Genç Muhabbet
#56365
#56401
#56461
#56462
#56482
#56484
#56486
#56498
#56500
#56501
#56502
#56516
#56518
#56521
#56523
#56529
#56545
#56648
#56649
#56658
#56670
#56678
#56725
#56730
#56759
GÖNÜL BAHÇESİ
Evde zaman zaman tartışmalar oluyor, bundan ciddi şekilde de huzursuzluk duyuyordu. Gerçi kendisi bu tartışmalarda sessiz kalmıyor, diline geleni de hanıma söylemekten çekinmiyordu. Ama yine de tatmin olmuyor, büyük bir haksızlığa uğradığını düşünüyordu.
Hatta bunun, halife Hazreti Ömer’e şikâyeti gerektirecek bir durum olduğuna da inanıyordu.
Yine bir gün aynı şekilde bir tartışmaya girince aklına koyduğunu hemen tatbik etmek isteyerek doğruca halifenin evinin yolunu tuttu. Maksadı belliydi. Hanımın bu huysuzluğunu bir bir anlatacak, böylece halifeden gelen ceza tavsiyesini hem de olanca şiddetiyle evde uygulayacaktı.
İşte bunun için gelmişti halifenin kapısına kadar. Ancak o sırada garip şeyler oldu. Evden sesler geliyordu. Kulağını ister istemez kabartınca durumu anlamakta gecikmedi. Halifenin hanımı da tıpkı kendi hanımı gibi sözler söylüyor, halifeye sitemler yağdırıyordu. Herkesin titrediği koskoca halife Hazret-i Ömer ise bunları sessizce dinliyor, yer yer cevaplar veriyor; ama asla kızmıyor, kızma gereği de duymuyordu.
Durumu anlayınca vazgeçti kendi hanımını şikâyetten. Tam geriye dönmek üzere iken, açılan kapıdan halifenin sesi duyuldu:
– Ey Allah’ın kulu, nereye gidiyorsun, ben buradayım, gel meselen ne ise sor.
– Şey.. dedi. Şeyi söyleyecektim de.
– Neyi söyleyeceksen söyle, çekinme.
İster istemez açmak zorunda kaldı meselesini:
– Ben hanımımı şikâyete gelmiştim, gördüm ki senin hanımın da tıpkı benimki gibi sözler söylüyor, sitemler yağdırıyor. Sen ses çıkarmıyor, geçiştiriyorsun. Bunun için ben de vazgeçtim şikâyetten. Geri dönüyorum.
Burada hanımın hakkını açıklama gereği duyan halife, şöyle izah etti durumu:
– Bak, dedi bu hanımın bana olan iyilikleri, hizmetleri, sabır ve tahammülleri öylesine çok ki, bazen yaratılıştan gelen bu hissîliklerine karşılık verip de kızmak gelmiyor içimden.
Bundan sonrasını da şöyle sıraladı, Hazret-i Ömer:
– Benim evimi o bekliyor, o temizliyor, yemeğimi o hazırlıyor, çamaşırımı o yıkıyor, çoluk çocuğuma o bakıyor. Daha sayamayacağım nice hizmetleri ve iyilikleri bırakmıyor ki onun yaratılıştan gelen hissîliklerine kızıp da kırıcı şekilde karşılık vereyim, kusuruna bakayım, yuvamın huzurunu bozayım.
Bu açıklamalar şimşekler gibi çaktı beyninde. Düşünmeye başladı. Şimdi geriye iyice dönmüş, söylenerek gidiyordu evine:
– Ben Hazret-i Ömer’den daha büyük biri olamam. O öyle davranıyor, bana ne olmuş ki, ben alınıyor, ille de karşılık verip bir geçimsizlik sebebi olarak görüyorum, yuvamın huzurunu bozuyorum? O nasıl anlayış gösteriyorsa benim de benzeri şekilde anlayış gösterip sabretmem gerek.
