Öğretmen: Büyünce ne olacaksınız çocuklar ..huzeyfe:Amele orhançelik: yakışıklı olcam images/smilies/cool [Eksik eski medya kaydı]
seyita: örtmen olcam edebiyat aşığı olcam
hazal:Hemşire
admin:Admin olcam ben images/smilies/biggrin [Eksik eski medya kaydı] Herkes: O ne lan akhenton(acaba yanlış mı yazdım) : şair olcamgokhandokuyucu:host olcam:)Öğretmen: Bu soruyu kalkıp yapana 100 vercemhuzeyfe:Kalkmadan yapana ne vericeksiniz peki örtmenim ?ahmetaksoy:Kalkıp yapmayana peki ?
kemal:Örtmenim tuvalate gidebilir miyim ?
ramazantarhan: çok uzaklarda o tuvalaet
hamas:Örtmenimmm hazal saçımı çekiyyoo
gül:kızma kardeşime
çoskun:kavga etmein barşın barışı istiorz biz
Öğretmen: huh
örtmen:Yazın çocuklar.. Asit içilmez tehlikeli ve ölümcüldür tadına bakılmaz.Turnusol kağıdına kırmızı renk verir.Tadı ekşidir ..gokhandokuyucu:Örtmenimm tadına bakılmaz ve ölümcülse tadını nerden biliyosunuzramazantarhan: sus hoca kilit vurcak şimdiherkes: o ne beÖğretmen: Çocuğum bize verilen bilgi öle yaz sen .. örtmen:haberleri dinlien varmı dün gecederviş abi(soyismini unuttum:)) beenNizipli kurt:hocam bnm işim olmazz onlarla bana komik yazılarda gelceksinizz..........................
sadece esprik olsun :)
yazın çok güzel böyle güzel bir yazıya güzel bir yazı ile karşılık vereyim.
Bir Saatlik Dost (yasanmis Bir HikÂye)
Hizli bir çalisma temposunun ardindan saatin bes oldugunu kat
nöbetini
devretmeye gelen hemsire arkadaslar sayesinde fark etmistik. Yogun
bir
servisti çalistigim servis; çocuk servisleri hastanelerin en yogun
ve
gürültülü olan servisleridir. Artik günün yogunlugu geçmis servis
sessiz
bir hal almisti. Aksam tedavilerini henüz
bitirmis, ofiste cay içmeye gitme telasindaydim. Çünkü o günün ilk
çayini içme firsati yakaladim diye kendi kendime düsünüyordum. Kep
dagilmis, saç bas karismis yorgun bitkin bir haldeydim, tedavi
odasindan çiktigimda. Aynada kendimi taniyamadim.
Ofise geldigimde hemsire odasinin telefonu çaliyordu. Oturdugum
yerden büyük bir güçlükle ayaga kalktim ve
telefona gittim;
karsidaki ses acilde trafik yaralilarinin oldugunu, içlerinde
çocuklarin da bulundugunu damar bulamadiklarindan dolayi acile
yardima
gelmemi söylüyordu.Tüm yorgunlugumu unutmus hizla acil servisine
yönelmistim ki diger telefonda nöbetçi hekimin icapçi beyin cerrahi
hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartismasini duydum. Nöbetçi
hekimin sesi ortaligi çinlatiyordu: "Ne yapalim? Birakalim ölsün mu
bu
insanlar? Gelmek zorundasiniz! " .... "Gittiginiz davet beni
ilgilendirmez! Nöbet degistirseydiniz çok önemli bir davetti
madem...."
.. "Siz Hipokrat yemini etmediniz mi?".... Konusma böyle sürüp
giderken gelen asansöre binerek kosarak acil servisine gittim. Her
yer
kan revan içinde aglayan kosusturan yakinini bulmaya çalisan bir
yigin
insan vardi bu kalabalikta saglikli bir is nasil yapilirdi
bilmiyordum
ama herkes elinden geleni birilerine bakma gayretini
gösteriyordu. Acil serviste yatak kalmamis sedyelere insanlar
yatirilip,ilk müdahale yapilincaya kadar bekletiliyor, yetersiz
kalan
personel yerine hastalari yukari sevk edilen servise aileleri
çikartiyordu.
