Resmi aç
Türklerin Orta Asya at sütünden kımız, keçi sütünden kefir yaparak tamamen süt ürünlerini farklı formda kullanılmış şeklidir. Kefir de yoğurt gibi fermente bir süt ürünüdür. Bekletildikçe tadı ekşir ve çok az olan alkol oranı artar. Kefirin bilinen bir zararı yoktur. Çok nadir olarak bazı kişiler yeni başladıklarında fazla kefir içmeye tahammül edemezler. Bu kişiler kefir miktarını yavaş yavaş artırmalıdır. Bazı kişiler toksinlerden temizlenirken toksinlerin geçtiği dokularda bir takım rahatsızlıklar oluşabilir. Kısa bir süre sonra, toksinler vücut dışına çıkacak ve kişi kendini çok iyi hissedecektir (iyileşme krizi).
Kefirin tadını ve kıvamını ayarlamak için ne yapayım?
Kefiriniz tatlı ise ve ekşi seviyorsanız mayalanma süresini 48 saate kadar uzatın. Kefir ekşidikçe faydası artar. Ayrıca alkol miktarı da artar. Tatlı kefir istiyorsanız mayalanma süresin 24 saatten fazla uzatmayın ve kefiri buzdolabında saklayın. Kefirinizin daha katı olmasın istiyorsanız ayırdığınız kefir ayranını birkaç saat buzdolabında tutun.
Ne kadar kefir tüketmeliyim?
Ne kadar yoğurt yiyorsanız o kadar. Önce bir çay bardağı için sonra miktar gittikçe arttırın. Genellikle 250-1000 mL kadar tüketilmektedir. Müzmin hastalığı olan kişilerin en az bir litre kadar kullanması tavsiye edilmektedir.
Resim kaynağı
Kefir ile yoğurdun farkları nelerdir?
Her ikisi de sütün fermantasyonu sonucu elde edilir. Görünüş olarak birbirlerine çok benzerler Yoğurt prebiyotiktir yani probiyotiklerin üremesini artırır. Kefir probiyotiktir. Yani kendisi yararlı mikroorganizmadır. Yoğurtta mikroorganizma olarak sadece bifidobakterler ve laktobasiller bulunur. Kefirde ise bunlara ilaveten Lactobacillus Caucasus, Leuconostoc, asetobacter ve streptokok gibi bakteriler ile Saccharomyces kefir and Torula kefir gibi mantarlar bulunur.
Sonuç olarak evde yapılan yoğurt sağlığınız için çok iyidir kefir ise ondan da iyidir. Kefir tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır. Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vit, B1 vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B12, ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks vitaminlerinin emilimini de artırır. Kefirin içinde bulunan özel bir madde nedeniyle kronik hepatit, mültipl skleroz hastalıklarda tedavi edici niteliğe sahip ucuz ve doğal bir seçenektir. Bilindiği gibi Asya, Afrika ve Amerika kökenli (kızılderili) kişilerin büyük bir bölümünde hayatın ikinci yılından sonra süt şekerine (laktoz) karşı tahammülsüzlük gelişir (karın ağrısı, gaz çıkartma vb) Kefir laktoz intoleransı olan kişiler için ideal bir içecektir. Kefirdeki bakterilerin ürettiği laktaz süt şekerini sindirir. Kefirin laktozu düşürme özelliği yoğurttan fazladır. Çünkü yoğurta sadece ki probiyotik (L. bulgaricus and S. thermophilus) varken kefirde kırkın üzerinde probiyotik bulunur. Kefir iki kere mayalanırsa mevcut laktoz düzeyi sıfıra yaklaşır.
Kefir hafif bir sinir yatıştırıcı ve depresyon azaltıcıdır. Hafif bir gevşeme ve uyku hali verir. Kefirin depresyonu azaltıcı etkisi triptofan, magnezyum ve kalsiyum içeriğinin yüksek olmasına bağlanmaktadır. Benzer özellikler yoğurtta da mevcuttur.
tadı ekşimiş ayran tadında,fena değil.
ilk içtiğimde tadı bana biraz acayip gelmişti,içerken zorlandım ama sağlık için içmek zorundayım.
sizede tavsiye ederim.
Edited by - fulya on 18.03.2007 21:41:52
MARKETLERDE SATILIYOR.AVCI KARDEŞ
BİR ARKADAŞIM KEFİRİN MAYASINI ALDIRMIŞ.SÜTÜN İÇİNDE KENDİLİĞİNDEN ÜREYİP ÇOĞALIYOR.İLK GÖRDÜĞÜMDE HAYRET ETTİM.ARKADAŞIM KEFİRİN MAYASINDAN BANA DA VERDİ.
BEN EVDE KENDİM YAPIYORUM.
NİZİPTE BULAMAZSANIZ ANTEPTE MUTLAKA BULURSUNUZ.
TANSAŞ VE MİGROSTA SATILIYOR.
Zeytinyağının mucize yararları
10 Mayıs 2007 Perşembe 11:50Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi, tam bir antioksidan deposu olan zeytinyağının yararları saymakla bitmiyor. İşte zeytinyağının sağlıklı ilan edilmesinin 5 nedeni:
* Kanser riskini azaltır:İçerdiği 'polyphenols', bitkisel antioksidan ile hücreleri kanserden korur. Tekil doymamış yağ oranı kansere karşı etkilidir.
* Kalbi korur:
Kalbiniz için zeytinyağından daha iyi hiçbir şey yoktur. İyi kolesterolü yükseltir (HDL), kötü kolesterolü (LDL) düşürür, kandaki yağ oranını dengeler, itihabı ve diğer kalp hastalıklarına neden olan sağlık sorunlarını önler.
* Kan basıncını düşürür:
İçerdiği etkili antioksidanlar damarları güçlendirir ve genişletir.
* Kilo vermenizi sağlar:
Kendine has lezzeti ve doymuş yağ oranının düşük olması kilo vermeye yardımcıdır.
* Baş ağrısını azaltır:
Eğildiğinizde başınıza doğru saplanan bir ağrınız varsa; salata ve sebzelere düzenli ekleyeceğiniz zeytinyağı sayesinde hem bu ağrıdan hem de mide sorunlarından kurtulabilirsiniz
Erik her derde deva
16 Mayıs 2007 Çarşamba 16:58Uzmanlar, market, manav ve pazarlarda tezgahları süslemeye başlayan yeşil eriğin bol miktarda B vitamini içerdiğini ifade etti.
İşte faydaları;
*Kansızlığı giderir, iştah açar ve hazmı kolaylaştırır.
*Romatizma, mafsal kireçlenmesi ve nikriste faydalıdır.
*Ateş düşürücü etkisi de olan erik, diş temizliğine de yardımcı olur.
*Regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terleticidir.
*Tuzsuz rejim yapan ve romatizma rahatsızlığı olanlara iyi geldiği bilinmektedir.
*Kalp ve böbrek hastalıklarına, karaciğer hastalıklarına karşı Bvitamini ihtiva eden erik, bu özelliği sayesinde sinir sistemini takviye eder.
*Çekirdekleri ise bağırsak solucanlarını düşürmekte kullanılır.
Türkiye'deki en tanınmış erik çeşitleri can eriği, papaz eriği, mürdüm eriği ve tatlı üryani eriği olarak biliniyor. Türkiye'nin hemen her yöresinde yetiştirilen erik, daha çok taze meyve olarak tüketildiği gibi komposto, hoşaf, şurup, pekmez, reçel, marmelat veya kurutularak saklanıyor. İlkbaharda çıkan eriğin yeşil, kırmızı ve sarı meyvesi sonbahara kadar, kurutulmuşu da yıl boyunca tüketilebiliyor.
Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi. Karadeniz, kirazın gen merkezinin Giresun ve çevresi olarak gösterildiğini, ancak hemen hemen bütün Anadolu’da yetiştiğini belirtti.
Kirazda karbonhidratlar, pektin maddeleri, organik asitler, B2, C ve A vitamini bulunduğunu ifade eden Karadeniz, “Kiraz mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarında çok faydalı olup, karaciğer rahatsızlıklarına da şifalı gelmektedir” dedi.
Kirazın kanı sulandırdığını ve temizlediğini kaydeden Karadeniz, “Karaciğer ve safrayı temizler. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur, kabızlığı giderir, hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenen kiraz zayıflatır. Kiraz midedeki yara, iltihap ve çıbanları temizler. Kiraz yenmeye devam edilirse böbrek ve mesane yollarını kumlardan temizler, karaciğer şişliğine iyi gelir, safra akışını normale döndürür, sinirleri kuvvetlendirir” diye konuştu.
STRESE İYİ GELİYOR
Kirazın stresi yok ettiğine dikkati çeken Karadeniz, şunları söyledi:
“Romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine faydalıdır. Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde aspirinden daha fazla etkili oluyor. Araştırıcılar bu etkiyi kirazda bulunan ‘antosiyanin’ isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedirler. Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yapmaktadır.”
Karadeniz, kiraz suyunun cilde sürülünce lekeleri temizlediği, ergenlik sivilcelerini iyileştirdiğini de sözlerine ekledi.
Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.), 25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır. Beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır.Bileşim:Karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz), vitaminler (A, B, C ve E) ve eterli uçucu yağ (alliin, allicin, ajoen) , scordein, selen ile dişilik ve erkeklik hormonlarına benzer maddeler taşımaktadır. Bu uçucu yağda özellikle allil disülfür bulunmaktadır. Bu bileşik kükürtlü bir amino asit olan alliin’in alliinaz isimli ferment etkisi ile parçalanarak allicin’i vermesi, allicin’in de, su buharı veya su karşısında, allil disülfür’e dönüşmesi sonucu meydana gelir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır.Etki ve Kullanılış:Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürlere karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etki taşıdığı allicin’den ileri gelmektedir. Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak, soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir