Mum ve Ateş
Sen bir ateştin ve beni acımasızca, belkide farkında olmadan yakmıştın. Bense kendi halinde, etrafını aydınlatmaya çalışan, zavallı bir mum... Yıllar önce söndürmüşlerdi bu mumu. Ta ki gelip ateşe gönül verene kadar, ateş acımasızdı ve hiç acımadı zavallı muma. Bir anda onun tekrar yanmasını sağladı. Artık zavallı mum üzerindeki aşk ateşiyle erimeye ve daha az ışık vermeye başladı.Yinede çok mutluydu çünkü erimesini sağlayan ateşi deliler gibi seviyordu. ve biliyordu ki bir gün bitip tükenecekti. Ama üzüntüsü bu değildi mumun. Üzerindeki ateşi kaybetmekti
GECEYE...Yine gece oldu,
Hiç sabah olmayacakmış gibi...
Sonsuz bir karanlıkla kaplı gökyüzü;Görünmeye başladı yine fezanın en dibi...Başka bir hali vardır gecenin,Hep bir düşünce sarar beni:Bu sabaha çıkacak mıyız?Yoksa görecek miyiz kıyameti?...SUBUTAY
TEKDÜZE HAYATLARSabah git, akşam gel,Ye yemeğini,Aç televizyonu.Aman! Dizi başlaman,Hele bak kaynadı mı çay suyu?Atıştır yemişleri,Karnını sıvazla,Ve uyu...Hayatın mantar olmuş,Yeter artık! Değiştir şu huyu!...SUBUTAY
Kollarımı açtım gök yüzüne yalvardımGönlümdeki durgunlukları atasım geldiGöz yaşlarım akmadan için için ağladımİçimdeki aşkı kökünden söküp atasım geldiUyku girmedi gözüme yatağımdan kalktımGecenin karanlığında yıldızlara baktımDüşünceli ve efkarlı bir siğara yaktımSanki merdiven kurup semaya çıkasım geldiÖldürüyor düşünceler bitmiyor bu çilelerNe zaman mutlu oluyor bilmiyorum sevenlerAşka gelip geçicidir birgün unutulur diyenlerKarşısına sanki koca dağ olup durasım geldiSevenler sevilenler sevginiz içten ve sıcak olsunKalpleriniz açık gönlünüze mutluluklar dolsunGeriye tatlı tatlı sevgilerle hatıralarınız kalsınToprağı yarıp sevgi tohumunu ekesim geldi
Var mi beni içinizde tanıyan?Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.Kalmasa da şöhretimi duymayan,Kimliğimi tarif etmek zor benim...Bülbül benim lisanımla ötüştü.Bir gül için can evinden tutuştu.Yüreğine Toroslar'dan çığ düştü.Yangınımı söndürmedi kar benim...Niceler sultandı, kraldı, şahtı.Benimle değişti talihi bahtı,Yerle bir eylerim taç ile tahtı,Akil almaz hünerlerim var benim...Kamil iken cahil ettim alimi,Vahşi iken yahşi ettim zalimi,Yavuz iken zebun ettim Selim'i,Her oyunu bozan gizli zor benim...Yeryüzünde ben ürettim veremi.Lokman Hekim bulamadı çaremi.Asli için kül eyledim Kerem'i.İbrahim'in atıldığı kor benim...Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di.Hatrım için yüce dağlar delindi.Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...İlahimle Mevlana'yı döndürdüm.Yunus'umla öfkeleri dindirdim.Günahımla çok ocaklar söndürdüm.Mevla'danım, hayır benim, ser benim...Kimsesizim hışmım da yok, hasmım daGörünmezim cismim de yok, resmim deDil üzmezim, tek hece var ismimdeBarınağım gönül denen yer benim
Tertemiz duygularla sevdim inan ki seni,Ümidim oldun kimseyi açılmamış kalbimde.Limana yanaşmış sessiz bir gemi gibi,Ansızın bir güneş gibi doğdun içimde..Yeniden dünyaya geldim seni sevince..Hayatıma senden başka kimse girmeyecek,Üzülmek yok, kalbim yanlızca seni sevecek..Sen benim için çok degerlisin sevgilim,Emin ol aşkımız sonsuza kadar sürecek..Yine de tereddüt içinde kalırsan birtanem,İlk kelimelerin,ilk harflerini birleştir,Ne çıkıyor bak!.. Bu iki ismi yaz Kalbine...