Onca kazazede içinde basinda kimsesi olmayan ama durumu da
oldukça agir15-17 yas arasi bir genç vardi, gerekli müdahalesi
yapilmis fakat sevk edildigi beyin cerrahi hekimi henüz görev
yerine
gelmedigi için orada bekletiliyordu. Kendime ait serum ve
tedavileri
uyguladiktan sonra o çocugun basina giderek ilgilenmeye çalistim.
şuuru yerindeydi konustuklarimi anliyor,fakat cevap veremiyordu.
Son
anlarini
yasadigini görüyor ve yalniz oldugu için korkunç derecede
üzülüyordum,
onu orada yalniz birakamiyordum. Zaten ben onunla ilgilenirken acil
servis bosalmis, tüm hastalar gerekli servislere dagitilmisti.
Ellerimi simsiki tutuyordu, "birakma dercesine"
gözlerinden yaslar süzüldükçe kendimi ben de tutamaz hale
gelmistim,
egildim yanaklarindan öptüm."Birakmayacagim seni sakin ol, üzülme
sakin"
diyordum hiç tanimadigim, daha önce hiç görmedigim bu insana
anlatilmaz bir yakinlik hissediyor, sanki onun acisinin aynisini
çekiyordum. Çok aci çekiyordu; hem yalnizligindan hem de geçirmis
oldugu beyin travmasindan.Ne kadar süre daha onunla kaldigimi
hatirlamiyorum.
Avucumu birakmasiyla kendime geldim. O artik aramizda degildi,
budünyayi terk etmisti ve ben gelmeyen doktoru
suçluyor içimden lanetler
yagdiriyordum. Derken beyin cerrahi hekimi gelmisti. Hastanin daha
dogrusu ölmüs gencin üzerindeki çarsafi almami söyledi. Çarsafi
kaldirdigimda doktorun hiç birsey söyleme firsati olmadan yere
düstügünü gördüm. Ne oldugunu anlamaya çalisiyordum. Yemekli bir
davetten gelmisti. Acaba çok mu sarhostu ya da kalp krizi mi
geçiriyordu diye düsünürken diger hekim arkadaslari olaya müdahale
etmislerdi bile.
Ölen o gencecik insanin babasiydi bu doktor ve kendi evladinin
tedavisi için çok geç kalmisti ne yazik ki. Kötü günde oglunun
acisiyla
felç geçirmis ve görevine yeniden
dönememisti.
HACETTEPE ÜNIVERSITESI-2000
Seni yeniden andim KEREM; ruhun sad olsun; hayattaki bir saatlik
dost...bana yillardir yasattigin tecrübeyle dost kalan dost ..
1986)
MUTLAKA 2-3 Ayda bir bu yaziyi okurum ben. Size de tavsiye
ediyorum.
Dostluk her gün 2-3 kere telefonla konusmak degildir...
Dostluk yapilmasi geregine inanilan telefon görüsmeleri sirasinda
diger insanlarin dedikodusunu yaparak
karsilikli bir seyler
paylasildigini zannetmek degildir...
Dostluk; dost bildigin kisinin en ince detaylarini bilme ihtiyaci
ve
geregi degildir...
Dostluk; dost bildigin kisinin senin en karisik detaylarini bilmesi
gerektigi de degildir...
Dostluk her hafta 3-5 kere görüsmek degildir... 1 ay, 1sene, 5 sene
seni aramayan, senin de aramadigin bir insani birdenbire arayip,
dertlesmek, hatir sormak istersen ve o insan da seni geri çevirmez
ve
sanki daha az önce konusmusun gibi kaldiginiz yerden konusmaya
devam ederse, ve daha da önemlisi bu 1 ay, 1 sene, 5 sene ayriliga
ragmen
bu insanin basi gerçekten sikistiginda yardimina kosacak ilk
insanlardan
biriysen ve ayni sekilde onun da öyle oldugunu biliyorsan EMIN OL
KI..... O kisi senin DOSTUNDUR.... Sen de Onun... " Her tur iliski
avuç içinde duran kum taneleri gibidir. " Avucumuzu sikmadan,
gevsekçe
tutarsak, kum taneleri kaymaz, durur. . Avucumuzu kapatip, sikmaya
basladigimiz an kum taneleri parmaklarimizin
arasindan akmaya baslar. Bir kismini tutmayi basarsaniz da, çogu
akip
gider. Iliskiler de öyledir. Esneklik varsa, diger insana saygi
duyuluyor ve özgürlük taniniyorsa iliskiler bozulmaz. Ama diger
insani çok bunaltirsaniz iliski ve yavas yavas bozulur ve biter.