Daha da derinleştirmeye başladı düşüncesini:
– Demek beni doldurup kızdıran nefsimmiş, nefsime kuvvet veren şeytanımmış ki, evimde huzurumu kaçırıp yuvamı yıkma kızgınlığına itiyor beni. Karar verdi kendi kendine:
– Ey şeytan! Bundan sonra boşuna vesvese verme bana, uymayacağım çünkü sana. Benim şaşmaz örneğim Allah’ın Rasûlünün (sav) halifesi Hazret-i Ömer olacaktır. Ben, ondan daha hiddetli ve şiddetli olabilir miyim?
alıntı
https://www.cafeonbes.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&p=15016#15016
Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. (Necip Fazıl Kısakürek)
Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım. Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız. (MİKSAM14)
OLMAK YA DA OLMAMAK...İŞTE HEPSİ BU!
HİÇ KİMSE SENDEN DAHA İYİ DEĞİLDİR; AMA SEN ORTAYA BİRŞEY KOYAMAZSAN , SEN DE HİÇ KİMSEDEN İYİ DEĞİLSİN!
:):) :) Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Aunius Aurelius Simachus
HAYAT MERDİVENLERİNİ ÇIKARKEN RASTLADIĞIMIZ İNSANLARA İYİ DAVRANIN ÇÜNKÜ AYNI MERDİVENLERDEN İNERKEN TEKRAR AYNI İNSANLARLA KARŞILAŞACAĞIZ
Medinenin Yollarına
Birgün deyip nasip olsam
Medinenin yollarına
Bu biçare olan gönlüm
Düştü hasret narlarına
Ah Medinem gelemedim
Gül desteler dermedim
Murat dedim dua ettim
Muradıma eremedim
Hazırlanır hacıları
Güzel nurlu bacıları
Bendende selam götürün
Ey Medine yolcuları
Sinem yara kapanmıyor
Hasret ile yaşanmıyor
Medineye gönül verdim
Derdim büyük çekilmiyor
Dilediğim erişeyim
Sevdiğimle görüşeyim
Hak yeterki nasip etse
Öleceksemde öleyim.
Her zaman dogruyu söyle; ne dedigini hatirlamak zorunda kalmazsin.
– Demek beni doldurup kızdıran nefsimmiş, nefsime kuvvet veren şeytanımmış ki, evimde huzurumu kaçırıp yuvamı yıkma kızgınlığına itiyor beni.
Allah bizi hatalarımız farkında olanlardan eylesin.
İşin özünde hoşgörü ve saygı olduktan sonra ilerlemeyecek ilişki yoktur. Ben bu kural her ilişki böyledir...
Saygı+hoşgörü= Mutlu bir HAYAT...
bu güzel dua için tşk ederim...
Yarabbi sen tüm insanlığı koru barış ve mutluluk ver...
TŞKLER SAYIN AVCİ
Sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak; dürüst eleştirilerin taktirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği taktir edebilmek, başkalarındaki "en iyiyi bulabilmek"; sağlık Ralph Waldo Emerson
İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur. Mevlana
Allah sizin kalıbınıza ve suretinize değil, kalbinizin temizliğine bakar.
Hz. Muhammed (s.a.v)
Bana arkadaşını söyleyin,size adamın nasıl olduğunu söyliyeyim.
Hadisi Şerif
bi gün bir yerlerde karşılaştım.. sonra araştırdım. meğerse ben söylemişim :) hayatın gizini bulmaya çabalarken dilimden dökülmüş galiba.. özlü söz mü bilmiyorum ama..
"bir açıklaması olmalı herşeyin.."
VAY ÖLÜM NELERE KADİR SİN CAMİYE GİRMEM DİYEN ADAMI BİLE ENSON NAMAZI İÇİN CAMİYE GETİRİYORSUN ..
TŞKLER PAYLAŞIM İÇİN
ÇOK MÜKEMMEL...GERÇEKTEN ETKİLEYİCİ, İBRET ALINACAK BİR KISSA...
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.