Genç Muhabbet

GÖNÜL BAHÇESİ

akhenaton Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.828
#11407
paylaşımınız için teşekkürler...
Mihmandar Üye
Üyelik: 2006-06-09 Herkese açık mesaj: 19
#11429
Evet bu kıssayı daha önce okumuştum,çok ilginç bir olay.
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#11436
Öğretmen: Büyünce ne olacaksınız çocuklar .. huzeyfe:Amele orhançelik: yakışıklı olcam images/smilies/cool [Eksik eski medya kaydı] seyita: örtmen olcam edebiyat aşığı olcam hazal:Hemşire admin:Admin olcam ben images/smilies/biggrin [Eksik eski medya kaydı] Herkes: O ne lan akhenton(acaba yanlış mı yazdım) : şair olcam gokhandokuyucu:host olcam:) Öğretmen: Bu soruyu kalkıp yapana 100 vercem huzeyfe:Kalkmadan yapana ne vericeksiniz peki örtmenim ? ahmetaksoy:Kalkıp yapmayana peki ? kemal:Örtmenim tuvalate gidebilir miyim ? ramazantarhan: çok uzaklarda o tuvalaet hamas:Örtmenimmm hazal saçımı çekiyyoo gül:kızma kardeşime çoskun:kavga etmein barşın barışı istiorz biz Öğretmen: huh örtmen:Yazın çocuklar.. Asit içilmez tehlikeli ve ölümcüldür tadına bakılmaz.Turnusol kağıdına kırmızı renk verir.Tadı ekşidir .. gokhandokuyucu:Örtmenimm tadına bakılmaz ve ölümcülse tadını nerden biliyosunuz ramazantarhan: sus hoca kilit vurcak şimdi herkes: o ne be Öğretmen: Çocuğum bize verilen bilgi öle yaz sen .. örtmen:haberleri dinlien varmı dün gece derviş abi(soyismini unuttum:)) been Nizipli kurt:hocam bnm işim olmazz onlarla bana komik yazılarda gelceksinizz .......................... sadece esprik olsun :)
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#11437
yazın çok güzel böyle güzel bir yazıya güzel bir yazı ile karşılık vereyim. Bir Saatlik Dost (yasanmis Bir HikÂye) Hizli bir çalisma temposunun ardindan saatin bes oldugunu kat nöbetini devretmeye gelen hemsire arkadaslar sayesinde fark etmistik. Yogun bir servisti çalistigim servis; çocuk servisleri hastanelerin en yogun ve gürültülü olan servisleridir. Artik günün yogunlugu geçmis servis sessiz bir hal almisti. Aksam tedavilerini henüz bitirmis, ofiste cay içmeye gitme telasindaydim. Çünkü o günün ilk çayini içme firsati yakaladim diye kendi kendime düsünüyordum. Kep dagilmis, saç bas karismis yorgun bitkin bir haldeydim, tedavi odasindan çiktigimda. Aynada kendimi taniyamadim. Ofise geldigimde hemsire odasinin telefonu çaliyordu. Oturdugum yerden büyük bir güçlükle ayaga kalktim ve telefona gittim; karsidaki ses acilde trafik yaralilarinin oldugunu, içlerinde çocuklarin da bulundugunu damar bulamadiklarindan dolayi acile yardima gelmemi söylüyordu.Tüm yorgunlugumu unutmus hizla acil servisine yönelmistim ki diger telefonda nöbetçi hekimin icapçi beyin cerrahi hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartismasini duydum. Nöbetçi hekimin sesi ortaligi çinlatiyordu: "Ne yapalim? Birakalim ölsün mu bu insanlar? Gelmek zorundasiniz! " .... "Gittiginiz davet beni ilgilendirmez! Nöbet degistirseydiniz çok önemli bir davetti madem...." .. "Siz Hipokrat yemini etmediniz mi?".... Konusma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek kosarak acil servisine gittim. Her yer kan revan içinde aglayan kosusturan yakinini bulmaya çalisan bir yigin insan vardi bu kalabalikta saglikli bir is nasil yapilirdi bilmiyordum ama herkes elinden geleni birilerine bakma gayretini gösteriyordu. Acil serviste yatak kalmamis sedyelere insanlar yatirilip,ilk müdahale yapilincaya kadar bekletiliyor, yetersiz kalan personel yerine hastalari yukari sevk edilen servise aileleri çikartiyordu. Onca kazazede içinde basinda kimsesi