Hayatta pek çok insanla karsilasirsin. Ama sadece gerçek dostlar
senin
kalbinde
bir iz birakir."
GERÇEK DOSTLARINIZI BULUP HIC KAYBETMEMENIZ DILEGIYLE!!!
tek gözlü geyik ve denizTEK GÖZLÜ GEYİK VE DENİZBir geyiğin tek gözü kör olmuş.Bir gün karnını doyurmak için deniz kenarına inmiş.Başlamış otlamaya.Bir yandan da kendi kendine şöyle demiş:"Sağlam gözümü karadan yana çevireyim. Bir tehlike gelirse karadan gelir. Diğer gözüm de deniz tarafında olsun. Nasıl olsa denizden bir zarar gelmez."O sırada denizden bir sandal geçiyormuş.Sandaldakiler kıyıdaki geyiği görünce hemen oklarını çıkarıp onu vurmuşlar. Geyik ölürken şöyle demiş:"Tehlikeli sandığım karadan bir kötülük gelmedi de güvendiğim deniz benim canımı alıyor.
______________________________________________
aşkta yarın yoktur
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler,iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde(hala gençim tiny_mce/plugins/emotions/images/smiley-smile [Eksik eski medya kaydı] ), o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da.... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi,umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili...
Edited by - gokhandokuyucu on 6/27/2006 3:34:21 AM
gidişlerin ölümüm olurdu, eger dönüşlerin olmasaydı..
hasretin kavururdu bu bedeni, eger vuslatın olmasaydı..
ayrılık şarkıları yüreğime hançer misali inerdi, eger kavuşmanın hayali olmasaydı...
belkide ibrahim sadri'yi ve şiirlerini bu kadar sevemezdim, eger seni sevmemiş olsaydım....
giderken nemlenen gözlerim şimdi gelişini beklemenin heyecanlı tebessümünde yar. bekliyorum hadi ansızın gel, haber vermeden, zili çalmadan gir içeri, hiç gitmemiş gibi gel bana....
AYRILIK
gitsem uzaklara, bakarmısın arkamdan, düşünürmüsün beni, özlermisin,
ağlarmısın benim için, üzülürmüsünsevgimiziçin, seni düşündüğüm halde,
seni istediğim halde, seni sevdiğim halde, bakamıyorum arkama, bakmak istemiyorum,
sana dönmek istiyorum, dönemiyorum, seni unutmak istiyorum, unutamıyorum, ama senden de vazgeçemiyorum, düşünüyorum sadece düşünüyorum, acaba sende beni düşünüyormusun, istiyorum, sen de beni istiyormusun, sana koşmak, haykırmak, sevgimi vermek istiyorum ama hiçbirşey yapamıyorum, çünkü sen yoksun ki, sen uzaklarda kaldın ama yüreğimden atamadım, sevgimden kopamadım, kalbimden çıkaramadım, istiyorum seni seni hep seni istiyorum, unutamıyorum vazgeçemiyorum,
ÇÜNKÜ İLKLER UNUTULMUYOR
TİLKİ İLE YILAN
Bir gün tilki ile yılan arkadaş olmuşlar.derken günün birinde bir dere kıyısına gelmişler yılanın aklına bir hainlik gelmiş kendi kendine ben tilkiyi kandırıp karşıya geçitreyim yarı yerde onu sokup zehirleyerek öldürürüm diye planlar kurmuş.Yılan tilki kardeş;
-Hadi karşıya geçelim demiş. Tilki olur hadi geçelim deyince. YIlan:
-Tilki kardeş geçelimde ben pek yüzme bilmem sana dolansam sende beni karşıya geçirsen olmazmı deyince. Tilki bakmış bu işte bir iş var.
-Olur yılan kardeş hadi geçelim deyip beraber suya dalmışlar yarı yola gelince yılan yavaş tilkiyi sıkmaya başlamış tilki bakmışki yılan sıkarak yüzmesini engelleyip kendisini boğacak, yavaşca yılan kardeş takadim halim kalmadı beni bırak başının caresine bak ben her halde boğulup öleceğim yalnız ölmeden şu güzel yüzünü bir öpeyim deyince,yılan sevinerek başını uzatı vermiş.
tilki bir solukta yılanın başını dişlerinin arasına alıp öldürüş yılanı ağzıyla kıyıya kadar taşıyıp yere bıraktıktan sonra yılanı ayakları ile düzeltip iplik gibi dümdüz bir hale getirmiş ve yılanıniki adım gerisine çıkarak ölü yılana seslenmiş:
-YILAN KARDEŞ SAĞLIĞINDA BÖYLE DOSDOĞRU OLSAYDIN BU HALE DÜŞMEZDİN demiş
selamlar
sevgili orhan kardeşim havalar ısındı patlıcanlar çıktı ondan mı oynuyorsun? yoksa gökhanın geçen gün seni korkuttuğundan buyana düzen tutturamadığındanmı? selamlar
Fatih abi biraz haklısın ,patlıcanın etkisi var. Fırat'a gittiğimde,o berrak suyu gördüğümde,adeta çocuk gibi olurum. Farkında olmadan sulukuleliler gibi oynamaya başlarım.
Akhenaton kardeşim şiir konusunda itiraf ediyorum,sizin gibi aşk meşk şiirlerinden anlamam. Ama zengin içerikli,Osmanlı şiirleri istersen sana yardımcı olabilirim. Gerçi bilmiyorum ilgi alanına girermi acaba ?
Dünyanın binbir çeşit hali,
Yüce Allah kimilerini varlıkla, kimilerinide yoklukla sınav ediyor işte,
Sonuçta herşeyin sonu sabır, sabrın da sonu selamettir...
Kardeşim yazını okurken gözlerim yaşardı bizde aynı yollardan geçtik inş. sana yardımcı olabiliecek bir abimiz olur. İnş. kuracağımız dernek vasıtası ile size de yardımcı oluruz...Dua edin şu derneği kuralım..
Abi silmem ama bir şartım var beni de o fırat kenarında balık tutmaya götürürsen tiny_mce/plugins/emotions/images/smiley-tongue-out [Eksik eski medya kaydı]
Resim kaynağı
"style1" KAR TANESi
Bugün elime bir kar tanesi düştü
O kadar güzel O kadar narindi ki ,
Hiç erimesin istedim...
Ama bir süre sonra eridi ve kayboldu.
Üzüldüm , korktum ...
Bir gün seninde kabolmandan korktum.
Ne olur sende erime olurmu..!
Bugün erimeni istemiyorum....
Sende her kar tanesi gibi eridin.
Bugün yine yanlızım , yine sessiz buralar.
Biliyormusun hiç aksam olmasın istiyorum.
Şimdi senden gidiyorum... elveda kar tanesi
çok güzel birkonuya deyinmis arkadas. gerceklerden bahsetmis.anlayana ama.egitimi güzel elestirmis.HaytIn zorluna da deginmis KISACASI SÜPER BiR MAKALE OKuYUN VE YANITLAYIN...
Edited by - gokhandokuyucu on 7/7/2006 12:05:02 PM
anlatmak isterdim bende senin gibi.....
nasıl üniversiteyi bıraktığımı, kazanmak için gecelerimi gündüzlerime nasıl kattığımı... ve sonra..... nasıl bırakıp geldiğimi...
hayat zorrr hemde çook zor.. üzülme kardeşim. inşallah senin için yapacağımız birşeyler olacaktır... biraz sabret...
hortumcu da vatanın askeri....
Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak.
Çalma kurban olayım hepsini, ey hırslı çakal
Gariban halkımada bir pul, bırakacak kadar al
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemal
Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım
Hangi hükümet beni kurtaracakmış? Şaşarım
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım.