Bunlar sabun yüzeyinde terleme olarak tabir edilen beyaz lekeleri oluşturur.
Sabunun Bazı Özellikleri
Antibakteriyeldir
Hiç bir zararlı nitrosaminleri ve formaldehitleri madde içermez
PH oranı 5.5'tir ve cildi nemlendirir yumuşak ve esnek hale getirir.
İçeriğindeki Aloe Vera sayesinde hücre yenileyici özelliğe sahiptir.
Anne ve bebek hijyeninde güvenle kullanılabilir.
Hipoalerjiktir, hassas ciltleri tahriş etmez, alerji yapmaz.
Özel parfümlerle kokulandırılmıştır
Alkali ve hiç bir zararlı nitrosaminleri ve formaldehitler madde içermez.
Viskosite oluşturarak cilde zarar veren maddeler bulundurmaz.
Makyaj temizliğinde ve traş köpüğü olarak ta kullanılabilir.
Vücut ve ayak kokularını yok eder koku oluşumunu engeller.
Genital hijyen için güvenlidir.
Sabun ve sıvı sabun kullanılan her yerde kullanılabilir
Altın yumurtlayan tavuğu kesmek gibi birşey sabunculuğun ölmesi.Uluslararası bir üne sahip olan sabunculuğumuz, daha fazla kar marjı elde etmek için malzemeden kısıtlamaya gidilerek, kalitesi ve popüleritesi bitirilmiştir...Geçmiş ola.........
Aslaaaaaaaaaaaaa... Sabunculuk ölmedi,ben halen Nizip'imin sabununu kullanıyorum. Her fırsatta İzmir deki amcama sabun yollarım,ve Nizip sabunu popülerliğini asla kaybetmedi diyorum.
Maalesef bazı esnafımızın kısa zamanda yüksek kar elde etmek amacıylakalitesiz hammadde kullanması ve bunu da en iyi kalite sabun diye satmış olması; piyasada kaliteli sabun üretimi yapan diğer esnaflarımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Nizip sabunları kötü değildir, ancak çok iyi kalitede üretim yapıyoruz deyip bunu da iyi kalite sabun diye piyasaya sürmeleri maalesef Nizip'te sabun üretimine sekte vurmuştur ve vurmaktadır.
Nizip'te üretim izni olan ve bu şekilde üretim yapan kaç tane sabuncu esnafı vardır? (Merak ediyoruz!!!)
Nizip Ticaret Odası ve Nizip Ticaret Borsası'nın bu duruma el atarak saygınlığını yitiren Nizip sabunculuğuna tekrar eski itibarını kazandırılması konusunda gerekli tedbirleri alacağına güvenimiz tamdır.
Unutmayalım...Sloganımız : Herşey Nizip İçin....
Nizip sabunu için üreticilerin,belediyenin ve diğer ilgili kurumların koordineli çalışması şart.yani ortak eylem planı çıkarılmalı.uygunsuz hammade kullananlar tespit edilip meslekten menedilmeli diyorum.Her şey Nizip için kulağa hoş geliyor.Ama öncelikle her şey insan için olursa daha da iyi olur.Sonuçta doğru davranmak,doğru üretim,kaliteli hizmet hep insan faktörüne bakıyor.sabunculara selam
Yanımda bulunan eski bir sabuncunun itiraflarını yazayım. "Prina deyipte yerine deri yağları kemik yağları kısacası hayvansal yağlar kullanırsan sabunculuk ölmez mi. Sabunun ağır çekmesi için mermer tozu kullananlar olursa sabunculuk ölmez mi? Tabi bu hepsi için geçerli değil ama bazı esnaflar bunu yapıtığı için sabunlarımız satılmaz oldu. Dürüst esnafın da adına leke geldi. Biz dededen bu işi yapardık ama her gün bu sebeplerden dolayı satışlarımız düştü iflas edip işi bıraktık"
Maalesef esnaflık yapan arkadaşlarımız bilir ki gerçek Esnaf olmak çok zor. İnşallah son zamanlarda bazı esnafımızın ülke bazında adını duyurmaları diğer esnafımız için de bir ön ayak olur sabunculuk eski günlerine döner.
Kardeşkısa ve öz olarak sorunu anlatmışsın. Anlattıkların doğrudur. Altına imzamı atarım.
Ankara'daki kemik yağı fabrikasından Nizip'e baya bir yağ girişi oldu. Bu fabrika'daTürkiye'nin her tarafındangelenartık kemiklerden özel işlemler sonucuyağ elde ediliyor. Bunun içinde her nevi hayvanın kemiği var! Sağolsun bazı tamahkar hemşerilerimiz bunu sabunda kullandılar. Ayrıca içine mermer tozu, inşaat kumu gibi sabununağır çekmesine neden olan maddeler kattılar. Yıkanırken yüzümüz gözümüz çiziliyordu.Ama durum bu kadar ürkütücü olsa da hala işini namusuyla yapan esnaflarımız var. Ben doğduğum günden bu yanaNizip'in zeytin yağlı sabunundan başka birşey kullanmadım,hala Nizip sabunu kullanıyorum ve hayatım boyunca da onu kullanmayı düşünüyorum.
alıntı:coskun:
Yanımda bulunan eski bir sabuncunun itiraflarını yazayım. "Prina deyipte yerine deri yağları kemik yağları kısacası hayvansal yağlar kullanırsan sabunculuk ölmez mi. Sabunun ağır çekmesi için mermer tozu kullananlar olursa sabunculuk ölmez mi? Tabi bu hepsi için geçerli değil ama bazı esnaflar bunu yapıtığı için sabunlarımız satılmaz oldu. Dürüst esnafın da adına leke geldi. Biz dededen bu işi yapardık ama her gün bu sebeplerden dolayı satışlarımız düştü iflas edip işi bıraktık"
Maalesef esnaflık yapan arkadaşlarımız bilir ki gerçek Esnaf olmak çok zor. İnşallah son zamanlarda bazı esnafımızın ülke bazında adını duyurmaları diğer esnafımız için de bir ön ayak olur sabunculuk eski günlerine döner.