olmayan ama durumu da oldukça agir15-17 yas arasi bir genç vardi, gerekli müdahalesi yapilmis fakat sevk edildigi beyin cerrahi hekimi henüz görev yerine gelmedigi için orada bekletiliyordu. Kendime ait serum ve tedavileri uyguladiktan sonra o çocugun basina giderek ilgilenmeye çalistim. şuuru yerindeydi konustuklarimi anliyor,fakat cevap veremiyordu. Son anlarini yasadigini görüyor ve yalniz oldugu için korkunç derecede üzülüyordum, onu orada yalniz birakamiyordum. Zaten ben onunla ilgilenirken acil servis bosalmis, tüm hastalar gerekli servislere dagitilmisti. Ellerimi simsiki tutuyordu, "birakma dercesine" gözlerinden yaslar süzüldükçe kendimi ben de tutamaz hale gelmistim, egildim yanaklarindan öptüm."Birakmayacagim seni sakin ol, üzülme sakin" diyordum hiç tanimadigim, daha önce hiç görmedigim bu insana anlatilmaz bir yakinlik hissediyor, sanki onun acisinin aynisini çekiyordum. Çok aci çekiyordu; hem yalnizligindan hem de geçirmis oldugu beyin travmasindan.Ne kadar süre daha onunla kaldigimi hatirlamiyorum. Avucumu birakmasiyla kendime geldim. O artik aramizda degildi, budünyayi terk etmisti ve ben gelmeyen doktoru suçluyor içimden lanetler yagdiriyordum. Derken beyin cerrahi hekimi gelmisti. Hastanin daha dogrusu ölmüs gencin üzerindeki çarsafi almami söyledi. Çarsafi kaldirdigimda doktorun hiç birsey söyleme firsati olmadan yere düstügünü gördüm. Ne oldugunu anlamaya çalisiyordum. Yemekli bir davetten gelmisti. Acaba çok mu sarhostu ya da kalp krizi mi geçiriyordu diye düsünürken diger hekim arkadaslari olaya müdahale etmislerdi bile. Ölen o gencecik insanin babasiydi bu doktor ve kendi evladinin tedavisi için çok geç kalmisti ne yazik ki. Kötü günde oglunun acisiyla felç geçirmis ve görevine yeniden dönememisti. HACETTEPE ÜNIVERSITESI-2000 Seni yeniden andim KEREM; ruhun sad olsun; hayattaki bir saatlik dost...bana yillardir yasattigin tecrübeyle dost kalan dost .. 1986) MUTLAKA 2-3 Ayda bir bu yaziyi okurum ben. Size de tavsiye ediyorum. Dostluk her gün 2-3 kere telefonla konusmak degildir... Dostluk yapilmasi geregine inanilan telefon görüsmeleri sirasinda diger insanlarin dedikodusunu yaparak karsilikli bir seyler paylasildigini zannetmek degildir... Dostluk; dost bildigin kisinin en ince detaylarini bilme ihtiyaci ve geregi degildir... Dostluk; dost bildigin kisinin senin en karisik detaylarini bilmesi gerektigi de degildir... Dostluk her hafta 3-5 kere görüsmek degildir... 1 ay, 1sene, 5 sene seni aramayan, senin de aramadigin bir insani birdenbire arayip, dertlesmek, hatir sormak istersen ve o insan da seni geri çevirmez ve sanki daha az önce konusmusun gibi kaldiginiz yerden konusmaya devam ederse, ve daha da önemlisi bu 1 ay, 1 sene, 5 sene ayriliga ragmen bu insanin basi gerçekten sikistiginda yardimina kosacak ilk insanlardan biriysen ve ayni sekilde onun da öyle oldugunu biliyorsan EMIN OL KI..... O kisi senin DOSTUNDUR.... Sen de Onun... " Her tur iliski avuç içinde duran kum taneleri gibidir. " Avucumuzu sikmadan, gevsekçe tutarsak, kum taneleri kaymaz, durur. . Avucumuzu kapatip, sikmaya basladigimiz an kum taneleri parmaklarimizin arasindan akmaya baslar. Bir kismini tutmayi basarsaniz da, çogu akip gider. Iliskiler de öyledir. Esneklik varsa, diger insana saygi duyuluyor ve özgürlük taniniyorsa iliskiler bozulmaz. Ama diger insani çok bunaltirsaniz iliski ve yavas yavas bozulur ve biter. Hayatta pek çok insanla karsilasirsin. Ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz birakir." GERÇEK DOSTLARINIZI BULUP HIC KAYBETMEMENIZ DILEGIYLE!!!
