Fransız sosyolog, çöl hayatını incelemeye karar vermiş. Koyun sürüsü olan çobana misafir olmuş. Bir ara çıkan bâd-ı semum denen zehirli çöl fırtınası, sürüsünün yarısını götürmüş. Sosyolog:
“Adam artık hasta olur, yataklara düşer!” diye düşünmüş.
“Tevekkeltü Alellah! Allah’a tevekkül ettim. Mal Onundur, O mülkünde istediği gibi tasarruf eder!” demiş.
İkinci bir fırtına dalgası, neredeyse diğer yarısını götürmüş.
“Şimdi çıldırır!”
Yine aynı tevekkülle sükûnetini muhafaza etmiş. Bir üçüncü dalgada kalanı gitmiş.
“Şimdi intihar eder!” diye geçirmiş içinden. Ama, o yine tevekkülün sihirli gücüne yapışarak bu fırtınayı da atlatmış. Araştırmacı, “Bu nasıl iş?” diyerek kendisi hayretten çıldırma derecesine gelmiş. Oradan ayrılıp, yolda yine zor durumda kalanların aynı tevekkülün koruyucu ipine yapıştıklarını müşahade edince şöyle yazmış: “Huzurlu ve mutlu bir hayat sürmek istiyorsanız Müslümanlar gibi tevekkül edin ve kadere inanın!”
alıntıdır>>
Dini İçerikli Konular
#167714
#167732
#167820
#167828
#167829
#167839
#167851
#167857
#167859
#167894
#167928
''TevekküL''.< mutlaka okuyun>
Teşekkürler
Kadercilikle ilgi başka yerlerde bir sürü yazı yazdım, kaderci olmak Müslümanlığa ters düşen bir olaydır, kaderci olursan herşeyi Allahtan dersin o zamanda ABD nin tüm müslümanlar üzerinde yaptığı zulmüde allahtan ne yapayım der sineye çekersin.
Sömürülen halklar her zaman kaderci olmuşlardır, sömürenler yukarıdaki sosyoloğun temkinleri gibi söylemlerle insanları kaderci yapıp daha sonrada sömürge haline getirmişlerdir.
Müslüm bey sizin kadercilik diye yanlış anlattıgınız şey hikayenin net olarak ifade ettiğidir.
Ne yapsın yani çoban isyan mı etsin?
Yapılan zulümlere kalınan sessizliğe ise kadercilik ismi takmanız kader mefhumuna ne kadar uzak olduğunuzu gösteriyor.
Tevekkül elindne gelen herşeyi yaptıktan sonra Allaha havale etmektir.
Tevekkül, her şeyi Ona havale edip sırtüstü yatmak değildir. Böyle bir tutum, tevekkül değil, tembelliktir. Tevekkül, Kâinat Sultanının koyduğu kanunlara, sebeplere müracaat ettikten, gerekli şartları yerine getirdikten, elinden gelen çabayı gösterdikten sonra sonucu Ona havale etmektir.
“Biz neden Allah’a tevekkül etmeyelim ki? Gireceğimiz yolları bize O gösterdi. Bize verdiğiniz her türlü ezâ ve sıkıntıya sabredeceğiz. Tevekkül edenler yalnız Allah’a dayanıp güvenmelidirler.”4
Doğru tevekkül, bizi sevginin sonsuz gücüyle karşılaştırır. Rabbimiz, Kutlu Elçisi şahsında şu emri verir bize: “Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkül et. Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever.”5
Tevekkülün hemen yanıbaşında kanaat gelir. Ancak, onu da yanlış anlamamalı: “Tamam, çalıştım, bu kadar kazandım, yeter!” demek, kanaat değildir. Çalışmayı yaptıktan sonra sonucuna razı olmaktır, memnun olmaktır, mutlu olmaktır. Ve çalışmaya devam etmektir. Tevekkül kaderle de bağlantılı. Kadere iman ne kadar yüksekse, tevekkül o derece güçlüdür. Çünkü, tam bir tevekkül ile Rabbine yönelen, yalnız Ondan yardım dileyen bir kul olur. Böylece sebeplerin peşine takılmaktan, olayların oyuncağı, insanların kölesi olmaktan kurtulur. Bu, ulvî bir hazzın ve muhteşem bir gücün enerjisini almak demektir. Ve stresten de o nispette uzak yaşarız.
Yunus nede güzel söylemiş,,
====================
Hoştur bana senden gelen
Ya hilat yahut kefen
Ya taze gül yahut diken
Kahrın da hoş lutfun da hoş.
Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden vefa
Ikisi de cana safa
Kahrın da hoş lutfun da hoş..
Güzel bir paylaşım Teşekkürler..
Her şeye bir kılıf uyduruyorsunuz, cahil cüheda kesmine bunu nasıl anlatacaksınız, tevekkül yok öyle değil böyle derseniz adam inanırmı, yukarda allah var o ne isterse öyle yapar demezmi, yukarıda anlatılan hikayede deseydi çoban fırtına çıkacağını anlayıp koyunları kuytu bir yere götürdü ama aldığı tüm önlemlere rağmen fırtına koyunlarını telef etti ondan sonra çoban tevekkül etti denseydi anlayacaktım ama öyle anlatılmıyor.
Nahl Suresi Ayet:44
“Ey Habibim! Kuran’ı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.”
Ayrıca bu sureyi hiçbir zaman unutmayalım.
İmanın 6 şartından biri kadere inanmaktır.
Konu tek cümle ile "her türlü tedbiri almak kuldan, (alınan tedbirden sonra başa gelenlere şükretmek yada sabretmek, tevekkül) takdir de Allah'tandır."
Bu arada "kılıf uydurma" cümlesi böyle bir konuda çok sert ve uygunsuz olmuş. Müslüm beyin bu konuda farkında olmadan amacını aşan bir ifade kullandığını zannediyorum.
müslüm abi kılıf demeyelim biz buna her konuya iyi bir yaklaşım var diyelim gerçi iyi olup olmaması da öznel bir durumdur da en iyisi yaklaşım diyelim. ama arkası bos yaklasımlar değil bunlar tamamen doğruluğu kitlelerce kabul gören gerceklerdir.
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.