Ayrılık, tut elimden, bırakma Ben ilk defa çıkıyorum bu yolculuğa Yol bilmem, iz bilmem korkuyorum Bu yol çok karanlık önümü görmüyorum Tut elimden ayrılık, bırakma Gece çok soğuk, üşüyorum Güneşim battı, artık içimi ısıtmıyor Bu yolculuk nerede biter bilmiyorum Tut elimden ayrılık, bırakma Bir meçhule doğru yürüyorum Aşkım, yoldaşım beni artık istemiyor Yapayalnız yalnızlığa gidiyorum Tut elimden ayrılık, bırakma Dayanağımı yitirdim, düşüyorum Tut elimden ayrılık, bırakma Canımı evde bıraktım, ölüyorum Ölüyorum ayrılık, ölüyorum
SARIMSAK TARLASI...
Genç adamın biri, dermiş babasına her gün,
'Benimde dostlarım var, sendeki dost gibi.'
Baba itiraz eder, olmaz demiş dost,
hakikisi belki bir, belki iki.
Fazlasını bulamazsın gerçek hakiki...
Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma.
Karar verirler bir sınava.
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna,'Hadi bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
koymuşlar çuvala,dıştan bakılınca sanılmakta.
delikanlı sırtlar çuvalı,
gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.
O dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına.
Almaz içeriye arkadaşını.
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.
Ne yazık ki hepsinde de sonuç aynıdır.
Evlat geriye döner. Ama için için yıkılır...
Babasına dönerek, 'haklıymışsın baba' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba, hayır evlat der, benim bir dostum var bildiğim.
Hadi, çuvalı alda bir kere de git ona genç adam.
Adam, çuvalı sırtlar tekrar.
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost delikanlıyı hemen alır içeri.
Geçerler arka bahçeye.
Bir çukur kazarlar birlikte, Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye.
Üzerine de serpiştirirler toprak.
Belli olmasın diye ekerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına,
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası, daha belli olmaz, erken daha.
Sen yarın git o'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç yere, dinmeden ona, işte o zaman
anlaşılacak dostun hakikisi.
Sonra gel olanları anlat bana...
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini.
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini.
Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı,
Der ki, tokadı yiyen DOST,
'Git de söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasına bir iki
tokadı.'..
HAYATIMIZDA, HAYATINIZDA SARIMSAK TARLASINI
SATMAYACAK DOSTLAR
BULMANIZ,
BULMAMIZ DİLEĞİYLE...
(alıntı)
Haram fiiller yok ediyor belirli belirsiz nesneleriÖznelerin mahfuzluğunda öz nedir bilinmiyorÖlümden türüyor bütün düşüncelerUmudu, sevgiyi, dostluğu ve beklentileri öldürmekYapmak, olmak, başarmak, sevmek, korkmakMüspet, menfi bütün ifalar yürürlükteVe bütünü olması gereken bir serzenişteİşte yapamamanın olmadı ki başaramadımıHâlbuki yapamayan, olduramayan ve başaramayanınKendindeyken yorumuSevememenin korkuyorumuOkyanuslara tekabül onu tek kabul gördüğümüz yargılarHep arka sıralarda oturuyor bizi rahatsız eden önyargılarBenlik hep olması gereken yerin dışındaMünferit bir inziva arayışındaKuşun sol anahtarına sıkılan kurşunun hesabınıSormak ya da sormamak işte bütün mesele bu…..........
M. Emin ŞİMŞEK
(Sitede şiir bölümü bulamadım ve bunu deneme yazısı olarak makale bölümüne gönderdim. Eğer yönlendirme yapılırsa niziple ilgili bir şiir var onu eklemek isterim.)
Yüreğinize sağlık. Ama en üstte ve hiti oldukça yüksek olan Şiirsever Nizipliler Buraya... başlığını gözden kaçırmışsınız sanırım. Sitemizde sizin gibi birçok şiirsever var. Hatta ben de dahil olmak üzere birçok üyemiz kendi şiirlerini de paylaşıyor. Paylaşımınız için teşekkürler... Selamlar...
Alçak gönüllü kızın şiiriBir yarim olsun esmer, yakışıklı,
Çok şey istemem, boyu 1.80 olsun.
Fazla zengin olmasın umrumda değil,
Yetir ki 50-60 milyarı olsun.
Mesleğe etikete hiç önem vermem,
İster mühendis, ister doktor olsun.
Düğünümde fazla görkem istemem,
Yeter ki nikahımız Hilton da olsun. zz
Balayımız küçücük bir tatil,
Paris te, Roma da, New-York ta olsun.
Yüzgörümlüğü önemli değil,
Ne çıkar, birkaç taşlı pırlanta olsun. k0887
İstedim ki olmuşken gönlümce olsun.
Nerede olursa olsun otururum ben,
Minicik, 3 katlı bir köşküm olsun. y27
Evimde erkeğimin sözü geçmeli,
Yeter ki benem de müsaadem olsun.
Ev işlerimi kendim yaparım,
Bana yardım edecek birkaç hizmetçim olsun.
Yemek hazırlamak ayrı bir zevktir,
Pişirecek Bolulu bir aşçım olsun.
Midem büyük değildir, kuru ekmek yerim,
Yeter ki katığım siyah havyar olsun.
Seyahat etmek en büyük zevkim,
Yeter ki arabam Mercedes olsun.
Yaz tatilim sakin geçmeli,
Bunun için Side de bir yalım olsun.
Soğuk karlı kış günlerinde,
Uğrak yerimiz Uludağ olsun. 0004
Yılbaşı gecesi tek eğlencemiz,
Maksim de İborotti konseri olsun.
Doğum günümü hatırlasın yeter,
Yeter ki hediyesi bir yakut olsun.
Yıldönümümüzü birlikte kutlayalım,
Bana hediyesi bir villa olsun.
Kocayalım onunla aynı yastıkta,
Yeter ki yastığımız atlastan olsun. hih
Çocuklarımı kendim büyütürüm,
Bakacak İtalyan bir dadımız olsun. y29
Bundan ibaret bütün isteğim.
Nice kısmetlerim çıktı da teptim.
Benim gibi bir alçakgönüllüyü alacak olan,
Sadece birazcık sabırlı olsun....
Bu şiir şu an hayatını kaybetmiş Diyarbakır'lı tek şiirlik bir şair tarafından kaleme alınmıştır. Şiir kaleme alanın babasına yazdığı hayatının tek şiiridir.
Aslı 10 sayfa olarak tahmin edilmekte ve bilenen kısmını yazdım,küçük bir kısmını paylaştım. Şiir seven sevmeyen herkes için çok çok güzel bir şiir.
BEN DELİYİM
Ben deliyim
Zevkler ve renkler hiçbirşey ifade etmez bana
Sonların başladığı yerden başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum
Denizin ortasında küçük bir adayım yüzme bilmem
Yüreğimi bir yere bırakmışım bıraktığım yerden çok uzaklardayım
Kapıları kapamışım üstüme sürgüleri beynime çekmişim
Ben deliyim
Her akşam ayrı bir meydanda Atatürk heykeli karşısında olmayan aklımı darağacına asar ipini çekerim
Ölüm kurşun olup yağar üstüme
Binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim
Ben sıratın cambazı doğal bir felaket sosyal bir belayım
Ben deliyim
Bakışlarımı çivileyip gökyüzüne seni seyrederim
Sonra bir bidon gök kuşağı döküp yakarım seni
Külünle birlikte zamana savrulurum
Ben deliyim
Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üstünde
Sevdasını kurşuna dizer ufacık bir bakış boğazıma düğümlenir
Kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım
Ben deliyim
Çorbama kinimi doğrar öfkemi kaşıklarım
Zehir kokan bir gül biter kaşıklarımın arasında
Kimisi tükürür kimisi öper
Tükürene mezar öpene lalezar olurum
Bir sabah minik bir kuş olurKonarım pencerenin kenarınaSeyrederim senin uyanışınıSonra da sessizce uçup giderimBelki bir yağmur damlası olurYağar üzerine ıslatırım saçlarınıSüzülürken saçlarından yüzüneÖperim usulca yanağından...Kırlarda gezinirken senBir küçük papatya olurum benBeni fark etmeni beklerkenYanımdan sessizce gelip geçersinGökyüzünde gezinen bir bulut olurSevgimi yağdırırım damla damla üzerineGeceleri parlayan bir yıldız olurGöz kırparım sana çok uzaklardanSonra da beni görmen içinKayar giderim gökyüzünden sonsuzluğaBahçende açan bir gül olurSeyrederim seni doyasıyaEsen rüzgarlarla kokumu savurupSevdamı anlatırım sanaBazende ılık esen bir meltem olurEser durur dokunurum saçlarınaFısıldarım sessizce sevgimi kulağınaSenin beni duymayacağını bilerek...