akhenaton Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.828
#11441
akhenton(acaba yanlış mı yazdım) : şair olcam gökhancım yanlış yazmışsın. ben zaten şairim:))
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#11533
tek gözlü geyik ve deniz TEK GÖZLÜ GEYİK VE DENİZ Bir geyiğin tek gözü kör olmuş. Bir gün karnını doyurmak için deniz kenarına inmiş. Başlamış otlamaya. Bir yandan da kendi kendine şöyle demiş: "Sağlam gözümü karadan yana çevireyim. Bir tehlike gelirse karadan gelir. Diğer gözüm de deniz tarafında olsun. Nasıl olsa denizden bir zarar gelmez." O sırada denizden bir sandal geçiyormuş. Sandaldakiler kıyıdaki geyiği görünce hemen oklarını çıkarıp onu vurmuşlar. Geyik ölürken şöyle demiş: "Tehlikeli sandığım karadan bir kötülük gelmedi de güvendiğim deniz benim canımı alıyor. ______________________________________________
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#11582
aşkta yarın yoktur Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler,iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde(hala gençim tiny_mce/plugins/emotions/images/smiley-smile [Eksik eski medya kaydı] ), o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da.... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi,umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... Edited by - gokhandokuyucu on 6/27/2006 3:34:21 AM
akhenaton Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.828
#11835
gidişlerin ölümüm olurdu, eger dönüşlerin olmasaydı.. hasretin kavururdu bu bedeni, eger vuslatın olmasaydı.. ayrılık şarkıları yüreğime hançer misali inerdi, eger kavuşmanın hayali olmasaydı... belkide ibrahim sadri'yi ve şiirlerini bu kadar sevemezdim, eger seni sevmemiş olsaydım.... giderken nemlenen gözlerim şimdi gelişini beklemenin heyecanlı tebessümünde yar. bekliyorum hadi ansızın gel, haber vermeden, zili çalmadan gir içeri, hiç gitmemiş gibi gel bana....
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#11851
AYRILIK gitsem uzaklara, bakarmısın arkamdan, düşünürmüsün beni, özlermisin, ağlarmısın benim için, üzülürmüsünsevgimiziçin, seni düşündüğüm halde, seni istediğim halde, seni sevdiğim halde, bakamıyorum arkama, bakmak istemiyorum, sana dönmek istiyorum, dönemiyorum, seni unutmak istiyorum, unutamıyorum, ama senden de vazgeçemiyorum, düşünüyorum sadece düşünüyorum, acaba sende beni düşünüyormusun, istiyorum, sen de beni istiyormusun, sana koşmak, haykırmak, sevgimi vermek istiyorum ama hiçbirşey yapamıyorum, çünkü sen yoksun ki, sen uzaklarda kaldın ama yüreğimden atamadım, sevgimden kopamadım, kalbimden çıkaramadım, istiyorum seni seni hep seni istiyorum, unutamıyorum vazgeçemiyorum, ÇÜNKÜ İLKLER UNUTULMUYOR
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#12073
TİLKİ İLE YILAN Bir gün tilki ile yılan arkadaş olmuşlar.derken günün birinde bir dere kıyısına gelmişler yılanın aklına bir hainlik gelmiş kendi kendine ben tilkiyi kandırıp karşıya geçitreyim yarı yerde onu sokup zehirleyerek öldürürüm diye planlar kurmuş.Yılan tilki kardeş; -Hadi karşıya geçelim demiş. Tilki olur hadi geçelim deyince. YIlan: -Tilki kardeş geçelimde ben pek yüzme bilmem sana dolansam sende beni karşıya geçirsen olmazmı deyince. Tilki bakmış bu işte bir iş var. -Olur yılan kardeş hadi geçelim deyip beraber suya dalmışlar yarı yola gelince yılan yavaş tilkiyi sıkmaya başlamış tilki bakmışki yılan sıkarak yüzmesini engelleyip kendisini boğacak, yavaşca yılan kardeş takadim halim kalmadı beni bırak başının caresine bak ben her halde boğulup öleceğim yalnız ölmeden şu güzel yüzünü bir öpeyim deyince,yılan sevinerek başını uzatı vermiş. tilki bir solukta yılanın başını dişlerinin arasına alıp öldürüş yılanı ağzıyla kıyıya kadar taşıyıp yere bıraktıktan sonra yılanı ayakları ile düzeltip iplik gibi dümdüz bir hale getirmiş ve yılanıniki adım gerisine çıkarak ölü yılana seslenmiş: -YILAN KARDEŞ SAĞLIĞINDA BÖYLE DOSDOĞRU OLSAYDIN BU HALE DÜŞMEZDİN demiş selamlar
Orhan Çelik Üye
Üyelik: 2006-02-25 Herkese açık mesaj: 3.080
#12090
Gökhancım sayfanı meşgul ettiğimin farkındayım afedersin ama,canım sıkılıyordu,bende bunları attım oracığa,silmek istersen serbestsin.Kızmam..
akhenaton Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.828
#12092
seni anlayışla karşılıyoruz abi:)) şiir yazamadığın için resim atmışsın, bunda utanılacak birşey yok:))
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#12093
sevgili orhan kardeşim havalar ısındı patlıcanlar çıktı ondan mı oynuyorsun? yoksa gökhanın geçen gün seni korkuttuğundan buyana düzen tutturamadığındanmı? selamlar
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#12098
evlat dünyanın benim olmasını çok isterdim vallahi vallahi, dağıtmak için.inşallah bir dernek kuracak arkadaşlar biraz daha sabredin
Orhan Çelik Üye
Üyelik: 2006-02-25 Herkese açık mesaj: 3.080
#12119
Fatih abi biraz haklısın ,patlıcanın etkisi var. Fırat'a gittiğimde,o berrak suyu gördüğümde,adeta çocuk gibi olurum. Farkında olmadan sulukuleliler gibi oynamaya başlarım. Akhenaton kardeşim şiir konusunda itiraf ediyorum,sizin gibi aşk meşk şiirlerinden anlamam. Ama zengin içerikli,Osmanlı şiirleri istersen sana yardımcı olabilirim. Gerçi bilmiyorum ilgi alanına girermi acaba ?
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#12121
Dünyanın binbir çeşit hali, Yüce Allah kimilerini varlıkla, kimilerinide yoklukla sınav ediyor işte, Sonuçta herşeyin sonu sabır, sabrın da sonu selamettir...
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#12127
Kardeşim yazını okurken gözlerim yaşardı bizde aynı yollardan geçtik inş. sana yardımcı olabiliecek bir abimiz olur. İnş. kuracağımız dernek vasıtası ile size de yardımcı oluruz...Dua edin şu derneği kuralım..
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#12128
Abi silmem ama bir şartım var beni de o fırat kenarında balık tutmaya götürürsen tiny_mce/plugins/emotions/images/smiley-tongue-out [Eksik eski medya kaydı]
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#12129
Resim kaynağı
"style1" KAR TANESi Bugün elime bir kar tanesi düştü O kadar güzel O kadar narindi ki , Hiç erimesin istedim... Ama bir süre sonra eridi ve kayboldu. Üzüldüm , korktum ... Bir gün seninde kabolmandan korktum. Ne olur sende erime olurmu..! Bugün erimeni istemiyorum.... Sende her kar tanesi gibi eridin. Bugün yine yanlızım , yine sessiz buralar. Biliyormusun hiç aksam olmasın istiyorum. Şimdi senden gidiyorum... elveda kar tanesi
firaset Üye
Üyelik: 2005-09-09 Herkese açık mesaj: 148
#12142
çok güzel birkonuya deyinmis arkadas. gerceklerden bahsetmis.anlayana ama.egitimi güzel elestirmis.HaytIn zorluna da deginmis KISACASI SÜPER BiR MAKALE OKuYUN VE YANITLAYIN... Edited by - gokhandokuyucu on 7/7/2006 12:05:02 PM
akhenaton Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.828
#12146
anlatmak isterdim bende senin gibi..... nasıl üniversiteyi bıraktığımı, kazanmak için gecelerimi gündüzlerime nasıl kattığımı... ve sonra..... nasıl bırakıp geldiğimi... hayat zorrr hemde çook zor.. üzülme kardeşim. inşallah senin için yapacağımız birşeyler olacaktır... biraz sabret...
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#12414
Gökhan, modası geçti, ama alemdar polata benzemişin...ehuehuehu...;) Edited by - Nizipli_kurt on 7/11/2006 3:26:28 PM
cengizkrbck Üye
Üyelik: 2005-11-22 Herkese açık mesaj: 583
#12422
hortumcu da vatanın askeri.... Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak. O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak, Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak. Çalma kurban olayım hepsini, ey hırslı çakal Gariban halkımada bir pul, bırakacak kadar al Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemal Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım Hangi hükümet beni kurtaracakmış? Şaşarım Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim